İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/32 E. 2026/183 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/32
- Karar No
- 2026/183
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/32 Esas - 2026/183 T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO :...
HAKİM :... KATİP :...
DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI :... VEKİLİ : Av. ... DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkilinin ihracat yapan firma ve şahıslara yurt dışına nakliyat işlemlerini gerçekleştirmek için aracılık, konteyner temini, navlun aracılığı, komisyonculuk ve lojistik şirketler ile irtibat kurma hizmeti sunduğunu, davalı şirket ile arasında yukarıda bahsedilen hizmet için sözleşme kurduğunu ve ticaret yapmak üzere anlaştıklarını davalının Moritanya'ya yapacağı piliç ihracatı için soğutma özelliği olan konteyner temin ettiğini ve nakliyeye ilişkin bütün bağlantıları davalıya sağladığını, bu hizmet için 12.500-USD bedel ile anlaştıklarını, müvekkilinin ifa etmesi gereken bütün edim ve borçlarını yerine getirdiğini ve ihracatın gerçekleştiğini, vermiş olduğu hizmete karşılık 17/01/2022 tarihli ... numaralı 12.500-USD bedelli faturayı düzenlediğini, davalının bu bedelin yarısı olan 6.250-USD'yi müvekkiline ödediğini kalan kısma ilişkin ödeme yapmadığını, ödeme yapılmaması üzerine davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile faturaya dayalı olarak takip başlattıklarını, ancak davalı tarafından kötü niyetle takibe itiraz edildiğini ve takibin durduğundan bahisli davanın kabulüne, davalı tarafın Kayseri Genel İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazının iptaline, takibin devamına ve takip miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde: davacı ile müvekkili arasında herhangi bir ticari sözleşme mevcut olmadığını ve ticaret yapmadıklarını, yapılan işlemler, kesilen faturalar ve yapılan ödemelerin tamamen o günkü piyasa koşullarında gerçekleşmiş cari işlem değerinde olduğunu, davayı ve borcu kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkili şirkete fatura edebileceği bir işin varlığının söz konusu olması halinde mevcut fatura bedeli kadar iş yapılıp yapılmadığının, işin süresinde ve ayıpsız olarak yapılıp yapılmadığının tespitinin gerektiğini, davacı tarafından faturaya ilişkin takip başlatılmasının usuli ve yasal şartlarının oluşmadığını takibin hukuka aykırı olduğunu ve iptalinin gerektiğini, borçlu olarak gösterilen müvekkili şirketin temerrüte düşürülmediğini, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, kötü niyetli davanın reddine, icra takibine konu meblağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Mahkememizce verilen 16/10/2024 tarih ...esas ...karar sayılı ilamı, Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi'nin 25/12/2024 tarih... esas ...karar sayılı ilamı ile kaldırılmakla, dosya mahkememizin...esas sırasına kaydı yapılmış ve yargılamasına bu esas üzerinden devam edilmiştir. DELİLLER : Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, tarafların ticari defter kayıtları, Mersin Gümrük Müdürlüğü'nün cevabi yazısı ve tarafların dayandığı tüm deliller toplanmış, gerekli bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ...esas sayılı dosyasının incelenmesinde: alacaklının ..., borçlunun... ... A.Ş. olduğu, 6.250,00-USD toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır. Dosyaya mübrez 08/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2020-2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defter tasdiklerini usulüne uygun ve süresi içinde yaptırdığı, delil niteliğine haiz olduğu, davalı tarafça dosya kapsamına 2020-2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defter görüntülerinin pdf dosyası olarak sunulduğu, defter tasdiklerinin sunulmamış olduğu, davalıya ait ticari defterlerin geçerliliğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, davacı ile davalı arasında 2020-2021 ve 2022 yıllarında ticari ilişki bulunduğu, Mersin Gümrük Müdürlüğünce davalının 11.01.2022 tarihli ihracatına ilişkin bilgilerde yer alan ve davacıya ... Ulus. Taş. ve Dış Tic. Ltd. Şti. tarafından düzenlenen fatura açıklamalarında yer alan konteyner numaralarının aynı olduğu, davaya konu faturanın davacının ve davalının ticari defter kayıtlarında kayıtlı ve BA/BS formlarında