Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1630 E. 2025/620 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1630
- Karar No
- 2025/620
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1630 Esas
KARAR NO:2025/620 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI:2017/670 Esas - 2022/322 Karar
TARİH:29/03/2022
DAVA:ALACAK
DAVA TARİHİ:21/07/2017
BİRLEŞEN İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
2021/40 ESAS SAYILI DAVA
DAVA TARİHİ:20/01/2021
DAVA:ALACAK
KARAR TARİHİ:17/04/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında 04/01/2016 tarihli Hizmet Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşme kapsamında davacının davalıya ..., ... ve ...bankalarına ait her biri 100.000,00 TL'den toplam 300.000,00 TL değerinde teminat verdiğini, davalının haksız yere bu teminat mektuplarını geri vermeyip bankalardan bozdurarak davacının yaptığı taşıma işi karşılığında 08/02/2017 tarihli itibarıyla davalıdan faturalardan kaynaklanan 274.688,33 TL alacağı olduğunu, sürelerin geçmesine rağmen bu borcunda ödenmediğini, bu nedenlerle fazlaya ilişkin haklı saklı kalmak üzere teminat mektupları bedelinin şimdilik 100.000,00 TL, faturalardan kaynaklanan ödenmeyen nakliye bedelinin şimdilik 100.000,00 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren en yüksek reeskont faiziyle birlikte tahsil edilerek davacıya verilmesi için dava açmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın HMK 121 maddesine uygun açılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, peşin harcın eksik yatırıldığını, davanın usulden reddi gerektiğini, davalının davacıya borcu olmadığını, davacının davasını yazılı deliller ile ispatlaması gerektiğini, taraflar arasında delil sözleşmesi olduğunu, buna göre davalının ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olduğunu, tanzim edilen faturaların haksız olduğunu, sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, cari hesap alacağının davalı tarafından Kartal ... Noterliğinin ihtarname ile davacıya bildirildiğini, davacının sözleşmeyi gereği gibi ifa etmediğini, yükümlülüklerini zamanında yerine getirmediğini, teminat mektuplarının haksız olarak nakte çevrilmesinin söz konusu olmadığını, sevkiyatların davacıdan kaynaklı olarak yapılamayınca davalının müdahalesi sonucu sevkiyatların gerçekleştiğini, davalının bu nedenlerle masraflara katlanmak zorunda kaldığını, araçlarda plasiyer zorunlu olmasına rağmen Şoför ... plasiyer olarak gösterilerek haksız yere 66.279,00 TL plasiyer bedeli tahsil edildiğini, davacı gereği gibi hizmet sunmayınca davalının üçüncü kişiden nakliye hizmeti aldığını, 16.201,00 TL zarara uğradığını, davacının bu kısmın 4.105,00 TL kısmı haksız olarak faturasını iade ettiğini, davacının çalıştırdığı işçilerin ücret ve kıdem tazminatlarını ödememesi nedeniyle asıl iş veren sıfatıyla bunlar ihtarname ile davalıdan istendiğini ve yapılan işçi alacakları karşılığı davacı şirketin cari hesabına 334.240,07 TL yansıtıldığını, davacı şirketin sözleşmeye aykırı davrandığını, çekilen ihtarnameye verilen cevabi-ihtarname ikrar edildiğini, tüm bu nedenlerle teminatların nakde çevrilmesinin hukuka uygun olduğunu, temerrüt durumunun bulunmadığından faiz talebinin haksız olduğunu, davanın reddini talep etmiştir.