İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/901 E. 2026/288 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/901
- Karar No
- 2026/288
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/901 Esas KARAR NO : 2026/288 Büyükçekmece .... İcra Dairesi: ...
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 22/07/2024 KARAR TARİHİ : 12/03/2026 YAZIM TARİHİ : 06/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Faturaya konu ürünlerin birim fiyatları, KDV tutarları ve mal hizmet tutarları USD cinsinden gösterildiği gibi, faturanın sağ alt kısmında yer alan mal hizmet toplam tutarı, ödenecek tutar vb. diğer başlıkları altındaki tutarların döviz cinsinden olduğu, bu hususlar, taraflar arasındaki ticari ilişkinin dövize dayalı olarak gerçekleştirildiğinin ispatı niteliğinde olduğu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki olmuş, davalı şirket müvekkili şirkete karşı 672,86 USD bedel borcunu ödememiş olduğu, davalı, icra dosyasından çıkarılan ödeme emrine, süresi içinde ancak taraflar arasındaki ticari ilişkiyle somut bir neden sunmaksızın itiraz etmiş olduğu, davalının, müvekkili şirkete borçlu olduğu, bu borcun likit olduğu ve davalının sırf kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiği oldukça açık olduğu, davalı tarafça yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olması ve icra takibine konu alacağın likit olması nedenleriyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekmekte olduğu, bu nedenlerle davalarının kabulü ile davalı tarafın itirazının iptalini, Büyükçekmece ... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyası ile yapılan takibin devamını, davalının borca kötü niyetli olarak itiraz etmiş olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacı tarafça davaya konu faturalara ilişkin malların büyük çoğunluğunun teslim edilmemiş olduğu, diğer yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamayacağı, fatura konusu mal veya hizmetin teslimini/ifasını ispat külfetinin alacaklı ... ait olduğu, faturanın, sözleşmenin yapılması ile ilgili olmadığı, taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olduğu, davacı ..., fatura konusu malın teslim edildiğini veya hizmetin ifa edildiğini kanıtlamak zorunda olduğu, tüm bu bilgiler ışığında, her ne kadar davacı tarafça birtakım faturaların tahsili için Büyükçekmece .... İcra Dairesi ... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış ve huzurdaki itirazın iptali davası ikame etmişse de davacı tarafça davaya konu edilen faturalara ilişkin malların çok büyük çoğunluğu teslim edilmemiş olduğu, faturaya konu malların teslim edildiğine yönelik ispat yükünün davacı tarafta olup davacı tarafça malların teslim edildiği ve fatura bedellerine hak kazanıldığı usulüne uygun delillerle (irsaliye vb) ispatlanamamış olduğu, öncelikle işbu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğu, davacı tarafça dava konusu faturalara ilişkin malların çok büyük çoğunluğu müvekkili şirkete teslim edilmemiş, teslimi yapılan mallar ise taraflar arasında bulunan anlaşmaya aykırı olarak ayıplı, eksik ve çok geç teslim edilmiş olduğu, özellikle teslimi yapılan malların anlaşmaya aykırı olarak geç teslim edilmesi nedeniyle müvekkili şirkete kendi müşterileri tarafından yapılan ödemeler durdurulmuş ve bu nedenle aleyhine yüklü miktarda reklamasyon faturaları kesilmiş olduğu, işbu reklamasyon faturalarını ve geç teslime ilişkin mail yazışmalarını mahkemeye sunmakta olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen ve ekte sunulan "Satın Alma Formu"ndan da görüleceği üzere, taraflar "Kumasın talimatlarda ve siparislerde belirenmis olan teslim tarihlerinde teslim edilmesi sorumlulugu münhasıran Satıcı’ya aittir.", "Geç teslim halinde firmamız mesuliyet kabul etmemektedir. Bu durumda müsteriden gelen yansıma zararlardan münhasıran satıcı sorumludur." ve "Teslimlerde 3 güne kadar olan gecikmeler tolere edilebilir. Ancak Satıcı 3 günü asan gecikmelerde, gecikme kaynaklı dogacak maddi zararları (gecikme cezası, navlun bedeli, müsteri indirimi, siparis iptali vb.) cezai sart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder." şeklinde