İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/216 E. 2025/927 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/216
Karar No
2025/927
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/216 Esas KARAR NO: 2025/927 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 10/03/2025 KARAR TARİHİ: 12/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :Davacı vekili ------ tarihli dava dilekçesinde özetle; Açıklamalar: Müvekkili şirketin ----- makinesi satışı, yedek parça satışı ve servis hizmetleri" sektöründe öncü olan ve müşterilerine en yüksek kalitede hizmet veren saygın bir kuruluştur. Davalı taraf, müvekkili şirketten çeşitli iş makineleri için birden fazla defa yedek parça ve servis hizmeti almıştır. Müvekkili şirket, sunmuş olduğu hizmetler karşılığı taraflar arasında anlaşılan koşullara uygun olarak faturalar tanzim etmiş ve davalı taraf da faturalar için kısmi ödemeler yapmıştır. Bu durum taraflar arasındaki ticari ilişkiyi ve davalının bu ticari ilişkiyi kabul ettiğini ispat etmektedir. Davalı bir süre sonra ise başkaca firmalardan hak edişlerini alamadığı gerekçesiyle kendisine keşide edilen fatura bedellerini ödememeye başlamıştır. Müvekkili şirket sözleşmeden doğan yükümlülüklerini eksiksiz ifa etmesine rağmen davalı taraf edimlerini müvekkili yönünden haklı herhangi bir sebebi olmaksızın ve fatura içeriklerine karşı herhangi bir itiraz ileri sürmeksizin yerine getirmemiştir. Davalının aldığı hizmet ve fatura bedellerine ilişkin bir ihtilaf bulunmadığı, tarafların kurumsal e-posta adresleri üzerinden yapılan yazılı mutabakat ile de sabittir. Davalının herhangi haklı sebebi olmaksızın ödemeden imtina ettiği bakiye fatura tutarlarının faturalar üzerinde ver verilen vade tarihi itibariyle işleyen ve işleyecek faiziyle birlikte tahsili için --------- E. sayılı dosyası üzerinden icra takibine girişilmiş olup, davalı işbu icra takibine herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle icra takibine itiraz etmiştir. Ancak yukarıda da izah edildiği üzere davalı aldığı hizmetlere karşılık düzenlenen faturalara itiraz etmemiş, tutarlar konusunda yazılı mutabakat yapmıştır. Buna rağmen haklı bir nedeni olmaksızın hizmet bedellerine ilişkin faturaların bir kısmını ödemekten kaçınmıştır. Bu husus dosyaya ibraz edilen/edilecek delillerimiz ve taraflara ait ticari defter ve kayıtların incelenmesiyle de açıkça anlaşılacaktır. Buna rağmen davalının aleyhine açılan icra takibine hangi gerekçe ile itiraz ettiği anlaşılamamaktadır. Davalının haksız itirazı akabinde tarafımızca dava şartı olan ticari arabuluculuk görüşmeleri için başvuruda bulunulmuş, bu kapsamda----- tarafından yapılan atama sonrası ----- üzerinden arabuluculuk görüşmeleri yapılmış olup, davalı taraf ile anlaşma sağlanamadığı için ---------- tarihinde son tutanak düzenlenerek arabuluculuk süreci sonlandırılmıştır. Ayrıntılı olarak izah edildiği üzere borcun kaynağına dair somut hiçbir nedene dayanmayan borca itiraz dilekçesi tamamen zaman kazanmaya yönelik olup, müvekkil şirketin hak etmiş olduğu alacağın sürüncemede bırakılması amacını haizdir. Öte yandan, gerek dilekçemiz ekinde yer alan faturalardan gerekse tarafların ticari kayıtlarından anlaşılacağı üzere müvekkilimizin mahrum kaldığı alacak miktarı likittir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde İİK 67/2’de aranan tüm şartların gerçekleşmiş olduğu görülmektedir. Bu sebeple, müvekkilinin mahrum kaldığı alacak ile İİK’nın 67. maddesi uyarınca %20’den aşağı olmamak üzere hükmedilecek icra inkâr tazminatının tahsili amacıyla, huzurda görülen itirazın iptali davasını ikame etme zorunluluğumuz doğduğundan bahisle davanın kabulüne, ------- sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin tüm ferileri ile devamına, asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili ----- tarihli cevap dilekçesinde özetle; Açıklamalar Müvekkili davalı ---------- bugüne, büyük ölçekli genel müteahhitlik projeleri, metro ve raylı sistemleri, köprüler, viyadükler, kat otoparkları, turizm tesisleri, konutlar ve entegre endüstri tesisleri projelerinin yapımı yanında ülkemizde ve yurtdışında bayındırlık hizmetlerinde önemli görevler üstlenerek ve bu görevleri başarı ile tamamlayarak inşaat sektörüne evrensel boyutta katkı sağlamakta olup inşaat sektöründe ciddi bir saygınlığı olan ---------yılından beri yer alarak gurur kaynağı olmaktadır. Davacı tarafından---------Esas sayılı icra takibi ile müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatılmıştır. Söz konusu icra takibine karşı taraflarınca itiraz edilmesi akabinde davacı tarafından Mahkemede görülmekte olan işbu haksız itirazın iptali davası ikame edilmiştir. Davaya ilişkin davacı tarafın dava dilekçesi sunması üzerine, süresi içerisinde taraflarınca bir cevap dilekçesi sunulmuştur. İşbu dilekçe ile; davacı tarafın gerek yasada belirlenen gerekse Mahkeme tarafından tensip ara kararı, ön inceleme tutanağı ve takip eden diğer tüm ara kararlar ile yükümlü olduğu ve olacağı hatırlatır; süreli-kesin süreli işlerinin süresi içinde yerine getirmemesi nedeniyle ve/veya getirilmemesi halinde davacı tarafa bu işin yürütümü için yeni ve/veya ek bir süre verilmesine, davacı tarafın bu anlamdaki her türlü talebine, kesin süre bitiminden sonra yerine getirilen her türlü adli iş ve işleme muvafakat etmediğimizi bildiririz. Bu beyanımızın yargılamanın her aşamasında göz önünde bulundurulmasını talep ederiz. Usul Hukuku Yönünden İtirazlarımız Dava Dilekçesi Ve Delil Listesi HMK’nın Emredici Hükümleri Gereğince Usulüne Uygun Değildir. 1.1. HMK’nın 119. maddesinde dava dilekçesinde hangi hususların bulunması gerektiği açıkça belirtilmiş olup; 119. maddenin 1. fıkrasının e bendinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin belirtilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Mahkemece de malum olduğu üzere, HMK’nın 25. Maddesinde aynen “(1) Kanunda öngörülen istisnalar dışında hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. (2) Kanunla belirtilen durumlar dışında, hakim kendiliğinden delil toplayamaz” emredici hükmü yer almaktadır. HMK’nın 25. maddesi emredici hükmü gereği davacının dilekçesinde göstermediği vakıaların Mahkemece kendiliğinden incelenmesi veya bunların hatırlatılması mümkün değildir ve ayrıca HMK’nın 194. maddesi hükmü gereği, ispat bakımından bir iddia ileri sürenin bu iddiasını somutlaştırma yükü bulunmaktadır. Yine HMK’nın 190/1. maddesinde “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” emredici hükmü yer almaktadır. Davacının genel ifadelerle delillerini belirtmesi yeterli sayılmayıp hangi delillere dayandığının dava dilekçesinden açıkça anlaşılması, açıkça belirttiği ve mahkeme dosyasına sunduğu delillerinin tamamının birer suretlerini aynı zamanda dava dilekçesiyle birlikte davalı müvekkillere tebliği gerekli ve şarttır. Bu usuli kurala HMK Mad. 318/1’de açıkça yer verilmiştir. 