İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/40 E. 2025/299 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/40
Karar No
2025/299
Karar Tarihi

T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/40 Esas - 2025/299 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2025/40 KARAR NO : 2025/299

DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü. DAVA TARİHİ : 24/01/2025 KARAR TARİHİ : 18/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/10/2025

TALEP: Davacı vekili 24/01/2025 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin 2018/59250, 2018/92162, 2018/93389, 2019/04662, 2019/04664, 2020/34220 sayılı "... ...", "... y... .... .... .... .... .... .... .... ... kod numarası alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu red kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Türk Patent ve Marka Kurumu Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını, zira; müvekkilinin tanınmış “...” markasının sahibi olduğunu, ... ... markasının müvekkili markalarından biri olduğunu ve T/03542 sayı ile tanınmış marka olarak koruma altında olduğunu, 1991 yılından beri markanın kullanıldığını, emsal mahkeme kararlarında ... markasının tanınmışlığı ve ayırt edici vasfının kabul edildiğini, bu nedenle müvekkiline ait markanın tanınmışlık seviyesinin markanın benzer markalar ile daha üst seviyede ve çok daha kolay bir şekilde ilişkilendirilmesine ve tüketici nezdinde iltibas oluşmasına neden olacağını, kapsamında müvekkili markaları kapsamında da yer alan 35. Sınıfta yer alan 05, 29, 30, 32. Sınıfın tamamının bulunduğunu, markaların iltibas yaratır düzeyde benzer olarak görülmeleri gerektiğini, “...” ile “...” markalarının benzer olmadığının ileri sürülmesi halinde, isim yapmış markaların önüne arkasına sağına soluna ibareler eklenmek suretiyle marka tescil başvurusu talepleri doğacağını, davalı başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu ileri sürerek, 2024-M-16099 sayılı kararının ve 2022/087460 başvuru numarası ile kayıtlı "..." ibareli marka başvurusunun 35. Sınıf içerisinde yer alan 05, 29, 30, 32. Sınıftaki bir takım mallar bakımından iptali ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle: YİDK tarafından verilen kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, taraf markalarında benzerlik unsuru bulunmadığını, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, davacı tarafın tanınmışlık ve kötü niyete iddiasına ilişkin somut delil sunulmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Dava dilekçesi davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/5, 6/9'a dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan 2022/087460 sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak TÜRKPATENT YİDK tarafından alınan 2024-M-16099 sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler TÜRKPATENT'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin 2022/087460 başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/5 maddesine göre markalarının tanınmışlığı iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının alınan YİDK kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, TÜRKPATENT'in 2024-M-16099 sayılı YİDK kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen YİDK kararının davacıya 26/11/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 24/01/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.

İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ 2022/087460 başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; dava konusu "..." ibaresinin 08, 14, 18, 20, 21, 22, 23, 25, 26 ve 35. mal ve hizmet sınıflarını kapsar şekilde 16.06.2022 tarih ve 2022/087460 sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.10.2022 tarih ve 407 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmasına karar verildiği görülmüştür. Söz konusu karara karşı davacı yanca önceki tarihli “...” ibareli markalarına dayalı olarak itirazda bulunulduğu, keza yine dava dışı 3. firmalarca da itirazların ileri sürüldüğü, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 01.11.2023 tarihli kararı neticesinde davacı itirazlarının reddolunduğu, dava dışı 3. kişi itirazlarının ise 21, 25 ve 35. sınıf bir kısım mal ve hizmetler yönünden kabul edildiği görülmüştür. Anılan kısmi ret kararına karşı davalı başvuru sahibince itiraz edilmediği, reddedilen emtialar yönünden kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Anılan karara karşı davacı tarafça bir kez daha itiraz edilerek, kendi itirazları yönünden verilen ret kararının kaldırılması ve başvurunun reddine karar verilmesi talebinde bulunulduğu, davacı itirazlarını inceleyen YİDK'in huzurda dava konusu edilen kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.