anlaşmış ve söz konusu ticari malların davacı tarafça ayıplı, eksik ve geç teslimi, nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zararı reklamasyon ve fiyat farkı açıklamasıyla davacı şirkete yansıtmış olup dolayısıyla müvekkili şirketin davacıya herhangi bir borcu da kalmamış olduğu, davacı tarafça anlaşmaya aykırı olarak termin sürelerine uyulmadığı ve geç teslim nedeniyle müvekkili şirketin zarara uğradığı bildirecekleri, tanıkların mahkeme huzurunda vereceği beyanlar ile de sabit hale geleceğini, neticeten, davacı tarafça termin sürelerine uygun davranılmadığı ve ayıp, eksikli mallar nedeniyle müvekkili şirket tahtında zarar oluşmuş olup kesinlikle kabul etmemekle birlikte varsa bunun davacı alacağından mahsup edilmesi gerektiği izahtan vareste olduğu, somut olayda, huzurda davadaki yargılama usulü basit yargılama usulü olduğundan davacının dava dilekçesinde belirtmediği ve sunmadığı deliller ile ileri sürmediği vakıaları bu aşamadan sonra sunması ve ileri sürmesi iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağı nedeniyle hukuken mümkün olmadığı gibi, sonradan sunulacak işbu delillere ve ileri sürülecek vakıalara da muvafakatlarının bulunmadığını Mahkemeye şimdiden bildirmek istediklerini, hiçbir şekilde müvekkili şirketin davacıya borcu bulunduğunu kabul etmemekle birlikte, bir an için aksi düşünülse (ki mümkün değildir), aleyhe tespit edilecek tutar ile müvekkili şirketin davalıdan olan alacaklarının (özellikle ayıplı, eksik ve geç teslim nedeniyle oluşan) takas/mahsubunu talep etmekte olduklarını, davacı ...her ne kadar icra inkar tazminatı talep etse de, bir an için işbu davada haklı olduğu kabul edilse dahi yapılan itiraz haksız olmadığı gibi davaya konu alacağın tespiti yargılamayı gerektirdiğinden alacağın likit de olmadığını, işbu nedenle, davacının müvekkili şirket aleyhinde asıl alacağın % 20'sinden az olmayacak miktarda icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebinin hukuka aykırı olduğu, bu nedenlerle; davacının haksız ve mesnetsiz olarak ikame ettiği işbu davanın reddini, davacı aleyhine asıl alacağın % 20'sinden az olmayacak miktarda kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. ARAŞTIRMA; 1-Büyükçekmece .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası UYAP üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır. 2-Beylikdüzü Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 27/11/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davalı şirketin BA formları getirtilmiştir. 3-Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 25/11/2024 Tarih, ... Sayılı yazısı ile; davacı şirketin BA-BS formları getirtilmiştir. 03/12/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda; 1-) Davacının 2023 ve 2024 yıllarına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2-) Davalının 2023 yılına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, 2024 yılına ait Ticari defterlerinin, envanter defterinin açılış tasdikinin süresinden sonra yaptırılmış olması nedeniyle 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmamış olduğu, 3-) Davacı tarafından davalı ... 2023 yılında toplam Tutarı 104.608,-USD olan 28 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, bu faturalardan toplam tutarı 103.661,92 USD olan 25 Adet Faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, toplam tutarı 946,08 USD olan 3 Adet E-Faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı ...tarafından icra takip tarihinden sonra 01.11.2024 tarihinde ters kayıt yapılarak bu tutar kadar davalı lehine alacak kaydı yapılmış olduğu, 4-) Davalı ...tarafından davacı ... 2023 yılında toplam tutarı 16.637,57 USD olan 23 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, bu faturalardan toplam tutarı 16.408,84 USD olan 22 Adet E-Faturanın davacı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacı ... düzenlenmiş 20.06.2023 tarihli ... numaralı 228,73 USD tutarlı E-Fatura’nın davacı tarafından icra takip tarihinden sonra 01.12.2024 tarihinde ticari defterlerine kayıt etmiş olduğu, 5-) Davalı tarafından davacı ... 