318. maddenin 1. Fıkrası; “… Taraflar dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır…” Ayrıca deliller gösterilirken hangi delilin hangi hususta ve hangi vakıaları ispat için gösterileceği açıkça belirtilmelidir. HMK’nın 121. maddesi gereğince, davacı dilekçesinde gösterdiği ve kendi elinde bulunan belgeleri – asıllarını ve davalı sayısından bir fazla sayıda örneğini ve sadece örneklerini – dava dilekçesine ekleyerek mahkemeye vermek zorundadır. Ayrıca başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar bakımından bunların mahkemeye getirilebilmesi için gerekli posta giderini pul olarak vermek zorundadır. Yine HMK’nın 140/5. maddesi gereğince; taraflar dilekçelerinde gösterdikleri delillerini, dilekçeleriyle birlikte mahkemeye sunmamış iseler ya da başka yerlerden getirilebilecek delillerle ilgili olarak gereken açıklamalarda bulunmamış iseler bu hususun ön inceleme aşamasında mutlaka tespit edilmesi ve taraflara bu eksikliği tamamlayabilmeleri için iki haftalık kesin süre verilmesi gerekmektedir. Bu süreye rağmen delil gösterilmesindeki eksiklikler giderilmemiş ise ilgili tarafın o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılmasına karar verilir. Yasaların Emredici Hükmü Gereği Davacı Dava Dilekçesindeki İddia Ve Beyanlarını İspat İle Mükellef Olup Delillerini Sunması Gerektiği Halde, Dava Dilekçesi İçinde, Davaya Konu Somut Olayı Ve Taleplerini İspatlayan Yeterli Belge Veya Evraklar Sunulmamış, Sunulan Delillerin Hangi İddiayı Desteklediği Açık Bir Şekilde Dile Getirilmemiştir. 1.2. Dava dilekçesinde belirtilen e-fatura, e-tebligat mazbataları ve tahsilat mektubunun içeriği dava dosyasına detaylı şekilde sunulmadığı gibi müvekkil davalı şirkete tebliğe çıkarılmamış ve savunma hakkı açıkça kısıtlanmıştır. Yine 119. maddenin 1. fıkrasının g bendinde ise, dayanılan hukuki sebeplerin açıkça belirtilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır. Ancak dava dilekçesi incelendiğinde, dayanılan hukuki sebeplerin açıkça belirtilmediği Mahkemenizce de görülmektedir. HMK’nın 194. maddesine göre; “taraflar, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmalıdırlar. Tarafların, dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkta belirtmeleri zorunludur”. HMK’nın 194. maddesi son derece açık olmasına karşın davacı vekili hangi delili hangi vakıayı ispat etmek için sunduğunu ne delil listesinde ne de dava dilekçesinde belirtmemiştir. Bu nedenle davacı tarafından verilen delil listesinin dikkate alınmaması gerekmekte ve talep edilmektedir. Davacının bundan sonra delil listesi sunmasına da muvafakatimiz yoktur. Bu nedenle davacının dava dilekçesine ekli olmayan ve yasal süresi içinde sunulmayan herhangi bir delil sunmasına ve tanık ismi bildirmesine, usul hükümleri hilafına delil ibraz edilmesi ve/veya tanık isimlerini bildirmesi halinde; ibraz edilen delillerin dosya ve değerlendirme kapsamına alınmamasını talep ederiz. Takibe konu edilen tahsilat makbuzu ve hesap ekstresi/özeti dava dilekçesi ile birlikte müvekkil şirkete tebliğ edilmemiştir. Bu husus dava dilekçesinin tebliğ zarfında belli olup tarafımıza sadece dava dilekçesi gönderilmiş HMK gereği ispata yarar gönderilmesi gereken deliller ise müvekkile tebliğ edilmemiştir. İşbu nedenle öncelikle yukarıda arz ettiğimiz usul eksikliğinin giderilerek davacı tarafa kesin süreli ihtar verilmesini ve iddia ettiği alacağını ispata yarayacak delillerin bir suretinin tarafımıza tebliğe çıkarılmasını talep ediyoruz. Taraflarına tebliğ edilecek delillere karşı ayrıca beyanda bulunma hakkımızın saklı tutulduğunu Mahkemeye bildiririz. Söz konusu dava dilekçesi ekleri tarafımıza tebliğ edilmemiştir. Oysaki HMK.’nun Belgelerin Birlikte Verilmesi başlığı altında düzenlenen 121 madde; “dava dilekçesinde gösterilen ve davacının elinde bulunan belgelerin asıllarıyla birlikte harç ve vergiye tabi olmaksızın davalı sayısından bir fazla düzenlenmiş örneklerinin veya sadece örneklerinin dilekçeye eklenerek mahkemeye verilmesi…” denilmektir. Öncelikle davacı tarafa kesin süre verilerek dava dilekçesindeki eksikliklerin tamamlanmasını ve alacağını ispata yarayacak delillerini davalı tarafa tebliğe çıkartması için karar oluşturulmasını talep ediyoruz. 