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil ile davalı ... Lojistik firması arasındaki taşıma hizmet sözleşmesine göre davalı karayolu nakli ile davacı firma ve grup bünyesindeki firmaların ürünlerinin teslim edilmesi hususunda nakliye konusunda anlaşma yapıldığını, ancak davalının işbu sözleşme kapsamında edimlerini hiçbir zaman sözleşmeye ve işin gereğine göre gerçekleştirmediğini, sözleşme kapsamında davalının yanında ve bünyesinde ...'lı olarak çalışan kişilerin tazminat, işçilik alacakları ve ... borçlarına ilişkin ödemelerin yapılmadığını, bu ödemelerin üst işveren sıfatı ile davacı müvekkili tarafından gerçekleştirildiğini, bu hususa ilişkin tüm kayıt ve belgelerin İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/670 esas sayılı dosyasında mevcut olduğunu, Ekte sunduğumuz dekontlar ve İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/670 esas dosyasındaki 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda da görüleceği üzere davalı yerine üst işveren olarak toplam 309.690,57-TL ... ödemelerinin 6736 Sayılı Kanun kapsamında yapılandırılarak 24 taksitle davalı yerine müvekkili tarafından ödendiğini, bu ödemeler davalının yanında çalışan personelin ... ödemeleri olup, bu ödemelerin davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile 309.690,57-TL’nin ödenen taksit tarihlerinden itibaren (her taksit için ödeme tarihinden itibaren) başlayacak avans faizi, masraflar, vekalet ücreti ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; birleşen davada davacının taraflar arasındaki taşıma hizmet sözleşmesine göre müvekkili şirket bünyesinde çalıştırılan personelin ... borçlarının üst işveren olarak 6736 sayılı Kanun Kapsamında yapılandırılarak 24 taksitle müvekkil şirket yerine ödendiğinden bahisle ...ya ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsilini talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından Ümraniye ... Müdürlüğünde borç yapılandırması yapılmadığını, davaya konu edilen ödemelere ait ... borçlarının taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinde çalıştırılan personel ile ilgili olup olmadığının bilinmediğini, birleşen davacının üst işveren olarak sorumlu olmadığı personele ait ... prim borcunu ödemesi mesnetsiz olup; müvekkili şirketten tahsilini isteyemeyeceğini, davacının müvekkili davalı şirketten başka şirketlerle de çalıştığını ve davalı işi dışında çalışan personelleri de olduğunu, buna göre yapılandırılan ... borcunun tamamının davalı bünyesinde çalıştırılan personele ait olduğunun söylenemeyeceğini, hal böyle iken, davalı işinde çalıştırılmayan personeller için ödenen ... borçlarının taraflar arasındaki sözleşmeye göre ödendiğinin de söylenemeyeceğini, somut olayda ... borcunun ne zaman yapılandırıldığı bilinmemekle birlikte dekontlara göre ilk taksidin 18.05.2017 tarihinde ödendiğini ve borcun ödenmesinin 24 aya yayıldığını, birleşen davacı taraf adeta davalı tarafın haklı alacağını eritmek için borcu 24 aya yayarak nerdeyse 3 yılda bitirdiğini ve nerdeyse asıl alacak kadar faiz ödemesi yaptığını, zira davalı/birleşen davacı müvekkili şirketin yapılan iş kapsamında alacaklarının tahsilini istediğinden bu tutarları ödemekten kurtulmak için ... borlarını ödeme yoluna gittiğini ve peşin ödemek yerine borcu vadeye yayarak hem teminat mektuplarından aldığı parayı nemalandırdığını hem de borcu faizi ile ödeyerek müvekkilinin cari alacağını eritmek istediğini, öte yandan taraflar arasında yapılan hizmet sözleşmesinin başlangıcının 04/01/2016 olduğunu, sözleşme tarihinden önceki dönemlere ait ... borçlarının davacı tarafından ödenmesinin mesnetsiz olduğunu, davacının hizmet sözleşmesi kapsamında yapılan işte çalıştırılan müvekkili şirket personelinin 3. bir şirkete girişlerini sağladığını müvekkilini işi yapamaz hale getirip fiilen işe son verdiğini ve müvekkilinin iş organizasyonuna göre işi kendisinin devam ettirdiğini, bu şekilde personelin işten fiilen çıkmamasına rağmen veya çıkması için haklı bir sebep olmamasına rağmen kıdem tazminatı adı altında haksız ödemeler yaptığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için ... borcunun ödenmesi gerekse dahi teminat mektubu veya cari alacak tutarı ile işbu tutar ödenebilecekken, davacının haksız ve dürüstlük kurallarına aykırı şekilde müvekkilini borçlandırma amacı ile hareket ettiğini, dava taraflar arasında yapılan sözleşmeye aykırı olduğundan ve işbu birleşen ilk davada açıklanan tüm sebeplerle davanın reddi gerektiğini, davada avans faizi talep edilmesi haksız ve mesnetsiz olup; reeskont faizi istenmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 29/03/2022 tarih ve 2017/670 Esas - 2022/322 Karar sayılı kararında; "Yapılan hizmet sözleşmesi incelendiğinde davacı... Lojistiğin yılın her günü (tatiller dahil) ...'a ait ürünlerin karayolu ile dağıtımını, iade edilen ürünlerinde sağlam olarak teslim işini üstlendiğini, çalıştırılacak personelin teminin lojistik firmasına ait olduğu personelle ilgili davalı ... yapmak zorunda kalacağı ödemelerin aylık istihkaklardan %1,5 oranında davalı ... tarafından kesileceği, yine bu personelle ilgili davalının ödemek zorunda kalacağı ..., İşkur, Belediye, Vergi benzeri devlet alacaklarının da lojistik firmasına rücu edileceği, 01/05/2012 tarihinden önceki personelin kıdem tazminatı alacağının davacı ...'e ait olduğu, bu tarihten sonraki yardımcı personelin özlük haklarının davalı üst iş veren tarafından karşılanacağı, uyuşmazlık halinde her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarının geçerli olacağı, sözleşmenin belirli süreli olduğu, davacı lojistik firmasının yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde 3 ayrı bankaya ait teminat mektubunun davacı tarafından davalı ... Anonim Şirketine verildiği görülmüştür.Davalı tarafından Kartal ... Noterliği aracılığıyla 23/12/2016 tarihli ihtarname çekilmiş, yine davalı aynı noterlik aracılığıyla 16/02/2017 tarihli sözleşme feshi ihtarnamesi çekmiştir. Davacı tarafta karşı cevaplar vermiş, taraflar arasında yazışmaların olduğu görülmüştür. Bilirkişilerce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde incelemeler yapılmıştır. İlk bilirkişi raporundan sonra ikinci bilirkişi heyetinden yeni rapor alınmıştır. Özellikle dosyadaki bilgilere delillere uygun hazırlanan 02/11/2020 tarihli raporda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşmenin 04/01/2016 tarihinde yapıldığı, davalı tarafından 16/02/2017 tarihli noter ihtarnamesi ile feshedildiği, davacı şirket defter kayıtlarına göre dava tarihi itibarıyla 274.688,33 TL miktarında davalının borçlu durumda gözüktüğü, davalının defter kayıtlarında ise davalının borcunun 139.682,03 TL olduğu, bilirkişi raporunda izah edildiği üzere davalı tarafından tanzim edilen 04/10/2016 tarihli 30.449,17 TL ceza şartın sözleşmeye uygun olduğu, aynı tarihli 19.117,18 TL miktarlı faturanın da uygun olduğu, yine davalının tanzim ettiği 29/11/2016 tarihli 78.209,22 TL tutarlı faturanın uygun olduğu, yine davalı tarafından yapılmış olan 352.851,97 TL kıdem tazminatı ve işçi alacaklarının sözleşmeye uygun olduğu, diğer yandan davalının düzenlediği 28/10/2016 tarihli 4.843,90 TL'lik faturanın tanzim edilmemesi gerektiği, davacı tarafından tanzim edilen 08/02/2017 tarihli 228.760,92 TL miktarlı nakliye bedeli faturasının sözleşmeye uygun olduğu, toplam 300.000,00 TL miktarlı teminat mektuplarının (3 adet) davalı şirket tarafından tahsil edildiğinin anlaşıldığı hükme esas alınan 02/11/2020 tarihli rapora göre sonuç olarak davacı ...Lojistik'in dava tarihi itibarıyla davalı ...'dan 93.922,79 TL alacaklı olduğu anlaşıldığından bu miktar üzerinden davacı ... Lojistik Ltd. Şti'nin davasının kısmen kabulü yoluna gidilirken davalı karşı davacı ... Anonim Şirketi'nin birleşen davasının reddine karar verilmiştir."gerekçesi ile,''1- Davacı ... Şti'nin davalı ... AŞ'ye karşı açtığı davanın KISMEN KABULÜ ile; 93.922,79 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalı ...AŞ'den alınarak davacı ... ojistik Şti'ye verilmesine, 2-Birleşen dosyanın davacısı ... AŞ'nin birleşen dosya davalısı ... Şti'ye karşı açtığı davanın REDDİNE, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı/birleşen dava davacısı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı/birleşen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında gerek esas dava gerekse de birleşen dava yönünden verilen kararların nedenlerinin hukuken anlatılmadığını ve gerekçelendirilmediğini; özellikle taraflarınca ikame edilen birleşen davanın neden reddedildiği hususunda hiçbir açıklama yapılmadığını, Dosyadaki ihtarnameler ve diğer yazışmalarda ve mailleşmelerde ... Lojistiğin sözleşmeye ve işin gereğine uygun olmayan bir ifada bulunduğunun hatta bazı zamanlarda hiç ifada bulunamadığının çok net bir şekilde ortada olduğunu, ... Lojistiğin edimlerini yerine getirmemesinden dolayı müvekkili nezdinde dışarıdan nakliye hizmeti alma zorunluluğunun doğduğunu ve alınan bu hizmetin davacıyla olan sözleşmede belirtilen rakamın üstünde olduğundan dolayı zarara uğradığını ve mağdur olduğunu,... Lojistik firmasının sözleşme gereği plasiyer hizmetinde bulunması hususu ve bu hizmeti şoför haricinde sunması gerektiği çok açık ve net iken bu plasiyer hizmetini vermediğini, araç şoförlerine şoförlük görevi yanında plasiyerlik de yaptırttığını ve bunun sonucunda haksız bir şekilde bu hizmeti vermiş gibi müvekkilinden bedellerini tahsil ettiğinin çok net bir şekilde belli olduğunu, ... Lojistik'in müvekkilinin ticaretinin en yoğun olduğu dönemlerde sevkiyatlarını zora soktuğunu, müvekkilinin ticari faaliyeti gereği yüklenmiş olduğu edimlerinin yerine getirilmesini engellediğini, müvekkilini 3.şahıs firmalara karşı cezai şartlar ödeme riski altında bıraktığını, tüm bu anlatılanlar ışığında ... Lojistik firmasının, araçlarda plasyer bulundurması gerekmesine rağmen sözleşmeye aykırı şekilde plasiyer varmış gibi gösterip haksız kazanç sağladığını, edimlerini ya hiç yerine getirmediğini yada eksik ve kusurlu yerine getirdiğini, müvekkilinin ek nakliye masraflarına girmesine sebep olduğunu, işçilik alacaklarını, tazminatlarını ve ... ödemelerini gerçekleştirmediğini,Davacının 228.760,92-TL tutarındaki nakliye bedeli faturasının uygun olduğu yönündeki 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin ilk derece mahkemesince karara esas alınmasının ağır hukuk ihlali olduğunu, üçüncü köprünün kullanımının zorunlu hale gelmesinin sözleşmeden sonra oluşan bir durum olması nedeniyle sözleşmedeki belirlenen fiyatlarla değil de bu köprü ve yolun kullanılmasının kattığı ek maliyet olgusu ile sözleşmenin uyarlanması kapsamında değerlendirilerek uygun bulunmasının çok ciddi bir hukuki hata olduğunu, her iki tarafınında tacir olduğu sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince sözleşmeye göre karşılıklı talepte bulunulması gerektiğinin raporda görmezden gelindiğini: ayrıca sözleşmelerin uyarlanması tarafların tek başına alabileceği bir karar olmayıp, uyuşmazlık halinde bu uyarlanmanın hakim tarafından