TÜRKPATENT YİDK'in 2024-M-16099 sayılı kararında; "2022/087460 başvuru numaralı ve "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvurunun 2018 59250, 2018 92162, 2018 93389, 2019 04662, 2019 04664, 2020 34220 sayılı ve "... ...", "... ye formda kal", "... extra", "... plus", "... +", "... ye, ...'la kal!" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. ... İtiraz sahibi tarafından yapılan itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir. Kurul'da yapılan incelemede, başvuruya konu "..." ibareli marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen 2018 59250, 2018 92162, 2018 93389, 2019 04662, 2019 04664, 2020 34220 sayılı markalar arasında 6769 s. Kanun'un 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Takiben, itiraz dilekçesinde ifade edilen tanınmışlık gerekçeli itiraz incelenmiştir. ... Bu çerçevede, 6769 s. SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddeleri kapsamında yapılan itirazın kabulü yönünde Kurul'da kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz da yerinde görülmemiştir. Her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.

Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "..." (2022/087460) 08 / 14 / 18 / 20 / 22 / 23 / 26 / 35. sınıflar.

Davacı Markaları "... ...", "... ye formda kal", "... extra", "... plus", "... +", "... ye, ...'la kal!" (2018/59250, 2018/92162, 2018/93389, 2019/04662, 2019/04664, 2020/34220) 05 / 29 / 30 / 32. sınıflar.

Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 03/09/2025 havale tarihli raporda özetle; "- Dava konusu başvuru kapsamında yer alan ve dava konusu edilen 35. Sınıf 05. alt grubundaki hizmetlerin tamamı bakımından, taraf markalarının kapsamlarının mal – malın satışına özgülenmiş satış hizmetleri arasındaki ilişki doğrultusunda benzerlik düzeyinde bir ilişki içerisinde oldukları, - Ayrıntıları rapor kapsamında açıklanan gerekçeler nedeniyle taraf markaları arasında iltibas riskinin ortaya çıkmayacak olduğu, - Davacı markalarının “bisküvi,kraker” gibi atıştırmalık ürünlerde tanınmışlığına yönelik mevcut mahkeme kararları bulunmakta ise de davacı markasının tanınırlığı konusunda bir kanaate varılsa dahi SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmayacağı, - Davacı tarafça dosya kapsamına sunulan ve muhtelif mahkemeler tarafından verildiği görülen muhtelif tarihli yargı kararlarının yorum ve takdirinin Sayın Mahkemeye ait olması gerektiği, “...” markaları ile ilgili olarak verilen kararlar ile zıt yönde değerlendirmeler içerir ve yine güncel tarihli olarak da çok sayıda emsal kararın bulunduğu, heyetimiz değerlendirmelerinin ise somut ihtilaf konusu markanın bütünsel algısı gözetilerek somut olay özelinde objektif kriterler çerçevesinde ele alındığı, - Kötü niyet iddialarının takdirinin Mahkemeye ait olması gerektiği," ifade edilmiştir.

Uzman bilirkişi heyetinden alınan 03/09/2025 havale tarihli raporda Prof. Dr. Sanem ALKIBAY tarafından sunulan ayrık görüşte özetle; "Karşılaştırmaya konu olan markalar görsel, işitsel ve kavramsal olarak incelendiğinde, dava konusu markanın davacı markalarının esas unsuru konumundaki “...” ibaresini aynen içerdiği, markalar arasında oldukça yüksek işitsel, görsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, dava konusu markada yer alan “lux” ibaresinin herkesin kullanımına açık, kalite vurgusu yapan bir ifade olması nedeniyle markaları farklılaştırmaya yeterli olmadığı, ilgili tüketici markaların farklı olduğunu algılasa bile dava konusu markayı davacı markalarının serisi gibi algılamasının kuvvetle muhtemel olduğu, dolayısıyla markaların aynı işletmenin markaları olarak düşüneceği hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacı markaları arasında marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve kavramsal olarak karıştırılmaya yol açacak düzeyde bir benzerlik bulunduğu kanaatine varılmıştır. Sonuç olarak dava konusu marka kapsamında yer alan ve davaya konu edilen mal ve hizmetler açısından taraf markaları aynı ya da benzer mal ve hizmetleri ihtiva ettikleri, iltibas iddialarının temelini oluşturan “...” ibaresinin taraf markalarındaki kullanımları ve yarattıkları nihai algıların benzer olmasından dolayı somut olayda SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas ihtimali koşullarının oluştuğu görüş ve kanaatlerine takdiri Mahkemeye ait olmak üzere varılmıştır." ifade edilmiştir.

Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor ya da ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.

TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve 2022/087460 başvuru numaralı davalı başvurusunun 35/05-29-30-32' inci sınıflardaki kapsamı aşağıdaki gibidir: "35.sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için: 05.sınıf:Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. 29.sınıf:Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. 30.sınıf:Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. 32.sınıf: Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)

İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının 2018/59250, 2018/92162, 2018/93389, 2019/04662, 2019/04664, 2020/34220 sayılı markalarından meydana geldiği kapsamında ise 05 / 29 / 30 / 32. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Davacı yanın 2019 04882 sayılı markası kapsamında yer alan emtialar ile dava konusu marka kapsamındaki hizmetler arasında ilk algıda dahi somut farklılıklar mevcut olduğundan tabloda yer verilmemiştir. yine davacı yanın dayanak markalarından 2022/201874 sayılı markanın ise itiraz tarihi itibariyle müddet konumunda bir başvuru olduğu görüldüğünden dikkate alınması mümkün olmamıştır. Bu kapsamda taraf markaları arasında, davacı tarafça davaya konu edilen 35.05 alt grubundaki satış hizmetine konu emtialar bakımından mal – malın satışına özgülenmiş satış hizmetleri bakımından iktisadi – idari bağlantı kurulmasına yol açacak benzerlik düzeyinde kalmış bir ilişkinin mevcut olduğu kanaatine varılmıştır.

Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, taraf markalarında benzerliği tespit olunan 35. sınıf 05 alt grubundaki satış hizmetleri temel olarak perakende satış faaliyetlerini konu alan hizmetler olup dava konusu markada bu hizmetler kapsamında günlük kullanıma yönelik gıda, yiyecek – içecek ürünlerinin yanı sıra tıbbi içerikli takviye gıda / diyetetik ürünlerin satışı hizmetlerinin de yer aldığı, bu bağlamda günlük tüketime yönelik ürünler açısından doğrudan ortalama tüketiciler olarak ele alınabileceği, bu ürünlerin sıkça faydalanılan, görece düşük fiyatlı, tüketicinin çoğu kez çok düşünmeden, anlık olarak tercihlerini belirlediği, piyasada ikame ürün bulma ihtimali son derece yüksek olan, özel bir deneyime sahip olunmasını gerektirmeyen türden ürünler oldukları, takviye gıda niteliğinde olan ürünler açısından ise tüketicinin yine son kullanıcı olabileceği ancak doğrudan kişisel sağlığı ilgilendirecek bu emtialar açısından olağan bir gıda ürünü satın alırmışçasına hareket etmeyecek olduğu, normalin daha üstünde bir dikkat, özen ve seçicilik ile hareket edecek olduğu değerlendirilmiştir.

