İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/978 E. 2025/340 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/978
- Karar No
- 2025/340
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/978 KARAR NO : 2025/340 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/11/2024 KARAR TARİHİ : 15/04/2025 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından İzmir ... İcra Dairesine... Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, akabinde davalı tarafın müvekkilinin hesabına 01/11/2024 tarihinde 476.000,00-TL fatura bedelini ödediğini, faturanın ödenmemiş olması sebebi ile açılan icra takibinden sonra ana paranın ödenmiş olması fakat avukatlık ücreti ve faiz ve masrafların ödenmediğini beyan etmekle, 33.000,00-TL icra takibi öncesi işlemiş reeskont avans faizi ile fatura asıl alacağının takip tarihinden haricen ödeme günü olan 01.11.2024 tarihine kadar işlemiş reeskont faizi, icra harç ve masrafları, icra vekalet ücreti bakımından itirazın iptaline, takibi devamına, %20’den aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin adresinin ... Mah. ... Bulv. No:... Çekmeköy/İstanbul olması nedeniyle, yetkili mahkeme ve icra dairesinin İstanbul Anadolu Adliyesi olduğunu, dava dilekçesinde harca esas değerin belirtilmediğini, davacının talebi kapsamında harcın tam ödenip ödenmediği kontrol edilerek eksik harcın tamamlattırılması gerektiğini, davacı ile müvekkili arasında su deposu üretimi ve montajı hususunda anlaşma sağlandığını, yapılan anlaşmaya göre müvekkilinin Bodrum Mağazası için 20 iş günü içinde ... Su Deposu yapımı sağlanacağı, bu deponun nakliye ve montaj ücretleri dahil 19.800 USD ödeme yapılacağı, ödemenin %30'u peşin, kalan kısmı için ise deponun kusursuz teslimi sonrası 60 günlük vade ile ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı, müvekkilinin %30'luk kısma isabet eden 200.400,00-TL ödemeyi peşin olarak 22.05.2024 tarihinde davacıya ödediğini, kalan 476.160,00-TL'nin ise, işin eksiksiz teslimi sonrası kararlaştırılan vadede ödenmek üzere planlandığını, fakat davacının üstlenmiş olduğu depo yapım işini süresinde, yani 05.06.2024 tarihinde teslim edemediğini, Ağustos 2024 ayına gelindiğinde ise davacının taahhüt ettiği işi oldukça geciktirmiş olmasına ve depoyu müvekkiline teslim etmemiş olmasına rağmen 01.08.2024 tarihli, ... nolu 476.160,00-TL bedelli faturayı müvekkiline düzenlediğini ve bakiye ödeme talep ettiğini, taahhüt edilenden süreden çok sonra teslim edilmek istenen deponun kontrol ve muayenesi müvekkilinin yetkilendirdiği 3.kişi ... Taah. Tic. Ltd.Şti. tarafından yerinde yapıldığını, bazı eksikliklerin tespit edildiğini, eksikliklerin giderilmesi için davacıya defaatle ihbarda bulunulduğunu, deponun inşası devam ederken icra takibine dayanak faturanın düzenlendiğini ve ödeme talep edildiğini, davacının bu talebinin sözleşmeye aykırı olduğunu, bunun üzerine davacının bu faturayı İzmir... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takibe koyduğunu, fatura, vadesi gelmeden düzenlendiği için ve depo eksiksiz teslim edilmediğinden takibe ve borca itiraz edildiğini beyan etmekle, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası, 3-Davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 4-Davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları, 5-Davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, 6-Davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları, 7-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinden sonra olacak şekilde davalı şirket tarafından 01/11/2024 tarihinde fatura bedelinin davacı şirkete ödendiği, ancak işlemiş faiz bedeli ile avukatlık ücreti ve masraf bedellerinin ödenmediğinden bahisle, davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın işlemiş faiz bedeli, vekalet ücreti ve masraf bedelleri açısından kısmen iptali ile %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67. maddesinde İcra Takibine İtirazın İptali; ''Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır.'' şeklinde düzenlenmiştir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca itirazın iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İcra ve İflas Kanunu'nun 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması hâlinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına da hükmedilebilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku, 2006, s. 219, 223). İtirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, bir eda davasıdır. Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden; davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da, alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenledir ki, mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK. m.67/1). Alacaklı, alacağının varlığını Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla, burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden; mahkemenin, borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde, alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının, takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır. Yargıtay Daireleri ile Hukuk Genel Kurulunun kararlılık kazanmış uygulamasına göre; itirazın iptali davalarında 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak icra inkâr tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlarının bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Nitekim aynı ilkeler Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.02.2020 tarihli ve 2017/3-957 E., 2020/99 K. sayılı kararında da vurgulanmıştır. İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklının davacı... Anonim Şirketi, borçlunun davalı... Anonim Şirketi olduğu, davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 476.160,00-TL asıl alacak, 33.000,00-TL avans faizi olmak üzere 509.160,00-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Davalı vekilinin süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davalı şirketin merkezinin İstanbul İli, Çekmeköy ilçesinde olduğundan bahisle İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki ilk itirazında bulunduğu görülmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 5. maddesinde; "Mahkemelerin yetkisi, diğer kanunlarda yer alan yetkiye ilişkin hükümler saklı kalmak üzere, bu Kanundaki hükümlere tabidir." hükmü düzenlenmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde; ''Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. Yerleşim