yapılması gerektiğini; yani sözleşmenin uyarlanmasını isteyen tarafın bunu mahkemeden istemesi ve bu uyarlamanın mahkeme tarafından verilecek uyarlama kararı ile gerçekleşmesi gerektiğini; tek taraflı olarak düzenlenen fatura ile bu hususta ek bedel talebinde bulunulmasının ve bunun uygun görülmesinin çok ciddi bir hukuka aykırılık olduğunu, ayrıca üçüncü köprünün ve yollarının bitimi ile beraber kullanımının zorunlu olacağı hususunun kulanımla beraber öğrenilen bir husus olmadığını ve daha öncesinden kamuoyu tarafından bilindiğini, bunun öngörülebilir olmadığı tespitinin gerçeklerden uzak bir yaklaşım olduğunu, bu köprü ve yolların da ne kadar kullanıldığı hususunun ayrıca muamma olduğunu, davacının sözleşmede yer alan bedellerden farklı bir bedel ile fatura düzenleyebilmesi için tarafların mutabakatı gerektiğini ve bu mutabakatın davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, ancak davacının bunu ispatlayamadığını; yani davacının tek taraflı olarak düzenlediği faturanın bir geçerliliğinin bulunmadığını, bu hususun 13/12/2018 tarihli ilk bilirkişi raporunda da açıkça belirtildiğini,Taraflarınca kesilen 4.843,90-TL tutarlı fatura bakımından da yapılan bilirkişi değerlendirmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespitlerin ilk derece mahkemesince karara esas alınmasının ağır hukuk ihlali olduğunu, nakliye fiyat farkı faturası olarak düzenlenmiş olan bu faturanın alınan nakliye hizmetinden kaynaklı olan fiyat farkından dolayı müvekkilinin ödediği fazladan bedeli kapsadığını, bu bedelin uygun olmadığı görüşü hukuka aykırı olduğu gibi müvekkilinin zararına sebebiyet vereceğini; 02/11/2020 tarihli raporun bu kısmının kabul edilmesi ve karara esas alınmasının ağır hukuk ihlali olduğunu,Bu sebeple esas dava tarihi itibariyle davacının 93.922,79-TL alacaklı olduğu tespitinin de çok büyük hukuki hata içermekte olduğunu; öncelikle hesaplamada ...'in düzenlediği 228.760,92-TL bedelli faturanın dikkate alınmasının, kendilerinin düzenlediği 4.843,90-TL faturanın dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle asıl dava yönünden tesis edilen ilk derece mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle asıl dava yönünden tesis edilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yapılacak yargılama neticesinde esas davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,Birleşen dava yönünden; gerek 13/12/2018 tarihli raporda, gerek 02/11/2020 tarihli raporda, gerekse de 31/12/2021 tarihli ek raporda taraflarınca ikame edilen birleşen davanın haklılığının, ... bedellerini birleşen davanın davalısından taleplerinin sözleşmeye uygunluğunun açık ve net şekilde ortaya çıktığını ve alacaklarının sabit hale geldiğini; ancak ilk derece mahkemesince gerekçe bile belirtilmeksizin davanın reddedilmesinin tam bir hukuk faciası olduğunu,Asıl davada; henüz birleşen dava açılmadan önce alınan 13/12/2018 tarihli raporda; asıl dava tarihi olan 21/07/2017 tarihinden sonra müvekkili tarafından, ... Lojistik'in ...'ya ödemekle olduğu tutarlardan üst işveren olarak müvekkilinin de sorumluluğu bulunduğunun ve işbu sorumluluk gereğince ...'na, yapılandırılan ...Lojistik borçaları için müvekkilinin yaptığı 184.057.922-TL ödemenin... Lojistik'den talep edilebileceğinin, ancak dava tarihinden sonra yapılan bu ödemelerin iş bu davada gözetilemeyeceğinin belirtildiğini, belirtildiğini, 02/11/2020 tarihli raporda; dava tarihinden sonra da... tarafından yapılması gereken 309.690,57-TL ... ödemelerinin de müvekkili tarafından yapıldığının belirtildiğini, aynı tespitin 31/12/2021 tarihli