B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Dava konusu marka incelendiğinde "..." şeklinde sarı – turuncu renk geçişleri ile tek kelime halinde yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. Söz konusu kelime yazımı itibariyle Türkçe bir sözcük olmamakla birlikte gerek “lux” kelimesinin dilimize “lüks” şeklinde geçişi gerekse de “...” kelimesinin aynı şekilde dilimize geçişinden kaynaklı tüketicilerin belli bir algı edinmesinin mümkün olduğu düşünülen bir sözcük bütünü olup ortalama zekadaki bir tüketici anılan ibareyi “lüks ...” şeklindeki Türkçe karşılığı ile algılayabilecektir. Başka bir ifadeyle anılan kelime tek bir sözcük markası gibi yazılmış ise de kelimeyi oluşturan ibareler arasında homojen yapılı bir birleşme olmamış ve her iki kelime de marka içerisinde algılanabilir şekilde kalmıştır. Nitekim bu nedenle de telaffuzu temel düzeyde İngilizce bilen tüketiciler açısından “laksform” şeklinde ya da genel tüketici grubu tarafından doğrudan “lüks-...” şeklinde olacaktır. Bununla birlikte dava konusu marka nihai anlamda bir bütün olarak anlam ifade etmekte olup bu bütünde herhangi bir unsur diğerine nazaran ön plana da çıkartılmış değildir. Davacı yanın önceki tarihli markaları ise “... ...” şeklinde davacı çatı markası olan “...” ibaresi ile birlikte kullanılan “...” ibaresi veyahut "... EXTRA", "...+", "... PLUS", "... YE, ...'LA KAL!", "... YE FORMDA KAL" gibi “...” kelimesini muhtelif ek unsurlar ile kullanımı ile oluşturulmuş markalar olup her bir markada “...” ibaresinin münhasır ve bağımsız ayırt edici unsur olarak (“...” çatı markası içerir markası hariç) kullanıldığı, markalardaki “extra, plus, +” gibi ibarelerin ticaret hayatında yaygın kullanımı bulunan tali unsurlar olarak görülmesi gerektiği, “... ye formda kal” şeklindeki markaların ise bütün olarak bir slogan markası oldukları, bu sloganlarda da özellikle “... ye” kısmı ile “...” ibaresine vurgu yapıldığı değerlendirilmiştir. Somut olayda davacı markaları “...” kelimesi etrafında türetilmiş seri markalardır. “...” kelimesi kavramsal olarak “biçim, şekil” anlamları ile dilimize Fransızcadan yerleşmiş bir sözcük olmakla birlikte günlük kullanımda “forma girmek, formda olmak, formda kalmak” gibi yaygın ve yerleşik kullanımlarından ötürü özellikle sağlıklı gıda ürünleri yönünden tüketiciye bir mesaj vermek adına yaygın kullanımı bulunan ve tüketicilerin de anılan ibareye doğrudan bu yönde bir anlam yükleme eğiliminin mevcut olduğu bir kavramdır. Söz gelimi tüketicinin ambalajında “...” yazan bir ürün satın alındığında, bu ürünün diyet bir ürün olduğu, kalorisinin eşlenik ürünlere göre (üzerinde “...” yazmayan) daha düşük olduğu algısıyla hareket etmesi mümkündür. Nitekim uyuşmazlık konusu gıda ürünleri ve takviye gıdalar açısından da bu tüketicinin “...” ibaresine yükleyeceği anlam bu kapsamda olacaktır. Bu bağlamda davacının ... markası, mevcut haliyle tüketiciye ürüne dair bir mesaj vermektedir. “...” ibaresinin gıda ürünlerindeki bu algısının yanı sıra sahip olduğu anlam temelinde sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme, sağlıklı olma, zinde olma, formda kalma kavramları yer aldığından özellikle zayıflama amaçlı diyet ürünleri başta olmak üzere sağlıklı beslenmeye yönelik diyetetik amaçlı ürünlerde de ayırt ediciliği zayıf olan bir ibaredir. Dolayısıyla bu ibarenin anılan emtiaların kullanıldığı sektörlerde, yeterli ayırt edici ek unsurların kullanım ile ve ayrıca birbirlerinin sınırlarını ihlal etmediği müddetçe herkesçe kullanılabilir olarak değerlendirilmesi gereken bir sözcük unsuru olduğu düşünülmektedir. Nitekim Yüksek Mahkemenin de oldukça güncel tarihli bir kararında “...” ibaresinin ayırt ediciliği yönünden aşağıdaki gibi kurulan hükmü onadığı görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2024/5109 E., 2025/3135 K. sayılı kararı ile “İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tasarımlar ile davacının mesnet markaları ve tasarımları arasında genel izlenim olarak ciddi farklılıklar bulunduğu, günlük