İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/271 E. 2026/473 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/271
- Karar No
- 2026/473
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/271 Esas KARAR NO : 2026/473
DAVA : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) DAVA TARİHİ : 24/03/2025 KARAR TARİHİ : 04/05/2026 KARARIN YAZILMA TARİHİ : 05/05/2026
Mahkememizde görülmekte olan Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; Davalının müvekkillerinden kullandırılan krediye kefil olduğunu borcun ödenmediğini açılan icra takibene de haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir. Davalı tarafından cevap sunulmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava konusu uyuşmazlığın davacı ile dava dışı şirket .... AMBALAJ MATBAA PAZ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ arasında düzenlenen davalı borçlunun kefil olarak imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında davacının davalılardan alacaklı olup olmadığı, varsa alacak miktarının ne olduğu, ile icra takibine itirazın yerinde olup olmadığı hususlarına ilişkindir. Davaya dayanak Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün .....Esas sayılı dosyasının tetkikinde; Davacı alacaklı tarafından davalı aleyhinde 11/10/2024 tarihinde başlatılan icra takibinde 2.992.491,22 TL TL asıl alacak, 347.095,40 TL işlemiş faiz, 21.387,61 TL gider vergisi, 5.832,20 TL masraf olmak üzere genel toplam 3.366.806,43 TL ile ilamsız takip işlemi yapıldığı, borçluların süresi içinde "Alacaklı görünen tarafça Müvekkille karşı başlatılan icra takibindeki faiz oranına, 347.095,40 TL bedelindeki işlemiş faize ve faizden kaynaklanan dosya masraflarına açıkça itiraz etmekle müvekkil yönünden başlatılmış olan işbu icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep ederiz.. " itiraz ettiği ve takibin durduğu anlaşılmıştır. Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Davacı tarafından iş bu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir. İş bu dava, 6100 sayılı TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuğa tabi olup, davacı tarafından başvurulan arabuluculuk süreci, anlaşmama ile sonuçlanmıştır. Bu kapsamda davacı tarafından TTK'nun 5/A maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirildiği anlaşılmıştır. Somut olayda;Davacı banka ile dava dışı asıl kredi lehtarı ..... Ambalaj Matbaa Paz. San. Tic. Ltd. Şti. arasında aşağıda tabloda belirtildiği gibi 07.02.2022 tarihinde 2.000.000,00 TL limitli, 15.09.2022 tarihinde 4.500.000,00 TL limitli olmak üzere toplam 6.500.000,00 TL Genel Kredi Sözleşmesi akdedilmiş olduğu, söz konusu Genel Kredi Sözleşmesini davalı kefil ..... ve dava dışı kefil ..... 07.02.2022 tarihli sözleşmede 2.200.000,00 TL 15.09.2022 tarihli sözleşmede 5.000.000,00 TL olmak üzere toplam 7.200.000,00 TL kefalet limiti kapsamında müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu anlaşılmıştır.
Asıl borçlu şirketin kredi borcunu ödemede temerrüte düşmesi üzerine davacı banka tarafından Ankara ...... Noterliği'nin 19/08/2024 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kredi cari hesabı 16/08/2024 tarihinde kat edildiği, ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren 3 günlük süre içerisinde belirtilen borç miktarlarının ödenmesi gerektiğini aksi halde yasal yollara müracaat edileceğinin ihbar ve ihtar edildiği, ihtarnamenin asıl borçlu şirkete ve davalı borçlu kefile 23/08/2024 tarihinde tebliğ edildiği davalı asıl borçlu şirket ile davalı kefilin hesap kat ihtarnamesi ile ödeme için verilen (3) günlük mehil/önel süresi bitimini müteakiben 27/08/2024 tarihi itibariyle temerrüt koşullarının oluşmuş olduğu kabul edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen ihtarnamenin usulüne uygun olarak borçlulara tebliğ edilmesi gözetildiğinde, davalı kefil yönünden TBK'nun 586. maddesinde düzenlenen takip koşulunun oluştuğu, kefil davalı ..... tarafından, kefaletin türü, tarihi, limiti belirtilerek el yazısı ile yazılıp imzalandığı, kefilin aynı zamanda davalı asıl borçlu şirketin ortağı olması nedeniyle eş rızasının gerekmediği, TBK'nın 583, 584, 586 maddelerinde düzenlenen koşulların bulunduğu, dolayısıyla kefaletlerin TBK hükümlerine göre geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Mahkememizce davacı bankanın asıl alacak ve feri alacak taleplerinin hesaplanması uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi marifetiyle inceleme ve hesaplama yaptırılmış ve dosyaya sunulan 30/01/2026 tarihli bilirkişi tarafından sunulan raporda genel alacağa yönelik hesaplamalar ve itiraz konusu olan faiz ile masraflara ilişkin hesaplamaların yapıldığı tespit olunmuştur. Davalı bilirkişi raporuna karşı itirazında tebligata, faize ve kefalet duruma itiraz etmekle birlikte ayrıca Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi .... E sayılı dosyada asıl borçlunun konkordato talebinde bulunduğu geçici mühlet verilmesi nedeniyle henüz alacak muaccel olmamışken davalı kefile başvurmasının mümkün olmadığını belirtmiş ise de Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E ..... K sayılı ilamı ile konkordato talebinin reddedildiği, dava dışı asıl borçlu şirketin istinaf kanun yolundan feragat ettiğine ilişkin dilekçesini dosyaya sunduğu görülmüştür. Konkordato davası kapsamında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4...... Hukuk Dairesinin ..... E ..... K sayılı ilamında "Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir (....., ‘Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkisi’ (2019) 15 (43) Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Dergisi 547). Ancak konkordato alacaklısının, borçluya konkordato mühletinin verilmesi ile birlikte kefile karşı takip yapabilmesi için ayrıca bu borcun da muaccel olması gerekir; zira iflâstaki kuralın (İİK m 195) aksine borçluya konkordato mühleti verilmesi ile borç kendiliğinden muaccel hale gelmez ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa alacak asıl borçluya karşı muaccel olmadan da kefile karşı muaccel olamaz. Müteselsil kefalette alacaklı, konkordato mühletinin verilmesiyle birlikte borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden doğrudan kefili takip edebilir (Türk Borçlar Kanunu md 586/1). Bu hükme göre, asıl borçlu hakkında konkordato geçici mühleti kararı verilmişse, artık müteselsil kefile karşı alacaklının doğrudan başvuru hakkı doğmaktadır. Alacaklının kefile karşı İİK'nın 303.maddesinde’deki imkândan tam olarak faydalanabilmesi için onun alacağını kaydettirmesi gerekir. Her ne kadar İİK'nın 303.maddesinde alacaklının kefile karşı başvuru hakkını koruyabilmesinin bir şartı olarak alacaklının alacağını kaydettirmesi öngörülmüş olmasa da Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 594.maddesinde açıkça alacaklının alacağını kaydettirmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Alacaklının alacağını konkordato komiserine ilandan itibaren belirli süre içerisinde bildirmesinden sonra komiser bu alacak bildirimi üzerine borçlunun beyanını alır. Eğer alacaklının alacağını veya alacağın miktarını borçlu kabul etmezse, alacak veya miktarı çekişmeli duruma gelir. Alacağı itiraza uğramış olan alacaklı, konkordatonun tasdiki durumunda tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açmalıdır (İİK md 308/b,I). Kefaletle güvence altına alınmış çekişmeli alacak sahibi söz konusu bu davayı açmazsa TBK'nın 594/2.maddesindeki hakların korunması için gerekeni yapmamış olur ve böylece kefil zarara uğramış olabilir; bu halde ise TBK'nın 594/2.maddesi gereği, alacaklı