İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/37 E. 2026/137 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/37
- Karar No
- 2026/137
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/37 KARAR NO : 2026/137
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 01/09/2025 KARAR TARİHİ : 20/02/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafından davalıya yemek, temizlik ve araçlı şoför hizmetleri verildiğini, bu hizmetler karşılığı 02.10.2024 tarihli ... numaralı 156.551,00 TL bedelli faturanın düzenlenip tebliğ edildiğini, faturaya TTK m.21/2 uyarınca süresinde herhangi bir itiraz yapılmadığını ve içeriğinin kabul edilmiş sayıldığını, ancak bedelin ödenmediğini, davalıya ... 42. Noterliği'nin ...tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini fakat buna rağmen ödeme yapılmadığını, sonrasında ... 22. İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyasıyla başlatılan icra takibine davalının haksız şekilde itiraz ettiğini, bu nedenle arabuluculuk sürecine başvurulduğunu ve... tarihli ... Büro Dosya Numaralı, ... Arabuluculuk Numaralı son tutanakla anlaşmaya varılamadığının kayıt altına alındığını, tüm bu süreç doğrultusunda davacının itirazın iptali, takibin devamı ve davalının haksız itirazı nedeniyle icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşme kapsamında yemek, temizlik ve araçlı şoför hizmeti verdiğini ve 02.10.2024 tarihli, ... numaralı, 156.551,00 TL bedelli faturanın ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ettiğini ileri sürdüğü, ancak davalı tarafından davacı hizmetlerinin sözleşmeye uygun sunulmadığı, yemek hizmetinde çeşitlilik eksikliği, düşük kalite, hijyen sorunları ve lezzet problemleri bulunduğunun bildirildiği, bu nedenle fatura bedelinin ödenmediği ve takibe haklı olarak itiraz edildiğinin savunulduğu, davacıya hizmet kalitesine ilişkin birçok kez sözlü ve yazılı uyarı yapıldığının, ayıplı ifa nedeniyle edimin kabul edilmediğinin, TTK m.21/2 kapsamında fatura itiraz süresinin ayıplı hizmet hâlinde mutlak kabul sonucunu doğurmadığının, Yargıtay ve BAM kararlarında da ayıplı hizmet iddiasının itirazın iptali davalarında geçerli savunma olarak değerlendirildiğinin belirtildiği, davacının sözleşmesel yükümlülüklerini yerine getirmediği ve hizmetin esaslı şekilde ayıplı ifa edildiğinin ileri sürüldüğü, bu sebeplerle davacının talep ettiği alacağın hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve davanın reddini savunmuştur. DELİLLER : ... 22. İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, BA-BS formları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. ... 22. İcra Müdürlüğü ... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 156.551,00TL faturadan kaynaklı asıl alacak ve 46.803,39TL işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (14/05/2025) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce atanan SMMM bilirkişinin hazırlamış olduğu 11/2/2025 tarihli raporda "taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen 02.10.2024 tarihli, ... numaralı, “Yemek Bedeli ve Hizmet Bedeli” açıklamalı, 156.551,00 TL tutarındaki faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine, davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebinden ibaret olduğu, davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2024 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2024, 2025 yılları envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı 2024, 2025 yıllarında E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2024, 2025 yıllarına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen 31.08.2024 tarihli, ... numaralı, 73.704,20 TL tutarlı fatura ile 02.10.2024 tarihli, ... numaralı, “Yemek Bedeli ve Hizmet Bedeli” açıklamalı, 156.551,00 TL tutarlı faturaların davacının ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında kayıtlı olduğu ve bu iki faturanın da davalı tarafından ödenmediğinin tespit edildiği; ancak icra takibine konu edilen faturanın yalnızca 02.10.2024 tarihli, ... numaralı, 156.551,00 TL tutarlı fatura olduğu, bu nedenle davacının takip tarihi (08.05.2025) itibarıyla kendi ticari defter kayıtlarına göre davalıdan 156.551,00 TL tutarında alacaklı olduğu, davalı 17/11/2025 günü saat 14:45'te Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, dosya kapsamındaki inceleme neticesinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenmiş olan faturanın davacının yasal ticari defterlerine kaydedilmiş olduğu tespit edildiği, söz konusu faturanın içeriği incelendiğinde "Yemek Bedeli ve Hizmet Bedeli” ne ilişkin olduğu, görüldüğü, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, bir