İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1077 E. 2025/1065 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1077
Karar No
2025/1065
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1077 Esas KARAR NO : 2025/1065

DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 27/10/2025 KARAR TARİHİ : 13/11/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/11/2025

Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan dosya incelemesi neticesinde; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili mahkememizin tefrik edilen ... Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; İstanbul .... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" ile ... Ticaret Limited Şirketi'ndeki müvekkiline ait hisselerin davalı ...'a devredilmiş olduğunu, bu sözleşmedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkilinin davalı ... ile böyle bir sözleşme imzalamamış olduğunu, müvekkilinin başka noterlerde yapmış olduğu işlemlere ait imzalara bakıldığında da hisse devir sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının anlaşılmakta olduğunu, bu nedenle sahte imza iddiaları bulunduğunu, hisse devir sözleşmesi karşılığında müvekkiline herhangi bir bedel de ödenmemiş olduğunu, limited şirket hisse devir sözleşmesinin geçerli olması için resmi şekil şartı bulunduğunu, resmi senetlerde her sayfanın işlemi yapan noter veya imzaya yetkili başkatip tarafından mühürlenerek imzalanması ve her sayfanın aynı kişi tarafından imzalanması gerektiğini, İstanbul .... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin" iki sayfadan oluştuğunu, ilk sayfasında hisse devir sözleşmesinin esası ve tarafların imza atacağı kısım bulunduğunu, ikinci sayfada ise noterin hisse devir sözleşmesinin huzurunda imzalandığına dair onay verdiği bölüm bulunduğunu, sözleşmenin ikinci sayfasında 22/07/2008 tarihinde görevli İstanbul .... Noteri ...'ın adı, soyadı, unvanının bulunduğu mühür ve imzası bulunurken; ilk sayfada herhangi bir imza, ad, soyad ve unvanının olduğu mühür bulunmadığından sözleşmenin şekil bakımından eksik olduğunu, bu durumda asıl hisse devri sözleşmesinin bulunduğu kısmın davalı noter ... tarafından mühürlenip; ad, soyad, unvanı da yazılarak onaylanmadığından ve imzalanmadığından sözleşmede noter onayının eksik olduğunu, bu nedenle de resmi şekil şartı sağlanmadığından da TBK 27 uyarınca işlemin kesin hükümsüz olduğunu, kesin hükümsüzlük hallerinin herhangi bir zamanaşımı veya hakdüşürücü süreye tabi olmadan her zaman ileri sürülebilmekte olduğunu, bu nedenle işbu davanın herhangi bir zamanaşımı veya hakdüşürücü süreye tabi olmadığını, HMK 208/4'de: "Resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiası, ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabilir." denilmekte olduğunu, İstanbul 26. Noterliği'nin 8847 yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi"ne resmilik kazandıran ve sözleşmenin yapıldığı tarihte İstanbul .... Noteri olan ...'a da dava açılmış olduğunu, bu kişiye ait TC Kimlik numarasının Türkiye Noterler Birliği'nden öğrenilerek davaya taraf olarak eklenmesini ve her türlü tebligatın mernis adresine yapılmasını talep ediyor olduklarını, HMK 212'de: "Bir senedin sahte olduğuna dair karar kesinleştikten sonra, senedin altına sahte olduğu yazılarak senet iptal olunur. Resmî senetlerde, senedin ilgili dairedeki aslı da bu yolla iptal edilir." denilmekte olduğunu, İstanbul .... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi"ndeki müvekkiline ait imza gerçeği yansıtmadığından bilirkişi marifetiyle imza incelemesi yapıldığında imzanın müvekkiline ait olmadığının anlaşılacak olduğunu, müvekkiline ait imzanın sahte olması ve bu nedenle de hisse devir sözleşmesinde müvekkiline ait imzanın olmaması şekil şartı eksikliği olduğundan hisse devir sözleşmesinin baştan itibaren kesin hükümsüz olduğunu, bu husus herhangi bir zamanşımı ve hakdüşürücü süreye tabi olmadan ileri sürülebileceğinden HMK 208/4 ve HMK 212 uyarınca hisse devir sözleşmesinin iptalini talep ediyor olduklarını, HMK 389'de: "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." denilmekte olduğunu, yukarıdaki açıklamalar ve delillerinden de görüleceği üzere davada haklılıklarını ispatlamış bulunduklarını, bu nedenle davalı ...'ın ... Dış Ticaret Limited Şirketi'ndeki hisselerini başkalarına devretmemesi için şirket hisseleri üzerinde müvekkili tarafından devredilen oranda ihtiyati tedbir uygulanmasını talep ediyor olduklarını beyanla; davalı ...'ın: ... Dış Ticaret Limited Şirketi'ndeki hisselerinin üzerinde müvekkili tarafından devredilen oranda ihtiyati tedbir uygulanmasına, davanın kabulü ile, yargılama sonunda İstanbul .... Noterliği'nin ... yevmiye ve 22/07/2008 tarihli "Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi" nin baştan hükümsüz olacak şekilde iptaline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, davacının, davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketi'ndeki hisselerinin diğer davalı ...'a bilgisi dışında ve kendisine ait olmadığını iddia ettiği imza ile devredilmesinden kaynaklı Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinin iptali istemine ilişkindir. 6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. Maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Davacının talebinin niteliği dikkate alınarak davacı vekiline mahkememizin 30/10/2025 tarihli tensip tutanağının 18 nolu ara kararı ile, HMK m. 204 ve 209/4 hükmü uyarınca iptali talep edilen hisse devir sözleşmesini düzenleyen İstanbul .... Noterliğine karşı dava açmak üzere iki haftalık kesin süre verilmiş olup davacı vekilinın sunmuş olduğu 07/11/2025 tarihli beyan dilekçesinde özetle ilgili Yargıtay kararı gözetildiğinde dava açılması gereken tarafın Noterlik Kurumu olmadığını, Noter kişisi olduğunu, dava dilekçesinde de görüleceği üzere İstanbul .... Noteri ...'ın davalı olarak gösterilmiş olduğunu, bu nedenle taraf teşkilinin Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas ... Karar sayılı ilamına uygun olduğunu beyanla; mahkememizin 30/10/2025 tarihli tensip zaptının 18. maddesinden rücu edilmesini talep ettiği görülmüştür. Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının tensip zaptı ile HMK m. 204 ve 209/4 hükmü uyarınca iptali talep edilen hisse devir sözleşmesini düzenleyen İstanbul .... Noterliğine karşı dava açmak üzere süre verildiği, davacı vekilinin beyan dilekçesi üzerine 13/11/2025 tarihli ara kararı ilgili noter e yönelik olarak açılan davanın esas dosyadan tefriki ile Mahkememiz işbu esasına kaydedildiği, imzanın sahteliği ileri sürülen hisse devrine esas noterlik sözleşmesinin resmi senet mahiyetinde olduğu, HMK 208/4 maddesinde resmî bir senetteki yazı veya imzayı inkâr eden tarafın bu iddiasının ancak ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstererek açacağı ayrı bir davada incelenip karara bağlanabileceğinin düzenlendiği, buna göre ise hisse devrine esas noterlik sözleşmesindeki imzanın sahte olup olmadığına ilişkin uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, ticari olmayan davalarda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olup Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişki TTK'nun 5/3. maddesi uyarınca görev ilişkisidir. Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır. Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine, Dair tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere karar verildi.13/11/2025

Katip ... ¸

Hakim ... ¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2025/1077, K. 2025/1065, T. 13.11.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1077-e-2025-1065-k-84efbd4efe7e