İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/266 E. 2026/890 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/266
Karar No
2026/890
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/266 Esas KARAR NO : 2026/890

DAVA : 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) DAVA TARİHİ : 26/03/2025 KARAR TARİHİ : 14/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkilinin 2004 yılında, ...’ten 1994 model yıllı, ... marka ve model özellikteki matbaa makinesini 200.000,00 Euro bedelle satın alarak 15.10.2004 tarihinde ithal ettiğini, Bir süre sonra makineyi 2011 yılında dava dışı ... Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirkete kiraladığını ve kiracılık ilişkisinin 2014 yılına kadar devam ettiğini, Pandora ile olan kiracılık ilişkisi bittikten sonra makinenin dava dışı ... Ltd. Şti.’ye kiralandığını, Mülkiyeti müvekkiline ait olan bu makinenin ...Şti.’nin kullanımında iken davalı ... A.Ş.’nin 2014 yılında söz konusu makineyi yerinden söktürerek/alarak zilyetliğine geçirdiği, bir diğer ifadeyle kendi tasarrufuna aldığının öğrenildiğini, Gerekçe olarak da anılan makinenin 05.08.2013 tarihinde dava dışı ... Şti. ile imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesinin gösterildiğini, Müvekkiline ait makinenin, ... ile davalı şirket arasında bu şekilde satışa ve kiralamaya konu edilmesi nedeniyle müvekkili şirketin yaşadığı mağduriyet için ... 25. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ... esas sayısında tazminat davası açtığını, yapılan yargılama neticesinde 08.12.2017 tarihinde 593.430,00 TL’nin davacı müvekkiline ödenmesine hükmedildiğini, söz konusu kararın temyizi üzerine Yargıtay tarafından yapılan inceleme neticesinde görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilerek bozma kararı verildiğini ve bu bozma ilamı üzerine dosyanın yeniden yerel mahkeme olan ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin önüne geldiğini ve burada ... esas sayısında yapılan yargılama neticesinde 13.06.2024 tarihinde bir kez daha aynı kararın verildiğini, müvekkili şirketin iş bu dava kapsamında bu kez de denkleştirici adalet prensibi çerçevesinde tazminat talebinde bulunduğunu, Mahkemenin 2017 tarihinde hükmettiği bu rakamın henüz tahsil edilmediği ve aradan geçen zaman zarfında ülkede meydana gelen ekonomik gelişmeler de dikkate alındığında eridiği açıktır. En basit ifadeyle 2017 yılında mahkemenin hükmettiği tazminatın Euro cinsinden karşılığı 159.000,00 Euro iken bugün ise 15.600,00 Euro’ya denk gelmektedir. Hal böyle olunca da davalı tarafından, haksız ve hukuka aykırı şekilde gerçekleştirilen eylem nedeniyle müvekkil lehine hükmedilen 590.430,00 TL’ye ek olarak denkleştirici adalet prensibi çerçevesinde ayrıca tazminata hükmedilmesi gerekmekte olduğunu, bu sebepledir ki huzurdaki dava kapsamında müvekkili lehine tazminata hükmedilmesini talep ettiklerini, bu nedenlerle Müvekkilin uğradığı zararın tazmini amacıyla fazlaya ilişkin tüm dava ve talep hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL’nin 05.08.2013 tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek en yüksek mevduat faiz oranıyla birlikte ödenmesine karar verilmesini, yargılama gideriyle ücreti vekaletin davalı yan üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının ... 10 ATM ..Esas sayılı dosya üzerinden tazminat davası açtığını ve açılan davada davacının talebi doğrultusunda tazminata karar verdiğini, bu dosyanın kesinleşmesi beklendiğinden derdestlik itirazlarının bulunduğunu, Davacı, davasını sebepsiz zenginleşme hukuksal nedenine dayandırdığını, zaman aşımı defi itirazlarının bulunduğunu ve neticeten Her ne kadar davacı ... 10 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararını gerekçe göstererek zarara uğradığını iddia etmekte ise de söz konusu karar henüz kesinleşmiş olmadığından davacının gerçekten zarara uğrayıp uğramadığının belirli olmadığını, bu nedenle davacının davasına göstermiş olduğu ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasını işbu dava bakımından bekletici mesele yapılması gerektiğini, davanın reddi ile yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyası. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı tarafından açılan dava, 6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan Alacak Davasıdır. Taraflar arasındaki ihtilaf, ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayısında yapılan yargılama neticesinde 2024 yılında hükmedilen 593.430,00 TL bedelle ilgili denkleştirici adalet prensibi çerçevesinde davacının tazminat talebinde bulunup bulunamayacağı, miktarı hususlarında ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; "...1-Davanın Kısmen Kabulüne, A-593.430,00 TL makine bedelinin dava tarihi olan 04/05/2016 tarihinden itibaren işleyen ticari avans faiziyle birlikte; B-Toplam 156.940,00 TL (KDV dahil) olarak hesaplanan kazanç kaybının, 01/07/2014 tarihinden itibaren her ay sonundan itibaren ödenmesi gereken 7.080,00 TL kira bedeline, ait olduğu dönem sonundan itibaren yasal faiz uygulanarak davalıdan tahsiline , C-Fazlaya ilişkin istemin reddine..." kararı verildiği, taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulduğu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 30/01/2025 tarih ve ... Esas ...Karar sayılı kararı ile "1-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince, davacı vekili ile davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin Esastan Reddine, " dair temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, kararın taraf vekillerine ayrı ayrı tebliğ olunduğu, davalı vekilinin temyiz başvurusunda bulunduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08/12/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamı ile "davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca Onanmasına," dair kesin karar verildiği, "Onama Üzerine Kesinleşme" ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 30/01/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı kararının 08/12/2025 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi 16/09/2026 tarih, ...Esas ve ... Karar sayılı ilamında; " 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak kanun maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hâkimin görevidir. Diğer bir deyişle; bir davada maddi olayı anlatmak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33. maddesine göre davayı aydınlatma görevinin mahkeme hâkimine ait olmasına göre, uyuşmazlığın çözümüne ilişkin hukuki nitelendirme yapılmalıdır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 122. maddesi; "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." düzenlemesini içermektedir. Anılan Kanun maddesi kapsamında, aşkın zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik koşullardaki olumsuzluklar sebebiyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zarar olgusunun, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak, zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır." şeklindedir. Benzer şekilde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 30/04/2025 tarih,... Esas ve ... Karar sayılı ilamında;" Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun... E... K. sayılı 29/02/2022 tarihli ilamında özetle; " Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez." Şeklinde olduğu görülmüştür. Tüm dosya kapsamı değerlendirilmekle; Davacı tarafça ... 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yapılan yargılama neticesinde ...tarihinde karar verildiğini, müvekkili şirketin iş bu dava kapsamında bu kez de denkleştirici adalet prensibi çerçevesinde tazminat talebinde bulunduğunu, Mahkemenin 2017 tarihinde hükmettiği bu rakamın henüz tahsil edilmediği ve aradan geçen zaman zarfında ülkede meydana gelen ekonomik gelişmeler de dikkate alındığında eridiğinden iş bu davada açıldığı, davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemeyeceği, ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Bu kapsamda zarar olgusu ispat edilemediğinden ve salt ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispata yeterli olmadığı görülmekle; davanın reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın Reddine, 2-Harçlar Kanununca alınması gerekli 732,00 TL ilam harcının peşin yatırılan 853,88 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 121,88 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince hesaplanan 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı.14/10/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/266, K. 2026/890, T. 14.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-266-e-2026-890-k-d9270f23fe6a