1.3. Davacı davasının büyük bir bölümünü müvekkil şirket temsilcileri ve çalışanlarıyla gerçekleştirdiği e-posta trafiğine dayandırmıştır. Ancak söz konusu e-posta trafiğinin hukuka uygun yollarla elde edildiğine yönelik bir gösterge bulunmamaktadır. Anayasa'nın 38. maddesine göre kanuna aykırı elde edilmiş bulguların delil olarak kullanılması mümkün değildir. Dolayısıyla işbu davanın dayanağı olan e-posta trafiğinin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği tespit edilmeden, delil olarak kullanılmasına izin verilmemelidir. 1.4. Dava dilekçesinde dava değeri belirtilmemiş olup dava dilekçesinde bulunması gerekli zorunlu unsurlarda eksiklik bulunmaktadır. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) 119. maddesinde dava dilekçesinde bulunması gereken unsurlar tespit edilmiştir. HMK m.119/d bendi uyarınca "davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri" dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlardandır. Dava dilekçesinde dava değerinin belirtilmemesi halinde eksikliğin giderilmesi aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. Dava dilekçesinde davacı tarafından dava değeri belirtilmemiş olup dava dilekçesinin zorunlu unsurlarında eksiklik olduğu açıktır. Bu sebeple, Mahkeme tarafından dava değerini bildirmesi için davacıya ihtarat yapılması ve davacı tarafından dava değerinin bildirmemesi halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekmektedir. ---------- Edememiştir. Davacı taraf alacağı ispat etmek zorundadır. Takip dayanağının tarafların cari kayıtlarına ve ticari defterlerine işlenip işlenmediği belirlenmeksizin karar verilmesi hakkaniyete ve hukuka aykırıdır. Takip konusu edilen tahsilat mektubu ve faturaya dayalı takip ve açılan davalarda; Faturaya ve teslim tutanaklarına sair konu hizmetin veya malın verilip verilmediği, Hizmetin veriliş şekli ve biçimi- malın teslim edilip edilmemesi Sadece kargo ya da -------------- tarafından düzenlenen belgenin ibrazı yeterli olmayıp müvekkil tarafça dayanak belgelerin de teslim alındığını, alacaklının ispat etmesi gerekir. Gerek icra dosyasına gerekse huzurdaki davaya bu yönde sunulan herhangi bir delil ve belge bulunmayıp davacı tarafın bu yönde yapacağı açıklamalara ve sunacağı delillere karşı delil ve belge sunma hakkını saklı tuttuklarını, Davacının hizmeti verdiğini de ispat etmesi gerekmektedir Bu bağlamda, davacının müvekkil adına e-tebligat mazbatası düzenlemek suretiyle alacaklı olduğu iddiasının müvekkil açısından herhangi bir bağlayıcılığı olmaz. ------------ İçtihatları da bu yöndedir. “…Yargıtay ilamında belirtilen gerektirici sebeplerle ve TTk’nun 23. Maddesi gereğince ticari işletmesi icabı bir mal (satmış) veya (imal etmiş) veyahut (bir iş görmüş) yahut (bir menfaat temin etmiş) olan tacirden diğer tarafın kendisine ne bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilecek olmasına ve bu surette akdi ilişkinin mevcudiyetinin şart bulunmasına ve olayda davacı satım akdine dayandığından bu ilişkinin ve bedeli isteyebilmenin karşılığı olan teslimin vuku bulduğunu ispat etmesi gerekmesine ve salt fatura tebliği bir alacak hakkı doğurmayacağına göre, HUMK.nun 440. Maddesi de sayılan hallerden hiçbirisi ihtiva etmeyen karar düzeltme dilekçesinin reddi gerekir. ---------Davalı, duruşmadaki beyanlarında dava konusu faturalardaki malları almadığını ve bu nedenle davacıya borcu bulunmadığını savunduğuna göre ispat külfeti davacı taraftadır. Davacı davalıya fatura konusu malları satıp teslim ettiğini usulen kanıtlamakla yükümlüdür...