İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/861 E. 2025/150 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/861
- Karar No
- 2025/150
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/861 Esas KARAR NO : 2025/150 DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 18/10/2024 KARAR TARİHİ : 12/02/2025 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01-11-2023 tarihinde "..." isim hakkının ve işyerinde bulunan malzemelerin müvekkiline zilyedliğinin devri ve belirli bir vade kararlaştırılmaksızın 5 yılda ödenmesi hususunda anlaşma sağlandığını, sözleşme konusu malzemelerin bulunduğu ve davalının kiracı olarak bulunduğu "...GAZİEMİR İZMİR" adresindeki depo yönünden de müvekkili ile sözlü alt kira sözleşmesi yaptığını ve depodaki malların zilyedliğini de müvekkiline teslim ettiğini, kiralarını da müvekkilinin davalının hesabına gönderdiğini, aynı sözleşme ile "... Organizasyon" adı alınan işlerden davalıya komisyon ödeneceğinin kararlaştırıldığını ancak bu komisyonun da ne zaman ödeneceği hususunda da bir vade konulmadığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine İzmir ...Noterliğinin 02-08-2024 tarih ev... y nolu ihtarnamesi keşide edilerek kendisinden habersiz organizasyon düzenlendiğinden bahisle bu organizayonlardan üzerine düşen komisyonların 7 gün içinde ödenmesinin talep edildiğini, müvekkili tarafından davalıdan habersiz organizasyon düzenlenmesi iddiasını kabul etmediklerini, bu ihtarda geçen organizasyondan davalıya düşen komisyon miktarının da davalının hesabına yatırıldığını, bir müddet sonra davalı tarafından müvekkili aleyhine keşide edilen İzmir...Noterliğinin 20-08-2024 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarı ile de akdi tek taraflı feshettiğini davalı yan tarafından müvekkiline bildirildiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin I bendinin son paragrafında "iki taraftan biri diğerinin kusurundan kaynaklanmayan haklı neden olmaksızın (mücbir sebep dahi olsa) sözleşmeyi tek taraflı feshedemez.aksine davranış halinde sözleşmeyi fesheden taraf diğer tarafa anlaşılan bedeli cezai şart olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder" şeklinde bir düzenleme yapıldığını, davalının sözleşmeyi feshetmesi için haklı bir nedeni de bulunmadığını, emsal Yargıtay ilamları ile Yargıtay HGK kararlarında da iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde tek tarafın haksız olarak sözleşmeyi feshedemeyeceğinin belirtildiğini, bu itibarla fesih iradesinin geçersiz olduğunu ve sözleşmenin halen geçerli olduğunu, fesih ihtarının taraflarına tebliği üzerine taraflarınca da davalı aleyhine Bornova...Noterliğinin 27-08-2024 tarih ve... yevmiye nolu ihtarının keşide edilerek sözleşmenin halen ayakta olduğunun ve feshi halinde sözleşme bedeli olan 2.000.000,00-TL'nin müvekkiline ödenmesi gerektiği, ayrıca davalının da bilgisi olan önceden alınan düğün organizayonları nedeni ile müvekkilinin sözleşme konusu zilyedliğine bırakılan malzemelere ihtiyaç duyduğu ve bunların teslimi istenmiş ise de davalının olumlu girişimde bulunmadığını ve müvekkili önceden alınan yakın gelecekteki 5 düğünü yapabilmek için gerekli malzemeleri günün de çok az kalması nedeni ile gerçekte olan piyasa değerinden salt rezil olmamak için 3.kişilerden kiralayarak düğünlerini gerçekleştirebildiğini, bu nedenle zarara uğradığını, davalının bu düğün oraganizasyonlarını bildiğini ve müvekkili zora düşsün diye söz konusu tarihte fesih ihtarını çekerek malzemelerin bulunduğu depo anahtarını da değiştirdiğini, sözleşmede cezai şart öngörüldüğünü, bu nedenle sözleşmeyi fesih iradesinin geçerli olup tek taraflı haksız feshetme yetkisi olduğunun kabulünde de dönme koşulu olarak kararlaştırılan tutarın davalıdan tahsilinin gerektiğini belirterek fazlaya