İlk Derece Mahkemesi · Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi

Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/146 E. 2025/325 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2025/146
Karar No
2025/325
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2025/146 Esas - 2025/325 T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2025/146 Esas KARAR NO : 2025/325

HAKİM : ... KATİP : ...

DAVACI : ... VEKİLLERİ : Av. ... Av. ... DAVALI : ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 29/01/2024 KARAR TARİHİ : 20/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2025

Mahkememizde görülmekte bulunan "İtirazın İptali" davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 297/1(c)'ye uygun şekilde, tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, konuyla ilgili mevzuat hükümleri ve yargısal içtihatlar, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri içerir şekilde hüküm verilerek, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: I-) Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının davacı şirketten almış olduğu hizmet bedelini sözleşme ilişkisine uygun olarak ifa etmediğini, anılan hizmet ilişkisi ve davalının yüklendiği hizmet bedeli ödeme yükümlülüğü kapsamında davalı adına faturalar düzenlendiğini, taraflar arasında fatura bedellerinin ödenmesi amacıyla yapılan görüşmelerin herhangi bir sonuç vermediğini, bu nedenle fatura alacağının tahsili amacıyla İstanbul MTS 2022/1336277 E. sayılı dosya kapsamında icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun ödeme emrine itiraz ettiğini, yapılan itirazın haksız olduğunu, taraflar arasındaki hizmet ilişkisi kapsamında yüklendiği edimleri yerine getirdiğini, davalı borçlunun davacı şirkete herhangi bir ödeme yapmadığını, alacağın likit olduğunu, bu sebeple haksız ve kötü niyetli itiraz nedeniyle davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, davalı borçlunun İstanbul MTS 2022/1336277 E. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin devamını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirketin usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından MTS dosyasına ibraz edilen 11/01/2023 havale tarihli itiraz dilekçesi ile özetle; Alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borç bulunmadığını, müvekkilinin ikametgah adresi Sakarya olup yetkili icra müdürlüğü Sakarya İcra müdürlüğü olduğunu; Aynca takibe, borca, ödeme emrine, faiz oranına açıkça itiraz ettiklerini, alacaklı olduğunu iddia eden taraf borcun dayanağını dahi açıklayamadığını, ödenmediği iddia edilen fatura içerikleri incelendiğinde davalıya ait telefondan 3. Bir kişinin aranmadığı belirterek takibe itiraz ettiklerini belirtmiştir.

