İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/30 E. 2026/101 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/30
- Karar No
- 2026/101
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas ... T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : ... KARAR NO : ... HAKİM : ... KATİP : ...
DAVACI :... VEKİLLERİ : Av. ... Av.... DAVALI : ... DAVA : İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : ... KARAR TARİHİ :... KARAR YAZIM TARİHİ : ...
Mahkememize açılan İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili... Taşımacılık A.Ş.'nin taşımacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin davalı ... Kanepe Koltuk İmalat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin Türkiye'den Libya'ya ihraç ettiği ürünleri ... nolu ve ... nolu konşimentolar tahtında sırasıyla ... gemisi ile Türkiye'den Oman'a ihraç ettiği ürünleri ... nolu konşimento tahtında ... gemisi ile taşınması işini üstlendiğini, yaptığı bu taşıma hizmetine istinaden müvekkili tarafından davalı adına 17.04.2023 tarihli ... numaralı 1.790,00-USD bedelli, 24.04.2023 tarihli ... numaralı 1.800,00-USD bedelli ve 03.05.2023 tarihli ... numaralı 1.950,00-USD bedelli navlun faturalarının düzenlendiğini ancak faturaların karşılığının 2.815,00-USD'lik kısmının davalı tarafça müvekkiline ödenmediğini, alacaklarının tahsili amacıyla Kayseri Genel İcra Müdürlüğü... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğini ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, yapılan arabuluculuk görüşmesinde de anlaşma sağlanamadığından bahisle davanın kabulü ile Kayseri Genel İcra Müdürlüğü... esas sayılı takip dosyasına davalının vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır. DELİLLER : Kayseri Genel İcra Müdürlüğü... esas sayılı takip dosyasının uyap kayıtları, vergi dairesi kayıtları, taraflar arasında düzenlenen taşıma sözleşmesinin örneği, davacı tarafın ticari defter kayıtları ve tüm deliller toplanmış, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Kayseri Genel İcra Müdürlüğü... esas sayılı takip dosyasında: alacaklının... Taşımacılık Anonim Şirketi, borçlunun ... Kanepe Koltuk İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğu, 2.815,00-USD toplam alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yaptığı itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür. İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yoluyla alınan 02/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda: davacı... Taşımacılık A.Ş. ait 2023-2024 yıllarına ait ticari defterleri, faturalar ve belgeler incelemesinin gerçekleştirildiği, davacı işletmenin Mahkemenin incelenmesini istediği döneme ait ticari defterlerini sunduğu ve bahsi geçen ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu, açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, buna göre; 6762 sayılı eski TTK'da belirtildiği haliyle “Kati Deli” olma niteliğinin aksine 6102 sayılı yeni TTK'nın atfıyla, 6100 sayılı HMK'nın 222.md.'sine göre “Takdiri Delil” sayılacağından delil niteliği hususunda takdirin sayın Mahkemeye ait olduğu, davacı... Taşımacılık A.Ş.'nin ticari defterleri üzerinde yapılan incelemeler doğrultusunda taraflar arasında cari hesap ilişkisinin 03.06.2022-07.06.2023 tarihleri arasında mevcut olduğu, davacı... Taşımacılık A.Ş. tarafından tanzim edilen dava konusu 3 adet 17.04.2023 tarihli ... numaralı 1.790,00-USD bedelli, 24.04.2023 tarihli ... numaralı 1.800,00-USD bedelli ve 03.05.2023 tarihli ... numaralı 1.950,00-USD bedelli navlun faturalarının ticari defterlerde kayıtlı olduğu, tarafların 2022 yılı itibariyle cari hesap hareketlerinin olduğu, davacı tarafından düzenlenen dava konusu fatura karşılığında kısmı ödeme kaydı oluşturulduğu, davacı... Taşımacılık A.Ş. defter kayıtlarına göre davalı ... Kanepe Koltuk İmalat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'den toplam 2.815,00-USD karşılığı 84.484.91-TL alacaklı olduğu, 2021 Temmuz ayı sonrasında elektronik belgelere ilişkin (e-arşiv ve e-fatura gibi) bildirim zorunluluğu kalmadığından hareketle; davacı işletmenin de düzenlemiş olduğu elektronik alış ve satış faturaları için BA ve BS formları ile bildirme yükümlüğü bulunmadığı, ancak; mahkemeniz tarafından 11.03.2025 tarihinde T.C. Gelir İdaresi Başkanlığı, Kayseri Defterdarlığı, Mimar Sinan Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden 0510848040 vergi kimlik numaralı mükellefi ... Kanepe Koltuk İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 2023 yılı 3. aya ilişkin karşılaştırılmalı alış/satış analizi raporunda 2023 yılı mart ayına ait faturaların yer aldığı, dosya kapsamında yapılan incelemeler doğrultusunda dava konusu faturanın içeriğinde yer alan ürünlerin davalı ... Kanepe Koltuk İmalat San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin Türkiye'den Libya'ya ihraç ettiği ürünleri ... no'lu ve GLLTR0023513 no'lu konşimentolar tahtında sırasıyla ... gemisi ile, Türkiye'den Oman'a ihraç ettiği ürünleri ... no'lu konşimento tahtında MSC POLARIS gemisi ile taşınması işinin gerçekleştirildiğine dair konşimentoların mevcut olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin ikinci fıkrasına göre, “bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır” hükmü uyarınca davacı yanca tanzim edilen faturalara davalı işletmeden herhangi bir itirazın söz konusu olmadığı, dava konusu faturalar “e-arşiv faturası” olup, 31.01.2024 tarihi itibariyle alacak tutarı olan 2.815,00-USD'nin 128. Şüpheli Ticari Alacaklar hesaplarına aktarıldığı, ödemelerin ne şekilde yapılacağına ilişkin taraflar arasında herhangi bir sözleşme ve/veya beyanın dosya kapsamında bulunmadığı ancak faturalarda ödeme tarihlerinin belirtildiği ve ödeme şeklinin USD cinsinden yapılacağı ibaresinin bulunduğu, ödemelerin zamanında gerçekleşmemesi durumunda vade farkı uygulanabileceği yönünde ibare bulunmadığı yönünde görüş ve kanaatinde olduğunu bildirmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, cari hesap alacağından kaynaklı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K. sayılı kararında da değinilmiştir. Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir. Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Kısmi ifaya ilişkin kurallar da (icra takibinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan) 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 100 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Kanun’un 101. maddesine göre birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK 102. maddeye göre de kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. Birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.05.2006 tarihli ve 2006/19-260 E., 2006/251 K.; 09.06.2010 tarihli ve 2010/19-262 E. 2010/304 K; 27.01.2016 tarihli ve 2015/15-1830 E.,2016/98 K.; 25.04.2018 tarihli ve 2017/19-903 E., 2018/974 K. sayılı kararlarında da bu yönde açıklamalar yer almaktadır. Diğer yandan belirtmek gerekir ki; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukukî sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır. Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümler uygulanamaz. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesi ise; “Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır”hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK m. 21 maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir. Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır. Tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. 6102 sayılı TTK m.21/2 uyarınca; “Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır. Görüldüğü üzere tek başına fatura düzenlenmesi, akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Bu hususlarla birlikte 6100 sayılı HMK’nın "Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması" başlıklı 222. Maddesinin incelendiğinde: "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." şeklinde düzenleme olduğu görülmektedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi" ibaresi "diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi" şeklinde değiştirilmiştir. Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nun 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK'nun 222/1). Ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için kanununa göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK'nun 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (HMK'nun 222/4) Ticari defterler usulüne uygun tutulsun tutulmasın aleyhe olan kayıtlar delil olur. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin, 28/05/2009 gün ve 2008/10995 Esas, 2009/5037 Karar sayılı ilamı) Yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı... Taşımacılık Anonim Şirketi tarafından davalı ... Kanepe Koltuk İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden 2.815,00-USD asıl alacak talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmaktadır. Taraflara ticari defterlerini sunmaları ve delillerini sunmaları için ön inceleme duruşmasında kesin süre verilmiştir. Davacı ticari defterlerinin yerinde incelenmesini talep etmiş, bu hususta mahal mahkemesine talimat yazılmıştır. 02/11/2025 tarihli mali müşavir bilirkişi raporuna göre taraflar arasında davalıya ait ürünlerin deniz yoluyla davacı tarafından taşınmasına ilişkin cari hesap ilişkisinin 03/06/2022 - 07/06/2023 tarihleri arasında mevcut olduğu, buna taşımalara dair konişmentoların mevcut olduğu, bu dönemde davacı tarafça davalı aleyhine 17/04/2023 tarihli, ... seri numaralı, 1.790-USD bedelli faturanın, 24/04/2023 tarihli, ... seri numaralı, 1.800-USD bedelli faturanın, 03/05/2023 tarihli, ... seri numaralı, 1.950-USD bedelli olmak üzere düzenlenen 3 adet faturadan kaynaklı olarak yapılan kısmi ödemeler mahsup edildiğinde davacının davalıdan toplam 2.815-USD alacaklı olduğu, 2021 Temmuz ayından itibaren elektronik faturaların BA-BS bildirim zorunluluğunun kalmadığının tespiti yapılmıştır. Neticeten davacının takip tutarı kadar davalıdan alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen fatura içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itiraza konu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Takip yabancı para üzerinden başlatıldığından davacı lehine hükmedilen asıl alacak tutarı olan 2.815 USD'nin takip tarihindeki (12/01/2024) efektif satış kuru (30,06-TL) üzerinden hesap edilen tutar baz alınarak icra inkar tazminatının hesaplanması gerekmiştir. Buna göre 2.815 X 30,06-TL= 84.618,90-TL olup bu tutarın %20'si 16.923,78-TL icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmiştir. Son olarak yargılama harç ve vekalet ücretinin Yargıtay 6. HD ve Kayseri BAM 6. HD güncel uygulaması gereği dava tarihindeki kur üzerinden hüküm altına alınması gerekmektedir. Bu bakımdan dava tarihi olan 09/01/2025 tarihi itibariyle USD kurunun efektif satış tutarı 35,43-TL olduğu görülmekle dava değeri bu kur miktarı üzerinden belirlenerek (99.735,45-TL) harç ve vekalet ücreti bu miktar üzerinden tespit edilmiş ve aşağıdaki hüküm fıkrasının tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KABULÜ ile, 1-Kayseri Genel İcra Dairesi'nin... esas sayılı icra takip dosyasında 2.815,00-USD asıl alacak yönünden davalının yapmış olduğu İTİRAZIN İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden kaldığı yerden devamına, kabul edilen bu alacağa takip tarihinden tahsil tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanmasına, 2-Alacak likit olduğundan İ.İ.K.'nın 67/2. maddesi uyarınca asıl alacağın takip tarihindeki efektif satış kuru üzerinden %20 oranında hesaplanan 16.923,78-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 3-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 6.812,92-TL ilam harcından, tahsil edilen 1.279,79-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 5.533,13-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafın yaptığı 615,40-TL başvurma harcı, 1.279,79-TL peşin harç, 5.000,00-TL bilirkişi ücreti, 137,50-TL posta ücreti olmak üzere toplam 7.032,69-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile kendisini vekille temsil eden davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2026
Katip ...
Hakim ...