kefilin uğradığı zarar miktarı ölçüsünde ona başvuru hakkını kaybeder. Dolayısıyla bu tür çekişmeli alacaklarda alacaklının alacağını sadece konkordatoya kaydettirmesi yeterli olmayıp, ayrıca kanunda hakkın korunması için gerekli diğer işlemlerin de yerine getirilmesi gerekir. İİK'nın 303.maddesinde göre konkordatoyu reddeden (muvafakat etmeyen) alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder ve alacaklı asıl borçluya kefil olan kimseden sanki konkordato yokmuş gibi alacağının tamamını talep etme hakkına sahip olur. Başka bir deyişle, konkordatonun tasdik edilmesi ile birlikte konkordato projesinde asıl borcun vade veya tenzilat ile ödenmesi öngörülmüş olsa dahi, alacaklı alacağını herhangi bir vadelendirme veya tenzilat yapılmaksızın kefalet borcunun normal vadesinde tam olarak kefilden talep edebilme hakkına sahip olur (Levent Börü, "Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkileri", İstanbul Hukuk Mecmuası, sayı:78/3, sayfa: 1255 ve 1259-1261)." demek suretiyle konkordatonun tasdik edilmesi halinde davacı alacaklının yapması gerekenleri belirtmiş ise de somut olayda konkordato davasının reddedildiği ve davacı asıl borçlunun istinaf yolundan feragat ettiği dikkate alındığında davacının doğrudan kefile başvurmasında aksi bir beisin bulunmadığı kanaatine varılmakla birlikte davacı tarafından sunulan itiraz dilekçesinde faiz oranlarına yönelik itirazını ileri sürmüş ise de taleple bağlılık ilkesi gereğince faiz miktarının ve masrafların doğru olduğu, dava değerinin 364.450,17 TL olduğu dikkate alındığında iş bu talebin faiz oranı masraflar ve bir kısım BSMV yi kapsadığı (davalı borçlunun takibe itirazda faiz oranına ve faizden kaynaklanan diğer alacak kalemleri ile masraflara ilişkin olduğu anlaşılması sebebiyle) doğru olduğu, ıslaha ilişkin beyanın bulunmaması ve sunulan beyan dilekçesi kapsamında faiz ve faize ilişkin feriler ile masraflar yönünden itirazın iptalinin istenmesi sebebiyle de BSMV alacağına yönelik talebin bulunmadığı dikkate alınarak bilirkişi raporuna karşı itirazların reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuş ve raporun içerik ve sonuç olarak bilimsel ve dosya kapsamına uygun görülerek hükme esas alınmıştır. Davacı her ne kadar depo talebine ilişkin hüküm kurulmasını istemiş ise de bu davalının imzalamış olduğu kefalet sözleşmelerinde gayri nakdi alacağın teminat altına alındığının açıkça belirtilmediği, dolayısıyla talep konusu gayrı nakdi riskten davalı kefilin sorumlu olmadığı takdir ve sonucuna varılarak, bu husustaki davacı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının icra inkar tazminatı talebine ilişkin olarak; İİK nun 67/2 maddesi gereğince dava ve takip konusu nakdi alacak tutarının likit olması ve itirazın haksız olması halinde tazminata hükmedilebileceği dikkate alındığında dava konusunun yalnızca faiz ve masraflara ilişkin olduğu asıl alacağa ilişkin bir itirazın iptali talebinde bulunulmadığı değerlendirilerek işbu talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü kısmen reddi ile -Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün ..... Esas sayılı dosyasında mevcut olan itirazın 352.927,60 TL yönünden (işlemiş faiz + masraflar) İPTALİNE, gayri nakdi alacaklara yönelik depo talebinin REDDİNE -İcra inkar tazminatı talebinin şartlarının oluşmaması nedeniyle REDDİNE 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 24.108,48.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 615,40.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 23.493,08.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 615,40.-TL başvurma harcı ile 615,40.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 8.000,00 TL bilirkişi ücreti 1.190,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 9.190,00.-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 8.899,45.-TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından dosyada herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 56.468,42.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 11.522,57 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, 8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, 9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00TL arabuluculuk ücretinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 4.454,56.-TL'sının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, bakiye kısmın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen kararının, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstanbul BAM ‘ne İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04/05/2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır