İlk Derece Mahkemesi · Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/114 E. 2026/317 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2025/114
- Karar No
- 2026/317
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/114 Esas KARAR NO : 2026/317
DAVA : Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/10/2024 KARAR TARİHİ : 02/04/2026 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Davalının 18.09.2023 tarihinde davacı şirket ile 18.09.2023 – 09.08.2024 tarihleri arasında çalışmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını ve şirketin İstanbul Anadolu Bölge Müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının davacı şirkete 29.02.2024 tarihinde gönderdiği e-mail ile iş sözleşmesini hiçbir haklı sebebi olmaksızın feshettiğini, davalının, davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren aynı müşteri portföyüne hitap eden ve Türkiye'de yerli şalt üretimi yapan tek rakibi firmada çalışmaya başladığını, bu eyleminin rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğunu belirterek davalının rekabet yasağını ihlal etmesi nedeniyle 18/09/2023 tarihli sözleşmenin cezai şart başlıklı 7. Maddesi uyarınca kararlaştırılan 6 aylık brüt ücrete karşılık gelen 480.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. CEVAP; Davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, dava dilekçesinin 1.maddesinde davalı ile davacı şirket arasında 08.09.2023 – 09.08.2024 tarihleri arasında belirli süreli iş sözleşmesi imzalayarak İstanbul Anadolu Bölge Müdürü olarak çalışmaya başlandığın davalının görev tanımı ve pozisyonu düşünüldüğünde bu kadar kısa süreli olarak çalıştırılması düşünülen bir çalışana şirkete zarar verecek düzeyde hayati sayılabilecek ve rekabet yasağına aykırı davranmasına yol açabilecek gizli bilgilerin verilmesinin, ticari teamüllere ne kadar uygun olduğu ve iddiaların ne kadar samimi ve iyi niyetli olduğunu Sözleşme süresi üç yıl olarak belirlenmiş olup bu sebeple rekabet yasağı sözleşmesi geçersiz olduğunu Rekabet yasağı, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimde yer, zaman ve işlerin türü bakımından uygun olmayan sınırlamalar içeremez ve süresi, özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamaz. Bu hüküm bakımından rekabet yasağı sözleşmesi süre bakımından üç yıl olarak belirlenmiş olup bu sebeple rekabet yasağı sözleşmesi geçersizdir. İstenen cezai şart fahiş olduğunu bildirmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Açılan davanın TTK m.54 ve devamı maddeleri uyarınca açılan haksız rekabetin tespiti ve cezai şart istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın , davalının davacı şirketten ayrıldıktan sonra başka bir şirket bünyesinde çalışması nedeniyle haksız rekabet hükümlerinin ihlal edilip edilmediği, bu kapsamda davacının cezai şart talebinde bulunup bulunamayacağı, bulunabilecekse miktarı, haksız rekabet davası şartlarının oluşup oluşmadığı hususların da olduğunun tespitine karar verilmiştir. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas ..... Karar sayılı kesinleşmiş yetkisizlik kararı ile mahkememize gönderilen dava dosyasının mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. Mahkememizin 22/05/2025 tarihli celsesinde tanık ..... beyanında; Ben davacı firmada İstanbul bölge satış yöneticisi olarak tam tarihini hatırlamamakla birlikte 2023 yılının Ekim ayında göreve başladım 2024 Mart ayı sonunda da davacı firmadaki işimden ayrıldım, burada çalıştığım dönemde davalı ..... da İstanbul bölge müdürü olarak görev yapmaktaydı, davacı firma Elektrik Şalt üretimini yapan ve satan bir firmadır, davalı ..... bizim idari amirimizdi, buradaki üretim satışlarla ilgili bizim muhattabımızdı, biz davacı firmaya gelen talepleri amirimiz ......'ya iletirdik, o da davacı firmadan fiyat onayı alınarak müşteriye iletimini sağlardı, bildiğim kadarıyla davalı ..... ben işten ayrılmadan 1 ay öncesinde istifa ederek işten ayrılmıştı, işten ayrılma sebebi olarak davacı firmada sürekli bir baskı vardı, sürekli bir belirsizlik vardı, bu belirsizlikte müşterilere verdiğimiz sözlerde duramamamıza sebep oluyordu, bu durum da en çok .....'e yansıdı, .....'den sonra da bu sebeplerden sonra ben 1 ay sonrasında işten ayrıldım, bildiğim kadarıyla ...... yine aynı sektörde olan başka bir firma .... Elektrik adında bir firmada çalıştığını biliyorum, halen orada çalıştığını biliyorum, ..... bey davacı firmadan ayrıldıktan sonra davacı firmada herhangi bir işin aksadığını görmedim, .... bey kaynaklı herhangi bir sorun olmadığını biliyorum, şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 22/05/2025 tarihli celsesinde tanık ..... beyanında; Ben davacı firmada tam tarihini hatırlamamakla birlikte 2023 yılının başında işe başladım, yaklaşık 10-11 ay süre kadar çalıştım, 2023 yılının sonunda da işten ayrıldım, ben davacı firmadan İstanbul Avrupa Yakasında satış sorumlusu olarak görev yaptım, davalı taraf ben işe başladıktan bir kaç ay sonra işe başladı, yaklaşık 5 ay kadar beraber çalıştık, davalı ..... satış müdürü idi, burada çalışan diğer satış elemanlarının koordinasyonlarını sağlardı, direkt bayilerle ilgili bayilerin yapacağı sözleşmeler, alacağı işler, verdiği siparişler gibi takiplerini yapardı, verileri biz kendisine verirdik, ona göre işlemler yapardı, davacı firma ile müşteriler arasında zorlu bir süreç söz konusuydu, verilen sözler tutulmuyordu, verilen sözden daha uzun zamandan sonra müşteriye teslimler gerçekleşiyordu, davacı firma yurtdışı çalışmalarına daha öncelik veriyordu, bu nedenle yurtiçi firmaları daha geri planda bırakıyordu, bundan dolayı bayilerle davacı firma arasında negatif bir durum söz konusu oluyordu, müşteri olan ..... Elektrik, davacı firma ile bayilik işinden vazgeçecek oldu hatta biz devam edelim geleceği olan bir iştir diye müşteriyi ikna etmeye çalıştık, müşteri olan firma ..... Elektrik ürün teslimlerinde çok büyük problemler yaşıyoruz bu nedenle sözleşmeyi feshedeceğiz dedi, davalı ..... 'nın davacı firmada çalıştığı dönemde yetkileri çok sınırlıydı, herhangi bir fiyat ya da inisiyatif alma şansı da yoktu, şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizin 02/10/2025 tarihli celsesinde tanık ..... beyanında; .... Elektrik Şirketi ve ..... Elektrik firmalarında davalı .... ile beraber çalıştık, ben bu iş yerine 2004 yılında girdim davalı tahmini 2 sene sonra işe girdi, ben bu iki şirketin Trakya ve Avrupa yakasının sorumlu bölge müdürüydüm, davalı tarafta .... Elektrik firmasında satın alma sorumlusuydu, 2018 yılının sonunda bahsetmiş olduğum firmalar birbirinden ayrıldı, ben ..... Elektrik de kaldım, davalı da .... Elektrik kısmında kaldığını biliyorum, ben 2020 yılında ..... Elektrikten de ayrıldım, sonra .... Elektrik de 2 yıl bölge müdürlüğü yaptım sonrasında da 2022'nin 7. Ayında da .... Elektrik Şirketini kurdum, benim bu süreçte davalı ..... dostluk ve ahbaplık ilişkilerim sürmekteydi, 2023 yılının ortalarına doğru ..... beni aradı, davacı ..... Elektrik'in bayilik aradığından bahsetti bende ondan önce bayilik aradığımı davalı .....'ya söylemiştim, o sırada .... ve .... isminde ki arkadaşlar ......'nın arkadaşları idi bu bayilik konusunda bana yardım edeceklerini söylediler, bende bu sözleşmeyi imzaladım, daha sonrasında davacı .... Elektrik ile davalı ..... ayrıldı, daha sonrasında da .... hanım ile .... beyinde iş yerinden ayrıldığını duydum, ben o sırada ..... Elektrikle de sözleşme imzalamıştım ancak o şirkette bir kaç ay kendime muhattap bulamadım, sözleşmeyi imzalamam halinde bana vaatlerde bulunmuşlardı, daha sonrasında ben davacı ....... Elektrik'e ben sizin bayinizi yapmak istemiyorum muhattap bulamıyorum şeklinde mail attım bu olaydan bir süre sonra ....... Elektrik'in .... isminde satış müdürü yanıma geldi, orada sözlerini yerine getireceklerini söylediler ancak yine muhattap bulamadım daha sonra da sözleşmeyi bitirdim, şeklinde beyanda bulunmuştur. Mahkememizce alınan 15/01/2026 tarihli Bilirkişi Raporunda özetle; Değerlendirme Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı bünyesinde çalışan davalının davacı ile imzaladığı iş sözleşmesinde düzenlenen çalışma ilişkisinin sona ermesinden sonraki döneme ilişkin rekabet yasağına dair hükmü ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Rekabet etmeme borcu, iş akdinin sonuçlarından olan; işçinin, işverene sadakat borcunun olumsuz yönünü ifade eder. TBK m.444'te düzenlenen rekabet yasağı asli yükümlülük doğuran bir sözleşme değildir, iş akdine bağlı olarak fer'i nitelikte bir yükümlülük doğurmaktadır. Bu yasak taraflar arasındaki hizmet ilişkisi sona erdikten sonra hükümlerini doğuran bir borçtur. İş ilişkilerinden doğan rekabet yasağının düzenlenmesinin dayanağı iş ilişkisidir. Rekabet yasağı sözleşmesi, işçinin iş sözleşmesi devam ederken işverenin müşterilerini tanıması ya da iş sırlarını öğrenmesi sebebiyle, iş ilişkisi sona erdikten sonra belirli bir faaliyet alanında, belirli bir coğrafi alanda ve belirli bir zaman diliminde işverenle rekabet teşkil edebilecek herhangi bir faaliyette bulunmaması hususunu içeren sözleşmedir. TBK m.444/l'e göre, “fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir”. TBK m.444/2'ye göre, “rekabet yasağı kaydı, ancak hizmet ilişkisi işçiye müşteri çevresi veya üretim sırları ya da işverenin yaptığı işler hakkında bilgi edinme imkânı sağlıyorsa ve aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması, işverenin önemli bir zararına sebep olacak nitelikteyse geçerlidir". Rekabet yasağı Sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, bir iş sözleşmesinin bulunması, işçinin fiil ehliyetine sahip olması, iş sahibinin menfaatinin bulunması, yasağın sınırlı olması, sözleşmenin yazılı olması ve rekabet yasağının zaman, yer ve konu bakımından sınırlandırılması gerekir”. Tüm bu koşulların hepsinin gerçekleşmiş olması şarttır ve bu koşullar emredici nitelikte olduklarından bu koşullardan herhangi birisinin bulunmaması halinde sözleşme batıl olacaktır. Bu şartlar şu şekildedir. Bir İş Sözleşmesinin Bulunması. Rekabet yasağı sözleşmesinin ya da rekabet yasağı kaydının geçerli olabilmesi için öncelikle işçi ile işveren arasında bir iş sözleşmesinin olması gerekir. Bu sözleşmenin belirli veya belirsiz süreli olması önem taşımaz. BK m.444/1 hükmüne göre, rekabet yasağına dair yapılacak sözleşmelerin ya da rekabet şartının yazılı olması şarttır. İşçinin Füli Ehliyetine Sahip Olması. TBK m.444/1'de ise reşit olma şartı yerine işçinin fiil ehliyetine sahip olmasının gerektiği kabul edilmiştir. İşverenin Menfaatinin Bulunması. TBK m.444/2'ye göre, rekabet yasağına dair olan şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya sırlara nüfus etme imkanından yaralanarak iş sahibine bir zarar vermeye sebebiyet vermelidir. Yani, rekabet yasağına ilişkin şart, ancak işçinin müşterileri tanımasından veya iş sırlarını öğrenmesinden yararlanarak işverene hissolunacak derecede bir zarar verebilecek derecede ise geçerli olacaktır. Yani iki şartın gerçekleşmesi gerekir; İşçinin Müşterileri Tanıması Veya İş Sırlarını Öğrenmesi. Müşteri, bir işyeri ile az veya çok süre ile ilişki kurarak, işveren tarafından üretilen mal veya hizmetleri alan kimsedir". Rekabet yasağı sözleşmesi çerçevesinde müşteri çevresine ait bilginin tespitinde, işçinin o işletme ile ilgili olan ticari ve şahsi ilişkileri bilmesi ve bu bilgileri kendi adına ekonomik menfaat elde edebilecek şekilde kullanması hususu önemli olup, işçinin ilgili müşterilerle kişisel ilişki içinde olması veya müşterilerin ihtiyaçları, kendine has özellikleri, talepleri gibi hususları öğrenmesi halinde müşteri çevresine hakim olduğu kabul edilecektir. İş sırrı ise, işverenin özellikle rakip firma tarafından bilinmemesinde çıkarı bulunan şekil, usul ve vasıtaların tümünü ifade eder. İşverenin önemli bir zarar tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı sır teknik ya da ticari iş sırrı olabilir". Yalnız burada önemli olan iş sırrının işletmeyle ilgili olmasının gerekmesidir. Bu bağlamda, işletmeyle ilgili olan ticari, teknik ve personele ilişkin olan sırlar, örneğin, işletmenin “herkes tarafından bilinmeyen” organizasyon biçimi, kredi olanakları, personel yönetimi, stok bilgileri, müşteri listeleri, tüketici alanları fiyat bilgileri, formül, icat, metod, teknik ve yöntemler, yeni desen ve modeller, üretim teknolojisi, teknik bilgi (know-how) iş sırı kapsamında nitelendirilebilir. Çalışanların işletmede çalışırken elde ettikleri mesleki bilgi ve beceriler, tecrübeler ticari sır kapsamına girmez. İşverenin Önemli Bir Zarar Görmesi İhtimali. Yukarıda da ifade ettiğimiz üzere işçinin müşterileri tanıması veya iş sırlarını öğrenmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bu bilgilerin kullanılması halinde