ek raporda da yapıldığını,... firmasının sözleşmenin 6.6 maddesi gereğince iş kapsamına uygun sayıda ve nitelikte personeli sağlamakla yükümlü olduğunu ve bunu sözleşme kapsamındaki fiyatlandırmalar kapsamında fatura edeceğini,... firmasının düzenlediği faturalarda sözleşmenin 6.6 maddesi gereğince sözleşme kapsamında çalışanların bedelini faturalandırmış olmasına rağmen bu bedeller içerisinde yer alan ... ödemelerini kuruma yapmadığını; yani ...firması çalışanların ... ödemeleri üzerinden haksız kazanç sağladığını, sadece bu hususla kalmadığını çalışanların ücretlerinin de ... tarafından ya ödenmediğini yada aksaklıklar yaşanmasına sebep olduğunu,Hal böyleyken mahkemece sebepsiz ve gerekçesiz şekilde birleşen davanın reddedilmesinin tam bir hukuk garabeti olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle birleşen dava yönünden tesis edilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dairenizce yapılacak yargılama neticesinde birleşen davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini,İleri sürerek, yukarıda arz ve izah edilen ve re'sen görülecek diğer sebeplerle usul, yasa ve olaya uygun bulunmayan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarihli, 2017/670 E, 2022/322 K numaralı kararını hem esas dava yönünden hem de birleşen dava yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Asıl dava; davacının taraflar arasındaki taşıma hizmet sözleşmesinden doğduğunu iddia ettiği bakiye açık hesap alacağı ile haksız olarak nakde çevrildiği iddia oluna teminat mektubu bedellerinin tahsili istemine, birleşen dava ise; birleşen davacının, asıl dava tarihinden sonra, birleşen davalı işçilerinin yapılandırılan ... borçlarının davalı adına ve üst işveren sıfatıyla ödendiği iddiası ile ödenen tutarların birleşen davalıdan tahsili talebine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, karara karşı asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Asıl davaya yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri; mahkemece asıl davada davacının açık hesaba konu ettiği 228.760,92-TL bedelli hizmet faturasının sözleşmede açıkça kararlaştırılan tarifelere uygun olmamasına rağmen, mahkemece gerekçesi belirtilmeksizin kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, mahkemece 02/11/2020 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alındığı belirtilerek, başka bir gerekçe açıklanmaksızın faturanın uygun olduğunun kabul edildiği, oysa hükme esas alınan bu bilirkişi raporunda davacının üçüncü köprünün açılmış olması nedeniyle oluşan ek yakıt ve yol ücreti maliyetine göre fatura tanzim ettiğinin, her ne kadar sözleşmede kararlaştırılan tarifeye göre düzenleme yapılmamış ise de üçüncü köprünün açılması sonrası ağır araçlar için kullanımının zorunlu hale gelmesi nedeniyle sözleşmenin uyarlanması gerektiğinin kabul edildiği, sözleşmenin uyarlanmasına yönelik davacı talebi olmaksızın böyle bir kabulde bulunulamayacağı gibi, uyarlama koşullarının da oluşmadığı, mahkemece bu husustaki savunmaları karşılanmaksızın hüküm kurulduğu, yine taraflarında kesilen 4.843,90-TL tutarlı nakliye fiyat farkı faturasının da haksız olarak davacı alacağından mahsup edilmediği yönünde; birleşen davaya yönelik istinaf sebebi ise; birleşen davada, asıl dava tarihinden sonra davacı/birleşen davalı çalışanları için üst işveren sıfatıyla sorumluluklarının doğmasını engellemek amacıyla, davacı birleşen davalı adına yapılan yapılandırılmış ... borç ödemelerinin tahsili talep edilmesine, bu tutarlar bilirkişi raporlarında da tespit edilmesine rağmen, mahkemece birleşen davaya