İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/400 E. 2026/100 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/400
Karar No
2026/100
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/400 KARAR NO : 2026/100

... DAVA : Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 20/06/2025 KARAR TARİHİ : 05/03/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka Hakkına Tecavüz Nedeniyle Manevi Tazminat İstemli istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili .... ... Sendikası'nın usulüne uygun ve gerekli izinleri alarak 01.11.2023 tarihinde kurulduğunu, ilgili ad ile sendika kuruluşunun tamamlandığını ve sendika tüzel kişiliği kazandığını, müvekkili sendikanın, mühendislerin ve teknik hizmet sınıfında görev yapan çalışanların haklarını korumak ve iş güvencesi adil ücretlendirme ve çalışma koşulları gibi temel haklarını savunmak amacıyla kurulmuş olduğunu, kurulduğu günden bugüne ilkelerine bağlı kalarak üyelerine amacına uygun olarak hizmet vermeye devam ettiğini, ayrıca müvekkili sendikanın isim ve logosunun tescili için ... 30.12.2024 tarihinde başvuruda bulunduğunu, süreç içerisinde müvekkili sendika üyelerinden ... 15.04.2025 tarihinde sendikadan çekilme bildiriminde bulunduğunu, müvekkili sendikadan çekilme bildiriminde bulunan 7 üyenin çekilme bildiriminden itibaren 30 gün sonrasında geçerlilik kazanacağı yasal mevzuatın açık hükmü olduğunu, müvekkili sendikadan çekildiklerini bildiren 7 üyenin çekilmenin geçerlilik kazanma süresi dolmaksızın “... ...” kısa adıyla başkaca bir sendika kurduklarını, davalının kullandığı bu isim ise müvekkili sendikanın adı ile fonetik ve görsel olarak neredeyse aynı olduğunu, görüleceği üzere bu şahısların müvekkili sendika ile üyelik ilişkisi usulüne uygun olarak sona erdirmeksizin yeni sendika kurmaları ve müvekkili sendika isim logo ve tüzüğüne karşı hukuka aykırı olarak tecavüzde bulunulması nedeniyle huzurdaki davayı açma zorunluluğu olduğunu, müvekkili sendika ile aynı faaliyet alanında kurulan ve sendika izin ve valilik onay sürelerinin göz önüne alınmasına karşın anılan üyelerin çekilmesi geçerlilik kazanmadan yeni sendikanın açıldığının görüldüğünü, bu nedenler ile davalının, müvekkili sendikanın isim ve logo ve tüzük metnine karşı yapılan hukuka aykırı tecavüz sebebiyle saldırıda bulunanlara karşı müvekkilin TMK m. 24 kapsamında korunmasına ve saldırının sonlandırılmasına ve söz konusu tecavüz sebebiyle müvekkilin uğradığı zararlara istinaden HMK 107 kapsamında 100.000,00-TL manevi tazminatın tecavüz tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dilekçelerinde özetle; müvekkilinin Anayasa hükümlerine uygun olarak kurularak sendikal faaliyetlerine başladığını, davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemişittr. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı marka hakkına davalı tarafından tecavüz edilip edilmediği, tazminat şartlarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Davacıya ait ... sayılı marka başvurusunun "41. Sınıf: Eğitim ve öğretim hizmetleri, yaşam koçluğu (eğitim) hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet rezervasyonu ve bilet sağlama hizmetleri dahil). Söz, nişan, kına, düğün, doğum günü etkinlikleri için eğlence planlama hizmetleri. Dergi, kitap, gazete vb. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler (global iletişim ağları vasıtasıyla anılan hizmetlerin sağlanması da dahil). Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto-muhabirliği hizmetleri. Fotoğrafçılık hizmetleri. Tercüme hizmetleri." kapsadığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; Marka Hakkının İhlali; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. maddesinde “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiiller” başlığı ile tecavüz sayılan fiiller sayılmıştır. Buna göre; “Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. b)Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek. c)Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak. ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.” 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 29. Maddesi 1(a) bendinde “marka hakkına tecavüz sayılan fiiller” arasında düzenlenen ve “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlıklı 7. maddede, izinsiz olarak yapılması halinde marka sahibinin önlenmesini talep edebileceği fiiller şu şekilde belirtilmiştir; “a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.” Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesinin 3. fıkrasında ise marka hakkı sahibinin yasaklayabileceği bazı hallere (haksız kullanım şekillerine) yer verilmiştir. Buna göre, aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması Marka hakkının ihlali açısından yapılacak değerlendirmede, öncelikle davacı adına tescilli marka ile davalı tarafça kullanılan işaret arasında aynılık, ayırt edilemeyecek derecede benzerlik veya ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimali bulunup bulunmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, tescilli markanın kapsadığı mal ve hizmetler ile davalı yana ait kullanımın aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsayıp kapsamadığının da tespiti yapılmalıdır. Davacı taraf, dava dilekçesinde, müvekkilinin 30/12/2024 tarihinde.... sayılı markanın başvuru evrağını dosyaya sunmuştur. ... kısaltması olduğunun, Ana Tüzük’te belirtilmiş olduğu anlaşılmıştır. ... sayılı marka başvurusunun, davacıya ait olduğunun tespiti akabinde, ilgili marka başvurusu incelenmiştir. Buna göre; ... sayılı marka başvurusu, 29/09/2025 tarihli 477 sayılı bültende yayımlanmış olup, 29/11/2025 tarihine kadar itiraz süresi devam etmektedir. Davacının, dayanak olarak gösterdiği markanın, tescil edilmemesi durumunda, marka hakkının ihlalinden de bahsedilemeyeceği, dolayısıyla, ... sayılı markanın akıbeti, somut olay bakımından belirleyici olacağı, Dosya kapsamında, davalının markasal kullanımını gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davacı taraf, davalı adının, ihlal niteliğinde olduğundan bahisle işbu davayı açmıştır. Davalı sendikanın da ana tüzüğü dosyaya sunulmuş olup, buna göre; davalının kısa adı “... ... ...” ibaresi olduğu anlaşılmıştır. Davacıya ait marka başvurusu “...+...” unsurundan oluşan karma nitelikte bir markadır. Markanın ... unsurunu, üzerinde uçak çizimi olan bir çember içinde insan yüzü ile insan yüzünü çevreleyen yarım bir dişli çizimi oluşturmaktadır. Davacıya ait marka başvurusunda yer alan “...”, “...” ibareler, herkesin kullanımına açık ibareler olmakla birlikte, “...” ibaresi, anlamlı bir ibare değildir. Dolayısıyla, davacı markasının esas unsurunun “...” ibaresi olduğu, Davalının kısa adı olan “... ... ...” ile davacı adına başvurusu yapılan .... sayılı marka başvurusu, kelime unsurları bakımından benzerlik taşımaktadır. Zira her iki ibare de “... ..." ibaresini aynen içermektedir. Davacı markasında “...” ibaresi kullanılmışken, dava konusu edilen kullanımda “...” ibaresi kullanılmıştır. Davacı markası ile davalı kısa adının ayırt edici unsuru “...” ibaresidir. Dolayısıyla, davacıya ait marka başvurusu ile davalının kısa adı, esas unsur bakımından ayniyet taşıdığı, Davacıya ait marka başvurusunda “...” ibaresinin esas unsur olduğu, davalıya ait sendika adının esas unsurunun da ek unsur konumundaki “...” ibaresi olduğu, dava konusu sendika adı ile davacı marka başvurusunun esas unsurunun görsel, işitsel ve kavramsal olarak aynı olması nedeniyle dava konusu sendika adı ile davacıya ait marka başvurusu arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak derecede benzerlik bulunduğu, Davacı markası ile davalıya ait sendika adının, benzer olduğunun tespiti akabinde, davacıya ait markanın kapsadığı mal ve hizmetler ile davalı yana ait kullanımın aynı/benzer mal ve hizmetleri kapsayıp kapsamadığının da tespiti yapılmalıdır. Dosya kapsamında, davalının markasal kullanımını gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davacı taraf, davalı adının, ihlal niteliğinde olduğundan bahisle işbu davayı açmıştır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu madde 2/1-ğ’de, sendika “İşçilerin veya işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerek bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları” olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanun’un madde 26/8 hükmünde “Kuruluşlar ticaretle uğraşamaz.” düzenlemesine yer verilmiştir. Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7. maddesinin 3. fıkrasında marka hakkı sahibinin yasaklayabileceği bazı hallere (haksız kullanım şekillerine) yer verilmiştir. Buna göre, maddede belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde yasaklanabilir. Oysa, sendikaların ticaretle uğraşmaları, Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmeleri Kanunu ile yasaklanmıştır. .... sayılı kararında; sendika olan davalının ticari bir kurum olmadığı açıkça ifade edilmiştir; “Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının uygulama ve eylemlerinin ticari etki doğurmasının haksız rekabet hükümlerinin uygulanabilmesi için zorunlu olduğu oysa davacı ile davalının aynı ve benzer alanlarda faaliyet göstermedikleri, davalı Sendika'nın ticari bir kurum olmadığı veya ticari faaliyetlerinin bulunmadığı, davalının sendikal faaliyetlerinin ve bu kapsamdaki haber içerikli paylaşımlarının markasal nitelikte bulunmadığı, ticari bir etki yaratmasının veya yaratma ihtimalinin bulunmasının ya da iktisadi rekabet ortamını ve piyasayı etkilemesinin mümkün olmadığı, bu durum karşısında davalının ticari hayata yansımayan dava konusu davranış ve uygulamalarının SMK'nın 29/1. maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54 vd. maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil etmediği, sendika ile işveren arasındaki ilişkinin mahiyeti gereği ortaya çıkan sonuçların, işbu davanın konusunu oluşturmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir. ... Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile .... Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,... karar verildi.” Sonuç olarak; davacının dayanak olarak gösterdiği ... sayılı marka başvurusunun 29/09/2025 tarihli 477 sayılı bültende yayımlandığı ve yayına itiraz süresinin 29/11/2025 tarihine kadar devam ettiği, davacı adına kayıtlı marka başvurusu ile davalının sendika kısa adının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, bununla birlikte davalının, bir sendika olduğu ve ticari olarak faaliyet göstermelerinin Kanun ile yasaklandığı, marka hakkına tecavüzden bahsedebilmek için işaretin ticaret alanında kullanılması gerektiği, somut olayda, marka hakkına tecavüz koşullarının şu hale göre bulunmadığı,

Netice itibariyle, Davacının dayanak olarak gösterdiği ... sayılı marka başvurusunun 29/09/2025 tarihli 477 sayılı bültende yayımlandığı ve yayına itiraz süresinin 29/11/2025 tarihine kadar devam ettiği, Davacı adına kayıtlı marka başvurusu ile davalının sendika kısa adının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, Dosya kapsamında, davalının markasal kullanımını gösterir herhangi bir belgenin bulunmadığı, Davalının, bir sendika olduğu ve ticari olarak faaliyet göstermelerinin Kanun ile yasaklandığı, Marka hakkına tecavüzden bahsedebilmek için işaretin ticaret alanında kullanılması gerektiği, Somut olayda, marka hakkına tecavüz koşullarının oluşmadığı, sonuçlarına varılmış aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Davanın reddine, Alınması gereken 732,00.-TL harçtan, peşin alınan 615,40.-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 116,60.-TL maktu ilâm harcının davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, Davalı sendika kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ve davalı vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ... Mahkemeleri'nde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/400, K. 2026/100, T. 05.03.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-400-e-2026-100-k-bba162f2a051