bildirilmiş olduğu, davalı tarafça davacıya gönderilmiş olan 04.02.2022 tarihli 6.250-USD'lik havalenin davacının ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunduğu, davalı tarafça davacıya gönderilmiş olan 11.03.2022 tarihli 3.000-USD'lik havalenin davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, ancak davalının takip edildiği 159 verilen sipariş avansları hesabının takip edildiği 159.01 numaralı hesaba kaydetmiş bulunduğu, davalı tarafça davacıya düzenlenmiş bulunan 02.03.2022 tarihli ... numaralı 3.250-USD tutarlı fiyat farkı faturasının davacının ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunmadığı, faturanın [EPOSTA] mail adresine 05.03.2022 günü saat 10:49'da iletildiği bilgisinin bulunduğu, davalı tarafça davacıya " ... San. Ve Tic. A.Ş. adına sair transfer bedeli tahsilatı" açıklamasıyla gönderilmiş bulunan 3.000-USD'lik banka havalesinin davalının 120.06 numaralı hesabından mahsubu ve davalının düzenlemiş bulunduğu 3.250-USD'lik fiyat farkı faturasının davalı hesabından mahsubu yönünde karar verilecek ise, dava konusu faturadan kaynaklı olarak davalının davacıya borcunun bulunmayacağı, davalı tarafça davacıya gönderilmiş bulunan 3.000-USD'lik banka havalesinin davalının 159 sipariş avansları hesabından mahsubu ve davalı tarafça davacıya düzenlenmiş bulunan 3.250-USD'lik fiyat farkı faturasının kabul edilmeyeceği yönünde hüküm kurulacaksa davacının davalıdan 6.250-USD (ticari defter kayıtlarına göre 84.103,12-TL) alacaklı olacağı, tazminat ve miktarının takdirinin mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. Tarafların yaptığı itiraz üzerine bilirkişiden alınan 23/05/2024 tarihli bilirkişi ek raporda: davalının pdf olarak sunmuş olduğu ticari defterlerin e-defter tebliği uyarınca açılış onayı yerine geçen ocak ayı, kapanış onayı yerine geçen aralık ayı beratlarının dosyaya sunulmadığı, davalının defteri kebir ve envanter defterlerini incelemeye sunmadığı, HMK 222/2 uyarınca ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğunu, davalı tarafça davacıya ait muavin defter dökümleri de sunulmamış olduğundan incelemeler sunulan pdf dosyası içerisindeki yevmiye madde görüntüleri üzerinden yapılmış olup, sunulan kayıtların geçerliliğinin takdirinin mahkemede olduğu, davaya konu faturanın davacının ve davalının ticari defter kayıtlarında kayıtlı ve BA/BS formlarında bildirilmiş olduğu, davalı tarafça davacıya gönderilmiş olan 04.02.2022 tarihli 6.250,00-USD (84.714,38-TL) havalenin, davacının ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunduğu, davalı tarafça davacıya gönderilmiş olan 11.03.2022 tarihli 3.000-USD (44.230,50-TL) havalenin, davacının ticari defterlerinde kayıtlı bulunduğu, ancak davalının takip edildiği 159 verilen sipariş avansları hesabının takip edildiği 159.01 numaralı hesaba kaydetmiş bulunduğu, davalı tarafça davacıya düzenlenmiş bulunan 02.03.2022 tarihli ... numaralı 3.250-USD (45.127,55-TL) tutarlı fiyat farkı faturasının davacının ticari defter kayıtlarında kayıtlı bulunmadığı, davalı tarafça sunulan entegratör görüntüsünde, faturanın iletildiği bilgisi olduğu ancak VUK uyarınca e-arşiv olarak düzenlenen faturanın kağıt ortamda da iletilmesinin gerektiği, dosyaya faturanın kağıt ortamda iletildiğine ilişkin belge sunulmadığı, faturanın davacıya iletildiğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, mahkemece davalı tarafça davacıya "... San. ve Tic. A.Ş. adına sair transfer bedeli tahsilatı" açıklamasıyla gönderilmiş bulunan 3.000-USD'lik banka havalesinin davalının 120.06 numaralı hesabından mahsubu ve davalının düzenlemiş bulunduğu 3.250-USD'lik fiyat farkı faturasının davalı hesabından mahsubu yönünde karar verilecek ise dava konusu faturadan kaynaklı olarak davalının davacıya borcunun bulunmayacağı, mahkemece davalı tarafça davacıya gönderilmiş bulunan 3.000-USD'lik banka havalesinin davalının 159 sipariş avansları hesabından mahsubu ve davalı tarafça davacıya düzenlenmiş bulunan 3.250-USD'lik fiyat farkı faturasının kabul edilmeyeceği yönünde hüküm kurulacaksa davacının davalıdan 6.250-USD' (ticari defter kayıtlarına göre 84.103,12-TL) alacaklı olacağı, tazminat ve miktarının takdirinin mahkemeye ait olduğu yönünde görüş bildirmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında bilirkişiden alınan 