hayatta çeşitli gıda maddeleri için tanımlayıcı nitelikte bulunan “...” ve “fit” ibarelerinin herhangi bir kişinin tekeline bırakılamayacağı…” şeklinde karar verilmiştir. Neticeten “...” kelimesi, doğrudan tanımlayıcı olmamakla birlikte koruma kapsamının son derece sınırlı olarak yorumlanması gerektiği düşünülmüştür. Buna göre “...” kelimesinin kavramsal karşılığı ile ilgili bu tespitler sonrasında somut ihtilafa dönüldüğünde, dava konusu "..." şeklindeki markada “...” ibaresinin kelimenin son dört harfini oluşturduğu, bununla birlikte bağımsız ayırt edici karakterini tam olarak yitirdiğinden bahsedilmesi mümkün olmasa bile neticede bütün olarak algı yaratacak nitelikte bir kullanıma konu edilmiş olup markaların da bir bütün olarak korunabileceği kabul edilmelidir. “...” ibaresinin davaya konu edilen satış hizmetlerine konu emtiaların yer aldığı pazarda/sektörde çok yaygın şekilde kullanımının bulunduğu gerçeğinin kabuünün gerekeceği bir durumda, anılan ibarenin bütün olarak yukarıdaki marka örneği ile birlikte kullanımının, davacı yanın "... ..." markası başta olmak üzere ".... .... .... .... .... .... .... .... ..." ve benzeri şekilde tabloda gösterilen markaları ile doğrudan ilişkilendirilmeyeceği, zira ihtilafa konu emtiaların ilgili tüketicisinin “...” ibaresinin bahsi geçen emtialardaki yaygın kullanıma aşina olduğunun kabulü gerekeceği, her ne kadar davacı yan markaları doğrudan “...” ibaresinin münhasır unsur olarak kullanımı ile tescil edilmiş markalar ise de ve bundan kaynaklı olarak tescil korumaları devam ettiği sürece de korunmaları gerekmekte ise de gıda sektörüne yönelik emtialar yönünden böylesi zayıf bir ibare (-ki 05. sınıf kapsamında davaya konu edilen diyetetik/takviye gıda ürünleri açısından çok daha somut bir zayıflık hatta tanımlayıcılık hali bulunduğu yorumlanabilir) üzerinde elde edilen tescilin geniş bir korumadan yararlanması mümkün görülmemektedir. Davacı markaları tescilli olduğu sürece şüphesiz hukuki korumadan yararlanması gereken markalar ise de bu noktada önemli olan sonraki karşılaştırılan işaretlerde “...” ibaresinin doğrudan bağımsız ayırt edici karakterini koruyacak şekilde konumlandırılıp konumlandırılmadığı, ön planda olup olmadığı, vurgu ve ayırt ediciliği üstlenip üstlenmediği, ilave unsurların bütüne katkı düzeyi gibi her somut ihtilafta ayrıca bir tespit yapılarak bir değerlendirme yapılması gerekmekte ve ancak bu şartların bir kısmını taşıması halinde “...” ibaresinin ortak kullanımının bir iltibas riskini oluşturabileceği düşünülmüştür. Ancak “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici karakterini korumadığı, bir bütünün parçası olarak kullanıldığı, münhasıran kullanıma konu edilmediği hallerde aynı yönde bir kanaate varılması mümkün olmamalıdır. Dolayısıyla taraf markalarında “ .... ...” ibaresi ortak olarak yer almakta ise de davacı yanın her bir markasında bu ibare tamamen bağımsız yapıda kullanılmışken dava konusu markada “...” şeklindeki bir bütünün son sesi olduğu, markaların soldan sağa okuma ilkesi kapsamında kısmen farklılaştığı, her ne kadar “...” ibaresinin son seste yer alan kullanımdan kaynaklı markalar arasında harf dizilimsel ve yine işitsel açıdan belli düzeyde benzerlik var ise de bu benzerliğin yarattığı görsel ve işitsel algının, bütünsel imajların yanında zayıf kaldığı, gıda ürünlerinin 7’den 70’e olarak tanımlanabilecek ilgili tüketici kitlesinin "..." şeklinde görsele haiz bu markayı bir perakende satış noktasının adı olarak gördüğünde (ihtilaf temeli 35. sınıfa ilişkindir) bu markayı sadece “...” ibaresi üzerinden algılayacak şekilde unsurlarına ayırarak davacı yanın markalarını taşıyan ürünlerin satışının yapıldığı bir işletme gibi düşünerek tercih edeceği varsayımının gerçekçi olmadığı, aksine bu şekilde varsayımsal bir senaryoda tüketicinin böylesi bir ibare altında yürütülen mağazacılık faaliyetini “üst segment diyetetik ürünlerin/... ürünlerinin satışının yapıldığı bir mağaza adı olarak algılama ihtimalinin daha yüksek olacağı, zira tüketici grubunun