----------Akdi ilişki kanıtlanamadıkça tek başına fatura düzenlenmesi ve buna yasal sürede itiraz edilmemesi akdi ilişkinin kabulüne olanak vermez. Bu durumda mahkemece dosyaya sunulan irsaliyeler üzerinde durularak imzalanmış olan irsaliyelerin kim tarafından imzalandığı ve davalıyı bağlayıcılığı hususları değerlendirilip irsaliyelerin hangi faturayla ilişkili olduğu hususları da saptanmak suretiyle tarafların ticari defter ve kayıtları da incelenerek tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirildikten sonra uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir. ----------Bununla birlikte; faturanın düzenlenip karşı tarafa gönderilmesi ve karşı tarafın bu faturanın içeriğine itiraz etmemiş olması alacak hakkı doğurmayıp karşı tarafı borç altına sokmak için yeterli olmayacaktır. Yerleşik Yargıtay uygulaması, tebliğ edilen faturaya süresi içerisinde itiraz edilmemiş olmasının, yalnızca fatura içeriğini kabul anlamına geleceği ve fakat fatura konusu mal veya hizmetin sağlanıp sağlanmadığı hususunun mal veya hizmeti temin ettiğini iddia eden tarafça ispat edilmesi gerektiği yönündedir. Bu doğrultuda, faturaya sekiz (8) gün içinde itiraz edilmemiş olması faturaya konu mal veya hizmetin alındığını ortaya koymak adına tek başına yeterli değildir. Bu nedenle faturaya itiraz edilmemesi sebebiyle faturaya alacak iddiasını ispat ettiği düşünülemez. Kaldı ki; davacının müvekkil şirket ile arasındaki e-posta trafiğinde bir borçtan söz ediyor olması, bu borcun ikrar edildiği anlamına gelmeyecektir. Dolayısıyla borcun ikrar edildiğine yönelik beyan da kabul edilemez.Dava dilekçesi ekinde ibraz edilen deliller incelendiğinde dayanılan delillerde fatura konusu mal/hizmetlerin sağlandığına ilişkin hiçbir somut delil sunulmadığı açıktır. Müvekkil aleyhine açılan bu dava kötü niyetli olup bu iddiayı ispatlayacak somut herhangi bir delil ortaya konulamamış davacı da iddialarını kanıtlayamamıştır. Bu nedenle taraflar arasında mutabık kalınan bir husus olduğu iddiaları gerçeği yansıtmamaktadır. İşleyecek Ve İşlemiş Faize Ve Faiz Oranına İtiraz Ederiz. Davacı Tarafın Talep Ettiği Faiz Fahiştir. Faiz Oranı Hatalıdır. Faiz başlangıç tarihinin neye göre saptandığı, hangi tarihler arası faiz işletildiği ödeme emrinde yeteri kadar detaylı şekilde açıklanmamıştır. Bu itibarla, hangi dönemi kapsadığı belli olmayan işlemiş ve işleyecek faize ve faiz oranına itiraz ederiz. Yargıtay kararlarında da belirtildiği gibi bankalarca uygulanacak faiz oranlarının hakkaniyete uygun olması ve fahiş olmaması esastır. ----------- tarihli kararında; "Bankanın faiz oranlarını tek taraflı olarak arttırma yetkisinin olmadığı, faiz oranının aynı sektörde faaliyet gösteren bankaların faiz oranları ile mukayese edilmesi ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olduğunun belirlenmesi" gerektiği hükmüne varılmıştır. Huzurdaki Davada İcra İnkar Tazminatına Hükmedilmesi İçin Gerekli Şartlar Oluşmamıştır. Davacı tarafından hukuka aykırı ve kötü niyetli işbu dava ile müvekkil şirket aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talep edilmiştir. Davacı tarafın iddiasının aksine %20’ı oranında icra inkar tazminatı şartları oluşmamıştır. İİK’nın 67/2. Maddesi; “Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” hükmünü amirdir. Alıntılanan Kanun maddesi ile sabit olduğu üzere, icra inkâr tazminatı, alacağın likit olduğu ve itirazın kötü niyetli şekilde yapıldığının sabit olduğu hâllerde söz konusu olabilecektir. Fakat takip konusu alacağın varlığı, geçerliliği ve muacceliyeti de huzurda yargılamayı gerektirmektedir. Söz konusu uyuşmazlıkta; alacak likit ve belirlenebilir değildir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için alacağın gerçek miktarının bedeli ve sabit olması veya borçlu tarafından alacağın tüm unsurlarıyla tespitinin mümkün olması, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmektedir. Davacı, iddia edilen alacağın dayanağı olan mal veya