İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/36 E. 2026/55 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/36
Karar No
2026/55
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/36 KARAR NO : 2026/55

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 14/01/2025 KARAR TARİHİ : 22/01/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/01/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA: Davacı vekili tarafından Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunulan 14/01/2025 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Davacı şirketin, davalı şirketten, ticari satımdan kaynaklı alacağı nedeniyle cari çalışmadan kaynaklı alacaklara konu faturalardan dolayı 61.161,93 Euro + 65.240,02.-USD alacaklı olduğunu, davalı tarafın, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. Sayılı konkordato talebinde bulunduğunu, talebin tedbirle de kaldırılarak reddedildiğini, işbu konkordato dosyasına sunduğu konkordato ön projesine ilişkin bağımsız makul güvence raporunun 28. Sayfasında davacıya olan borçların, o günkü kurdan çevrilerek ikrar edildiğini, bağımsız raporda yer aldığını, işbu rapor ekinde sayfa 43’de yer alan hesap mutabakatı olan belgede de davacının alacaklarının 61.161,93-Euro + 65.240,02.-USD olduğunun kabul ve ikrar edildiğini, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. Sayılı konkordato dosyası içerisinde yer alan karşı taraf ikrarına konu olan belgeler nedeniyle de yaklaşık ispat kuralını yerine getirdiklerini beyan ile ihtiyati haciz için müracaat edildiğini, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... D. İş dosyası ile ihtiyati haciz kararı alındığını, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. Sayılı dosyası içerisinde yer alan bilirkişi raporuna göre de, davalı borçlunun, gayrimenkul ve menkul mallarını satarak borçlarını ödeyebileceği, aksi halde borca batık olduğunun ortaya konulduğunu, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle, davacının, karşı taraftan alacaklarının 61.161,93-Euro + 65.240,02.- USD alacaklı olduğu, borçlu karşı tarafça kabul ve ikrar edildiğinden, borçlu davalının, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün, ..... E. Sayılı dosyasında, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, fatura, cari hesap mutabakatı karşı taraf bağımsız denetim raporu, Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. Sayılı konkordato dosyası ve bu dosyadaki karşı taraf borçlunun kabul ve ikrarına dayalı olarak yapıla takibe, borçlu davalının haksız, sırf alacağın tahsilini engellemek adına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, haksız ve sırf alacağın tahsilini engellemek adına kasıtlı ve kötü niyetli itiraz nedeniyle aleyhine %20’değil %50’den aşağı olmamak üzere %100 oranda ve kötü niyetli borçlulara örnek olacak şekilde icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 23/01/2025 tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davalının, faturalara konu mal ve hizmeti teslim almadığını, bu hususun davacı tarafından usulünce ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacının icra inkar tazminatı talebinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, icra inkar tazminatının şartlarının gerçekleşmediğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, Mahkeme tarafından yapılacak olan inceleme neticesinde haksız davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa tahmil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilâmsız icra takibine vâki itirazın İİK'nun 67. Maddesi uyarınca iptali ve icra inkâr tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi ..... tarafından sunulan 02/06/2025 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalının 2023 2024 yılı Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Ticari defterlerinin HMK 222 mad. gereğince davalı lehine delil niteliğinin Mahkemenin takdirinde olduğu, Davalı taraf olan ..... TEKSTİL SANAYİ VE TİCARET ANONİM ŞİRKETİ'nin ticari defter ve belge incelemesinde davacı ..... TEKSTİL SAN.VE TİC.A.Ş.'ye 2024 yılı sonu itibariyle 65.356,18 USD (1.789.236,54 TL) + 61.292,57 EURO (1.766.408.46 TL) = 3.555.645,00 TL borçlu olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. Bilirkişi Burcu Cengiz tarafından sunulan 05/01/2026 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davaya konu asıl alacak yönünden; davacının takip tarihi itibari ile davaya konu asıl alacak tutarı olan 65.240,02.-USD + 61.191,93.-EUR alacaklı olacağı, İhtiyati haciz vekalet ücreti ve harç alacağı hususunda nihai kararın Mahkemeye ait olacağı, faiz yönünden; davacının takip öncesi işlemiş faiz talebi olmadığından bu yönden hesaplama yapılmadığı yönünde görüş ve beyan bildirmiştir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve ..... E., .... K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir. Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura, faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. Dava konusu faturaların düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. İspatın konusu HMK.nun 187'nci maddede “İspatın konusunu tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalar oluşturur ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz.” Şeklinde belirtilirken, ispat yükünün kimde olduğu ise HMK.nun 190'ncı maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”düzenlemesi ortaya konmuştur. İspat vasıtaları ise HMK.nun 200'ncü maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir.Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz. Bu madde uyarınca senetle ispatı gereken hususlarda birinci fıkradaki düzenleme hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati hâlinde tanık dinlenebilir.”düzenlemesi ile ispatın nasıl yapılacağı gösterilmiştir. Akdi ilişki taraflar arasında düzenlenen bir sözleşme ile , faturaya konu malların teslim edildiğine dair bir irsaliye , teslim fişi ve teslim alındığına dair yazılı bir belge ile ispat edilebilir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/07/2011 tarihli kararında “Hemen belirtmelidir ki, satılanın tesliminin “hukuki işlem” niteliğinde olup, buna ilişkin savunmanın hangi delillerle kanıtlanabileceğinin belirlenmesinde, hukuki işlemlerin varlığının kanıtlanmasına ilişkin genel usul hukuku kurallarının (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 288 ve devamındaki hükümler) göz önünde tutulması gerekir.Bunun sonucu olarak ta; herhangi bir hukuki işlem gibi, teslim de anılan hükümdeki senetle (yazılı delille) ispat kuralı çerçevesinde, ilişkin bulunduğu malın miktar ve değerine göre belirlenmelidir. (Kuru Baki, Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 1990 5.basım,C:2,S:1534, S:1603, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06/11/2002 gün 2002/13-875 E., 2002/885 K. sayılı ilamı da bu yöndedir.). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'na göre “faturanın onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden evvel borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya 8 gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklinde görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olur. O halde öncelikle taraflar arasında böyle bir hukuki ilişkinin var olup olmadığının göz önünde tutulması zorunludur.”Akdi ilişki ispat edilemediği sürece davacının davalı adına fatura düzenlemesi ve ticari defterlerine göre bu faturalar nedeniyle alacaklı gözükmesinin davalıyı bağlayıcı bir yanı yoktur. " Örneğin faturalara dayalı olarak karşı taraftan alacaklı olduğunu iddia eden taraf faturadaki mal ve hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini belge ile ispat etmelidir.Tek taraflı düzenlenen faturalar hiçbir zaman bir akdi ilişkiyi ispat vasıtası olmayıp , akdi ilişkinin ifası aşamasında düzenlenen bir belgedir.Bu nedenle faturanın geçerli olabilmesi için teslime dair belge sunulamaması durumunda faturaların karşı tarafın defterlerinde de kayıtlı olması gerekir. Bilirkişi raporunda ayrıntılı şekilde ortaya konulduğu üzere; davacı ile davalı arasında uzun yıllara dayanan sürekli bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından davalı adına düzenlenen fatura ve tahsilat kayıtlarının ticari defterlerde yer aldığı, 17.12.2024 takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 61.191,93 EUR ve 65.240,02 USD tutarında alacaklı olduğu, bu tutarların icra takibinde talep edilen asıl alacakla bire bir örtüştüğü tespit edilmiştir. Davalı taraf ticari defterlerinin de aynı alacak bakiyesini doğruladığı anlaşılmıştır. Buna ek olarak, davalı şirketin Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı konkordato dosyasına sunduğu makul güvence raporu eklerinde, davacının davalıdan alacaklı olduğunun açıkça ikrar edildiği, davacının belirli bir müşteri kodu altında alacaklı olarak gösterildiği belirlenmiştir. Bu ikrar, alacağın varlığı yönünden davacı lehine güçlü bir delil niteliği taşımaktadır. Davalı, faturalara konu mal ve hizmetin teslim edilmediğini ileri sürmüş ise de, söz konusu faturaların davalının ticari defterlerine kaydedilmiş olması karşısında teslimin gerçekleştiğine ilişkin karinenin aksini yazılı delille ispat edememiştir.Bu nedenle, davalının teslimin gerçekleşmediğine yönelik savunmasına itibar edilmemiştir. Tüm bu belirlemeler ışığında asıl davada ki somut olay değerlendirildiğinde; Davacı ile davalı arasında, hammadde satışına lişkin ticari ilişkinin olduğu, davacının cari hesap alacağını tahsil edememesi üzerine davalı aleyhine hammadde satışından kaynaklanan alacağının tahsili için icra takibine geçtiği, davalı tarafından yapılan itiraz üzerine huzurdaki itirazın iptali davasının açıldığı, davacının dava konusu alacağını teşkil eden davalı yana tanzim etmiş olduğu ve hammadde satışına ilişkin faturaları yasal ticari defterlerine usulüne uygun olarak kaydettiği, davacının yasal ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 65.240,02 USD ve 61.161,93 EURO hammadde satışından kaynaklı cari hesap alacağının olduğu,davalının ticari defterlerine göre de davalının borçlu olduğunun belirlendiği,davacı tarafından düzenlenen hammadde satışına ilişkin faturaların davalı aleyhine delil teşkil eden ticari defterlerinde kayıtlı olması nedeniyle davalının dava konusu malları teslim ettiğinin ispat edildiği,davalının bu karinenin aksini yazılı delil ile ispat edemediği , buna göre davalının icra takibine yaptığı itirazın iptali takibin devamına karar vermek gerekmiştir.ereklidir. İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu,bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.

HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile davalının Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 65.240,02 USD, 61.161,93 EURO ve 8.692,90-TL asıl alacak yönünden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,(Yabancı para alacakları yönünden) -Takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 2/2.maddesi uyarıca değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,(Türk Lirası alacak yönünden) 2-Asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 908.394,62-TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 3-Alınması gerekli 310.520,66 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 54.968,07 TL peşin harç ile 22.649,41 TL icra veznesine yatan harcın mahsubu ile bakiye 232.903,18 harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından ödenen 615,40TL Başvurma Harcı, 54.968,07 TL peşin harç, 22.649,41 TL icra veznesine yatırılan harç ile 87,50 TL vekalet harcı olmak üzere toplam 77.704,98 TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı tarafından yapılan 16 tebligat + posta ücreti 406,00 TL, iki bilirkişi ücreti 23.000,00 TL olmak üzere toplam 23.406,00 TL olan yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA, 7-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 614.033,26 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oybirliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.22/01/2026

Başkan..... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ...... ☪e-imzalıdır.☪ Üye ...... ☪e-imzalıdır.☪ Katip ..... ☪e-imzalıdır.☪

"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/36, K. 2026/55, T. 22.01.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-36-e-2026-55-k-0ae4824c6e0d