mal veya hizmetin teslimine ilişkin olarak düzenlenmiş faturalara, faturanın tebliğinden itibaren sekiz gün içinde yazılı olarak itiraz edilmemesi hâlinde, fatura içeriğinin kesin delil niteliği kazanacağı hükme bağlandığı, aynı şekilde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereği, taraflar arasında usulüne uygun şekilde tutulmuş ticari defterlerin, davayı açan taraf lehine delil oluşturacağı hüküm altına alındığı, incelenen dosyada, davalı tarafa tebliğ edilen söz konusu faturaya, TTK m.21/2’de öngörülen yasal süre içerisinde yazılı bir itirazın yapılmadığı anlaşıldığı, bu durum, faturanın içeriği ve bedelinin davalı tarafından zımni olarak kabul edildiği şeklinde yorumlandığı, ayrıca, fatura içeriğiyle ilgili herhangi bir iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekince beyanı da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak, davacı tarafından düzenlenen faturanın davalının bilgisi ve rızası dahilinde düzenlenmiş olduğu, bu faturaya yasal süresi içerisinde itiraz edilmemiş olması nedeniyle fatura içeriğinin davalının bilgisi dahilinde olduğu, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı bu sebeple BA-BS formlarında dava konusu faturaların yer almadığı, dosya kapsamındaki belgelerin incelenmesi sonucunda, davacı tarafından davalı adına düzenlenen fatura bakımından davalı tarafa ... 42. Noterliği aracılığıyla... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamenin tebliğ şerhi dosya içeriğinde bulunmadığından ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip/edilmediği tarafımızdan anlaşılmadığından işlemiş faiz hesabı yapılamadığı, ancak mahkemeniz tebliğ tarihi olarak ihtarnamenin yedinci gün sonunu dikkate alınması durumunda temerrüt tarihi 27.01.2025 olarak esas alınmış olup, temerrüt tarihinden itibaren, uygulanması gereken avans faiz oranları dikkate alınarak yapılan hesaplama neticesinde, takip tarihi olan 08.05.2025 itibarıyla davacının alacağına işlemiş faiz tutarının 19.755,98 TL olduğu, rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, takibe konu edilen 02.10.2024 tarihli, ... numaralı, “Yemek Bedeli ve Hizmet Bedeli” açıklamalı, 156.551,00 TL tutarlı faturadan kaynaklı davacı yanın takip tarihi (08.05.2025) itibarıyla davalıdan toplamda 156.551,00 TL asıl ve 19.755,98 TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 176.306,98 TL alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz taraflar tacir olduğundan görevli ve yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ... Esas - ...Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya ... aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki yemek, temizlik, araçlı şoför hizmetleri kapsamında temin ettiği hizmetlerden 156.551,00TL faturadan kaynaklı asıl alacak ve 46.803,39TL işlemiş faiz alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin (2024,2025 yıllarında) bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, her ne kadar önceki avukatın vekillikten çekilmesi sebebi ile defter ve kayıtların sunulamadığı savunulmuş ise de incele gün ve saatinin davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, tarafların vergi dairesine yaptıkları BA-BS formlarından ticari ilişkilerinin bulunduğunun anlaşıldığı, davalı tarafından ödeme yapıldığına veya süresi içerisinde ayıp ihbarı, fatura iadesi, itirazı yapıldığına dair bir kayıt sunulmadığından yeniden inceleme günü verilmesine dair talebi kabul edilmemiş ve davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ve davalının, davacıya 156.551,00-TL tutarında asıl alacak yönünden borçlu olduğu, dava dilekçesi ile asıl alacağın talep edildiği, işlemiş faiz taleplerinin bulunmadığı anlaşıldığından dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Kabulü ile; davacı tarafın başlattığı ... 22. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 156.551,00TL asıl alacak üzerinden takip talebindeki şartlarda kaldığı yerden DEVAMINA, 2- Hükmolunan asıl alacağın %20'si olan 31.310,20TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 10.694,00-TL harçtan peşin olarak alınan 1.656,73-TL harçtan mahsubu ile bakiye 9.037,27-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan başvuru harcı, peşin harç, bilirkişi ücreti, tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 7.479,63TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T gereği hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı tarafça yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana resen iadesine, Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 20/02/2026
Katip E-imzalıdır
Hakim E-imzalıdır