hizmeti eksiksiz ve tam olarak sağlandığını gösterir veya iddia ettiği alacağı ispat eder herhangi bir belge ibraz etmemiştir. Borcun varlığını kabul ediyor anlamına gelmemekle birlikte, şirket temsilcileri arasında yapıldığı iddia edilen yazışmalar ve bu yazışmalarda belirtilen rakamlar, alacak miktarının belirli olduğu anlamına gelmemektedir. Borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması/borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez.Alacağın tayini taraf defterleri üzerinde yapılacak inceleme ve alınacak uzman bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemenin takdirinde bulunmakta olup dava konusu alacak bu itibarla likit ve belirlenebilir değildir. Açıklanan gerekçelerle; dava konusu icra takibi kapsamında tanzim edilen ödeme emrine itiraz etmekte müvekkilinin kötü niyetli olduğundan da bahsedilemeyecektir. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatları da bu yöndedir. “ … İİK md. 67/II gereği icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit bir alacaktan söz edilmelidir. Bir alacağın likit ve muayyen olarak nitelendirilebilmesi içinse borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekmektedir…--------İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir…-------icra inkar tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar tazminata hükmedilmesi gerekecektir…---------- Davacı Aleyhine Kötü Niyet Tazminatına Hükmedilmelidir. Açıklamaları doğrultusunda sabit olduğu üzere, davacı taraf müvekkili şirketten olan alacağını ispatlayamamıştır. Bu nedenle İİK’nın 67/2. maddesi uyarınca, davacı aleyhine takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ederiz. Yukarıda arz ve izah edilen ve ayrıca re’sen de nazara alınacak sebeplerle, haksız, hakkaniyete ve hukuka aykırı açılan davanın ve davacı tarafın İtirazın İptali davasında talep edilemez bulunan usul ve yasaya aykırı taleplerinin külliyen Mahkeme tarafından reddedilmesini talep ettiklerinden bahisle dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurlarda eksiklik olması sebebiyle davanın açılmamış sayılmasına, yetki itirazı ve yukarıda belirtilen diğer usuli itirazları kapsamında usulden reddine, müvekkilinin davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmaması sebebiyle davanın esastan reddine, şartları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, davacının işbu davayı ikame etmekte kötü niyetli lması sebebiyle, davanın açılmasına sebebiyet veren davacı şirket aleyhine takip tutarının % 20'sinden az olmamak kaydı ile, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İcra Dosyası:------sayılı icra dosyası incelendiğinde, alacaklısının ----- borçlusunun ----- işlemiş faiz olmak üzere toplam -----Fatura alacağı ile faiz ve anapara toplamı ----- mutabakat metni ve fatura alacağına dayalı ------ düzenlendiği, ödeme emrinin ------ tarihinde borçluya tebliğ edildiği, borçlunun ------- tarihinde süresi içinde icra takibine, takip dayanağına, bu takip kapsamında gönderilen ödeme emrine, asıl borca ve fer'ileri ile borcun tamamına ve tüm ferilerine, işlemiş ve işleyecek faiz ve faiz oranına tümüyle itiraz ettikleri gerekçeleriyle borca itiraz dilekçesi sunduğu ve takibin durduğu görülmüştür. Dosyanın tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme yapmak üzere makine mühendisi, nitelikli hesaplamalar uzmanı, mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetine tevdine, bilirkişilere yerinde inceleme yapma yetkisi verilmesine karar verilmiştir. Bilirkişiler Serbest Muhasebeci Mali Müşavir --------- tarihli raporda özetle; "7-SONUÇ Sayın Mahkemece tarafıma tevdiedilen görev ve davadosyasında mevcut bilgi ile belgeler çerçevesinde yaptığımız inceleme ve değerlendirmeler sonucunda: Taraflara ait ---------dönemi envanter defterlerinin açılış tasdiklerinin, Vergi Usul Kanunu'nun 221 maddesi (“Tasdik Zamanı”) uyarınca süresinde yapıldığı; tarafların ilgili dönemlerde e-defter mükellefi olduğu; söz konusu yıllara ilişkin ---------- onaylı yevmiye ve defteri kebir açılış ile kapanış beratlarının zamanında alındığı; ayrıca ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının da Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun şekilde yerine getirildiği, Somut olayda; davacı tarafından davalı adına gerçekleştirilen ürün satışları ve verilen hizmetler karşılığında düzenlenen faturaların, ticari fatura senaryosu kapsamında düzenlenmiş e-faturalar olduğu, bu faturalara bağlantılı olarak davalı yan adına hareket edenlerce kaşe imzalı fiyat teklifleri bulunduğu, bu durumun mal tesliminin hizmet ifasının gerçekleştiğini gösterdiği, tarafların ticari defter kayıtları ile dosya kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde, Davacının incelenen ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi ----- itibarıyla davacının, davalı adına açılmış ---------- tutarında alacaklı gözüktüğü, Davacı tarafından davalı adına satışı yapılan ürünlerle ilgili düzenlenen takip dayanağı faturaların tamamının davalı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı yanca bu faturaların ödendiğine dair dosya içeriğine sunulmuş bir ödeme belgesi bulunmadığı tespit edilmiş olup davalının incelenen ticari defter kayıtlarına göre takip tarihi olan ------ itibarıyla davalının davacı adına açılmış ---------- tutarında borçlu olduğu değerlendirilmiştir. Davacının yukarıda ayrıntıları belirtilen takibe dayanak faturalarına konu mal ve hizmet teslimlerine ilişkin olarak, davacı vekilince davalı adına hareket eden kişilerce imzalanıp kaşelenmiş fiyat teklifleri sunulduğu görülmüştür. Söz konusu fiyat teklifleri incelendiğinde, ödeme vadesinin fatura tarihinden itibaren 90 gün olarak belirlendiği anlaşılmış olup, takip öncesi faiz hesaplamaları da bu bilgiler esas alınarak yapılmıştır. Davacının takip öncesi faiz talebine ilişkin yukarıda detayları belirtilen hesaplama tablolarına göre; Euro cinsinden asıl alacak için --------- faiz hesaplandığı, bu hususta takdir Sayın Mahkeme'ye aittir. Sayın Mahkeme'nin davacı lehine kısmen veya tamamen hüküm kurması halinde; tarafların tacir olması, uyuşmazlığın ticari iş niteliğinde bulunması ve temerrüt faiz oranının önceden kararlaştırılmamış olması dikkate alınarak, takip sonrasında TL alacaklar bakımından 3095 sayılı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca, yabancı para cinsinden alacaklar bakımından ise aynı Kanun'un 4/a maddesi kapsamında faiz talep edilebileceği değerlendirilmiştir. Sayın Mahkemenin gerek iddia ve savunmaların tümünü değerlendirmek ve gerekse faiz hüküm tesis etmek hususunda hiç şüphesiz tamamen takdir yetkisine sahip bulunduğu; icra inkâr tazminatı ve sair hususların da yüce yargı makamının münhasır takdirinde olduğu, yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi suretiyle, 6100 sayılı HMK'nın 266/c.2 hükmü uyarınca hukuki nitelendirme ve takdirin münhasıran Sayın Mahkemeye ait bulunduğu nazara alınarak, raporumu yüksek takdirlerinize arz ederiz." şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Dava, satış ve servis hizmetinden kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında iş makineleri için yedek parça satışı ve servis hizmetinden kaynaklı faturalar düzenlendiği, fatura bedelleri ödenmediğinden bahisle davacı tarafça icra takibi başlatıldığı, davalı tarafça borca itiraz edildiği görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satış bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır.------- satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." hükmünü düzenlemiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı 222 nci maddesi "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir.------ Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." hükmünü düzenlemiştir. Somut olayda; dava konusu faturalarının her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve kayıtlarda davalı tarafça yapılan bir ödeme bulunmadığının anlaşıldığı, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğu, taraf ticari defterlerinin birbirini doğruladığı ve davalı tarafın ödeme yaptığını senet veya diğer kesin delillerle ispatlayamadığı, faturaların taraflarca karşılıklı olarak ticari defterlere kaydedildiği, bu itibarla usulüne uygun şekilde tutmuş olduğu ticari defterlerindeki kayıtların davalının aleyhine delil olarak kabul edileceği ve davalının fatura konusu malları teslim almadığını aksi yöndeki kesin delillerle ispat etmesi gerektiği, dosyaya bu yönde bir delil sunulmadığı, bu suretle asıl alacak yönünden davacının davasını ispat ettiği, işlemiş faiz yönünden ise: taraflar arasında mal alım satımına dair açık hesap şeklinde işleyen bir ticari ilişki bulunduğu, cari hesap ilişkisi ve sözleşmesinin olmadığı ancak dava ve takip konusu faturalar üzerinde vade tarihi bulunduğu, TTK'nın 1530. maddesinin yalnızca tedarik sözleşmelerinde uygulanabileceği, taraflar arasında tedarik sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlık bulunduğu anlaşıldığından davacı tarafın fatura vade tarihlerinden itibaren işlemiş faiz talep edebileceği, bilirkişiler tarafından yapılan hesaplama sonucu; 1.416,00 TL asıl alacak için 206,34 TL işlemiş faiz hesaplandığı, 59.521,31 Euro asıl alacak için ise 2.284,11 Euro işlemiş hesaplandığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, davalı tarafça likit ve bilinebilir borca ödeme yapılmadığı halde haksız olarak itiraz edildiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, - -------- Esas sayılı dosyasında davalı/borçlu----------- yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile takibin 1.416,00 TL asıl alacak ve 206,34 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.622,34 TL ile 59.521,31 Euro asıl alacak ve 2.284,11 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.805,42 Euro üzerinden AYNEN DEVAMINA, - Asıl alacak 2.361.138,33 TL'nin %20'si olan 472.227,67 TL icra inkar tazminatının davalı/borçlu ----- alınarak davacı/alacaklı ------------ verilmesine, Davacı tarafın fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanununa göre alınması gereken 167.489,17 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından icra dosyasına yatırılan 10.269,18 TL peşin harç ile mahkememize yatırılan 31.692,68 TL peşin harç olmak üzere toplam 41.961,86 TL'den mahsubu ile bakiye 125.527,31 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 31.692,68 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı ile sarf edilen bilirkişi ücreti ve posta masrafı toplamı 30.110,50 TL olmak üzere toplam 30.725,90 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre 30.660,32 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 360.746,77 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 5.244,64 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26 (2) maddesi ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ret oranına göre 3.592,32 TL'sinin davalıdan, 7,68 TL'sinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde-----------Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 12/11/2025

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/216, K. 2025/927, T. 12.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-216-e-2025-927-k-fa2f17b3a3fe