2023 yılında USD Çalışmaları nedeniyle toplam tutarı 86.393,66 USD olan Banka ödemesi yapılmış olduğu, icra takip tarihi olan 23/02/2024 tarihi itibariyle, Davacının davalıdan kalan alacağının (103.661,92 USD-16.637,57 USD-86.393,66 USD) 630,69 USD olduğu hesaplanmış olduğu, İcra takip tarihinden sonra davacı tarafından davalı ... toplam tutarı 1.122,-USD fatura düzenlenmiş olduğu, 31.12.2024 tarihi itibariyle davacının davalıdan (630,69 USD+1.122,-USD) 1.752,69 USD Alacaklı olduğu tespit edilmiş olduğu, 6-) Davacının ticari defterlerine göre, icra takip tarihi olan 23/02/2024 tarihi itibariyle, davacının TL bazında davalıya 7.849,49 TL Borçlu oldukları, ancak, tarafların Döviz bazlı çalışmış oldukları, Davacının icra takip tarihi olan 23/02/2024 tarihi itibariyle olan 630,69 USD Alacağının TL bazında denk olmamasının sebebinin taraflarca zamanında düzenlenmesi gereken kur farkı faturalarının karşılıklı düzenlenmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu değerlendirilmiş olduğu, tarafların birbirine düzenlemiş olduğu ve cari hesap hareketlerinde görünen tüm fatura ve ödemelerin her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacı ...tarafından 672,86 USD alacağı için icra takibi yapılmış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, 7-) Taraflar arasında imzalanmış bir sözleşmeye ve davalı tarafı temerrüde düşürecek bir ihtarnameye dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, 8-) Davacı ...lehine karar alınması durumunda, Davacı ...’ın, icra takip tarihi olan 23/02/2024 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek yıllık Kamu Bankalarınca USD Hesaplarına Uygulanacağı Bildirilen Azami Faizi talep edebileceğine ilişkin Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, Sonuç ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali, icra inkar tazminatı ve davalının kötü niyet tazminatı istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, icra takibine konu tutarda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının takibe itirazının haksız olup olmadığı, faturaya konu malların davalıya teslim edilip edilmediği, geç veya ayıplı ifa olup olmadığı, bu kapsamda davanın takas veya mahsup hakkını kullanıp kullanamayacağı varsa miktarı, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Büyükçekmece ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 672,86 USD üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "takip tarihi itibariyle TL karşılığı 20.899,37-TL 19/02/2024 tarihli 672,86 USD tutarlı cari bakiye alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. 2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih 2015/3302 Esas 2015/12272 Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri incelenerek SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen raporunu dosyaya sunmuştur. Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. Somut olay ve bilirkişi raporu değerlendirildiğinde; davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve sahibi lehine delil vasfına haiz olduğu, davalı tarafın ticari defterlerinin ise usulüne uygun tutulmamış olduğu, incelenen ticari defter kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı ... 2023 yılında toplam tutarı 104.608,-USD olan 28 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, bu faturalardan toplam tutarı 103.661,92 USD olan 25 Adet Faturanın her iki taraf ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, toplam tutarı 946,08 USD olan 3 Adet E-Faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı tarafından icra takip tarihinden sonra 01.11.2024 tarihinde ters kayıt yapılarak bu tutar kadar davalı lehine alacak kaydı yapılmış olduğu, davalı tarafından davacıya 2023 yılında toplam tutarı 16.637,57 USD olan 23 Adet E-Fatura düzenlenmiş olduğu, bu faturalardan toplam tutarı 16.408,84 USD olan 22 Adet E-Faturanın davacı ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davalı tarafından davacıya düzenlenmiş 20.06.2023 tarihli ... numaralı 228,73 USD tutarlı E-Fatura’nın davacı tarafından icra takip tarihinden sonra 01.12.2024 tarihinde ticari defterlerine kayıt etmiş olduğu, davalı tarafından davacıya 2023 yılında USD Çalışmaları nedeniyle toplam tutarı 86.393,66 USD