İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/260 E. 2025/242 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/260
- Karar No
- 2025/242
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2025/260 Esas KARAR NO :2025/242
DAVA:Tazminat DAVA TARİHİ:17/05/2023 KARAR TARİHİ:25/04/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Belçika vatandaşı olduğunu, Türkiye'ye geldiğinde ... A.Ş.'den başlama tarihi 1 Kasım 2005 olan bir tek primli hep yatırım hayat sigorta poliçesi satın aldığını, sigorta poliçesinin süresinin 10 yıl olup, poliçenin ödeme şekli dönem sonunda tek ödeme olarak belirlendiğini, poliçe üzerinde belirtildiği üzere primin 20.000 USD olarak belirlendiğini, poliçe üzerinde hayat sigortası genel ve özel şartlarının poliçe ekinde yer aldığının belirtildiğini, anacak müvekkiline bu genel ve özel şartların bir kopyasının verilmediğini, ayrıca poliçenin İngilizce versiyonun müvekkiline verilmediğini ve müvekkilinin Türkçe bilmediğini, müvekkilinin 20.000 USD ödemeyi yaptığını, müvekkiline ne zaman poliçeye ilişkin yatırımların geri dönüşünün olacağının açıkça söylenmediğini, müvekkilinin de o tarihte yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca poliçe süresi sonunda 10 yıllık zaman aşımı süresi olacağı ve 2025 yılı sonuna kadar hakkının korunduğu inancıyla 2022 yılına kadar herhangi bir ödeme talebinde bulunmadığını, 2022 yılında müvekkili adına hem davalı şirkete hem de ... Hesabı'na ihtarnameler gönderilerek müvekkilinin alacağının faiziyle talep edildiğini, davalı şirketin verdiği cevapta alacağın zaman aşımına uğraması nedeniyle paranın ... Hesabı'na aktarıldığının belirtildiğini, ... Hesabı'ndan gelen yazı cevabında ise aktarılan paraların sigortalılara iadesinin mümkün olmadığı, aktarım sürecinde mevzuata aykırı bir durum gerçekleşmiş ise bunun tespitinin ilgili sigorta şirketi tarafından yapılması gerektiğinin belirtildiğini beyan etmiştir. Bu nedenlerden dolayı; şimdilik 29.628 USD zararın 1 Kasım 2017 tarihinden itibaren Merkez Bankası'nın yabancı paralara uyguladığı en yüksek faiziyle birlikte davalıdan tahsilini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. CEVAP : Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;şirketlerinde ... adına tanzim edilen 01.11.2005 başlangıç tarihli ... numaralı 10 yıl süreli Tek Primli Hep Yatırım (Dövizli-Erkek) Hayat Sigortası Poliçesi başladığını, 01.11.2015 tarihinde vade gelimi (süre sonu) olduğunu, davacının ilgili poliçeden doğan alacakların zamanaşımına uğradığının müvekkili şirket tarafından tespit edildiğini, 01.10.2015 tarihli ve ... sayılı yazılarında ilgili poliçenin süresinin 01.11.2015 tarihinde dolacağı ve ödeme işlemlerinin yapılabilmesi için gerekli evrakların bildirildiğini, ancak poliçeye ait vade gelimi tutarının sigortalıya ödenmesi için gerekli evrakların iletilmediğini, Özel Hukuk Hükümlerine Tabi Sigortalar Kapsamında Hak Sahiplerince Aranmayan Paralar Hakkında Yönetmelik hükümleri uyarınca, sigortalıya 12.05.2016 tarih ve ... sayılı yazıda yer alan 29.01.2018 tarih ve 632 sayılı yazı ile poliçeden doğan alacakların muaccel olduğu hak sahipleri tarafından talep edilmez ise Yönetmelik hükümleri uyarınca ... Hesabına devredileceği hususunun bildirildiğini, Yönetmelik md. 6/3 uyarınca, 2018 yılı Haziran ayının 15. Gününe kadar herhangi bir başvuruda bulunulmaması nedeniyle sigortalının zamanaşımına uğrayan alacağı 29.06.2018 tarihinde ... Hesabına aktarıldığını beyan etmiştir. Bu nedenlerden dolayı; davanın reddini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep ettiklerini bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İstanbul 13. Tüketici Mahkemesinin 2023/192 Esas, 2024/408 Karar sayılı görevsizlik kararı üzerine dosya Mahkememize tevzi edilmiştir. 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca, göreve dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. HMK m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmelidir. 28/11/2013 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ve 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları ka/sar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (ı) bendinde sağlayıcı "kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (k) bendinde tüketici "ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi", (l) bendinde ise tüketici işlemi “mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bir hukuki işlemin sadece 6502 sayılı TKHK'da düzenlenmiş olması tek başına o işlemden kaynaklanan uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Uyuşmazlığın 6502 sayılı TKHK kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin "tüketici" diğer tarafın "satıcı/sağlayıcı/hizmet sunan" olması gerekir. Somut olayda, davanın dayanağı hayat sigorta sözleşmesi olup uyuşmazlık bir tarafı tüketici olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Hayat sigorta sözleşmelerinin, niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.) gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. 6502 sayılı TKHK'nın 73/1. maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere, davacı tüketici konumunda olup davalı sigorta şirketi ile aralarında akdedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı, tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi, 6502 sayılı TKHK m. 3, 73/1 ve 83/2 hükümleri uyarınca tüketici mahkemesine ait bulunmaktadır. İşbu dava, 6502 sayılı TKHK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açılmıştır. Bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra açılan davalarda görevli mahkeme, tüketici mahkemeleri olacaktır (Yargıtay 11. HD'nin 10/10/2016 tarihli ve 2016/7590 E., 2016/7972 K. sayılı kararı). Dava açılış tarihi 17/05/2023 olup 6502 sayılı TKHK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığından HMK 2. madde, TTK 5. Maddesi ve 6502 sayılı yasanın ilgili maddeleri gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın Tüketici Mahkemesi'nde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı tarafça açılan DAVANIN, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İSTANBUL 13. TÜKETİCİ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2-Mahkememizce verilen görevsizlik kararına karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmuşsa ve Mahkememizin görevsiz olduğunun tespit edilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi halinde bu ret kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde tarafların Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine aksi takdirde HMK 20. maddesi uyarınca Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-HMK'nın 20. maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşirse olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın merci tayininde görevli İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 37. HUKUK DAİRESİ'NE GÖNDERİLMESİNE, 5-Karar kesinleştiğinde merci tayini ile görevli mahkeme İstanbul 13. Tüketici Mahkemesi olarak tespit edildiği takdirde dosyanın re'sen görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 6-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine, Dair; tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ... e-imzalı
Hakim ... e-imzalı