İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/857 E. 2024/1077 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/857
- Karar No
- 2024/1077
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/857 KARAR NO : 2024/1077
DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) DAVA TARİHİ : 21/10/2024 KARAR TARİHİ : 24/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/10/2024
DAVA; Davacı tarafından açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Sahibi olduğu ...'nin cezaevinde olduğu ve şirket ile ilgilenemediğinden iflas kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememize tevzi edilen dilekçenin ... Cezaevi'nden gönderilmiş olduğu, dilekçenin ".... Müdürlüğü Kanalı ile Bakırköy Ceza Mahkemeleri Hukuk Bürosu'nu sunulur" şeklinde başlamak suretiyle konusu "Şirket Kapatma Davası Hakkında" olarak belirtilmiş ve akabinde "üzerime kayıtlı tescilli bulunan .... Ltd.Şti.Aş'nin cezaevinde olduğum ve şirket ile ilgilenemediğimden dolayı iflas ile birlikte kapatılmasını ve kapatılma ile ilgili dava açılmasını gereğinin yapılmasını arz ve talep ediyorum" şeklinde talepte bulunulduğu anlaşılmıştır. HMK'nun 33.maddesine göre Hakim, Türk Hukukunu resen uygulamakla yükümlüdür. Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme yapmak ise Hakime aittir. Tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunlulukları bulunmamaktadır. Bununla birlikte hakim tarafların "talep sonuçlarıyla" (HMK m.24) bağlıdır ve talepten başkasına hükmedilmesi de mümkün değildir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun konuya ilişkin "Dava dilekçesinin içeriği" başlıklı 119.maddesinde; "(1) Dava dilekçesinde aşağıdaki hususlar bulunur: a) Mahkemenin adı. b) Davacı ile davalının adı, soyadı ve adresleri. c) Davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası. ç) Varsa tarafların kanuni temsilcilerinin ve davacı vekilinin adı, soyadı ve adresleri. d) Davanın konusu ve malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, dava konusunun değeri. e) Davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetleri. f) İddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceği. g) Dayanılan hukuki sebepler. ğ) Açık bir şekilde talep sonucu. h) Davacının, varsa kanuni temsilcisinin veya vekilinin imzası. (2) Birinci fıkranın (a), (d), (e), (f) ve (g) bentleri dışında kalan hususların eksik olması halinde, hakim davacıya eksikliği tamamlaması için bir haftalık kesin süre verir. Bu süre içinde eksikliğin tamamlanmaması halinde dava açılmamış sayılır." düzenlemesi bulunmaktadır. Metinde görüldüğü gibi davacı ve davalının ad, soyad veya unvanları, davacının Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa yasal temsilcinin veya vekilin adı, talep sonucu ve davacı veya vekilinin imzası dava dilekçesinde bulunmuyorsa hakimin davacıya vereceği kesin süre içinde bunları tamamlamasını istemesi ve bunların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar vermesi gerekir. Ancak mahkemenin adı, davanın konusu veya değeri, vakıaların özetleri ve bunların ne şekilde ispatlanacağı hususları ile dayanılan hukuki sebepler dava dilekçesinde belirtilmemiş ise davacıya kesin süre verileceğine ve bunların tamamlanmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına dair bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Belirtilen unsurların dava dilekçesinde bulunmaması tek başına davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi yolunu açmaz. Böyle bir durumda hakim yargılamaya başlar ve eksik unsurun niteliğine göre farklı çözüm yolları ya da sonuçlar doğar. Mesela; vakıalara ilişkin eksiklikler tamamlanamazken, hukuki sebeplerin yazılmamış olması (hakimin hukuku kendiliğinden uygulaması ilkesi gereği) sonuca etki etmez. ( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2014/23-350 E., 2016/24 K.) Mahkemenin adı" dilekçenin ilk unsuru olup, mahkemenin görev ve yetki yönünden açıkça belirtilmemesi anlamına gelir. Nitekim 119.maddenin gerekçesinde de "Mahkemenin adının dava dilekçesinde gösterilmesiyle, davacının dilekçeyi vereceği görevli ve yetkili mahkeme belirlenmiş olmaktadır" denilmiştir. Davanın açılması, dilekçenin kaydı ve tevzii işlemlerinin yapılabilmesi bakımından görevli ve yetkili mahkemenin gösterilmesi zorunludur. (Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliği, m. 36) Mahkememize tevzi edilen dilekçe, "... Müdürlüğü Kanalı ile Bakırköy Ceza Mahkemeleri Hukuk Bürosu'nu sunulur" şeklinde başlamakta olup mahkemenin adının belirtilmediği açıktır. Davacının talebinin iflas olduğu ve davanın İİK'nın 178. ve 179. madde hükümlerine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkin olduğu varsayımında; 6102 sayılı TTK'nın 376/3. ve İİK'nın 179. maddeleri uyarınca borca batık hale gelen şirketin bu durumu mahkemeye bildirmek ve iflasını istemesi zorunludur. Dilekçe içeriğinde borca batıklıktan bahsedilmediği, şahsın cezaevinde olması nedeniyle "şirketin kapatılması" talebinde bulunduğu anlaşılmaktadır. 