işverenin önemli bir zarara uğrama ihtimali de söz konusu olmalıdır. Zararın ne zaman önemli sayılacağını hakim her somut olayın özelliğine göre takdir edecektir. İlliyet Bağı. Rekabet yasağına dair şartın geçerli olabilmesi için işçinin iş sözleşmesi sona erdikten sonra müşteri çevresi hakkında öğrendiği bilgiyi ya da is sırlarını kullanması ile işverenin önemli bir zarara uğraması arasında bir illiyet bağının da olması gerekir. Bu illiyet bağı varsa işçinin rekabet sözleşmesi yapması için haklı bir menfaati de vardır. İşçinin haklı menfaati, işçinin bu bilgileri kendisiyle rekabet teşkil edecek şekilde kullanarak önemli bir zarara sebebiyet vermesi ihtimalini kaldırmayı gerektirir”. Rekabet Yasağının Zaman, Yer ve Konu Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının geçerli olabilmesi için, işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye sokacak şekilde olmamalı, zaman, yer ve işin türü noktasında uygun bir sınır dahilinde kararlaştırılmış olmasına bağlıdır. Sınırlamaların işin ve hatta işçinin niteliğine göre belirlenmesi gerekir; Rekabet Yasağının Zaman Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının zaman bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olmaması gerekir. TBK m.445/1'e göre bu süre özel durum ve koşullar dışında iki yılı aşamayacaktır. Rekabet Yasağının Yer Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının yer bakımından başka bir deyişle coğrafi alan bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olması gerekir. Bu çerçevede işverenin haklı bir menfaatinden söz edilemeyeceği açık olan işverenin iş ilişkisi dışındaki bir coğrafi alanda işçinin rekabet edemeyeceği şeklinde bir yasak geçerli olmayacaktır. Başka bir deyişle yasak kapsamındaki coğrafi alan, işverenin faaliyet gösterdiği yer ve müşteri çevresi ile ilgili olmalıdır “. Yargıtay uygulamasına göre, Türkiye sınırları içinde rekabet etmeme yönünden öngörülen düzenlemelere geçerlilik tanınmamıştır. Yargıtay'a göre, işçinin işten ayrıldıktan sonra 2 yıl süre ile Türkiye'deki tüm bankalarda çalışması şeklinde getirilen rekabet yasağı düzenlemesi süre yönünden hakkaniyete aykırı değilse de yer ve banka açısından sınırsız olduğundan geçersizdir”. Rekabet Yasağının Konu Bakımından Sınırlandırılması. TBK m.445/1 hükmüne göre, rekabet yasağının konu bakımından başka bir deyişle coğrafi alan bakımından işçinin iktisadi menfaatini hakkaniyete aykırı tehlikeye sokmayacak şekilde olması gerekir. Bu bağlamda rekabet yasağının konusu, işverene ait faaliyet alanı ve işçinin öğrendiği mesleki bilgi ile sınırlanmalı ve ayrıca onun çalışma ve sözleşme özgürlüğünü aşırı bir şekilde sınırlandırmamalı, işverenin daha önce terk ettiği faaliyetler veya işverenin iş sözleşmesi sona erdikten sonra uğraştığı işler rekabet yasağı kapsamına sokulmamalıdır. Dosyada mübrez davacı ile davalı arasındaki Rekabet Sözleşmesinin 3.2. ve 7. Maddesi hükümleri şu şekildedir; 3.2. personel hizmet süresince, haksız rekabetin konusunu oluşturacak eylemlerden kaçınacağını, işin sona ermesi veya işten çıkarma sebeplerine bakılmaksızın ....... Elektrik, ile iş ilişkisinin sona erdiği andan itibaren Türkiye Cumhuriyeti sınırları ile bağlı kalmaksızın tüm ilkeleri kapsayacak şekilde 3 (üç) yıl boyunca yerli ve yabancı şalı malzeme üretici/ satış yapan a) ında bir firmada çalışmayacağını, aynı sektörde yer alan veya benzer işin yı işyerlerinde görev almayacağını, ....... Elektrik, ile doğrudan veya dolaylı olarak rekabet etmeyeceğini; ....... Elektrik, da çalışma (istihdam) süresi boyunca ....... Elektrik, ile iş ilişkisinin sona erdikten sonra gerçek anlamda (esaslı olarak) iştigal edeceği diğer iş aktiviteleriyle önemli ölçüde benzer veya bunlarla rekabet etmeyeceğini, böyle bir işte danışman olarak hareket etmeyeceğini veya böyle bir işte çalışmayacağını, çalıştığı süre boyunca üretilen ürünlere ve müşterilere ilişkin elde ettiği gizli bilgileri imha edeceğini ve kendi yararına kullanmayacağını veya üçüncü kişilere ifşa etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder. Cezai şart personel, iş bu sözleşmeye ve rekabet yasağına aykırı davranması halinde, ....... Elektrik'ya vermiş olduğu zararı tazminle yükümlüdür. Personel cezai şart olarak 6 aylık brüt