yeri, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre belirlenir." hükmü yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinde ise; ''Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Yetki sözleşmesine ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 17. maddesinde; ''Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.'' ibaresine yer verilmiştir. Yetki sözleşmesinin geçerlilik şartları, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 18. maddesinde; ''Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hâllerinde, yetki sözleşmesi yapılamaz. Yetki sözleşmesinin geçerli olabilmesi için yazılı olarak yapılması, uyuşmazlığın kaynaklandığı hukuki ilişkinin belirli veya belirlenebilir olması ve yetkili kılınan mahkeme veya mahkemelerin gösterilmesi şarttır.'' şeklinde düzenlenmiştir. Yetki itirazının ileri sürülmesi usulü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 19. maddesinde; "Yetkinin kesin olduğu davalarda, mahkeme yetkili olup olmadığını, davanın sonuna kadar kendiliğinden araştırmak zorundadır; taraflar da mahkemenin yetkisiz olduğunu her zaman ileri sürebilir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, yetki itirazının, cevap dilekçesinde ileri sürülmesi gerekir. Yetki itirazında bulunan taraf, yetkili mahkemeyi; birden fazla yetkili mahkeme varsa seçtiği mahkemeyi bildirir. Aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz. Mahkeme, yetkisizlik kararında yetkili mahkemeyi de gösterir. Yetkinin kesin olmadığı davalarda, davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hâle gelir." şeklinde belirlenmiştir. Tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, İzmir Arabuluculuk Bürosunun...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, İzmir ... İcra Dairesinin... Esas sayılı takip dosyası, davacı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davacı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları, davalı şirkete ait ticaret sicil kayıtları, davalı şirkete ait vergi sicil kayıtları ile 2024 yılına ilişkin BA/BS formları ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlığın, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinden sonra olacak şekilde davalı şirket tarafından 01/11/2024 tarihinde fatura bedelinin davacı şirkete ödendiği, ancak işlemiş faiz bedeli ile avukatlık ücreti ve masraf bedellerinin ödenmediğinden bahisle, davalı şirket tarafından süresinde yapılan itirazın işlemiş faiz bedeli, vekalet ücreti ve masraf bedelleri açısından kısmen iptali ile %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, İzmir... İcra Dairesinin... Esas sayılı dosyasında davacı alacaklı vekilinin davalı borçlu aleyhine 476.160,00-TL asıl alacak, 33.000,00-TL avans faizi olmak üzere 509.160,00-TL toplam alacak üzerinden icra takibi başlattığı, davalının süresinde yapmış olduğu itiraz üzerine icra takibinin durdurulmasına karar verildiği, davalı vekilinin süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde, davalı şirketin merkezinin İstanbul İli, Çekmeköy ilçesinde olduğundan bahisle İstanbul Anadolu Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetki ilk itirazında bulunduğu, 2004 sayılı İcra İflas Kanununun 50. maddesinde para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerinin kıyas yolu ile uygulanacağının, ayrıca takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesinin de takibe yetkili olduğunun düzenlendiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesinde genel yetkili mahkemenin davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğunun, 10. maddesinde ise sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceğinin belirtildiği, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 89. maddesinde taraflar arasında aksine bir anlaşmanın bulunmaması durumunda para borçlarının alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinin düzenlendiği, ancak eser sözleşmesinden kaynaklanan davalar açısından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 89. maddesinin uygulama alanının bulunmadığı, dava konusu alacağın dayanağı olan faturanın taraflar arasındaki su deposu üretimi ve montajı anlaşması çerçevesinde düzenlenmiş olup, bahsi geçen sözleşmenin mahiyetinin eser sözleşmesi olduğu, davanın açıldığı tarih itibarıyla davacı şirketin merkez adresinin İzmir İli, Karşıyaka ilçesinde, davalı şirketin merkez adresinin İstanbul İli, Çekmeköy ilçesinde bulunduğu, sözleşmenin ifa edileceği yerin Muğla İli, Bodrum ilçesi olduğu, davacı vekilince cevaba cevap dilekçesi başlığı altında sunulan dilekçesi ekinde sunulduğu belirtilen fiyat teklifi belgesinin dilekçe ekinde yer almadığı, davalı vekili tarafından cevap dilekçesi ekinde sunulan fiyat teklifi başlıklı belge incelendiğinde bahsi geçen belgenin sözleşme olmadığı, davalı şirket tarafından imzalanmadığı, yalnızca davacı şirket kaşesi ve üzerinde bulunan imzayı havi olduğu, bu kapsamda taraflar arasında yapılmış olan bir yetki sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceği, davacının ve davalının yerleşim yeri ile sözleşmenin ifa edileceği yer açısından mahkememizin yetkili bulunmadığı, davanın yetkisiz mahkeme nezdinde açılması ile birlikte seçim hakkının davalı şirkete geçtiği, davalı vekilinin ise süresinde sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ileri sürdüğü yetki ilk itirazında usulüne uygun olarak yetkili mahkeme olarak İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemelerini bildirdiği göz önünde bulundurulduğunda davalı vekilinin yetki ilk itirazının haklı ve yerinde olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkili olmadığı, yetkili mahkemenin davalı şirketin merkez adresi olan İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, mahkememizin yetkisizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6. maddesi hükmü gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümü açısından İstanbul Anadolu Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşılmakla, mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. maddesi gereğince, tarafların yetkisizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda, dosyanın yetkili İSTANBUL ANADOLU NÖBETÇİ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin yetkili mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 16/04/2025
Katip... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır