İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/85 E. 2024/430 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/85
Karar No
2024/430
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/85 Esas - 2024/430 T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/85 KARAR NO : 2024/430

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 27/02/2024 KARAR TARİHİ : 22/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı tarafından ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın 30. sınıfta tescili talebiyle yapılan başvuruya m. 6/1 kapsamında ..... sayılı "....." ibareli markalar mesnet gösterilerek yapılan itirazlarının reddedildiği, davalının "..." ibareli markası ile müvekkili şirketin "..." esas unsurlu markaları arasında işitsel, görsel ve anlamsal yönlerden benzerlik bulunduğu, tüketicilerce ilişkilendirme ve karıştırma ihtimali olduğu, emsal nitelikle Yargıtay kararları sunulduğu, 30. sınıf kapsamındaki malların çoğunlukla benzer ürünler ile birlikte, yan yana raflarda satışa sunulan, satın alınırken çok incelenmeyen ve hızlı karar verilen nitelikte oldukları, dikkate alınması gereken kitlenin, herhangi bir uzmanlığı olmayan, toplumun her kesiminden "ortalama zekâ seviyesindeki tüketiciler” olduğu, söz konusu markalar bakımından çocukların asıl hedef kitle olduğu, tescil edilmek istenen 30. sınıf malların aynı olduğu, davalının başvurusunun, müvekkili şirket markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın bilinirliğinden haksız yararlanmasına, marka itibarına zarar vermesine neden olduğu ve müvekkil şirket markalarının ayırt edici karakterinin zedelendiği, davalının marka başvurusunun dürüstlük kuralına ve haksız rekabet kurallarına aykırı olup kötüniyetli olduğu belirtilerek, davanın kabulü ile ... ...’nın 25.12.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptaline, davalı şirkete ait, dava konusu olan ... başvuru numaralı marka tescilinin tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğü ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ... tarafından verilen 25.12.2023 tarihli ve ... sayılı kararının iptaline, davalı şirkete ait, dava konusu olan ... başvuru numaralı marka tescilinin tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalı firmanın 22.03.2022 tarihinde " ..." ibaresinin 30. sınıf mallarda tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ... no. ile işleme alındığı ve 12.04.2022 tarih ve 394 sayılı ...’nde yayımlanmasına karar verildiği, marka yayınına davacı tarafından 6769 sayılı SMK 6/1 kapsamında, “..... sayılı ... ...” markaları ile itiraz edildiği, başvuru sahibi-davalı tarafından itiraza karşı görüş sunulduğu, ..... 11.01.2023 tarihli kararında “yapılan inceleme sonucunda marka/markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığı tespit edilmiş ve itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır” gerekçesi ile itirazın reddine karar verildiği, davacının yayıma itirazın yeniden incelenmesi dilekçesi sunduğu, başvuru sahibi-davalı tarafından itiraza karşı görüş sunulduğu, ... ...’nın 25.12.2023 tarih ve ... sayılı kararıyla; “Yargıtay içtihatları ve doktrince de benimsendiği üzere, Kanunun ilgili hükmü anlamında markaların benzerliğini markanın bütünü itibariyle orta düzeydeki tüketici kitlesi üzerinde bıraktığı izlenim, tümüne hâkim olan görünüş ve ayırt edici niteliğini ön plana çıkaran unsurlarında aramak gereklidir. Dolayısıyla, benzerlik değerlendirmesinde markanın sadece benzer olan unsurlarını ön plana çıkarıp bu unsurlara vurgu yaparak değerlendirme yapılması kadar, ön planda yer alan asli unsurların göz ardı edilerek farklılıklara vurgu yapılması da markanın temel fonksiyonlarına ve maddenin ruhuna aykırıdır. Bu nedenle, değerlendirmenin, markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak yapılması gerekir. Belirtilen kapsamda yapılan inceleme sonucunda işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların ihtiva ettikleri anlam, genel görünüm ve muhtemel tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki ve izlenim itibariyle karıştırılacak derecede benzer olmadığı ve markalar arasında görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma olasılığı bulunmadığı kanaatine ulaşıldığından, her iki itirazın da tüm gerekçeleri bakımından reddi gerekmiştir.” gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1.Davalı markasının tescilli olduğu 30. sınıf mallarının tamamının davacı markalarının tescilli olduğu mallar ile aynı/ayı tür olduğu, 2.Dava konusu marka işaretleri arasında benzerlik şartının gerçekleşmediği, 3.Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 koşullarının oluşmadığı, 4.Somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/5 koşullarının oluşmadığı, 5.Somut olayda SMK m. 6/9 kapsamındaki talebin hukuki nitelemesinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, 6.Dava konusu 25.12.2023 tarih ve ... sayılı ... kararının iptali ve hükümsüzlük taleplerinin nihai takdirinin Mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1.... sayılı marka kapsamındaki “30. Sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.” mallarının tamamı davacının iddialarına mesnet gösterdiği markaların kapsamındaki 30. sınıf mallar ile aynı/aynı tür olarak yer aldığı, 2.Dava konusu ... sayılı marka ile davacının redde gerekçe markaları arasında marka işaretleri bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, 3.Davacının tanınmışlık gerekçeli itirazının yerinde olmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (.....). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Dava konusu uyuşmazlık bakımından davacının sadece itirazlarına mesnet olan ..... sayılı markalarına yer verilmiştir. Davacının dava dilekçesinde belirttiği “.....” sayılı markaları, ... San. ve Tic. A.Ş. firmasının tescilli markaları olduğundan incelemeye esas alınmamıştır. Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

... ... ...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka tescil kapsamındaki “30. Sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.” mallarının tamamının davacının iddialarına mesnet gösterdiği markaların kapsamındaki 30. sınıf mallar ile aynı/aynı tür olarak yer aldığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu ibareli marka incelendiğinde; markanın “u” harfi ve “...” kelimesinden oluşan kelime markası olduğu, markada yer alan “...” ibaresinin ...-... kelimesinin bir parçası olarak kullanıldığı, ...’ya göre “...: şerbet içinde kaynatılarak üzeri şekerle kaplanmış meyve; ... ” ve ... (...)’ye göre “... bazı türlerde tatlılar, özellikle de çikolata kaplanmış küçük şekerlemeler anlamına gelen bir şekerleme olduğu Fransızcadan çıkan kelimenin “iyi” anlamına geldiği, modern Fransızca ve diğer bazı Avrupa dillerinde, terimin sadece herhangi bir şekerleme veya küçük şekerleme” anlamına geldiği anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacının itiraza mesnet ... ..., ..., ..., ... ... ibareli markalarının yazı ve şekil unsurlarından oluşan kompozisyon bir markalar olduğu, ''...'' ibaresinin davacının ticaret ünvanın esas unsuru ve çatı markası konumunda bulunduğu, ''...'' ibaresinin “meyveli” ve ''...'' ibaresinin “sakızlı” anlamlarına gelen tanımlayıcı ifadeler olduğu, dolayısıyla markalardaki korunmak istenen kısmın .../... ibareleri olduğu, anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve ..... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da göz önünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli markalar ile davalının dava konusu markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; “... ...” ve “...” kelimelerinin sektörde yaygın olarak kullanılan, bilinen tanımlayıcı ifadeler olduğu, tali/yardımcı unsur konumundaki ibarelerin benzerlik değerlendirilmesinde ikinci planda tutulması gerektiği ve fakat işbu tali/yardımcı unsurların “tek harften” oluşan markaların ayırt ediciliğine de katkı sağladığı somut olayda dikkate alınamayacağı, kural olarak, standart yazı karakterleriyle yazılmış tek harflerin ayırt edici nitelikte olmadığı kabul edildiği, buna göre davalının dava konusu markasının esas unsurunun “U” harfi olduğu ve “...” olarak bir harf/kelime markası oluşturulduğu; dolayısıyla davacının itirazına mesnet “...” esas unsurlu ve “...” esas unsurlu markaları arasında bir benzerlik ilişkisi bulunmadığı, markalar arasındaki işitsel, görsel benzerlik ve kavramsal yakınlaşmanın tanımlayıcı “.../...” ibaresinden kaynaklanması sebebiyle markalar arasında karıştırılma ihitmali bulunmadığı; davacının benzerlik iddiasında temel dayanağının ise ... markası olduğu, harf markalarının ayırt edici niteliğine katkı sağlayan bir yandan da sektörel manada tanımlayıcı olan “...” kelimesine bağlı işitsel, görsel yakınlaşmanın karıştırılma ihtimali kapsamında dikkate alınamayacağı, “...” sesinden önce gelen “U” ve “İ” harflerinin de birbirinden farklı iki ses olduğu ve markaları farklılaştırdığı, davalı markasında “u” ve “...” ibareleri arasında kullanılan “-“ işareti ile de “u” harfine olan vurgunun artırıldığı; markalar arasında bir bütün olarak bıraktıkları intiba bakımından benzerlik ve karıştırılma ihtimali olmadığı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2- Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalı ...'e verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024

Katip .... Hakim ..... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/85, K. 2024/430, T. 22.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-85-e-2024-430-k-6d26aeb9228d