yönelik talep ve dava hakları saklı olmak kaydı ile şimdilik 100.000,00-TL sözleşmede öngörülen cezai şartın( dönme cezası) ve 10.000,00-TL düğünleri gerçekleştirmek için yapılan masraf bedeli olmak üzere 110.000,00-TL'nin davalıya çekilen temrrrüd ihtarnamesinin tebliğ tarihi olan 01-09-2024 tarihinden tibaren(aksi halde anlaşmama tutanağının tanzim tarihinden itibaren) işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline, masraf ve vekalet ücretinin davalı yedinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkili ile davacı arasında 01/11/2023 tarihinde işletme isim hakkının devri ve paylaşım sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca müvekkilinin maliki olduğu "..." isim hakkını davacıya devredeceğini, aynı zamanda müvekkilinin sözleşme ekinde yer alan malzemeleri bedeli karşılığında davacıya devrini sağlayacağını, davacının 5 yıl içerisinde müvekkiline 2.000.000,00-TL ödediği takdirde isim hakkının ve malzemelerin mülkiyetinin davacıya geçeceğini, bu beş yıllık süre içerisinde bedelin tamamı ödenene dek davacı ve müvekkilinin sözleşmeye konu malzemeleri birlikte kullanacağını, sözleşmenin "F-PAYLAŞIM" başlıklı maddesi uyarınca davacının yahut müvekkilinin ayrı olarak düzenleyecekleri organizasyonlardan birbirlerini haberdar etmek ve karşılığı olan yüzdelik komisyonu karşı tarafa ödemek borcu altı altında olduklarını, müvekkilinin, davacı olmaksızın üçüncü kişiler ile yaptığı tüm organizasyon sözleşmelerini ve bilgilerini organizasyon malzemelerinin yer aldığı ortak ofiste bulunan bilgisayara kaydettiğini ve davacının bilgisine her zaman hazır olarak bulundurarak kendisini bilgilendirdiğini, fakat davacının, müvekkili ile aralarında yer alan sözleşmeye aykırı davranarak yaptığı sözleşmeleri ve aldığı organizasyon işlerini müvekkiline bildirmekle mükellef olduğu halde, yükümlülüğünü yerine getirmediğini, yaptığı görüşmeleri ve yaptığı sözleşmeleri müvekkili kendisinden talep etmesine rağmen ibraz etmekten kaçındığını, davacının, isim hakkını henüz devralmamasına rağmen müvekkilin bilgisi dışında "...rganizasyon" adı kendisine aitmiş gibi sosyal medya hesabı açtığını ve bu hesaptan organizasyon fotoğraf/videolarını paylaşmaya başladığını, davacının 14/08/2024 tarihinde Seferihisar... Konak'ta gerçekleştirdiği organizasyonda "... Organizasyon" adını kullanmadığını, kendi adını taşıyan "..." baskılı kartvizitleri organizasyonda yer alan personellerin yakalarına taktığını, davacının, müvekkilinin isim hakkını ve malzemelerini kullanarak organizasyon düzenlemesine rağmen bu ismi kullanmadan kendi adını taşıyan kartvizitler dağıtmaya başladığını, müvekkilinin, davacının depoda kullanımına tahsis edilen organizasyon malzemelerini üçüncü kişilere kiraladığını tespit ettiğini, 20/07/2024 tarihinde malzemelerin bulunduğu deponun güvenliğinden sorumlu şirket tarafından müvekkilinin arandığını ve deponun açıldığı bilgisi verildiğini, müvekkilinin, depoda kendisiyle birlikte çalışan ve deponun işletilmesinden sorumlu olan davacının eşi ...i arayarak deponun açıldığını söylediğini ve bu konuda bilgisi olup olmadığını sorduğunu, dava dışı depo depo sorumlusu ...n avize takacağı için depoya geldiğini bildirdiğini, müvekkilinin 21/07/2024 tarihinde maliki olduğu depoya gittiğini ve depoda boşluk olduğunu, birtakım organizasyon malzemelerinin eksik olduğunu tespit ettiğini, akabinde müvekkilinin depoda yer alan güvenlik kamerası görüntülerini izlediğini ve 20/07/2024 tarihi gecesi davacının eşinin birkaç personel ile depodan malzeme çıkarttığını gördüğünü, bunun üzerine personellerden ...yi aradığını ve nerede olduklarını öğrendiğini, müvekkilinin, davacının müvekkiline bilgi verilmeksizin organizasyon yaptığı mekana gittiğini ve fotoğraflarını çektiğini, davacının, müvekkiline bilgi vermeden, müvekkilinin malzemelerini kullanılarak organizasyon yapması nedeniyle müvekkilinin, davacıya İzmir... Noterliği'nden 02/08/2024 tarihinde ... yevmiye numarası ile ihtarname gönderdiğini, ihtarnamede davacının, kendisinden gizlenerek yaptığı organizasyona ilişkin sözleşmelerin ibrazını ve sözleşmenin yüzdelik bedelinin müvekkiline ödenmesi istendiğini, fakat davacının sözleşmeyi ibraz etmekten kaçındığı gibi sözleşme bedelini belirtmeksizin müvekkiline yalnızca 3.500,00-TL'lik ödeme yaptığını, müvekkilinin şifahen yaptığı araştırmalarda organizasyonun 60.000,00-TL bedel karşılığında yapıldığını öğrendiğini, müvekkiline, davacı ile aralarındaki sözleşme uyarınca 6.000,00-TL ödenmesi gerekirken 3.500,00-TL ödenerek eksik ifada bulunulduğunu, müvekkilinin yine davacının bilgi vermeden 12/09/2024 tarihinde... isimli mekanda düğün yapacak bir çift ile organizasyon sözleşmesi yaptığını, 04/07/2024 tarihinde ön ödeme aldığını mekanın işletme müdürü ...tan öğrendiğini, davacının, müvekkiline daha az komisyon ödemek için yaptığı sözleşmelerde tarife liste fiyatının altına düşerek organizasyon bedellerini düşük gösterdiğini, müvekkilinin, davacının sözleşmesel yükümlülüğüne aykırı bu davranışını sözleşme akdedilen organizasyon hizmeti alan kişilerden öğrendiğini, örneğin, 14/08/2024 tarihinde Seferihisar ... Konak'ta yapılan organizasyona ilişkin sözleşme bedeli davacı tarafından 184.000,00-TL olarak gösterildiğini ve müvekkiline 18.400,00-TL ödendiğini, fakat müvekkilinin, organizasyon hizmeti alan kişi ile görüştüğünde 35.000,00-EURO ödeme yaptıklarını öğrendiğini, Yani müvekkiline 5.250,00-EURO ödenmesi gerekirken sözleşme bedeli düşük gösterilerek 18.400,00-TL ödeme yapıldığını, davacının birçok sözleşmesel yükümlülüklerine aykırı davranışının müvekkilinin sözleşmeye olan güvenini zedelediğini ve sözleşmeyi müvekkil için çekilmez hale getirdiğini, bunun üzerine müvekkili adına İzmir ... Noterliği'nden 20/08/2024 tarihinde ... yevmiye numarası ile eksik ödenen sözleşme bedellerinin tamamlanmasını aksi halde sözleşmenin haklı nedenle feshedileceğini bildirir ihtarname gönderildiğini, davacının ödeme yapmaması üzerine sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, sözleşmenin feshedilmesi üzerine müvekkilinin davacının mağduriyet yaşamaması adına ofiste bulunan fakat kendi adına kayıtlı olan...numaralarını, internet hattını 15/09/2024 tarihine kadar da kapattırmadığını, sözleşmenin "C. İfa zamanı" maddesi uyarınca sözleşme taraflarının (davacının veya müvekkilinin) yapılan organizasyonlara ilişkin komisyon tutarını ödeme borcunun, davet sahipleri ile organizasyon sözleşmesi yaptıkları anda muaccel olduğunu, davacının da müvekkili sözleşmede kararlaştırılan komisyon bedelini ödeme borcu üçüncü kişiler/davet sahipleriyle sözleşme yaptığı anda muaccel olmasına karşın davacının komisyon ödemelerini müvekkiline ihtarnameler gönderildikten sonra gerçekleştirdiğini, bu durumun davacının borçlu olarak müvekkiline karşı borcunu yerine getirirken temerrüde düştüğünü kanıtladığını, akabinde müvekkilinin kanuni yükümlülüğünü yerine getirerek borcun muaccel olduğunu ve davacının temerrüde düştüğünü bildirir ihtarname göndererek davacıyı mütemerrit durumuna düşürdüğünü, Borçlar Kanunu'nda yer alan tüm yasal şartların oluşması üzerine müvekkilinin sözleşmeyi haklı nedenle fesih imkanı doğduğunu, müvekkilinin de bu seçimlik hakkını kullanarak davaya konu sözleşmeyi feshettiğini belirterek davada Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan öncelikle görev dava şartının sağlanmaması nedeniyle davanın usulden reddine, usule ilişkin itirazları kabul görmediği takdirde davacının haksız ve mesnetsiz ceza koşulu ve tazminat talepli davasının esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: TTK’nın 4. maddesine göre; ticarî davaların iki grup altında incelenmesi mümkündür. Bunlar; tarafların sıfatına ve işin ticarî işletmeyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ticarî sayılan davalar (mutlak ticari davalar) ile her iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğan davalar (nispi ticari davalar)dır. Mutlak Ticari Dava; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticari nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticari dava olarak sayılan davalar olup, TTK’nın 4/1. maddesinde a ve f bentlerinde 6 bent halinde sayılan dava türleri mutlak ticari davadır. Nisbi ticari dava ise; her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nisbi ticari dava olarak adlandırılmaktadır. TTK’nın gerekçesinde; ticari davalar ile ticari olmayan hukuk davalarını ayırmada kullanılan kıstasın “bir yandan her iki tarafın tacir sıfatı ve uyuşmazlığın konusunu teşkil eden işin bu sebepten dolayı ticari sayılması keyfiyeti, diğer yandan tarafların sıfatına bakılmaksızın sadece işin ticari mahiyeti” olduğu açıklanmıştır. Bu anlamda bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısında; davacının 213 sayılı VUK'nun 177.maddesinde yer alan hadleri aşmadığından gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğu, kazancının gerçek usulde vergilendirildiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu, 2. sınıf tüccar sayıldığı, en son beyan etmiş olduğu 2023 Yılı Gelir Vergisi hesap özetine göre 19.435,45 TL dönem içinde satın alınan emtia, 185.000,00 TL dönem içinde elde edilen hasılat ve 0,00 TL diğer gelirler kalemleri tespit edildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır. Kordon Vergi Dairesi Müdürlüğünün cevabi yazısında davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu (2.sınıf tüccar) olduğu bildirilmiştir. Buna göre davacının işletme hesabına göre defter tutan ikinci sınıf tüccar olduğu görülmektedir. İkinci sınıf tüccar, tacir sayılmamaktadır. Davacının tacir olmaması nedeni ile eldeki davanın nispi ticari dava olmadığı görülmüştür. TTK'nın 5. maddesine göre aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, Asliye Ticaret Mahkemesi, ticari davalara bakmakla görevlidir. Dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nısbi ticari dava niteliğinde olmadığından, mahkememizin görevi içine girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevlidir. HMK'nın 114. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre, görev dava şartıdır. Aynı Kanunun 115/1. maddesi gereği mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. HMK'nın 138. maddesine göre, mahkeme dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebilir. Dosya kapsamına göre, dava konusu edilen uyuşmazlığın TTK'nın 4. maddesine göre, ticari dava olmadığı, davacının tacir olmadığı bu nedenle de mahkememizin görevi alanına girmediği, Asliye Hukuk Mahkemelerinin bu uyuşmazlığı çözmekte görevli olduğu davanın her aşamasında görev ile ilgili karar verilebileceği dikkate alındığında, mahkememizin görevsizliği nedeni ile, HMK.'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerektirici nederlerle: 1-Davanın GÖREVSİZLİK NEDENİ ile 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli ve yetkili İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-6100 sayılı HMK'nın 20. maddesi gereği kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde iş bi dosya resen ele alınarak Mahkememizce davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE, 4-Yargılama giderleri konusunda görevli ve yetkili mahkemece karar verilmesine, davanın açılmamış sayılma şartları oluştuğu takdirde yargılama giderleri konusunda MAHKEMEMİZCE KARAR VERİLMESİNE, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.12/02/2025
Katip ... ¸e-imza
Hakim... ¸e-imza