karşı karşıya kaldığı markayı doğrudan bütün halinde algılayacağı, bir an için tüketicinin bütün içerisinde “...” ibaresinin varlığını gözlemlese dahi bu defa başvuru kapsamında yer alan ve davaya konu edilen hizmetler açısından “...” ibaresinin doğrudan “diyet, düşük kalori, sağlıklı içerikte olma” kavramlarını çağrıştıracak olmasının verdiği kavramsal karşılıktan ötürü bu ibareye güçlü bir markasal ayırt edicilik yüklemeyeceği, ortaya çıkan bütünü yaratım bir işaret olarak algılayacağı değerlendirilmiştir. Tüm bu tespitler çerçevesinde somut olay özelinde; tüketicilerin dava konusu markanın tüketiciler tarafından bir bütün olarak algılanacağı ve bu algıda salt “...” kelimesi nedeniyle taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirilmeyecekleri, dava konusu markanın görsel algısı, işitsel algısı ve kurumsal imajının yarattığı nihai algının, davacı markalarını çağrıştırır mahiyette olmadığı, davacı yanın “...” markalarının özellikle "... ..." şeklindeki görseli ve yazım biçimi ile anımsandığı, kurumsal imajı sağlayan bu görseline yanaşır nitelikte olmayan ve yeterli ek ibareler içerir sonraki markaların davacı markaları ilişkilendirileceğinin kabulünün mümkün olmadığı, anılan ibarenin gıda ürünlerindeki sağlıklı yaşam, sağlıklı beslenme, sağlıklı olma, zinde olma, formda olma gibi algılara yol açan kavramsal karşılığının tüketicideki algısı itibariyle ayırt ediciliği zayıf olan bir ibare olarak görülmesi gerekeceği, bu ibarenin özellikle gıda ürünlerinde ticaret hayatında birbirlerinin sınırlarını ihlal etmediği müddetçe herkesçe kullanılabilir orijinal olmayan, yaratılmamış, yaygın kullanımı bulunan bir sözcük unsuru olduğu değerlendirilmiştir. Bu haliyle taraf markalarının ilgili tüketici kitlelerinin niteliği de gözetildiğinde, her iki tarafa ait markalar altında sunulan malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, tüketicinin “...” ibaresini taşıyan birçok marka ile ilgili sektörde defalarca karşı karşıya geldiğinin kabulü gerekeceği, bir an için “lux” kelimesinin de ayırt edici vasfı zayıf bir sıfat olarak görülmesi mümkün ise de bu durumda dahi işaretler arasında iktisadi düzeyde bir ilişki kurulmayacak olduğu, bu halde gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin, davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, markaların bütünsel algılarının somut olayda karıştırılma ihtimalini doğurmayacağı kanaatine varılmıştır.

2. SMK 6/5 UYARINCA TANINMIŞLIK HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME 6769 s. SMK 6/5 maddesinin uygulanabilmesi için bir markanın tanınmışlığının tek başına yeterli olmadığı, dava konusu edilen markanın ayırt edicilik karakterini zedelemesi, tanınmış markanın itibarına zarar vermesi veya tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinden birinin gerçekleşmesinin gerekli olduğu, davalı başvurusunun davacıya ait markanın sahip olduğu imaj ve prestijden faydalanma amacı taşıdığına yönelik somut bir kanaat oluşmadığı, sonuç olarak davalıya ait markanın tescilinin 6769 s. SMK 6/5 hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açmayacağı ve dava konusu başvuru bakımından 6769 s. SMK 6/5 maddesinin uygulanamayacağı kanaatine ulaşılmıştır.

3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şirket tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı değerlendirilmiştir.

4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK’nın 6/5, 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapordaki çoğunluk görüş ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harç peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı Kurum kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Kurum'a verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, davacı vekili ve davalı kurum vekilinin yüzüne karşı diğer davalının yokluğunda 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 18/09/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/40, K. 2025/299, T. 18.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-40-e-2025-299-k-301a7710ad4b