II-) Dava Türü ve Tarafların Anlaştıkları - Anlaşamadıkları Hususlar Dava; kurumsal tip abonelik sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında Kurumsal Online Hizmet Merkezi üyeliğine ilişkin abonelik sözleşmesinin bulunduğu hususu ihtilaf konusu değildir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; MTS üzerinden başlatılan takipte yetkiye itirazın yerinde olup olmadığı, takip tarihi itibariyle davacı kurumun davalı şirketten talep edebileceği asıl alacak ve ferileri ile dava tarihi itibariyle haklılık durumuna ilişkindir. III-) Çekişmeli Vakıalar Hakkında Toplanan Deliller İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin MTS 2022/1336277 E. Sayılı dosyası dosyamız arasına alınarak incelenmiştir. Davacı şirkete müzekkere yazılarak davalının abonelik dosyası, taraflar arasındaki sözleşme, fatura, davalı tarafından yapılan ödemeler ile borç miktarını gösteren tüm kayıt ve belgeler celp edilerek incelenmiştir. Dosya abonelik konusunda uzman hesap bilirkişisine tevdi edilmiştir. Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ...; 05/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle, taraflar arasında 23/03/2015 tarihinde Çerçeve Abonelik Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmenin dava konusu 8 adet fatura döneminde devam ettiğini, sonrasında feshedilip edilmediği konusunda dava dosyasında herhangi bir bilgi tespit edilemediğini, dava konusu 8 adet fatura asıl tutarının 46.844,38 TL, geçmiş gün faizi 4.219,24 TL olup toplam tutarının 52.063,62 TL olduğunu belirten görüş ve kanaatte bilirkişi raporu sunduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi raporu taraflara usulüne göre tebliğ edilmiş; davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna karşı sunulan itiraz ve beyan dilekçesi incelenmiştir. IV-) Konuyla İlgili Mevzuat Hükümleri Ve Yargısal İçtihatlar a-İcra dairesinin yetkisi ile ilgili olarak; Bilindiği üzere, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlayan bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir. (Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, 2006, s.219,223) Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mah- kemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. itirazın iptali da- vasının görülebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış, geçerli bir icra takibinin bulunması gerekir. Ortada, geçerli bir takibin bulunmadığı durumlarda, itirazın iptali davasının görülebilmesine usulen olanak yoktur. İcra dairesinin yetkisine itiraz edildiği hallerde, bu itiraz usulünce incelenerek sonuç- landırılmadığı sürece, açıklanan şekilde geçerli bir takibin bulunmayacağı açıktır. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. (Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/19-1520 Esas- 2014/524 Karar nolu ilamı) İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki "yerleşim yeri" icra dairesidir. Aynı Kanunun 10.maddesine göre ise sözleşmeden doğan takiplerde, "sözleşmenin ifa edileceği yer" icra dairesi de yetkilidir. Bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Takip davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili icra dairesinde açılabilir. Takibin konusu para borcu olduğunda ise, davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK 89. maddesine göre, aksi kararlaştırılmadıkça para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilecektir. b-İspat külfeti ile ilgili olarak; 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi, ''Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. Ancak faturanın içeriğine yasal süresi içerisinde itiraz edilmemesi faturada belirtilen verilerin doğru olduğu karinesini doğurmakla beraber, tek başına faturanın verilmesine neden olan iş veya hizmetin yapılmış olduğu, malın teslim edildiği anlamını taşımaz. Zira karşı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği hallerde, fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez (Bkz. Yargıtay 19. HD'nin 19/09/2016 tarihli ve 2016/680 E., 2016/12480 K. sayılı kararı ile Yargıtay HGK'nın 01/07/2021 tarihli ve 2017/(19)11-3085 E., 2021/680 K. sayılı kararı). Bu durumda, fatura muhteviyatı malın teslim edildiğinin veya hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Öte yandan, faturaya itiraz edilmemesi halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılacağını gösteren 6102 sayılı TTK m. 21/2 hükmünün uygulanabilmesi için faturayı alan alan kişinin de tacir sıfatını haiz olması gerekir. Her ne kadar TTK m. 21/2 hükmünde faturayı alanın tacir sıfatına sahip olması gerektiği açıkça belirtilmemiş ise de, bir yandan TTK m. 21/2 hükmünün "tacir olmanın hükümleri"ni düzenleyen maddeler arasında yer almakta olduğu, diğer yandan tacir sayılmayan kişilerin faturaya sekiz gün içinde itiraz etmek gibi ağır bir yükümlülüğe tabi tutulmasının hakkaniyet ve menfaatler durumuna uygun düşmeyeceği dikkate alınarak, bu hükmü sadece tacirler arasında uygulamak daha isabetli olur (Arkan, Sabih: Ticarî İşletme Hukuku, 24. Basıdan Tıpkı Basım, Ankara 2018, s. 163-164). c-Faiz ile ilgili olarak; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun “Faiz” başlıklı 88. maddesi; “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz” hükmünü haizdir. Aynı Kanun’un “Temerrüt Faizi” başlıklı 120. maddesi ise; “…Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belir- nen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur” düzenlemesini içermektedir. Bu konuda özel düzenlemelerin yer aldığı 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun “Temerrüt Faizi” başlıklı 2. maddesi; “Bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu, sözleşme ile aksi kararlaştırılma- dıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecburdur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli avanslar için uyguladığı faiz oranı, yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temer- rüt faizi bu oran üzerinden istenebilir. Söz konusu avans faiz oranı, 30 Haziran günü önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan avans faiz oranından beş puan veya daha çok farklı ise yılın ikinci yarısında bu oran geçerli olur. Temerrüt faizi miktarının sözleşmede kararlaştırılmamış olduğu hallerde, akdi faiz miktarı yu- karıdaki fıkralarda öngörülen miktarın üstünde ise, temerrüt faizi, akdi faiz miktarından az olamaz” düzenlenmesini içermektedir. Hukuk Genel Kurulu'nun 27/06/2019 tarihli, 2017/13-608 E., 2019/810 K. Sayılı ilamında "Eldeki uyuşmazlıkta davacı tacir olup yanlar arasında imzalanan güvenlik hizmet sözleşmesi, TTK’nın 3. maddesi uyarınca davacı için ticari iş niteliğinde olduğu gibi aynı Kanunun 21/2. maddesi uyarınca davalı için de ticari iş sayılır. Uyuşmazlığın ticari işten kaynaklanması nedeniyle davacı, 3095 sayılı Kanun’un 2/2. maddesi uyarınca temerrüt halinde avans faizi isteminde bulunabilir. Bu nedenle mahkemece itirazın iptali ile birlikte asıl alacak miktarına temerrüt tarihi itibariyle Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasınca belirlenen %27 oranında avans faizi uygulanmasına karar verilmesi yerindedir." şeklinde belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3 maddesinde" ABONE'nin işbu Sözleşme'den ve/veya ilgili FORM'dan kaynaklanan — yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumunda, — ilgili DEVRE/numara Açısından — geçerli olacak şekilde ilgili FORM'un TÜRK TELEKOM tarafından feshedilmesi üzerine, ilgili DEVRE'nin/numaranın aboneliği nedeniyle peşin olarak tahsil edilmiş olan ücretler ABONE'ye iade edilmeyecek ve fesih tarihine kadar tahakkuk ettirilecek tutarlar ile fesih tarihinden tahsil edileceği tarihe kadar tahakkuk ettirilecek T.C. Merkez Bankası'nın kısa vadeli avanslara uyguladığı değişen oranlarda avans faizi ABONE'den tahsil edilecektir. " hükme bağlanmıştır. V-) Sabit Görülen Vakıalar, Bunlardan Çıkarılan Sonuç ve Hukuki Sebepler Bu açıklamalar doğrultusunda, somut olay ele alındığında, tarafların tacir, alacağın faturaya dayalı para alacağı olduğu ve dolayısıyla da İstanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin yetkili olduğu, dava dosyasında, davacı tarafından düzenlenen faturaya, tutarına, içeriğine itiraz süresi içerisinde itiraz edildiğine dair herhangi bir kayıt sunulmadığı ve buna yönelik bir iddianın da bulunmadığı bu nedenle söz konusu akdi ilişkinin ve fatura içeriği hizmetin verildiğinin kabulü gerektiği, davacının alacağını ispat etmesine rağmen davalının fatura bedelinden dolayı borcu olmadığını yahut ödendiğini ispat edemediği, davacının yukarıda anılı kanun maddeleri ve sözleşmenin ilgili hükümleri nazara alındığında, faize yönelik talebinin yerinde olduğu anlaşıldığından davanın kabulüne, likit olan asıl alacağın %20’si oranında tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere): 1-Davanın KABULÜ İLE, Davalının stanbul Abonelik Sözleşmeleri İcra Dairesinin MTS 2022/1336277 E. Sayılı MTS dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 46.415,00.-TL asıl alacağın %20'sine tekabül eden icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Yürürlükte Bulunan Yargı Harçları Tarifesi gereğince kabul edilen değer üzerinden alınması gereken toplam 3.170,61-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 872,04-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 2.298,57-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan; 427,60-TL Başvuru Harcı, 872,04-TL Peşin/nisbi Harcı, olmak üzere toplam 1.299,64TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, , 5-Davacı tarafından yapılan; 2.609,00-TL Tebligat, Posta ve diğer masraflar, olmak üzere toplam 2.609,00-TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 2.371,49-TL lik kısmanın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise Davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansın kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk nedeniyle hazine tarafından karşılanan 2.080-TL ücretin davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına, Dair, davacı vekillerinin yüzüne karşı, davacı yönünden miktar itibari ile kesin olmak, davalı yönünden ise, kararın davalıya tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 20/05/2025

Katip ... e-imzalı

Hakim ... e-imzalı

Atıf: Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/146, K. 2025/325, T. 20.05.2025, www.arakarar.com/karar/sakarya-asliye-ticaret-mahkemesi-2025-146-e-2025-325-k-68fc919ff559