ücreti maaşı tutarında miktarı ödemekle tazmin borcundan kurtulacaktır. Ancak zarar bu cezai şart miktarından yüksek ise, bu durumda şartı aşan miktarını tazmin edeceğini kabul beyan ve taahhüt eder. Dosya kapsamından, davalının davacı şirkette 19.09.2023- 29.02.2024 tarihleri arasında Pazarlama Satış Müdürü olarak çalıştığı ve davacı şirketten istifa ederek ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bilahare davalının 04.03.2024 tarihinde .... Elektrik San.ve Tic.AŞ.'de Satış Sorumlusu olarak işe başladığı görülmektedir. Ticaret sicil kayıtlarına göre davacı şirketin iştigal alanının; “ her türlü elektrik ve elektronik parça, cihaz, malzeme, makine, yedek parça imali, mal ettirilmesi, ihraç ithali toptan ve perakende dahili ticaret ve pazarlamasını yapmak” olduğu, davalının davacı şirketten istifa ettikten sonra işe girdiği ....... Elektrik Sanayi ve Tic.AŞ.'nin iştigal alanının ise “ her türlü elektrik sigortası ve bununla ilgili yedek parçaların alımı, satımı, imali, ithali ve, her türlü şalterler, termik manyetik şalterler ve diğer elektrik malzemelerinin alımı, satımı, imali ithal ve ihracını yapmak” şeklinde olduğu görülmektedir. Davacı ile davalının aynı iş alanında iştigal ettiklerinin elektrik alanında sektör bilirkişisi marifetiyle tespiti ihtimalinde, taraflar arasındaki sözleşmenin “rekabet yasağı” hükmü değerlendirildiğinde davacının davalı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Rekabet Yasağı sözleşmesinin 7. Maddesinde kararlaştırılan brüt ücretin 6 katı 6 x 80.000,10-TL - 480.000,60-TL olmakla birlikte rekabet yasağı düzenlemesinde süre yönünden kanuni 2 yıllık süreyi aşan 3 yıllık süre kararlaştırıldığından ve coğrafi alan açısından sınırlama yapılmadığından TBK 445/2 hükmü gereğince hakim aşırı gördüğü aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir'? Hükmü çerçevesinde Sayın Mahkemece rekabet yasağını sınırlandırması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2'deki “hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede davalının sona aldığı brüt ücret olan 80.000,10 TL dikkate alınarak rekabet yasağı sözleşmesinin 7. Maddesinde kararlaştırılan 6 aylık brüt ücret tutarı olan 480.000,60-TL cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirindedir. Sonuç : Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, Takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak kaydıyla; Dava konusunun, rekabet yasağı sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart talebinden ibaret olduğu, Davacı ile davalının aynı iş alanında iştigal ettiklerinin elektrik alanında sektör bilirkişisi marifetiyle tespiti ihtimalinde, taraflar arasındaki sözleşmenin “rekabet yasağı” hükmü değerlendirildiğinde davacının davalı şirkette çalıştığı pozisyon itibariyle işyeri sırlarına vakıf olup onu kullanma ihtimali ve zarara sebebiyet verme ihtimali de söz konusu olabileceğinden TBK 444 anlamında bu koşulun davaya konu şartlarının gerçekleştiği, Rekabet Yasağı sözleşmesinin 7. Maddesinde kararlaştırılan brüt ücretin 6 katı 6 x 80.000,10-TL £ 480.000,60-TL olmakla birlikte rekabet yasağı düzenlemesinde süre yönünden kanuni 2 yıllık süreyi aşan 3 yıllık süre kararlaştırıldığından ve coğrafi alan açısından sınırlama yapılmadığından TBK 445/2 hükmü gereğince hakim aşırı gördüğü aşırı nitelikteki rekabet yasağını, bütün durum ve koşulları serbestçe değerlendirmek ve işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edimi de hakkaniyete uygun biçimde göz önünde tutmak suretiyle, kapsamı veya süresi bakımından sınırlayabilir! Hükmü çerçevesinde Sayın Mahkemece rekabet yasağını sınırlandırılması kanaati hasıl olduğunda bu sınırlandırmaya uygun olarak da TBK 182/2'deki "hâkim aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir" şeklindeki hüküm dikkate alınarak hak ve nesafet kuralınca sözleşmede davalının sona aldığı brüt ücret olan 80.000,10 TL dikkate alınarak rekabet yasağı sözleşmesinin 7. Maddesinde kararlaştırılan 6 aylık brüt ücret tutarı olan 480.000,60-TL cezai şarttan tenkis yapılıp yapılmayacağı TBK m. 182 uyarınca Sayın Mahkemenin takdirinde olacağı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. TÜM DOSYA KAPSAMI HEP BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİNDE Açılan davanın TTK m.54 ve devamı maddeleri uyarınca açılan haksız rekabetin tespiti ve cezai şart istemine ilişkindir. Rekabet yasağı 6098 sayılı TBK' nın Genel Hizmet Sözleşmesi hükümleri içinde 444 ila 447. maddelerinde düzenlenmiştir. İşçinin iş/hizmet sözleşmesinin devamı süresince işverenle rekabet etmemesi sadakat borcu içinde yer alan bir yükümlülüktür. Dürüstlük kuralı gereğince bu yükümlülük bazı durumlarda sözleşmenin sona ermesinden sonra da belli bir süre devam etmelidir. Zira işçinin çalışması esnasında elde ettiği bazı bilgileri iş akdinin sona ermesinden sonra kullanması işverenin haklı menfaatlerine zarar verebilir. Buna karşılık, Anayasa’nın 48 inci maddesinde güvence altına alınan işçinin dilediği alanda “çalışma ve sözleşme özgürlüğü”, onun hayatını kazanması yanında yine Anayasa’da öngörülmüş olan maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkıyla (md. 5, 17) doğrudan ilgilidir. Dolayısıyla iş/hizmet sözleşmelerinde sözleşme sonrası rekabet yasağı kapsamında işverenin rekabet nedeniyle ortaya çıkabilecek haklı menfaati ile işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünün dengelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle TBK’da bu dengeyi sağlamaya yönelik özel düzenlemeler yapılmıştır. Bu dengenin sağlanması amacıyla kanunda öngörülen rekabet yasağı anlaşması, hizmet sözleşmesiyle bağıtlanan işçinin sözleşmenin sona ermesi sonrasında iş sahibiyle rekabet edeceği bir işi kendi adına yapmamasını ve rakip bir işyerinde çalışmamasını, böyle bir kuruluşta ortak ve başka sıfatlarla ilgili olmayacağını öngören anlaşma olarak tanımlanabilir (Türk Hukuk Kurumu: Türk Hukuk Lûgatı C. 1, Ankara 2021 s. 926). Türk Borçlar Kanunu’nun 444/1 inci maddesi gereğince fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. İşçi ile işveren arasında TBK'nın 444 ve devamındaki maddelerinde işaret edilen koşullar dahilinde tesis edilecek rekabet yasağı sözleşmesi, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesine konulacak bir hükümle düzenlenebileceği gibi bu hususta ayrı bir metin ile rekabet yasağı sözleşmesinin akdedilmesi mümkündür. Her iki durumda da rekabet yasağı, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden bağımsız olarak varlığını sürdürür. Başka bir anlatımla hizmet sözleşmesi içerisinde ayrı bir hüküm olarak rekabet yasağı kaydının mevcudiyeti hâlinde, taraflar arasındaki sözleşmede hem hizmet ilişkisinin devamı süresince geçerli olan bir hizmet sözleşmesinin, hem de hizmet ilişkisi sona erdikten sonraki döneme dair yükümlülükler içeren bir rekabet yasağı sözleşmesinin varlığı kabul edilerek tarafların her iki sözleşme ile bağlı oldukları kabul edilmelidir. Rekabet yasağı sözleşmesine aykırı davranışların sonuçları ise TBK’nın 446 ncı maddesinde düzenlenmiş olup buna göre rekabet yasağına aykırı davranan işçi, işverenin bu sebeple uğradığı tüm zararları gidermekle yükümlüdür. Öte yandan rekabet yasağına aykırı davranış bir ceza koşuluna bağlanmış ise işçi, sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, ceza koşulu olarak öngörülen meblağı ödeyerek rekabet yasağına dair borcundan kurtulabilecektir; ancak işverenin ceza koşulu olarak belirlenen miktarı aşan zararları da işçi tarafından tazmin edilmelidir (TBK md. 446/2). Türk Borçlar Kanunu'nun 420/1 inci maddesine göre hizmet sözleşmelerinde sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersiz olacaktır. Buna göre hizmet sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulu, ancak işverenin de bu konuda bir karşı edim yükümlendiği durumlarda geçerli olacaktır. Burada kanun koyucu, hizmet sözleşmelerinde işveren karşısında dezavantajlı konumda olan işçinin korunması amacıyla, işveren tarafından sözleşmenin düzenlenmesi sırasında işçiye dayatılması mümkün olan ceza koşulunun geçerliliğini, işveren aleyhine uygun bir karşı edimin varlığı koşuluna bağlamıştır. Öte yandan, TBK'nın 446 ncı madde hükmündeki düzenlemeden hareketle rekabet yasağı sözleşmesinde işçi aleyhine ceza koşulunun öngörülebileceği anlaşılmakla, anılan ceza koşulunun geçerliliği herhangi bir karşı edim yükümlülüğüne bağlanmamıştır. Başka bir anlatımla; rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülebilecek ceza koşulunun geçerliliği, bu konuda işverenin karşı edim yükümlülüğüne bağlı değildir. Zira anılan hükümde, cezai şarta dair işveren tarafından karşı edim yükümlülüğüne ilişkin herhangi bir geçerlilik koşulu aranmaksızın; sözleşmede aksine bir hüküm de yoksa, işçinin öngörülen cezai şartı ödeyerek rekabet yasağına ilişkin borcundan kurtulabileceği ve işçinin cezai şartı aşan zararları gidermekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Nitekim rekabet yasağı sözleşmelerinde işverenin üstlenmiş olabileceği karşı edim, ancak aşırı nitelikteki rekabet yasağının sınırlandırılmasında hâkim tarafından nazara alınması gereken unsurlardan biri olarak TBK'nın 445/2 nci maddesinde ayrıca düzenlenmiş olup bunun dışında rekabet yasağı sözleşmelerinde işçi aleyhine öngörülecek ceza koşulunun geçerliliği için herhangi bir karşılıklılık unsuru aranmamıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı taraf her ne kadar Davalının 18.09.2023 tarihinde davacı şirket ile 18.09.2023 – 09.08.2024 tarihleri arasında çalışmak üzere belirli süreli iş sözleşmesi imzalandığını ve şirketin İstanbul Anadolu Bölge Müdürü olarak çalışmaya başladığını, davalının davacı şirkete 29.02.2024 tarihinde gönderdiği e-mail ile iş sözleşmesini hiçbir haklı sebebi olmaksızın feshettiğini, davalının, davacı şirket ile aynı sektörde faaliyet gösteren aynı müşteri portföyüne hitap eden ve Türkiye'de yerli şalt üretimi yapan tek rakibi firmada çalışmaya başladığını, bu eyleminin rekabet yasağının ihlali niteliğinde olduğunu belirterek beyanla, iş akdinin feshinden sonra ortaya çıkan ve iş sözleşmesi'ne dayalı rekabet yasağını ihlal edildiği iddia edilmişse de Taraflar arasında imzalanan 18.09.2023 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin Cezai Şart başlıklı 7. maddesinde; “Personel, işbu sözleşmeye ve rekabet yasağına aykırı davranması halinde; ....... Elektrik’e vermiş olduğu zararı tazminle yükümlüdür. Personel cezai şart olarak 6 aylık brüt ücreti maaşı tutarında miktarı ödemekle tazmin borcundan kurtulacaktır. Ancak zarar bu cezai şart miktarından yüksek ise, bu durumda şartı aşan miktarını tazmin edeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder.” denmiştir Taraflar arasında imzalanan 18.09.2023 tarihli rekabet yasağı sözleşmesinin 3.2. maddesinde; “Personel hizmet süresince, haksız rekabetin konusunu oluşturacak eylemlerden kaçınacağını, işin sona ermesi veya işten çıkarma sebeplerine bakılmaksızın ....... Elektrik İle iş ilişkisinin sona erdiği andan itibaren 3 (üç) yıl boyunca yerli ve yabancı şalt malzeme üretici / satışı yapan aynı iş kolunda bir firmada çalışmayacağını, aynı sektörde yer alan veya benzer işin yürütüldüğü işyerlerinde görev almayacağını, ....... Elektrik ile doğrudan veya dolaylı olarak rekabet etmeyeceğini; ....... elektrik’te çalışma (istihdam) süresi boyunca ....... elektrik ile iş ilişkisinin sona erdikten sonra gerçek anlamda (esaslı olarak) iştigal edeceği diğer iş aktiviteleriyle önemli ölçüde benzer veya bunlarla rekabet etmeyeceğini, böyle bir işte danışman olarak hareket etmeyeceği veya böyle bir işte çalışmayacağını, çalıştığı süre boyunca üretilen ürünlere ve müşterilere ilişkin elde ettiği gizli bilgileri imha edeceğini ve kendi yararına kullanmayacağını veya üçüncü kişilere ifşa etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder.” Hükmü yer almaktadır. Yine taraflar arasında imzalanan 18.09.2023 tarihli belirli süreli iş sözleşmesinin 13. maddesinde; "Personel işi ve/veya kendisine İşveren tarafından verilmiş görevler dolayısıyla elde ettiği her türlü ve nitelikte bilgiyi, özellikte İşveren2in mali, personel işletme, organizasyon bilgilerini, satış ve pazarlama yöntemlerini, müşteri ilişkilerini ve müşteri ile ilgili her türlü bilgiyi, finansman usul ve yöntemlerini, kredi kaynakları ve kredi kullanımlarını ve benzerleri gibi, iş ve işyeri bilgilerini ve benzeri hususları sadece kendisine verilmiş olan görevleri yerine getirirken kullanmayı, bunları başka hiçbir kimseye ve özellikle şirket dışındaki üçüncü kişilere ve İşveren'in onlara ulaşmaya ve öğrenmeye yetkisi olmayan diğer Personel'leri, yardımcı şahısları ve adamları da dahil olmak üzere, hiçbir kişiye naklen, geleneksel yöntemlerde veya bilgisayar çıktısı olarak veya manyetik ortamda açıklamamayı, iletmemeyi, vermemeyi ve ayrıca söz konusu bilgileri kendi özel çıkarları için kullanmamayı; ayrıca geleneksel veya manyetik ortamda tutulan veriye hasar vermemeyi, bunları bozmamayı, silmemeyi, değiştirmemeyi ve ayrıca işten ayrıldıktan sonra beş yıl süreyle İşveren ve İşveren ile ilgili bu bilgileri 3. Kişilere ifşa etmemeyi yüklenir ve bu yükümlülüğe aykırı davranması halinde İşveren'in uğrayacağı zararları tazmin etmeyi ve her ihlal için 6 (altı) aylık son brüt ücreti tutarında cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt eder." hükmünün yer aldığı davalının hizmet dökümü ve da SGK kayıtlarının incelenmesinde davalının davacı şirkette 19.09.2023- 29.02.2024 tarihleri arasında Pazarlama Satış Müdürü olarak çalıştığı ve davacı şirketten istifa ederek ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bilahare davalının 04.03.2024 tarihinde ....... Elektrik San.ve Tic.AŞ.'de Satış Sorumlusu olarak işe başladığı davacı firmanın adresinin Arifiye /Sakarya , davacının davalının rekabet yasağını ihlal ettiğini ve rakip firma olduğunu iddia ettiği ....... Elektrik San.ve Tic.AŞ.' nin adresinin Sancaktepe/İstanbul olduğu bu kapsamda taraflar arasındaki akdedilen sözleşmenin 3.2. maddesinde; “Personel hizmet süresince, haksız rekabetin konusunu oluşturacak eylemlerden kaçınacağını, işin sona ermesi veya işten çıkarma sebeplerine bakılmaksızın ....... Elektrik İle iş ilişkisinin sona erdiği andan itibaren 3 (üç) yıl boyunca yerli ve yabancı şalt malzeme üretici / satışı yapan aynı iş kolunda bir firmada çalışmayacağını, aynı sektörde yer alan veya benzer işin yürütüldüğü işyerlerinde görev almayacağını, ....... Elektrik İle doğrudan veya dolaylı olarak rekabet etmeyeceğini; ....... elektrik’te çalışma (istihdam) süresi boyunca ....... elektrik ile iş ilişkisinin sona erdikten sonra gerçek anlamda (esaslı olarak) iştigal edeceği diğer iş aktiviteleriyle önemli ölçüde benzer veya bunlarla rekabet etmeyeceğini, böyle bir işte danışman olarak hareket etmeyeceği veya böyle bir işte çalışmayacağını, çalıştığı süre boyunca üretilen ürünlere ve müşterilere ilişkin elde ettiği gizli bilgileri imha edeceğini ve kendi yararına kullanmayacağını veya üçüncü kişilere ifşa etmeyeceğini kabul ve taahhüt eder.” şeklindeki sözleşme hükmünün TBK'nın 27. maddesi anlamında batıl olup olmadığının tespiti gerekir. Tarafların rekabet yasağı koymaları ve bunu cezai şart yaptırımına bağlamaları, genel olarak ahlaka ve kamu düzenine aykırı değildir. Ancak rekabet hakkının, çalışma hürriyetinin aşırı sınırlandırılması, kişilik haklarını ihlal eder nitelikte ise butlandan söz edilebilir. Çalışma hak ve özgürlüğü Anayasamızın 48 ve 49.maddelerinde teminat altına alınmıştır. Anayasamızın 13. maddesine göre, temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. TBK'nın 27.maddesindeki sözleşme özgürlüğünün sınırının bu bağlamda değerlendirilmesi gerekir. Anayasanın 48. maddesinde teminat altına alınan sözleşme hürriyetinin ve 48-49.maddelerinde teminat altına alınan çalışma hak ve hürriyetinin karşılıklı bir denge içinde yorumlanması gerekir. Somut olayda, rekabet yasağı belirlenirken, hangi coğrafi alanda rekabet yasağı getirildiği açık olarak belirlenmemiş, alan sınırlandırılması yapılmamıştır. Davalının çalışma hak ve özgürlüğünü, özüne zarar verecek derecede sınırlandırmış olmasının kabul edilemeyeceği ve batıl sayılması gerektiği anlaşılmakla davanın reddine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN REDDİNE, 1-Alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin alınan 8.197,20-TL'nin mahsubu ile bakiye 7.465,20-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
2-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı taraf yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince 76.800,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Taraflarca dosyaya yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine, 5-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 2.080,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair, taraf vekillerinin e-duruşma ortamında yüzlerine karşı, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 02/04/2026
Katip ..... ¸e-imzalıdır
Hakim ..... ¸e-imzalıdır