İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/903 E. 2025/294 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/903
- Karar No
- 2025/294
- Karar Tarihi
T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: *** Esas - *** T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : *** KARAR NO : ***
HAKİM : *** KATİP : ***
DAVACI : *** VEKİLİ : Av. DAVALI : *** VEKİLLERİ : Av. *** Av. Av. DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : *** KARAR TARİHİ : *** KARAR YAZIM TARİHİ : ***
Mahkememize açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde imzalanan Uşak 729 Konut Elektrik Üst Yapı İşleri sözleşmesi yapıldığını, tesisat işleri götürü bedeli olarak 11.682.000,00-TL+KDV bedel ile anlaştıklarını ve işe başlandığını, projenin tamamının yüklenici tarafından yerine getirildiğini, sözleşmede belirtilen avans tutarının imalatların devam ettiği sürece parça parça ödendiğini ve en son ödemenin 28/12/2022 tarihinde yapıldığını, anlaşmanın yapıldığı tarihten sonra ülkedeki normalin üstündeki inşaat gider değişiklikleri, vergi ve amortisman giderlerindeki artışlar, döviz kurlarındaki ani ve aşırı iniş ve çıkışla beraber inşaat malzemeleri fiyatındaki dalgalanmaların %60 ile %120’lere vardığını, müvekkili şirketin yüklenici olarak sözleşme şartlarına bağlı kalarak imalatlarına devam ettiği sürece ahde vefa ilkesi gereğince kendi payına düşen tüm edimleri yerine getirerek davalı tarafa teslim ettiğini, sözleşmede öngörülen satış tutarlarının arttırılması gerekliliğinin müvekkili şirket tarafından davalıya çok kez sözlü olarak bildirildiğini ancak bir sonuç alamadığını, bunun üzerine Kartal 23. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin 12.04.2023 tarihinde gönderildiğini, gönderilen ihtarnameye cevap verilmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bilirkişi incelemesi ile artırılmak üzere inşaat giderlerindeki artışlar nedeniyle ilave alacaklar için şimdilik 1.000,00-TL'nin Kartal 23. Noterliği ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderilme tarihi olan 12.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans ve faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde; davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı bulunmadığını, davacı tarafın müvekkiline gönderdiği ihtarnamede 5.000.000,00-TL munzam zararları olduğunu iddia ettiklerini, davacının basiretli bir tacir olarak müvekkili ile sözleşme imzaladığını, sözleşmede açıkça taşeronun fiyat farkı da dahil anlaşılan tutardan başka bir istemde yahut giderimde bulunma hakkı olmadığının belirtildiğini, davacının gönderdiği ihtardaki bedeller ile dava dilekçesindeki bedellerin birbiri ile örtüşmediğini, sözleşmenin üzerinden 1 yılı aşkın zaman geçtikten sonra 30/09/2022 tarihinde sözleşme bedeli ile ilgili fiyat farkına dair ek anlaşma yapıldığını, bu tarih ile davalının harcama yaptığı son tarih olarak belirttiği 30/11/2022 tarihleri arasında dövizde dalgalanma, inşaat maliyetlerinde artış söz konusu olmadığını, davacının gönderdiği ihtarnameye cevaben Kayseri 7. Noterliğinin 19/04/2023 tarih ... yevmiye numaralı ihtara cevap yazısı gönderdiklerini, davacının dava dilekçesinde bahsettiği gibi yükümlülüklerini yerine getirdiği, imalatları eksiksiz bir biçimde yaptığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şantiyedeki personellerinin maaşlarının ve sgk ödemelerinin davacının da bilgisi dahilinde müvekkilinin hesaplarından ödendiğini, davacının kötü niyetli olarak açmış olduğu davanın reddine, yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki akdedilen eser sözleşmesinden sonra değişen piyasa koşulları, döviz kurundaki ani artışlar sebebiyle ülkedeki inşaat giderlerinin artmasından dolayı bakiye alacak talebine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 26/07/2021 tarihli sözleşme, 30/09/2022 tarihli ek sözleşme, faturalar, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının cevabi yazısı, Kartal 23. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarname örneği ve diğer deliller toplanmıştır. Türk hukukuna mehaz İsviçre Medeni Kanunu’ndan geçen ve hukukun en temel genel ilkelerinden biri olan Dürüstlük Kuralı 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrasında Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır” şeklinde yer almış ve bu kurala aykırılığın yaptırımı ise maddenin 2 nci fıkrasında "Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz" şeklinde gösterilmiştir. Dürüstlük kuralları, kural olarak yazılı olmayan kurallar olup hakim dürüstlük kurallarını kendiliğinden uygulamakla yükümlüdür. Dürüstlük kuralları hem hakların kullanılmasında hem de borçların ifasında uygulanır. Dürüstlük kuralının hukuki işlemlerin kuruluşunda, kuruluş öncesi dönemde, sözleşmelerin yorumunda, tamamlanmasında veya sözleşmedeki yükümlülüklerin uyarlanmasında uygulanması mümkündür. Dürüstlük kurallarının müeyyidesi olan hakkın kötüye kullanılması yasağı bir emredici hukuk kuralı olup mahkemelerce bu hükmün re’sen gözetilmesi gerekir. Öte yandan mahkemelerden dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle hakkın kötüye kullanılması yasağını talep eden tarafın ise iyi niyetli olması gerekir. Sözleşme hukukunda asıl olan Ahde Vefa (Sözleşmeye sıkı sıkıya bağlı kalma / Pacta Sund Servanda) ilkesi olmakla birlikte, bazı durumlarda değişen olağanüstü yeni şartlara rağmen sözleşmedeki edimlerin aynen yerine getirilmesini beklemek dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. O nedenle dürüstlük kuralı gereği sözleşmenin değişen yeni şartlara göre uyarlanması gerekebilir. Bu açıdan uyarlamaya, ahde vefa prensibinin istisnalarından biri olarak bakmak gerekir. Dürüstlük kuralından hareketle sözleşmenin değişen olağanüstü şartlara uyarlanması (emprevizyon) koşullarının varlığı için, sözleşme ilişkisi kurulduktan sonra edimler arasındaki dengenin olağanüstü değişmeler yüzünden alt üst olması ve borcun ifasını güçleştirmesi gerekir. Bu tür bir durumda sözleşme iradesine ilişkin işlemin temelinden çöktüğü kabul edilir. Diğer bir anlatımla, başlangıçta öngörülen sözleşme dengesi, beklenmedik şekilde değişen olağanüstü yeni şartlar (clausula rebus sic stantibus) nedeniyle taraflardan biri aleyhine artık çekilemez ve katlanılamaz biçimde bozulmuş, bu şartlar altında sözleşme yapma veya sürdürme iradesi ortadan kalkmıştır. Değişen koşulların sözleşmedeki ifaya etkisi, 6098 sayılı Kanun'un birinci kısmındaki Genel Hükümler kısmında İfa İmkansızlığı başlığı altında 136 ncı, 137 nci ve 138 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Kaynağını dürüstlük kuralından alan ifa imkansızlığı halleri yönünden 6098 sayılı Kanun'un 136 ncı maddede, kusuru olmaksızın ifanın tamamen imkansız hale gelmesi halinde borçlunun borcundan kurtulacağı, 137 nci maddede, kusuru olmaksızın ifanın kısmen imkansız hale gelmesi halinde, borçlunun sadece imkansız hale gelen kısım yönünden borçtan kurtulacağı ifade edilmiştir. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda yer almayan, ancak 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesindeki dürüstlük kuralı uyarınca uygulamada varlığı kabul edilen aşırı ifa güçlüğü hali ilk defa 6098 sayılı Kanun 'da açıkça düzenleme konusu yapılmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 138 nci maddesinde yer alan yeni düzenleme uyarınca; sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen borçludan kaynaklanmamış olağanüstü yeni bir durumun ortaya çıkmış olması, yeni koşullara göre ifanın istenmesinin dürüstlük kurallarına aykırı düşecek ve ifa güçlüğü doğuracak derecede borçlu aleyhine değişmiş olması ve borçlunun edimini henüz ifa etmemiş veya ihtirazi kayıtla ifa etmiş olması hallerinin birlikte varlığı halinde, borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteyebilecektir. Böyle bir durumda mahkemece uyarlama koşullarının bulunup bulunmadığı her somut olay yönünden dürüstlük kuralına uygun olarak değerlendirilmeli ve buna göre bir çözüm tarzı bulunmalıdır. Uyarlama koşullarının varlığı için sözleşmeye konu karşılıklı edimler arasındaki dengenin taraflardan biri için artık çekilmez, katlanılamaz bir biçimde bozulmuş olmalıdır. Öğretide bu kurama işlem temelinin çökmesi adı verilmektedir. Buna göre, sözleşmenin temelini teşkil eden, kendisi üzerine anlaşmanın dayandığı ve karşılıklı edimlerin tayin olunduğu edim ve karşı edim arasındaki dengenin taraflardan biri için artık çekilmez, katlanılmaz biçimde bozulduğu hallerde, işlem temelinin çökmesi söz konusu olacaktır. (Serozan, Rona; s. 164 vd). Bir hukuki işlemin temelinden çözmüş sayılması için edimler arasındaki denge bozukluğunun önemli, açık ve aşırı olması gerekir. Uyarlama koşullarının varlığının tespitinde işlem temelinin çökmesi kavramının uygulanabilmesi için, sonradan meydana gelen değişikliklerin önceden teşhis ve tahmin edilememiş olması gerekir. Önceden teşhis ve tahmin edilen sonraki vakıalar uyarlama sebebi olamaz ise de, bir tacirin gelecekteki her bir somut tehlikeyi tahmin edebilmesi mümkün değildir. Bununla birlikte gelecekte meydana gelebilecek her türlü riziko listesinin (deprem, sel felaketi, savaş, sıkıyönetim, ithalat/ihracat yasakları, ekonomik ambargo vs.) bilinebilir olması, o olay yönünden gelecekte meydana gelebilecek somut tehlikenin bilindiği veya bilinmesi gerektiği anlamına gelmez. Böyle bir riskin bilindiğinden veya bilinmesi gerektiğinden söz edebilmek için o iş yönünden somut bir işaret ya da verinin varlığı gerekir. Uyarlama koşulları arasında varlığı aranan sebeplerden birisi de edimin henüz ifa edilmemiş olması olup kural olarak sürekli edimler yönünden ifanın uyarlanması istenebilir ise de 6098 sayılı Kanun'un 138 nci maddesinin düzenlemesi karşısında, edimin henüz ifa edilmemiş olması ve diğer şartların varlığı halinde ani edimli sözleşmelerde de uyarlama talebinde bulunmak mümkündür. Bir sözleşmede uyarlamanın mümkün olup olmaması sözleşme türüne ve sözleşmede yer alan edimlere göre değişkenlik arz edebilir. Bu noktada sözleşmenin türünü nitelendirmek önem arz eder. 6098 sayılı Kanun'un 19 uncu maddesinin birinci fıkrasındaki "Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır" düzenlemesi uyarınca, tarafların yazılı veya sözlü akdedilen sözleşmenin türüne ilişkin nitelendirmeleri mahkemeleri bağlamaz. Bu açıdan yapılması gereken tarafların gerçek ve ortak iradesine ve sözleşmedeki edimlerin niteliğine göre sözleşmenin türünün belirlenmesidir. Taraflar arasında düzenlenen 26/07/2021 tarihli ve "729 Konut Elektrik Üst Yapı İşleri Sözleşmesi" dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. Davaya konu somut olayda, davacı dava dilekçesinde sözleşmenin yapılmasından sonra ülkemizdeki ani döviz kuru artışları sebebiyle inşaat giderlerinin artmasından dolayı ilave alacak talep etmiş olup sözleşmede yazılı bedellere göre ödenmeyen bakiye alacağı olduğunu iddia etmemiştir. Uyarlama koşullarının oluşup oluşmadığı hususu yönünden yukarıdaki ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ilk sözleşmenin 26/07/2021 tarihli olduğu, bu sözleşme bedelinin 9.900.000,00-TL+KDV olarak belirlendiği, sözleşmenin 3.3 maddesinde "işin teslim tarihi sonuna kadar sözleşme birim fiyatları sabittir" şeklinde düzenleme yapıldığı, ödemelerin aylık hak edişler şeklinde yapılmasının kararlaştırıldığı, tarafların daha sonrasında değişen ve gelişen olaylar karşısında 30/09/2022 tarihli ek protokol yaptıkları, yapılan ek protokol ile sözleşme bedelinin 11.028.389,83-TL+KDV olarak revize edildiği, protokolün 2.3 maddesinde ana sözleşmede yer alan tüm hükümlerin bu protokol için de geçerli olduğu hususunda anlaşıldığı, bu protokol öncesine dayanan olağanüstü olayların öngörülemez olduğu söylenemeyeceğine göre yapılan ek protokol sonrasındaki döviz kurlarındaki aşırı artış ve bu nedenle inşaat malzeme fiyatlarındaki aşırı yükselme sebepleri yönünden uyarlama koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin açıklıkla değerlendirilmesi gerekmektedir. Davacı tarafça uyarlama sebebi olarak gösterilen döviz kurlarındaki ani ve aşırı artış ve bu nedenle inşaat malzeme fiyatlarındaki aşırı yükselme iddiaları değerlendirildiğinde, bir takım inşaat, enerji ve akaryakıt bedellerinin döviz bazlı olarak aşırı artması diğer koşulların varlığı halinde ayrı bir uyarlama sebebi görülebilir ise de, döviz kurlarındaki artışların Türkiye gibi enflasyonist ülkelerde önceden öngörülmesinin mümkün olması nedeniyle tek başına uyarlama sebebi olarak görülmesi mümkün görülmemiştir. (Yargıtay 11. HD 2021/7877 Esas, 2023/2131 Karar) ...Dava konusu olayda davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken serbest iradesiyle sözleşmedeki yükümlülüğünü belirlediği, ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda döviz,faiz vs araçlarda dalgalanmaların bulunduğu, davacının, bu riski önceden öngörebilecek durumda olmasına rağmen davaya konu sözleşmeyi imzaladığı, işlem temelinin çökmesinden bahsetmenin olanaklı olmadığı, bu nedenle yukarıda belirtilen tüm hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava konusu olayda uyarlama koşullarının bulunmadığı, gözönüne alınarak...,ilk derece mahkemesince davanın asıl ve terditli talepler hakkında reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. (İstanbul BAM 3. HD 2022/404 Esas, 2022/2466 Karar) Netice itibariyle davacı şirket dava dilekçesinde sözleşme hükümlerine göre ödenmeyen alacağı bulunduğu iddiasında değildir. Davalı cevap dilekçesinde davacının tüm yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini savunmuş ise de davacının bu noktada bir talebi bulunmamaktadır. Ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konusu da bu şekilde tespit edilmiş olup taraf vekillerince her hangi bir itirazda da bulunulmamıştır. Bu nedenle keşif yapılmasına veya eksik iş bedeli olup olmadığı, davacıya sözleşmeye göre yapılması gereken ödemelerin tam olarak yapılıp yapılmadığı hususlarında delil toplanmasına da usul ekonomisi ilkesi gereği gerek bulunmamaktadır. Davacı yalnızca artan kur artışı nedeniyle bakiye alacak talebinde bulunmuştur. Ancak bu talebin yukarıda detaylı olarak açıklanan ve örneklerine yer verilen emsal yüksek yargı kararları uyarınca davacının tacir olup basiretli hareket etme yükümlülüğü bulunması nedeniyle bunu öngöresi gerekeceği, enflasyon ve döviz kurundaki artışların tek başına uyarlama sebebi olmaması nedeniyle bu talebin mümkün olmadığı, öte yandan taraflar arasında 26/07/2021 tarihli sözleşmeden sonra 30/09/2022 tarihli ek protokol ile sözleşme bedeli arttırılmış olmasına rağmen dava dilekçesinde bu hususa değinilmeksizin ilk sözleşmedeki fiyat üzerinden uyarlama talep edilmesinin de yukarıda açıklanan ilkelere göre dürüstlük kuralına uygun düşmediği, talebin bu nedenle de reddi gerektiği, araştırılacak ya da toplanacak delil bulunmaması nedeniyle ön inceleme duruşmasında tahkikata geçilmiş ve tahkikat aynı oturumda bitirilerek davanın reddine ilişkin aşağıdaki hükmü tesisi uygun görülmüştür. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gerekli 615,40-TL ilam harcından, tahsil edilen 427,60-TL peşin harcın mahsubuna, bakiye 187,80-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafın yaptığı yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine, 6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/2 maddesi uyarınca 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil eden davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren yasal iki haftalık süresi içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2025
Katip *** e-imzalı
Hakim *** e-imzalı