6102 sayılı TTK'nun Sermayenin kaybı, borca batık olma durumu, a) Çağrı ve bildirim yükümü başlıklı 376-/3. maddesi (Değişik: 26/6/2012-6335/16 md.); Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkartır. Bu bilançodan aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister. Meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru, iflas bildirimi olarak kabul olunur. TTK'nın 376/3. Maddesindeki düzenlemeye göre şirket yönetim kurulunca şirketin iflasının istenmesi yönünde bir karar alınması gerekmektedir. Dosya kapsamında ve UYAP''ta böyle bir karara rastlanılmamıştır. Davanın iflası istenen şirket tarafından açılması ve şirket yönetim kurulunca alınmış bir karar akabinde dava açılması gerekirken şirket yetkilisi tarafından dava açılmış ve şirket yönetim kurulu tarafından alınmış bir karar eklenmiş değildir. Dilekçenin ceza infaz kurumundan gönderildiği, davacının Ankara Batı ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin 23/01/2020 tarih ve .... esas, .... karar sayılı ilamı ile 3 yıl 4 ay hapis cezasına mahkum olduğu anlaşılmaktadır. Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre kısıtlanmayı gerektiren bir durumu bulunan kimse mahkeme kararı ile kısıtlanarak, kendisine bir vasi atanır. Vasi, vesayet altındaki kısıtlıyı hukuki işlemlerde temsil etmekle görevlidir. (MK. madde 403) Kısıtlının tek başına dava açması mümkün değildir. Davada yasal temsilcisi olan vasisi tarafından temsil edilmesi gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 448. maddesinde, vasinin, vesayet altındaki kişiyi bütün hukuki işlemlerinde temsil edeceği; 462. maddesinin 8. bendinde de, vasinin, vesayet makamından izin almak koşuluyla kısıtlı adına dava açabileceği hususları düzenlenmiştir. HMK'nın 114/1-d maddesinde, taraf ve dava ehliyeti, kanuni temsilin söz konusu olduğu hallerde, temsilcinin gerekli niteliğe sahip olması, dava şartı olarak düzenlenmiş olup, HMK'nın 115/1 maddesi uyarınca, mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden gözeteceği gibi, taraflar da dava şartı noksanlığını davanın her aşamasında süreye tabi olmadan ileri sürebilirler. HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca, mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse, davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için kesin süre verilir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse, dava dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Davacının TMK’nın 407. maddesi uyarınca özgürlüğü bağlayıcı ceza nedeniyle kısıtlandığı, bununla birlikte vesayet altına alındığına dair bir bilginin yer almadığı anlaşılmaktadır. Dava ehliyeti de tıpkı taraf ehliyeti gibi bir dava şartıdır. Davacının veya davalının dava ehliyetinin olmadığı esasa girilmeden, dava şartları incelenirken anlaşılırsa dava hemen reddedilmez; davanın kanunî temsilciye bildirilmesi ve kanunî temsilcinin davaya icazet vermesi için süre verilir. Süre sonunda kanunî temsilci, dava ehliyeti olmayan taraf adına yargılamaya katılmazsa dava, dava ehliyeti eksikliğinden reddedilir (Üstündağ, Saim: Medeni Yargılama Hukuku, İstanbul 2000, s. 299; Kuru, s. 1098). Mahkememizce dava dilekçesi üzerinde yapılan incelemede, dava dilekçesi olarak gönderilen dilekçenin öncelikle "dava dilekçesi" olarak tanımlanamayacak derecede gerek dilekçe, gerekse açılan davanın mahiyeti itibariyle usuli eksiklikler içerdiği, dilekçede "mahkeme adı" öncelikli olmak üzere, vakaların belirtilmesi, deliller, dayanılan hukuki sebepler, talep sonucu bakımından eksiklikler içerdiği, davanın iflas davası olarak açılmış olması varsayımında, davanın şirket tarafından açılması gerekirken şirket yetkilisi davacı olarak gösterilmek suretiyle açıldığı, şahıs bakımından şahsın vesayet altında olması halinde vasisi tarafından davanın açılması ve husumete izin kararının eklenmesi gerektiği, şirket yönetim kurulu tarafından alınmış iflas davası açılmasına ilişkin kararın yer almadığı, şirketin borca batık olup olmadığı bildirilmemiş olmakla şirketin aktif ve pasifine ilişkin belge sunulmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz gibi dava dilekçesinde bulunması gereken ilk unsurun "mahkemenin adı" olduğu, mahkemenin adının belirtilmediği durumlarda yargılamayı yapacak mahkeme belirsiz olduğundan esasen dilekçenin kabul edilmemesi ve hiçbir işleme esas alınmaması gerektiği (Özekes, Muhammet, HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gerekenler, Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.16, s.283) anlaşılmakla davanın açılmamış sayılmasına karar verilerek aşağıda yazılı olduğu biçimde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA, 1-Alınması gereken 427,60-TL harcın, davacı tarafından alınarak hazineye irat kaydına, 2-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dair, tarafların yokluğunda dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 24/10/2024
Başkan ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Üye ... ¸e-imzalıdır Katip ... ¸e-imzalıdır