yönelik hiçbir değerlendirme yapılmaksızın ve gerekçe yazılmaksızın birleşen davanın reddinin hukuka aykırı olduğu yönündedir.Mahkeme kararlarının neleri kapsaması gerektiği 6100 Sayılı HMK'nun 297 inci maddesinde düzenlenmiştir. Ayrıca Anayasa’mızın 141 inci maddesi “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli yazılır” hükmünü amirdir. HMK'nun 297/1-c bendi ile 297/2 fıkrası uyarınca taleplerden her biri hakkında ne hüküm verildiği ve gerekçesinin açıklanması zorunludur. Bu anlamda istinaf kanun yoluna tabi olan mahkeme kararının HMK'nun 297. maddesine uygun, denetime elverişli ve gerekçeli biçimde oluşturulması zorunlu olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir.Somut davada; asıl dava bakımından davalının, davacı tarafından açık hesaba konu edilen 08/02/2017 tarihli 228.760,92-TL tutarlı nakliye bedeli faturasının, sözleşmenin 6 ıncı maddesinde açıkça kararlaştırılan tarifeye uygun olmadığını, ikinci bilirkişi raporunu tanzim eden heyete dahil edilen hukukçu bilirkişinin sözleşmenin uyarlanması yorumu yaparak fatura tutarının hakkaniyete uygun olduğuna dair kabulüne aynı gerekçe ile itiraz ettiği; alınan ek raporda bu savunma ve itiraz karşılanmadığı gibi, mahkeme gerekçesinde de bu itiraın karşılanmadığı, HMK'nun 266 maddesi uyarınca hakimin hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacağı, mahkemenin ikinci bilirkişi raporunun hükme esas alınabileceğini belirtmekle yetinip, davalı savunmalarını karşılamaksızın ve TBK'nun 138 maddesi koşullarının bu fatura bakımından uygulanıp uygulanamayacağı, faturanın sözleşmeye uygun olup olmadığı hususunda hiçbir değerlendirme yapmaksızın, gerekli görülmesi halinde sözleşmedeki tarifeye göre düzenlenmesi gereken fatura tutarının ne olacağı hususunda ihtimalli rapor almaksızın, 228.760,92-TL fatura tutarı esas alınarak yapılan hesaplamaya göre hüküm kurmasının yukarıda anılan anayasal ve yasal ilke ve hükümlere açıkça aykırı olduğu; birleşen dava bakımından; birleşen davada davacının; asıl dava tarihinden sonra, birleşen davalı işçilerinin yapılandırılan ... borçlarının davalı adına ve üst işveren sıfatıyla ödendiği iddiası ile ödenen tutarların birleşen davalıdan tahsilini talep ettiği, mahkemece birleşen dava toplanan deliller ve yapılan tahkikata yönelik hiçbir değerlendirme yapılmadığı gibi, birleşen davanın hangi gerekçe ile reddedildiğinin de belirtilmediği, birleşen davaya ilişkin verilen davanın reddi kararının da Anayasa’mızın 14 inci maddesi ile HMK'nun 297/1-c bendi ve 297/2 fıkralarının ihlali mahiyetinde olduğu anlaşılmış olup, aynı zamanda kamu düzenine ilişkin olan bu eksiklikler bakımından, asıl davada davalı birleşen davada davacı yanın her iki davaya yönelik istinaf başvurusu haklı bulunmuştur.Sonuç itibariyle; asıl davada davalı birleşen davada davacı yanın, asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 297, 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Asıl davada davalı birleşen davada davacı yanın, asıl ve birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun KABULÜ ile;İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/03/2022 tarih ve 2017/670 Esas ve 2022/322 Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 355, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,3-İstinaf talep eden tarafından asıl ve birleşen davaya yönelik yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde asıl davada davalı birleşen davada davacıya iadesine,4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 17/04/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.