15/07/2025 tarihli 2. ek raporda: BAM kararında belirtilen mahsup işlemine göre; davacının havaleyi kaydetmiş olduğu 159 Verilen Sipariş avansları hesabının işleyişi; 159 hesap işleyişi yurt içinden veya yurt dışından siparişi verilen stoklar için yapılan avans ödemelerinin bu hesapta borç olarak kaydedilip malın teslim alınmasında ise hesap alacak olarak kaydedilmesi olduğu, uyuşmazlığa konu 11.03.2022 tarihli banka havalesi tutarı olan 3.000,00-USD banka havalesinin kaydedildiği verilen sipariş avanslarındaki bakiyenin nedeninin ve vade durumunun tarafımca tespiti mümkün olmamakla birlikte, yapılan ödemenin, davalının takip edildiği 120.06 numaralı hesaba kaydedilmesi durumunda / havalenin takip konusu alacaktan mahsubuyla, davalının takip edildiği hesabın bakiyesi / takip alacağının asıl alacak, 84.103,12-TL (6.250-USD)- 44.230,50-TL (3.000-USD) = 39.872,62-TL (3.250-USD) olacağı kanaatinde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, fatura alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219, 223). İcra dosyasında itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belge bulunmadığı gibi, eldeki davanın bir yıllık yasal süre içinde kısmi dava olarak açıldığı anlaşılmıştır. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. ve devamı maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan ispat külfetiyle ilgili kurallar itirazın iptali davasında da geçerlidir. Taraflar iddia ve savunmalarını HMK’nda belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. İtiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bu dava icra takibine sıkı sıkıya bağlıdır ve takibe bağlılık alacağın hem miktarı hem de kaynağı yönünden mevcuttur. HMK’nun "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. maddesi; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK'nun 222/4). Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı). Mahkememizin 16/10/2024 tarih,... sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı tarafça kararın istinaf kanun yoluna götürülmesi üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. HD ... sayılı kararı ile mahkememiz kararının kaldırılmasına karar verilmiş, dosya mahkememize gönderilerek yukarıdaki esas numarasına kaydedilmiştir. Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacı tarafça davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyası ile 17/01/2022 tarihli, ... nolu faturadan kaynaklı bakiye 6.250-USD alacağın tazmini istemiyle icra takibi açıldığı, davalının itirazı üzerinde takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki davayı açtığı anlaşılmıştır. Davacı, düzenlenen 12.500,00-USDlik navlun bedeline dair fatura tutarının 6.250-USD'sinin ödenmediğini iddia etmiştir. Davalı ise 11.03.2022 tarihinde 3.000,00-USD lik kısmını ödediğini ve bir kısım için ise fiyat farkı faturası düzenlediğini savunmuştur. Davalının davacıya fiyat fark faturası düzenlediği, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerinde bu faturanın kayıtlı olmadığı, davalı defterlerinde ise bu faturanın kayıtlı olduğu, taraf defterlerinin birbirini doğrulamadığı anlaşılmıştır. Davalı 26/01/2024 tarihli dilekçesinde şifahen anlaşma gereği davalının davacıya sattığı tavuk ürünlerinin satış bedelinden kaynaklı olarak düzenlediğini beyan etmekle bu faturanın eldeki davaya konu ticari ilişkiden kaynaklı düzenlenmediği, başka bir ticari ilişkinden ötürü düzenlenen ve mutabakatla düzenlendiği ve davacıya tebliğ olduğu ispatlanamayan faturanın burada dikkate alınamayacağı anlaşılmıştır. Bu nedenle iade faturası davalı tarafça usulünce ispatlanamadığından fatura bedeli olan 3.250,00-USD'nin davacı alacağından mahsubu mümkün değildir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede takibe konu faturanın tarafların defterlerinde kayıtlı olduğu görülmekle davacı faturaya dayalı hizmeti verdiği konusunda ispat yükünü yerine getirdiği anlaşılmıştır. Davalının karşı tarafın gönderdiği faturayı defterine kaydetmesi, fatura içeriğini kabul ettiğini gösterdiği gibi, daha sonra borcu bulunmadığını iddia etmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil etmiştir. Davalının kendi ticari defterindeki bu kayıt davacının alacağının teşkili açısından karine teşkil etmektedir. Davacının bu alacağına karşın davalının ödemede bulunduğunu ispatı gerekmektedir. Aynı zamanda ödeme savunması her zaman ileri sürülebilecektir. Borcu sona erdiren sebepler, yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir ve değerlendirilebilir, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi değildir. İcra takibi münhasıran 17/01/2022 tarihli faturaya dayalı olarak açılmıştır. Davacı vekilince davalının delil olarak sunduğu 3.000 USD'lik ödemenin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu fakat başka borca ilişkin olduğu ve takip konusu alacağa ilişkin olmadığı ileri sürülmüş, ödemelerin başka bir alacağa ilişkin olduğuna dair savunmayı ispat yükü davacıdadır. İstinaf mahkemesinin kaldırma kararı sonrası alınan ek rapora göre takip konusu faturanın tarihi 17/01/2022 olup davalının ödeme tarihi 11/03/2022 yani fatura tarihinden sonradır ve ödemenin hangi borca ithafen yapıldığı hususu belli değildir. Bu durumda TBK 102 maddesi uyarınca ödemenin takip konusu fatura borcundan mahsubu gerekmektedir. Davacı tarafından bahse konu ödemenin başka bir borca ilişkin olduğuna dair yazılı delil sunulmamıştır. Davacı yemin deliline başvurmuş, davalı yana yemin teklif etmiştir. Davalı şirket yetkilisi talimat yoluyla alınan beyanında ödemenin takip konusu faturaya ilişkin olduğu hususunda yemin eda etmiştir. Böylelikle 3.000-USD tutarlı ödemenin takip konusu faturadan mahsubu ile davacının alacağının 3.250-USD olduğu, bu miktar üzerinden davanın kabulüne, fazlaya dair istemin ise reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan kısmen alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle kabul edilen alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. (İcra inkar tazminatı hesaplanırken dolar kurunun takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden hesaplanmıştır) Davalı taraf cevap dilekçesinde kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuştur. İcra İflas Kanunun 67/2.maddesi uyarınca itirazın iptali davasının kısmen veya tamamen reddi halinde, borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötü niyet tazminatı olup, borçlu lehine kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının kötü niyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötü niyetli değilse aleyhine kötü niyet tazminatı hükmedilemez. Somut olayda reddedilen kısım açısından alacaklının kötü niyetli olduğuna ilişkin dosya kapsamına yansıyan bir delil bulunmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. Son olarak yargılama harç ve vekalet ücretinin Yargıtay 6. HD ve Kayseri BAM 6. HD güncel uygulaması gereği dava tarihindeki kur üzerinden hüküm altına alınması gerekmektedir. Bu bakımdan dava tarihi olan 12/10/2022 tarihi itibariyle USD kurunun efektif satış tutarı 18,62-TL olduğu görülmekle dava değeri bu kur miktarı üzerinden belirlenerek harç ve vekalet ücreti bu miktar üzerinden tespit edilmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı icra takip dosyasında 3.250-USD yönünden davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, kabul edilen asıl alacağa takip tarihinden itibaren devlet bankalarınca USD cinsi yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduata uygulanan en yüksek faiz oranında faiz işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca kabul edilen alacak tutarının takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanan %20'si oranında (9.243,00-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-Şartları oluşmamakla davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 4.133,78-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.985,26-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 2.148,52-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: 748,80-TL'nin davacıdan, 811,20-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafın yaptığı 80,70-TL başvurma harcı, 1.985,26-TL peşin harç, 1.500,00-TL bilirkişi ücreti, 541,75-TL posta ücreti olmak üzere toplam 4.107,71-TL yargılama giderinin kabul - ret oranına göre hesaplanan: (davalı tarafın yaptığı 1.565,40-TL yargılama giderinin kabul-ret oranına göre hesaplanmış ve mahsup edilmiş haliyle) 1.384,62-TL'lik kısmının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 8-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, 9-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2026
Katip ...
Hakim ...