İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/20 E. 2025/1223 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/20
Karar No
2025/1223
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/20 Esas KARAR NO : 2025/1223

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 09/01/2025 KARAR TARİHİ : 25/12/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA: Davacı vekili tarafından Mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; " "Müvekkil ile davalı ... arasında, davalı tarafından müvekkilin işyerinde giriş ve çıkışların kontrol ve denetimi, gerekli kayıtların tutulması, müvekkilin sorumluluk sahalarında mevzuat hükümlerine uygun olarak güvenlik ve gözetimin sağlanması hususlarında, 01.04.2013 başlangıç tarihli Güvenlik Hizmeti Sözleşmesi akdedilmiştir.Sözleşmenin "Tarafların Yükümlülükleri" başlıklı 3. maddesinde davalı taraf, istihdam edilen personellerin kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretlerini ödeyeceğini kabul ve taahhüt etmiştir. İş Kanunu uyarınca alt işveren şirket işçilerinin, işçilik alacaklarından sorumluluk asıl işveren ve alt işverene müteselsil olarak bırakılmak ile birlikte, müvekkil ile davalı şirket arasında tanzim edilen sözleşmede, davalı şirket işçilerinin kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinden sorumluluk, davalıya bırakılmıştır.Davalı şirket, 06.07.2024 tarihinde müvekkil şirket ile aralarındaki sözleşmeyi feshetmiş, takiben de, müvekkil bünyesinde görevlendirdiği işçilerin işten çıkışını yapmış, ancak bu işçilere ödenmesi gereken yasal işçilik alacaklarına istinaden herhangi bir ödeme yapmamıştır. Davalı tarafından işçilere ödeme yapılmadığı için, müvekkil şirkete ve davalıya hitaben işçilik alacağı talepli ihtarnameler keşide edilmiş, esasında talepler müvekkile yönlendirilmiştir.Davalı/borçlu takibe haksız olarak itiraz etmiş olup, takibi durdurmak ve zaman kazanmak amacıyla kötü niyetli hareket ederek takibe itiraz etmiştir.Yukarıda detaylıca arz ve izah edilen nedenler doğrultusunda; haksız ve kötü niyetli yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, takiplere haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı/borçlu aleyhine %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama masraflarının davalıya yükletilmesini ve vekâlet ücretinin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasını sayın mahkemenizden vekaleten talep ederiz. Haksız ve kötü niyetli yapılan itirazların iptali ile takibin devamına, takibe haksız ve kötü niyetli itiraz eden davalı/borçlu aleyhine ve müvekkile ödenmek üzere %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekâlet ücretinin davalı/borçlu üzerinde bırakılmasını.." talep ve dava etmiştir. CEVAP; Davalı vekili tarafından Mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; "Sözleşme, ibraz edilen faturaların gereği gibi ödenmemesi sebebiyle müvekkil şirket tarafından haklı nedenle feshedilmiştir. Basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğüne aykırı hareket eden davacı tarafın haksız ve mesnetsiz iddialarının kabulü mümkün değildir. Davacı tarafın, ibraz edilen fatura içeriğine itiraz etmeyerek icra takibi öncesinde kısmi olarak ödemeleri gerçekleştirmesi ile borcu kabul etmiş olduğu izahtan varestedir. Davacı tarafın alacaklı olduğuna ilişkin iddiaları gerçeğe aykırıdır. Müvekkil şirket, söz konusu hizmet sözleşmesi gereği davacı tarafa borçlu değildir. Aksine müvekkil şirketin davacı taraftan alacağı bulunmaktadır. Davacının işbu davayı ikame etmesinde hiçbir hukuki menfaati bulunmamaktadır.Cebri icra tehdidi altında ödeme yaptığını iddia eden davacı taraf, istirdat davası ile iddiasını ispat etmeye mecburdur.Davacı şirket tarafından, iş sözleşmesi haklı nedenle feshedilen ve müvekkil şirket nezdinde hiçbir alacağı bulunmayan işçilere sair ödemeler yapılmıştır.Davanın öncelikle usulden reddine, eğer mahkeme aksi kanaatte ise taraflar arasındaki hizmet ilişkisine ilişkin tüm belgelerin dava dosyasında celbi ile yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde esastan reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına, alacağın %20' sinden az olmamak üzere lehimize kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini.."savunmuştur. (II) YARGILAMA SÜRECİNDE TOPLANAN DELİLLER: (1) Y a z ı l ı D e l i l l e r ; ... 5. İcra Müdürlüğünün ... e. sayılı dosyası, ... 12. İcra Müdürlüğünün ... e. sayılı dosyası, ... 12. İcra Müdürlüğünün ... e. sayılı dosyası, ... 11. İcra Müdürlüğü ... e. Sayılı dosyalarının UYAP sistemi üzerinden mahkememiz dosyası arasına alınmasına karar verilmiştir. ..., ... ve ...'ın SGK kayıtlarının UYAP üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmasına karar verilmiştir. Tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerine müzekkere yazılarak 2023-2024 yılına ait BA/BS formlarının gönderilmesi istenilmiş olup gelen cevap dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Davalının görev itirazının tarafların tacir olması nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davalı vekiline dava dışı işçiler ..., ... ve ...’a ait işçilik dosyaları ile tüm özlük dosyalarını mahkememize sunmak üzere iki haftalık KESİN SÜRE verilmesine, aksi halde bu yönde delil sunulamayacağı ve dosyanın mevcut delil durumuna göre karara çıkacağının ihtarına karar verilmiştir. 2 nolu ara karar ikmal edildiğinde tarafların ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde mahkememizce resen seçilecek bir iş hukuku alanında uzman hesap bilirkişisi ve bir mali müşavir bilirkişi ile 12/06/2025 tarihinde saat 14:00'da Mahkememiz kaleminde inceleme yapılmasına, bilirkişi heyetince tarafların iddia ve savunmaları, dosyada mevcut şartname ve sözleşme hükümleri ile Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin... esas ... karar sayılı emsal içtihatında belirtilen kriterler gözetilerek davacının davalıdan talep edeceği rücu alacağının olup olmadığı varsa miktarı hakkında rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 08/09/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Davacı şirkete ait ticari defterlerinin yasal süresinde TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davacı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle 584.120,92 TL alacaklı olduğu,davalı şirkete ait ticari defterlerinin yasal tutulduğu, dolayısı ile sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı şirketin ticari defter kayıtlarına göre, takip tarihi itibariyle 335.256,00 TL alacaklı olduğu, davacı şirketten İşçilik alacağı ödemesi yapılan işçilerden yıllık izin yapılanlara bu ödemelerin tam olarak yapıldığı, kıdem tazminatı ödemelerinin tarafımızca yapılan hesaplamadan bir miktar düşük olsa da arabuluculuk anlaşmasının tarafların özgür iradeleriyle yapılmasına göre, ancak fazla ödemesi yapılmış olsaydı işbu dava konusu alacakta indirim sebebi olabileceği, davanın tarafı olan şirketler arasındaki sözleşmenin sona ermesi sebebiyle işçilerin kıdem tazminatı ve varsa kalan yıllık izinlerinin ödenmiş olmasının gerektiği, buna göre; davacı/alacaklı takip tarihi itibariyle, 584.120,92 TL Asıl Alacak ve 14.907,09 TL İşlemiş faiz miktarı olmak üzere toplam 599.028,01 TL talep edebileceği.." rapor edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta taraflarca iddia edilen vakıaların niteliği ve alacak miktarı dikkate alındığında tanık ile ispatının yasal olarak mümkün olmadığı anlaşılmakla tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından 29/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi ile davacı vekili tarafından 22/09/2025 tarihli bilirkişi raporuna beyan dilekçesi üzerine dosya yeniden ele alınarak incelenmiştir. Dosyanın raporunu sunan bilirkişilere tevdii ile, davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz ve beyan dilekçesi doğrultusunda, her bir itiraza cevap verir, denetlenebilir ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Bilirkişi heyetinden alınan 18/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "İşçilik alacağı ödemesi yapılan işçilerden yıllık izin yapılanlara bu ödemelerin tam olarak yapıldığı, kıdem tazminatı ödemelerinde ...'a 137,9 TL, ...'a 111,37 TL olmak üzere toplamda 249,27 TL fazla ödeme yapıldığı.."rapor edilmiştir. Bilirkişi raporuna itirazların takdiren reddine karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; davacı tarafça dava dışı işçiler ..., ... ve ...’a ödenen işçilik alacağının taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmeleri gereğince rücuen tahsili talebi ile başlatılan icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ...esas,... karar sayılı, 05/09/2022 tarihli ilamında “Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.” yönünde belirleme yapılmıştır. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ...esas, ... karar sayılı, 18/04/2022 tarihli ilamında "Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir. Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar. Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü gözönüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır. İhbar tazminatından son işveren sorumludur. Bunların dışında hafta tatil ücreti, ücret alacağı, fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yükleniciler işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacaklardır. İşveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebilecektir. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle alacak davalarında her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır. Davanın itirazın iptali şeklinde açılmış olması durumunda ise takibin hangi davalı açısından hangi miktarla devam edeceği ayrı ayrı belirlenmelidir. Bu durumda mahkemece yukarıda belirlenen ilkeler çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile davalıların ödenen bedelin yarısından sorumlu tutulması doğru görülmemiştir. Davalı yükleniciler tacir olup, 6102 sayılı TTK'nın 19/2. maddesi gereğince taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, kanunda aksine hüküm yoksa diğer taraf için de ticari iş sayılmaktadır. Ticari işlerde 3095 sayılı Yasa'nın 2/2. maddesine göre avans oranında faiz istenebilecektir. Bu halde mahkemece hükmedilen alacağa avans faizine hükmedilmesi gerekirken, yasal faize hükmedilmesi hatalı olmuş kararın belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir." yönünde belirleme yapılmıştır. İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin ...Esas,... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere "... Somut olayda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Konuya ilişkin sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçi alacağından asıl işveren ve alt işverenin sorumlulukları yönünden Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7. ve 14. Hukuk Daireleri arasında çıkan uyuşmazlıkta Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 05/05/2023 tarihli...E. ...K sayılı kararı ile; "...Somut olaya gelince; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'ncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlık, az yukarıda yer verilen emsal Yargıtay ilâmı doğrultusunda giderilmelidir. Dairemiz'in istikrar kazanan uygulamalarında da belirtildiği gibi, hizmet alımına ilişkin sözleşmelerde, hizmetin yüklenicinin (alt işveren) işçileri tarafından yerine getirilmesi kabul edildiğinden, asıl işverenin yüklenicinin (alt işveren) işçileri ile herhangi bir organik bağı bulunmamaktadır. Hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlenmekte ve bu şartlarla sözleşme imzalanmaktadır. İş Kanunu'nda, işçiyi korumak amacıyla düzenlenmiş olan asıl işveren ve alt işverenin (yüklenici) müteselsil sorumluluğuna ilişkin düzenlemenin taraflar arasındaki hizmet sözleşmelerinde iç ilişki bakımından uygulanması mümkün değildir. Hizmet alım sözleşmelerinde, işçilerin özlük hakları ile ilgili olarak yüklenici (alt işveren) lehine herhangi bir hüküm bulunmaması durumunda, yüklenicinin (alt işveren) işçisi ile organik bir bağı olmayan asıl işveren, işçilerin özlük haklarından sorumlu tutulmamalıdır. Bu itibarla, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 7'nci Hukuk Dairesi ile Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14'üncü Hukuk Dairesi arasındaki uyuşmazlığın, asıl işverence yüklenicinin (alt işveren) işçilerine ödenen ücretlerden yükleniciyi (alt işveren) tamamen sorumlu tutan Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin uygulaması doğrultusunda giderilmesi gerekmiştir..." şeklindeki uyuşmazlığın giderilmesine karar verildiği görülmüş olmakla emsal Yargıtay kararı dairemizce de benimsenmiştir. Emsal karar, TBK'nın 167. maddesinde yer alan "...borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça..." hükmü çerçevesinde değerlendirildiğinde, kararda da ifade edildiği gibi hizmet alımına ilişkin tip sözleşmelerde, işçilik ücretleri arasında işçilere ait özlük haklarının tümü belirlendiği ve bu şartlarla sözleşme imzalandığı için sözleşmede aksi kararlaştırılmadıkça asıl işverenin sorumluluğuna gidilemeyecektir... Bu durumda, sözleşme kapsamında çalıştırılan işçilerin, işçilik alacaklarından (fazla mesai ücreti ile ulusal bayram-genel tatil ücreti) davacı asıl işveren .... Genel Müdürlüğü'nün sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığından dava dışı işçilere işçilik alacağından dolayı ödenen bedelden davalı alt yüklenicilerin sorumlu olduğu, yüklenicinin işçisi ile organik bağı olduğu ispatlanamayan davacı asıl işverenin rücu hakkı bulunduğundan davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir...". Tüm bu genel tespitlerden sonra dava dilekçesi, cevap dilekçesi, bilirkişi raporu ile birlikte tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davacı ile davalı arasında imzalanan hizmet alımına ait sözleşme incelendiğinde; sözleşmede ihale konusu iş kapsamında çalıştırılacak işçi personellerin ücret ve tazminatlarından davacı asıl işverenin sorumlu olacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı; bu nedenle davacının dava dışı işçilere ödediği işçilik alacakların tamamını dava dışı işçinin davalı alt işverendeki toplam hizmet süresine göre davalı alt işverene rücu edebileceği, Yargıtay’ın yukarıda da değinilen 05/09/2022 tarihli kanun yararına bozma ilamı ile güncel içtihatlarında kabul edildiğinden; bu yönde değerlendirme yapılmıştır. İşbu dosyamızda iş akdinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı olmayıp SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yükleniciden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekmiştir. Bilirkişi kök ve ek raporunda hesaplandığı üzere dava dışı işçilerden ...'un 02.05.2019-06.07.2024 tarihleri arasında; ...'