olan Banka ödemesi yapılmış olduğu, icra takip tarihi olan 23/02/2024 tarihi itibariyle, davacının davalıdan kalan alacağının (103.661,92 USD-16.637,57 USD-86.393,66 USD) 630,69 USD olduğu, icra takip tarihinden sonra davacı tarafından davalıya toplam tutarı 1.122-USD fatura düzenlenmiş olduğu, 31.12.2024 tarihi itibariyle davacının davalıdan (630,69 USD+1.122,-USD) 1.752,69 USD alacaklı olduğu, davacının ticari defterlerine göre, icra takip tarihi olan 23/02/2024 tarihi itibariyle, davacının TL bazında davalıya 7.849,49 TL borçlu olduğu, ancak, tarafların Döviz bazlı çalışmış oldukları, davacının icra takip tarihi olan 23/02/2024 tarihi itibariyle olan 630,69 USD Alacağının TL bazında denk olmamasının sebebinin, taraflarca zamanında düzenlenmesi gereken kur farkı faturalarının karşılıklı düzenlenmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu, tarafların birbirine düzenlemiş olduğu ve cari hesap hareketlerinde görünen tüm fatura ve ödemelerin her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, ayrıca tarafların ba-bs bildirimlerinin uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre, her ne kadar takip tarihi itibariyle TL bazında davacının davalıya 7.849,49-TL borçlu göründüğü davacının usulüne uygun tutulan defter kayıtlarından anlaşılmış ise de, bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak belirtildiği üzere tarafların USD ve EUR bazlı çalıştıkları, davaya konu icra takibinin USD bazlı cari hesap alacağına dayalı olduğu, bu nedenle USD bazında değerlendirme yapılması gerektiği, bilirkişi raporunda ayrıntılı ve denetime elverişli olacak şekilde açıklandığı üzere, icra takip tarihi itibariyle davacının USD bazında davalıdan 630,69-USD alacaklı olduğu, takip tarihi itibariyle davacının USD bazlı alacağı ile TL bazında denk olmamasının sebebinin ise, karşılıklı kur farkı faturalarının zamanında düzenlenmemesinden kaynaklı olduğu, ancak gerekli düzeltmelerin yapılmış olduğu, tarafların birbirlerine düzenlemiş oldukları ve cari hesap hareketlerinde görünen tüm fatura ve ödemelerin her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, sonuç olarak, tarafların USD bazlı çalıştığının sabit olması ve takibe konu alacağı USD bazlı cari hesap alacağı olması nedeniyle davacının, takip tarihi itibariyle davalıdan 630,69-USD alacaklı olduğunun ticari defter, fatura ve cari hesap ve ödeme kayıtlarıyla ispatlandığı, davalı her ne davacının ayıplı ifada bulunduğunu ileri sürmüş ise de, ayıp hususundaki ispat yükünün söz konusu savunmayı/iddiayı ileri süren davalıya ait olduğu, ancak davalının ayıp iddiasını ispat eden herhangi bir delil sunmadığı ve ispat edemediği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile takibin 630,69-USD üzerinden devamına karar vermek gerekmiştir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 630,69 USD asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca Devlet Bankaları tarafından 1 yıllık vadeli USD mevduata uygulanan en yüksek oranda faiz işletilerek takibin DEVAMINA, fazla istemin REDDİNE, 2-Kabul edilen alacağın takip tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak %20'si oranda icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Alınması gereken 1.488,54-TL karar harcından daha önce Mahkememiz dosyasına yatırılan 443,60-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 1.044,94-TL eksik harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 443,60-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 871,20-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 8.190,00-TL yargılama giderinden kabul ret oranına göre 7.676,48-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geriye kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Arabuluculuk ücreti 3.600,00-TL'nin kabul ret oranına göre 225,72-TL'sinin davacıdan, geriye kalan 3.374,28-TL'sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 21.790,97-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 1.457,01-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin (e-duruşma) yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.12/03/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır