İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/913 E. 2025/541 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/913
- Karar No
- 2025/541
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/913 KARAR NO : 2025/541
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 12/12/2024 KARAR TARİHİ : 26/06/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ------ Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, davalı tarafın ----- Plaka sayılı aracını 21.12.2022 tarihinde ------ poliçe numarası ile sigortaladığını, davacı şirket nezdindeki sigortalı araç 12.04.2023 tarihinde eski ----- caddesi istikametinde hatalı manevrası sonucunda maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, Polis memurları tarafından tutanaktan da anlaşılacağı üzere kazaya sebebiyet veren sigortalı /davalı araç sürücüsü hem kusurlu hemde ehliyetsiz olduğunu, gerçekleşen kaza sonrası zarar gören ----- plakalı aracın ruhsat sahibi tarafından değer kaybı nedeni ile Tahkim Komisyonuna başvuru yapıldığını, bu başvuru sonrası alınan bilirkişi raporu üzerine tespit edilen değer kaybı dava dışı zarar görene ödendiğini, konusuz kalan başvuru nedeni ile karar vermese de yargılama gideri ve avukatlık ücretinden müvekkil kurumu sorumlu tuttuğunu, Avukatlık ücreti ve yargılama gideri ------İcra Müdürlüğü ------ esas sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, söz konusu icra dosyasının 19.855,98TL tutarındaki kapak hesabı icra müdürlüğü hesabına ödenerek infazen kapatıldığını, ödenen bu miktarın tamamından davalı asli kusurlu olması sebebiyle ödeme tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiziyle birlikte sorumlu olduğunu, bunun üzerine zarar gören araç sahibine ödenen meblağın tahsili amacıyla hasar meydana gelmesinde kusuru bulunan davalı/borçlu aleyhine -----.İcra Müdürlüğü -----esas sayılı dosya icra dosyası açıldığını, borçlu/davalıya giden ödeme emri sonrası davalı/ borçlu tarafından haksız olarak takibe itiraz edilmiş ve takibin durmasına sebebiyet verdiğini, haksız ve mesnetsiz yapılan bu itirazın iptali için öncelikle arabuluculuk başvurusu yapılmış ancak davalı tarafla anlaşılamadığını, tarafların anlaşamaması üzerine -----.İcra Müdürlüğü ----- esas sayılı dosyaya yapılan itirazın iptali ve takibin devamı için mahkemenize başvurma zorunluluğu doğduğunu, yukarıda sunulu ve yargılama sırasında ortaya çıkacak ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, davalı borçlunun ------. İcra Müdürlüğünün -----sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin aynen devamına, yapılan itirazın haksız ve kötüniyetli olduğu sabit olduğundan, davalının % 20 İcra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalı şirket ------ ikinci el otomobil alım-satımı ile filo kiralama ve birçok alanda hizmet veren bir şirket olduğunu, davalı şirket 10.02.2023 tarihinde yapmış olduğu kiralama sözleşmesi ile ------Şirketi'ne dava konusu ------Plaka sayılı aracı uzun süre kiraladığını, bu kiralama ile dava dışı -------Şirketi aracı işleten konumunda olduğunu, daha sonra ----- Şirketi, dava dışı----- kullanıma sunmuş ve kaza gerçekleştiğini, kazaya karışan------Plaka sayılı araç ---- tarafından ------ poliçe numarası ile Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı araç sürücüsünün sebep olduğu kazadan dolayı davacının sorumlu tutması hukuka aykırı olduğunu, ayrıca dava konusu ----- plakalı aracın işleteni -------Şirketi olduğunu, davalı şirketin işleten sıfatı bulunmadığını, söz konusu dava kazada kusuru kabul etmemekle birlikte davanın tamamının husumetinin------Şirketi'ne ve sigortaya yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenle davalı şirketin bu kazadan sorumlu olmadığından davanın davalı şirket açısından husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, arz ve izah edilen nedenlerle; haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın öncelikle usulden, değilse esastan reddine , davanın dava dışı ------Şirketine ihbar edilerek davaya dahil edilmesine karar verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ------. İcra Dairesinin ---- Dosyası,----İcra Müdürlüğü ------ esas sayılı