ın 24.03.2023-06.07.2024 tarihleri arasında; ...'un 13.02.2015-06.07.2024 tarihleri arasında ... işyeri kodu ile davalı nezdinde çalıştığı, bu sürelerdeki çalışmaları nedeniyle davalı yüklenicinin işverene karşı sorumlu olduğu kanaatine varılmış; davacı tarafından dava dışı işçilere işçilik alacakları nedeniyle yıllık izin ücreti ödemesi yapılanlara bu ödemelerin tam olarak yapıldığı, kıdem tazminatı ödemelerinde ...'a 137,90 TL, ...'a 111,37 TL olmak üzere toplamda 249,27 TL fazla ödeme yapıldığı hesaplanmış ise de; arabuluculuk süreci sonucu dava dışı işçilere ödemelerin yapıldığı anlaşıldığından yapılan 249,27 TL fazla ödemeden de davalının sorumlu olması gerektiği; davacı tarafından dava dışı işçilere toplam 584.120,92 TL ödeme yapıldığı; davalının sorumluluğunun işçileri çalıştırdığı süre ile sınırlı olduğu ve davacı tarafça yapılan ödemeden davalının sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı tarafından ödemezlik definde bulunulmuş ise de; İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin ...Esas, ...Karar sayılı ilamı doğrultusunda, taraflar arasındaki sözleşmede alt işveren tarafından hizmet bedeli ödenmediği sürece, işverenin işçilik alacaklarının ödenmeyeceği yönünde bir düzenleme yer almadığından; davalının ödemezlik def'ini ileri sürmesi mümkün görülmeyeceğinden, bu defi mahkememiz nezdinde kabul görmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16/1. Maddesi kapsamında davalının tacir olması, dava konusu alacağın davalının ticari işletmesi ile ilgili olması, TTK m. 19/2 uyarınca taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır yönündeki hüküm de gözetilerek reeskont avans faizi talebi yerinde bulunmuş; İstanbul BAM 45. Hukuk Dairesinin ...Esas, ... Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği; davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sunulduğu üzere davacının davalıya 14/10/2024 tarihinde ihtarname gönderdiği, ihtarnamede 24 saat içinde ödeme talep edildiği, ihtarnamenin davalıya 16/10/2024 tarihinde tebliğ edildiği, bu suretle temerrüt tarihinin 18/10/2024 olduğu, bu suretle bilirkişiler tarafından da hesaplandığı üzere işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu anlaşılmış; davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacının icra inkar tazminatı istemi yönünden ise; İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesinin ...esas,... karar sayılı ilamında belirtildiği üzere "... davalının, davacı taraf talebine karşı koymasının haklı nedenlere dayanıp dayanmadığının belirlenmesi, yargılama yapılmasını gerektirdiğinden alacağın likit (muayyen, belirli) olduğundan söz edilemez. Bu durumda mahkemece davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucunda kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuştur..." yönündeki tespit dikkate alınarak takibe konu alacağın bilirkişi raporu sonucu belirlendiği, bu nedenle likit olmaması sebebiyle icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıda yazılı hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; davalı tarafından ... 3. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra takip dosyasına yapılan itirazın İPTALİNE, takibin aynı şartlarla DEVAMINA, 2-Koşulları oluşmadığından icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihi itibariyle 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 40.919,60TL harçtan peşin alınan 7.234,77TL'nin mahsup edilerek bakiye 33.684,83TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-6325 Sayılı Yasa'nın 18/A-14 maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin m.26 hükmüne göre Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafından yapılan; 615,40TL Başvuru Harcı, 7.234,77TL Peşin/nisbi Harcı, 14.233,00TL Bilirkişi ücreti, Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 22.083,17TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına, 7-Davacı vekil ile temsil edildiğinden yürürlükte olan AAÜT gereğince dava değeri olan 599.028,01TL üzerinden hesaplanan 95.844,48TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Fazla yatan gider avansı ile delil avansı var ise 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Adalet Bakanlığı Hukuk Muhakemeleri Gider Avansı Tarifesinin 5.maddesine göre karar kesinleştikten sonra talep halinde yatırana İADESİNE, Gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı karar verildi. 25/12/2025

Katip ... ¸E-imzalıdır

Hakim ... ¸E-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/20, K. 2025/1223, T. 25.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-20-e-2025-1223-k-8d94f38b7bc8