İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/369 E. 2025/708 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/369
- Karar No
- 2025/708
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/369 Esas KARAR NO : 2025/708
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 21/05/2025 KARAR TARİHİ : 12/11/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dosya kapsamına göre davacı şirket, davalının kendisini iş insanı olarak tanıtarak davacıyla birlikte yüksek kar elde edeceklerini vaat edip demir ticareti yapma konusunda güven ilişkisi oluşturduğunu, bu çerçevede Şubat 2022 – Mayıs 2022 tarihleri arasında banka havaleleriyle toplam 10.000.000 TL’nin “kar payı karşılığı borç” açıklamasıyla davalıya gönderildiğini, ancak davalının verdiği hiçbir sözü yerine getirmeyip davacıyı oyaladığını, bu süreçte davalıya gönderilen meblağın en az 1.000.000 TL’lik kısmının kar payı dışındaki borç olarak dahi geri alınamadığını ileri sürmüştür. Davacı, davalı hakkında dolandırıcılık nedeniyle ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ... sayılı dosyasında şikâyette bulunduğunu; her ne kadar savcılık ortaklık ilişkisi iddiasıyla takipsizlik kararı vermişse de davalının soruşturma kapsamındaki ifadesinde davacıya karşı en az 1.000.000 TL borcu bulunduğunu açıkça ikrar ettiğini belirtmiştir. Bu borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından İstanbul ... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişildiği, ödeme emrinin 23.05.2024 tarihinde davalıya tebliğ edildiği ancak davalının aynı gün borca haksız şekilde itiraz ederek takibi durdurduğu anlaşılmaktadır. Davacı, itirazın kötüniyetli olduğunu, alacağın dava ve delillerle sabit bulunduğunu, arabuluculuk sürecinin de anlaşmazlıkla sonuçlanması üzerine itirazın iptali davası açmak zorunluluğunun doğduğunu belirterek davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf, davacının alacak iddiasını tümden reddederek taraflar arasındaki ilişkinin davacının ileri sürdüğü gibi yüksek kâr vaadine dayalı bir borç ilişkisi değil, davacının teklifi üzerine kurulan demir–çelik ticaretine ilişkin bir kâr–zarar ortaklığı olduğunu savunmuştur. Davalının beyanına göre taraflar, ortak ticari faaliyet yürütmek üzere uzlaşmış; davacı bu kapsamda toplam 10.000.000 TL ile banka çeklerini davalıya göndermiş, davalı da bu sermaye ile ... Çelik firması üzerinden yaklaşık 20.000.000 TL tutarında demir bağlantısı yapmıştır. Ancak davacı, ticari faaliyet tamamlanmadan gönderdiği paranın 8.600.000 TL’lik kısmını acilen geri talep etmiş; davalı borçlanarak 4 Nisan 2022’de bu meblağı davacıya iade etmiş ve kısa süre içinde iadenin toplamını 9.000.000 TL’ye tamamlamıştır. Bu süreçte ... firmasına Türkiye genelindeki bir soruşturma nedeniyle kayyum atanması sebebiyle demir teslimatları gecikmiş ve davalı ciddi zarara uğramıştır. Davalı, tüm bu gelişmelere rağmen davacının ortaklığa aykırı şekilde hem koyduğu sermayenin büyük kısmını ivedilikle geri istediğini hem de 1.000.000 TL kaldığı iddiası üzerinden 3.000.000 TL gibi fahiş kâr talepleri ileri sürdüğünü, bunun ortaklık hukukuyla bağdaşmadığını belirtmiştir. Davalı ayrıca, ... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın...sayılı soruşturmasında verdiği ve takipsizlikle sonuçlanan dosyadaki ifadesinin davacının borç iddiasını kabul ettiği şeklinde yorumlanamayacağını, söz konusu beyanın yalnızca haksız suçlamalara karşı savunma amacı taşıdığını ifade etmiştir. Bu nedenlerle davalı, davacının kötü niyetli ve dayanaksız taleplerde bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğundan bahisle davacı ortağın, davalı ortaktan 1.000.000,00 TL bakiye alacağının bulunduğu iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının borcunun bulunmadığı savunması ile itirazı üzerine bakiye alacağın bulunup bulunmadığından ibaret olduğu görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanmış alacak davasına ilişkindir. Uyuşmazlık konusu taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi kurulduğundan bahisle davacı ortağın, davalı ortaktan 1.000.000,00 TL bakiye alacağının bulunduğu iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine davalının borcunun bulunmadığı savunması ile itirazı üzerine bakiye alacağın bulunup bulunmadığından ibarettir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu iş tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı TTK'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, kanun ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir", yine aynı Kanun’un 16/1 maddesinde ise “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” hükmünü içermektedir. 26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı TK’ndan ve 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2022 tarih 2021/2357 Esas, 2022/1069 Karar sayılı ilamı) Mahkememizce İstanbul Defterdarlığına yazılan müzekkereye verilen yanıtta davalının ... Vergi Dairesi Müdürlüğünün mükellefi olduğu bildirilmiş ve davalının 2022 takvim yılında işletme esasına göre defter tuttuğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 193. Maddesine göre İşletme Defteri tutma zorunluluğu bulunduğu, VUK'un 177. Maddesinin 1. Fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, 2 nolu bendinde yazılı nakdi limiti aşmadığı belirtilmiştir. Buna göre her ne kadar davacı ticari şirket ise de davalının tacir sıfatının bulunmadığı, böylece davanın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hukuk davası (nispi ticari dava) niteliğinde de olmadığı, dava konusunun TTK nın 4/1 maddesinde altı bent halinde sayılan mutlak ticari davalardan bulunmadığı gibi bu davaların mutlak ticari dava olduğuna ve Ticaret Mahkemelerinde görüleceğine dair özel yasa hükmü de bulunmadığı nazara alındığında uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerekmektedir. Tüm bu nedenlerle; davanın mutlak ticari dava olmadığı, davalının tacir olmaması nedeniyle nispi ticari dava niteliğinde de bulunmadığı anlaşılmakla; HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak davanın HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, karar kesinleştiğinde ve süresi içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın yetkili ve görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine dair görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/11/2025
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır