İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1012 E. 2026/502 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1012
Karar No
2026/502
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1012 Esas KARAR NO : 2026/502 Bakırköy .... İcra Dairesi : ...

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/11/2025 KARAR TARİHİ : 22/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2026 Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin Kafe/restoran ve ticari kullanım için menü panoları, tahtalar ve bazı ahşap ürünleri ürettiği, davalının müvekkilinden farklı türde ve tipte yazı tahtası sipariş ettiğini ve davalı ile varılan mutabakat çerçevesinde doğan ticari ilişkiye istinaden davalıya sipariş edilen ürünleri teslim ederek karşılığında 04.07.2025 tarihli, 1.640.649,98 TL tutarlı fatura düzenleyerek davalıya tebliğ ettiği, davalının 1.450.000 TL ödediği ve bakiye 190.649,98 TL borcunu ödemediğinden aleyhine Bakırköy .... icra müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığı, davalı şirketin kendisine tebliğ edilen ödeme emrine rağmen borcunu ödemediği ve borca itiraz ederek, aleyhine açılan icra takibini durdurduğunu, beyanıyla, borçlunun borca itirazının iptaline, icra takibinin devamına, alacağın % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıya ödettirilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine alacak iddiasına dayalı olarak icra takibi başlatıldığı, ancak davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi halinde davacı şirkete ait dava konusu miktarda herhangi bir borç kaydının bulunmadığının görüleceğini, davacı tarafın dava dilekçesinde ödeme yapıldığına ilişkin ikrar niteliğinde bir beyan bulunduğu, buna rağmen müvekkili şirketin davacıya karşı herhangi bir borcunun mevcut olmadığı, davacı tarafın yalnızca kendi düzenlediği faturalar ve tek taraflı ticari defter kayıtlarına dayanarak alacak iddiasında bulunmasının hukuken yeterli kabul edilemeyeceği, dava konusu faturaların içeriğinde belirtilen hizmetlerin davacı tarafından somut ve yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafın icra takibinde talep ettiği faiz miktarının fahiş olduğunu, talep edilen faizin hukuka ve ticari hayatın olağan akışına aykırılık teşkil ettiğini, alacak iddiasının HMK’nın 200 ve devamı maddeleri kapsamında yazılı ve kesin deliller ile ispat edilmesi gerektiğini, yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davalı şirketin davacı şirkete borçlu olmadığının ortaya çıkacağını ifade ederek, davanın reddine, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. DELİLLER : Bakırköy .... İcra Dairesi ’nün ... esas sayılı dosyası, Bursa Defterdarlığı, İstanbul Defterdarlığı yazı cevapları, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında başlatılan Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... Esas sayılı icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Davalı vekili icra dosyasına yapmış olduğu itirazında; müvekkilleri şirketin alacaklı görünen tarafa herhangi bir borcunun olmadığını, bu nedenle borca ettiklerini beyan etmiştir. Bakırköy .... İcra Dairesi’nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 190.649,98 TL asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili için faturaya dayalı olarak ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Bilirkişi 21/05/2026 tarihli dilekçesinde; Taraflar arasında TTK’nın 89. maddesi anlamında yazılı bir cari hesap sözleşmesine rastlanmadığını, taraflar arasında cari hesap benzeri ticari bir münasebet bulunmakta olduğu bu ticari münasebetin açık hesap ilişkisi niteliğinde olduğunu, açık hesap ilişkisinin, önceki borçların tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumu olduğunu, açık hesap ilişkisinde tarafların, tek taraflı veya karşılıklı olarak alacak ve borç kayıtlarını hesaba işleyip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıkları ticari bir ilişki içerisinde bulunmakta olduğunu, davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemede; davacının davalı adına 1 adet 1.640.649,98 TL bedelli fatura düzenlediği, davalı tarafından söz konusu faturaya karşılık toplam 1.450.000,00 TL ödemenin EFT yoluyla gerçekleştirildiği, davacının yevmiye defteri kayıtlarında ise davalıdan 190.649,98 TL alacak bakiyesinin bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacı tarafından davalıya kesilen faturanın elektronik ortamda temel fatura olarak kesilmiş olduğunu, temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı dönülme imkanı bulunmayacağını, bunun anlamının faturanın davalıya kesin olarak tebliğ edilmiş olduğunu, temel fatura senaryosunda düzenlenen faturalara e-fatura uygulaması üzerinden red yanıtı ile dönülememesi ve faturanın karşı tarafa tebliğ edilmesi halinde, alının Türk Ticaret Kanununun 18'inci maddesinde belirtilen harici yöntemlerle ( noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ) itiraz edilebilmesi, faturayı iade etmesinin mümkün olduğunu, dosya içeriğinde davalı şirketin bu faturaları kabul etmeyip itiraz ettiğine dair hiçbir işaret olmadığını, bu sebeple davalı tarafın davacı tarafından kendisine gönderilen dava konusu faturayı kabul ettiği ve Türk Ticaret Kanununun 21'inci maddesinde belirtilen 8 (sekiz) günlük süre içerisinde itiraz etmediğinin değerlendirilmiş olduğunu, Ba- Bs beyannameleri ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasının incelendiğini, Davalı Açısından İnceleme: Ticari defterler ile bunların dayanağı belgeler üzerinde inceleme yapılması hususunda 02.03.2026 günü taraflara verilen süre içerisinde ilgili yıl ticari defterlerinin mahkeme kaleminde hazır bulunması için ihtarın davacı vekilinin bunları ibrazdan kaçınmış ve karşı tarafın iddialarının kabul edileceği sayılarak haklarında TTK ve HMK’nın ilgili maddelerinin uygulanacağının ihtar edilmiş olduğunun görüldüğünü, duruşma günü hazır olamayan tarafa duruşma zaptının tebliğ edilmiş olduğunu, davalı tarafın inceleme günü defter ibraz etmediği yerinde inceleme de talep etmediğini, davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemiş olduğunu, ilişikte sunulmuş olan 2025 yılı davacı nezdinde davalı için tutulan cari hesap dökümüne göre takip tarihi olan 13.08.2025 tarihi itibariyle davacının ticari defter kayıtlarında, davalıdan 190.649,98 TL alacaklı bulunduğunun görünmekte olduğunu, bu hesapların davacının sunulan 2025 yılı cari hesap dökümünün ve fatura fotokopilerinin incelenmesi sonucunda elde edilmiş olduğunu, davalı tarafın ticari defterlerini sunmadığından cari hesap özeti anlamında tarafların kayıtlarını karşılaştırma olanağı bulunamadığını, Sonuç: Davacı şirketin 2025 yılı ticari defterlerinin, Türk Ticaret Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca delil niteliğine sahip olduğu; davacının elektronik sistemine kayıtlı faturaları temel fatura senaryosu ile müşterilerine gönderdiğini, bu senaryo kapsamında düzenlenen e-faturaların alıcısına tebliğ edilmiş sayıldığı ve söz konusu faturalara itirazın TTK m. 18 uyarınca noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak KEP sistemi üzerinden yapılmasının mümkün olduğunu, davalı tarafın, TTK m. 21’de düzenlenen sekiz günlük itiraz süresi içinde faturaya itiraz ettiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığından, bu kapsamda davalının davacıya 190.649,98 TL borçlu olduğunun kabulünün gerektiği ve 190.649,98 TL alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı yasa gereği yıllık %44,25 orandan başlayacak değişen oranlarda avans faiz uygulanması gerekeceği, sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır". (Yargıtay ...H.D. .... Esas,.... Karar sayılı kararı)

İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; eldeki davanın mahiyeti gereği mahkememizce tarafların dayandıkları ticari defterlerin incelenmesine ilişkin ara karar kurulduğu ve ancak belirlenen gün ve saatte davalı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere ibraz etmediği, davalı usulune uygun yapılan tebligata rağmen ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan kaçınmış olup ticari defterlere delil olarak dayanan davacının usulüne uygun ve alacağın kaynağını oluşturan kayıtları içeren ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği, incelenen ticari defterlerine göre davacının, davalıdan 190.649,98 TL alacaklı olduğu, tarafların BA-BS kayıtlarının uyumlu olduğu, davalının faturaya itiraz etmediği anlaşılmış olup, ticari defter ve kayıtların kesin delil olarak kabul edildiği hususu göz önüne alındığında, dava konusu edilen alacak yönünden davalı tarafın defter ve belge ibraz etmeyerek HMK m. 222/3 hükmü gereği davacı tarafın defterlerinde yer alan kayıtları kabul etmiş sayılması gerekeceği sonuç ve kanaati ile davanın kabulüne dair karar vermek gerekmiştir. Dava, İİK.nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi faturadan kaynaklı cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kabulü ile; davalının Bakırköy ....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibe vaki itirazın iptaline, takibin aynı koşullarda devamına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 38.129,99 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

3-Alınması gerekli 13.023,30 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 2.302,58 TL harcın mahsubuyla bakiye 10.720,72 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40 TL başvurma harcı, 2.302,58 TL peşin harç olmak üzere toplam 2.917,98 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 8.106,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine, 9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/06/2026

Katip .... ¸e-imzalıdır

Hakim ..... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1012, K. 2026/502, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1012-e-2026-502-k-73045e2a2428