dosyası, Maddi Hasarlı Trafik Kazası Tespit Tutanağı, ------ Noterler Birliği Trafik Tescil kayıtları, Kiralama Sözleşmesi, ZMMS poliçesi, Kaza ve Kazalı araç fotoğrafları, Ekspertiz Raporları, Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava , davacı sigorta şirketi tarafından, davalı malik/işleten şirket adına kayıtlı dava dışı sürücü ----- sevk ve idaresindeki ------ plakalı aracın karıştığı maddi hasarlı trafik kazası sonucunda zarar gören dava dışı kişiye yaptığı ödemenin; ZMMS Genel Şartlarının B.4-f fıkrası uyarınca araç sürücüsünün aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesine bağlı olarak 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri ve genel şartlar gereğince malik/işletenden tahsili için başlatılan------İcra Dairesinin ------ Esas sayılı icra takibine karşı yapılan itiraz nedeniyle; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi gereğince işbu davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce taraf teşkili sağlanmış, dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak başta zorunlu arabuluculuk dava şartı olmak üzere 6100 sayılı HMK'nin 114 ve 115. maddeleri gereğince dava şartları , harç, sıfat ve hak düşürücü süre de değerlendirilmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez vaki davete rağmen duruşmaya katılan taraf vekillerinin sulh olmak istemediklerine yönelik beyanları üzerine tahkikata geçilerek mevcut ve toplanan deliller nezdinde tahkikat işlem ve incelemeleri yerine getirilip tamamlanmış ve araştırılacak bir husus kalmadığı tespit edilerek aynı duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin tahkikata ve esasa ilişkin sözlü açıklamaları da dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Davanın yasal dayanağı olan 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu kuraldan hareketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.Türk Borçlar Kanunun 49.maddesinde, "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür", yine aynı kanunun 50.maddesinde, "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır" denilmektedir. Bilindiği üzere Haksız fiil ise öğretide hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK'nin 61.maddesi gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir. 6102 sayılı TTK'nin 1401. Maddesinde ise sigorta sözleşmesi düzenlenmiştir. Aynı yasanın 1483.maddesine göre sigorta şirketlerinin faaliyet gösterdikleri dalların kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapmaktan kaçınamayacakları, 1409. maddede, sigortacının sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan veya bedelden sorumlu olduğu, 1459. maddede, sigortacının sigortalının uğradığı zararı tazmin edeceği, 1461. maddede, sigortacının sorumluluğunun sigorta bedeli ile sınırlı olduğu hususlarına yer verilmiştir.bDavacı, dava dilekçesinde sigortalısı araç malikine/işletene rücu nedeni olarak; ZMMS genel şartları B.4-b maddesi uyarınca, araç sürücüsünün aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesine dayanmaktadır. Bu anlamda taraflar arasındaki uyuşmazlık temelde sigortalı araç sürücüsünün geçerli bir ehliyete sahip olup olmadığı bu kapsamda gerçekleşen rizikonun ve üçüncü kişiye ödenen zararın, davalı işletenden rücuen tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır. Sigortacının sigortalısına rücu hakkı 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 95-(2) maddesinde düzenlenmiş olup bu maddede "Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir." düzenlemesine yer verilmiştir. 6102 Sayılı TTK'nin 1409/2 maddesinde de ''Sigortacı ,sözleşmede öngörülen rizikonun gerçekleşmesinden doğan zarardan sorumludur. Sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir.' düzenlemesi bulunmaktadır. 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya rücu hakkı " B.4. Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortanın Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı maddesinde ise " Sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez. Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigortalıya rücu edebilir. Sigortalıya başlıca şu nedenlerle rücu edilir: a) Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise, b) Tazminatı gerektiren olay, aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi veya trafik kurallarının ihlali sonucunda meydana gelmiş ise, c) Aracın, uyuşturucu madde veya ilgili mevzuatta belirlenen seviyenin üzerinde alkollü içki almış kişilerce veya aynı mevzuatta alkollü içki alamayacağı belirtilen kişilerce alkollü içki alınmak suretiyle kullanılması sırasında meydana gelen zararlar, ç) Tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatlı olmayan araçlarda yolcu taşınması veya yetkili makamlarca tespit edilmiş olan istiap haddinden fazla yolcu veya yük taşınması veya patlayıcı, parlayıcı ve tehlikeli maddeleri taşıma ruhsatı bulunmayan araçlarda, bu maddelerin parlama, tutuşma ve infilakı yüzünden meydana gelmiş ise, d) Sigortalının rizikonun gerçekleşmesi halinde bu genel şartların B.1. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmemesinden dolayı zarar ve ziyan miktarında bir artış olursa, e) Tazminatı gerektiren olayın aracın çalınması veya gasp edilmesi sonucunda olması halinde, çalınma veya gasp edilme olayında sigortalının kendisinin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusurlu olduğu tespit edilirse, f) Bedeni Hasara Neden Olan Trafik Kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi veya yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde, Sigortacı rücu sebeplerine dayanarak tazminat sürecini geciktiremez ve bu sebeplere dayalı bilgi ve belgeyi hak sahibinden talep edemez." denilerek, sigortacının sigortalıya rücu edebileceği durumlar belirlenmiştir. İlgili maddede sayılan rücu sebepleri birbirinden bağımsız sebepler olup, rücu sebeplerinden birinin bulunması halinde sigorta şirketi yapılan zarar ödemesini rücuen tazminini sigortalısından talep edebilir. Yukarıda rücu sebepleri arasında sayılan hususlardan olayımızı ilgilendirme ihtimali bulunanlar koyulaştırılmış durumdadır.Yukarıda yapılan açıklamalar , gösterilen yasal düzenlemeler ve yapılan yargılama ışığında somut olaya gelince; 21/12/2022 tarihinde ----- Mahallesi sınırları içinde davalı şirketin malik -işleteni olduğu, dava dışı sürücü ----- sevk ve idaresindeki ----- plakalı araç ile dava dışı sürücü----- maliki olduğu sevk ve idaresindeki-----plakalı hususi nitelikteki araçların karıştığı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği sabittir. Bu kazaya bağlı olarak ------ Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü tarafından tutulan maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağında davacıya sigortalı araç sürücüsünün KTK'nin 67/1-b maddesi gereğince asli ve tam kusurlu olduğu ve ayrıca sürücüsünün sürücü sertifikası bulunduğu ancak su sertifikayı sürücü belgesini dönüştürmediği tespit edildiği görülmüştür. Dosya kapsamından ve davacı sigorta şirketinin kayıtlarından anlaşıldığı üzere davalı şirket adına tescilli ----- plakalı hususi araç 21/12/2021 ilâ 21/12/2023 tarihleri arasında araç başına maddi hasar 100.000,00 TL limitle davacı şirket tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalamış durumdadır. Dava konusu olayda davacı sigorta şirketi tarafından dava dışı yukarıda adı geçen zarar gören araç sahibi üçüncü kişiye tahkim kararı gereğince ------.İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı dosyasına göre ödeme yapıldığı sabit olup; uyuşmazlığın temelini işbu ödemeden davalının taraf olarak sorumlu tutulup tutulamayacağı ve ZMMS genel şartları gereğince de rücu koşullarının oluşup oluşmadığı oluşturmaktadır. Somut olayda olduğu gibi tazminatı gerektiren olay aracın ehliyetsiz kişi tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmişse sigortacı üçüncü kişilere zorunlu mali mesuliyet sigortası çerçevesinde ödediği tazminatı akidi olan sigorta ettirene rücu edebilecektir. Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanunun 95/2 inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ----- Esas ve ----- karar sayılı ilamı) Buna göre davalı tarafın işleten sıfatına ve dolayısıyla davalı taraf sıfatına (pasif husumet ehliyeti) yönelik yönelik savunmaları yerinde görülmemiştir. Mahkememizce bu kabulden hareketle taraf vekillerinin gösterdiği tüm deliller toplanmış ve resen getirtilmesi gereken bilgi, belge ve deliller dosyaya kazandırılmıştır. Sigorta hukukunda asıl olan, sigorta poliçesi kapsamında kalan rizikonun gerçekleşmesi halinde zararın sigortacı tarafından karşılanmasıdır. Ancak bazı durumlara ilişkin kanuna veya poliçe genel şartlarına hükümler konularak, zarar teminat dışına çıkarılabilmektedir. ZMMS genel şartlarının B.4 maddesinde de teminat harici olan hususlar düzenlenmiş olup, bunlardan bir tanesi de; olayda olduğu gibi araç sürücüsünün aracın ilgili mevzuat hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan veya geçerliliğini yitirmiş sürücü sertifikasına sahip ya da ehliyetine geçici/sürekli el konulmuş kimseler tarafından sevk edilmesi hususudur. Bu ilke uyarınca somut olaya bakıldığında sigortalı araç sürücüsü ----- sürücü sertifikası bulunduğu ancak su sertifikayı sürücü belgesini dönüştürmediği aksi iddia ve ispat edilmeyen resmi belge niteliğindeki tutanak içeriğine göre açıktır. Buna göre 2918 sayılı KTK’nin 42/a bendinin 1. Paragrafındaki motorlu taşıt sürücü sertifikasının sınıfına uygun sürücü belgeleri ile değiştirilmedikçe sahiplerine karayolunda araç kullanma yetkisi vermez, şeklindeki hüküm gereğince, bu sertifikalar sürücüye karayolunda araç kullanma yetkisi vermeyeceğinden olayda sürücünün ehliyetinin bulunmadığı kabul edilmelidir. ( Yargıtay -----Hukuk Dairesinin 24.05.2023 tarihli ve ---- Esas, ------ Karar sayılı ilamı) Gerçekleşen bu durumun Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının Sigortalıya B.4/b fıkrası gereğince rücu sebebi olduğu, davalının icra takibine yaptığı itirazda; haksız eyleme, doğan zarara, yapılan ödeme miktarına ilişkin somut bir itirazı bulunmadığı anlaşılmakla ödemenin tahkim kararına dayandığı da görüldüğünden zararın ve ödemenin sabit olduğu rücu koşullarının oluştuğu ve böylece davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde davasını ispat ettiği sonuç ve kanaati hasıl olmuştur. Binaenaleyh, taleple bağlılık ilkesi nazarında poliçe limiti, faiz tür ve oranı ile davacının - (Yargıtay HGK 06/02/2014 tarih ve ------ Rücu alacaklısı olan davacı sigorta şirketinin dava konusu hasar nedeniyle üçüncü kişiye ödeme yaptığı tarih itibariyle rücu borçlusu olan davalı temerrüde düşmüş olup, faiz başlangıç tarihinin de ödeme tarihi olarak kabul edilmesi gerekeceğinden (Yargıtay -----. HD 20/06/2016 tarih ve ------ödeme tarihinden itibaren tarafların tüzel kişi şirket olmaları hasebiyle tacir sayıldıklarından avans faizi talep edilebileceği hususu ile takipte işletilen faiz miktarı da denetlenmek ve gözetilmek suretiyle davanın kabulü ile; davalı-borçlunun -----.İcra Dairesinin ------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin aynen devamına karar verilmesi gerekmiştir. AY. 9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6, KTK. 3,83, 84, 85, 86, 88, 91,95/2, 109/1, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1 ve B.4-b maddesi, TBK, 49, 50/1, 51/1, 61, 62, 162, 166, 74/1 117/1,2, TTK,16/1, 18/2, 1401 vd,1409, 1459, 1461,1463, 1483 vd, İİK, 67, HMK, 25, 27,29, 30, 31, 33, 146, 187/1-2, 190, 194, 196, 198,)2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi nedeniyle alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ------İcra Dairesinin ------ Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin aynen devamına,
3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince tazminat talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.431,39 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 427,60 TL peşin harç ve 19,00 TL tamamlama harcının mahsubuyla bakiye 984,79 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 427,60 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 47,50 TL posta masrafı olmak üzere toplam 963,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen 20.954,35 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı ;6100 sayılı HMK'nin 341(2) ve Ek Madde 1 (2) fıkrası gereğince dava tarihi itibariyle kararının miktar yönünden ( 20.954,35 TL< 28.850,00 TL) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.