İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/825 E. 2025/557 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/825
- Karar No
- 2025/557
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/825 Esas KARAR NO : 2025/557
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 21/10/2024 KARAR TARİHİ : 08/10/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından davalıya yapılan hizmet sonrasında kesilen faturaların süresinde ödenmemesi üzerine alacakların tahsili için davalı aleyhine ... İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının takibe itirazı üzerine takibin durdurulduğunu belirterek davanın kabulü ile öncelikle davalı aleyhine ihtiyati haciz kararı verilmesine, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet alacağının davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine başlatılan icra takibine itiraz ettiklerini, müvekkilinin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, müvekkili tarafından düzenlenen bir fatura bulunduğunu, bu faturanın çarşafların ve diğer ürünlerin sıfır alındığına ilişkin olduğunu, sonrasında otelde kullanılan havluların davacı tarafa temizlik hizmeti alınmak üzere gönderildiğini, fakat şirketten alınan hizmet ardından gönderilen ürünlerin geri gelmediğini, başka otellere ait yıpranmış ve yırtılmış, kullanılamaz hale gelen ürünlerin gönderildiğini, kaldı ki icra dosyasından yapılan tebligatın yasal yapılmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, ... İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyasına istinaden davalının itirazı nedeniyle İİK 'nın 67. Maddesi gereği itirazın iptali ve icra inkar istemine ilişkindir. Dava konusu ... İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı dosyası uyap sistem üzerinden celbedilerek dosyamız arasına alınmıştır. İlgili Vergi Dairesine müzekkere yazılarak tarafların BA- BS formları istenilerek dosyamız arasına alınmıştır. ... İcra Dairesi'nin .../... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının davacı, borçlunun ise davalı olduğu, 6 adet faturaya dayalı alacağın ve işlemiş faizin tahsili talebi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya tebliğ edilip, davalı borçlu vekili ... tarihli dilekçesi ile takibe itirazı nedeniyle takibin durdurulmasına karar verildiği, İİK'nun 67/1 maddesi gereği yasal 1 yıllık süre içerisinde itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasında, icra dairesinin yetkisine itiraz bulunduğu takdirde mahkemece öncelikle icra dairesinin yetkisi incelenip, yetkisiz olduğu sonucuna varıldığı takdirde dava şartı gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesi, icra dairesinin yetkili olduğunun kabul edilmesi halinde ise, mahkemenin kendi yetkisine yönelik itirazın incelenmesi gerekmektedir. (Yargıtay 19 HD.'nin 2016/14181-2017/1907 EK sayılı kararı bu yöndedir). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu nun 27.05.2021 tarih 2017/(19)11-889 Esas 2021/622 Karar "....Yargıtay’ın istikrar kazanmış uygulamasına göre, itirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. Eş söyleyişle, itirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın mahkeme öncelikle icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. 16. Kaldı ki, itirazın iptali davasını görme yetkisi, icra takibinin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi doğaldır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda, mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli ve 2013/13-372 E., 2013/1606 K. sayılı kararı). 17. İİK’nın 50/1. maddesine göre, para ve teminat borçlarına ilişkin icra takiplerinde yetkili icra dairesi, HMK’nın yetkiye dair hükümleri kıyas yoluyla uygulanmak suretiyle belirlenir. 18. HMK’nın 6. maddesine göre, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. 19. Aynı Kanun’un “Sözleşmelerden doğan davalarda yetki” başlıklı 10. maddesinde ise, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmıştır. 20. İcra takibinin yapıldığı ve eldeki davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 89. maddesinde ise borcun ifa edileceği yer düzenlenmiştir. Buna göre; “Borcun ifa yeri, tarafların açık veya örtülü iradelerine göre belirlenir. Aksine bir anlaşma yoksa, aşağıdaki hükümler uygulanır; 1. Para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde, 2. Parça borçları, sözleşmenin kurulduğu sırada borç konusunun bulunduğu yerde, 3. Bunların dışındaki bütün borçlar, doğumları sırasında borçlunun yerleşim yerinde, ifa edilir. Alacaklının yerleşim yerinde ifası gereken bir borcun doğumundan sonra alacaklının yerleşim yerini değiştirmesi sebebiyle ifa önemli ölçüde güçleşmişse borç, alacaklının önceki yerleşim yerinde ifa edilebilir”. HMK’daki yetki kuralları ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanır. İtirazın iptali davalarında icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazlar da öncelikle incelenmelidir. HMK’nın 6. maddesine göre ilamsız icrada genel yetkili icra dairesi borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi iken, sözleşmeden doğan para borçlarının takibi için başlatılan takipte sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır. Takibin konusu sözleşmeden kaynaklı para borcu olduğunda sözleşmede aksine bir şart konulmamış ise para borçları alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödeneceğinden, ifa yeri de alacaklının yerleşim yeri olacaktır. Böyle bir durumda alacaklı kendi yerleşim yerinde bulunan icra dairesinde de takip yapabilecektir..." şeklinde belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle hizmet sözleşmesinden kaynaklı alacağa dair başlatılan takipte yapılan yetki itirazına itibar edilmemiş ve icra dairesinin yetkili olduğu kabul edilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkememizce yapılan yargılama sırasında; Mahkememizce taraflara ticari defter ve belgelerini sunmamaları için süre verilmiş, davacı ticari defterlerini ibrazı üzerine mali müşavir bilirkişi aracılığı ile defterlerin incelenmesine karar verilmiştir. Davalı tarafça ticari defter ve belgeleri verilen kesin süre içerisinde sunulmamıştır. Bilirkişi ... tarihli raporunda özetle; " ... İcra Dairesinin .../... Esas sayılı icra dosyası nezdinde davacı / alacaklının, davalı / borçludan ... icra takip tarihi itibariyle ...-TL ana para alacaklı olduğu, işlemiş faiz için temerrüt olgusu oluşmadığı, icra dairesi tarafından tahsil anında güncel olarak hesaplanarak talep doğrultusunda %24 kanuni faiz ve ferileri ile birlikte tahsil edilmesi gerektiği " hususlarında görüş bildirdiği anlaşılmıştır. Fatura tek başına bir sözleşme olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğindedir. Faturaya dayalı bir borcun varlığı öncelikle temel borç ilişkisinin varlığına bağlıdır. Faturayı tanzim eden ve tanzim alan arasında böyle bir borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki sonuç doğurması da söz konusu olmayacaktır. TTK'nın 21/2.maddesine göre, bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde fatura içeriği hakkında itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 03/03/2016 tarih ve 2015/18039 Esas, 2016/3759 Karar sayılı kararı). Kural olarak sözleşmeye konu mal veya hizmeti sözleşmeye uygun olarak yapıp teslim ettiğini ispat külfeti davacıya aittir. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; Davacı tarafından davalıya hizmet yapılarak takibe konu faturaların düzenlendiği, icra takibinin ise asıl alacak olarak ... TL olarak başlatıldığı ve bu tutarın ödenmediğinin iddia edildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından faturaya dayalı takip başlatıldığı, mahkememizce de alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu faturaların davacının defterlerinde kayıtlı olduğu ve davalının ilgili faturaya ilişkin ödeme yapmadığı, faturanın defter kayıtlarında yer aldığı, GİB beyannamelerinde dava konusu faturaların kayıtlı olduğu, iade faturasının her iki tarafça deftere işlendiği, davacının bu fatura değerini mahsuben azaltarak kalan bakiye üzerinden takip konusu yapıldığını, davacının davalıdan ... TL alacaklı olduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Ticari defterlerini sunmak üzere, duruşmada hazır bulunan davacıya tefhim ile duruşmada hazır olmayan davalıya ise çıkartılan e tebligat ile defter ve belgeleri ibraz etmemenin yasal sonuçları, yani usulüne uygun tutulduğu takdirde karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre karar verileceği ihtar edilmiştir. Davacı tarafından fatura konusu hizmetin gerçekleştirildiği ve bedelinin ödenmediği kanaatine varılarak davalı taraftan ... TL alacağı bulunduğu başlatılan takibe yapılan itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafın talep ettiği işlemiş faiz yönünden yapılan değerlendirmede: Dava konusu faturalarda son ödeme tarihi belirtilmiş olup davacı vekili, takip talebinde işlemiş faiz talebinde bulunmuştur. 6098 sayılı Borçlar Kanununun 117.maddesinde bu hüküm ''Muaccel bir borcun borçlusu, alacaklının ihtarıyla temerrüde düşer'' şeklinde düzenlenmiştir. Temerrüt, ya bir ihtar ile ya da dava açılması vs. suretiyle gerçekleşir. Borçlunun temerrüdü, borçluya gönderilen ihtarnamenin tebliğinden veya ihtarnamede ödeme için süre verilmişse bu sürenin bitiminden itibaren oluşur. İade talebinde bulunulmadan temerrüt faizi işlemez. Davacı takip başlatmadan önce davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyaya herhangi bir delil sunmamış olup bu durumda davacının takip öncesi fatura alacağı için faiz istenmesi de mümkün değildir. Taraflar arasında herhangi yazılı sözleşme bulunmadığı, ancak aralarında hizmet sebebiyle ticari ilişki bulunduğunun tarafların kabulünde olduğu yukarıda belirtilmişti. Dolayısıyla tarafların arasında faturalara ilişkin belli vadenin kabul edildiğine ilişkin dosya kapsamında sözleşme veya başkaca herhangi bir belge bulunmamaktadır. Davacı kendisi düzenlediği bu faturalarda vade tarihi belirtmiştir. 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 sayılı İBK'da da belirtildiği gibi mal bedeline ilişkin faturada vade tarihine ilişkin kayıt bulunması ve faturaya süresinde itiraz edilmemiş olması bu içeriğin de kabul edildiği ve bu tarihlerden itibaren işlemiş faiz talep edilebileceği anlamına gelmez. Bu nedenlerle takip öncesi davalının temerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, 2020/1183 Esas, 2023/969 Karar) Davacı tarafın talep ettiği icra inkar tazminatı yönünden yapılan değerlendirmede: Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 20.06.2016 tarih 2016/2941 esas, 2016/10949 karar sayılı ilamında, "Dava konusu icra takibine konu alacak faturaya dayanmaktadır. Dolayısıyla alacak likit, bir başka deyişle bilinebilir, belirlenebilir bir alacaktır. Mahkemece bu husus gözetilerek davacı yararına İİK.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği..." şeklinde belirtildiği üzere, hükmolunan alacağın %20'si oranında davacının inkar tazminatı talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. Tüm bu nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 1-Antalya Genel İcra Dairesi'nin .../... sayılı dosyasıyla başlatılan takibe yapılan itirazın ... TL asıl alacak miktarı yönünden İPTALİ ile, takibin bu miktar yönünden DEVAMINA, işlemiş faize ilişkin talebin reddine, 2-Alacak likit kabul edildiğinden kabul edilen kısım üzerinden %20 oranında hesap edilen ... TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken ...-TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan ...-TL'nin mahsubu ile bakiye ...-TL'nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan ...-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça yapılan davetiye, posta masrafı, bilirkişi ücreti gideri, başvurma harcı vb. yargılama gideri toplamı ...-TL'nin; kabul ret oranına göre hesaplanan ...-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 8-Arabuluculuk faaliyeti nedeniyle sarf edilen ...-TL'nin; kabul ret oranı gözetilerek hesaplanan ...-TL'sinin davalıdan; ...-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 9-Artan gider avansının karar kesinleştikten sonra talep halinde ilgilisine iadesine, Dair davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/10/2025
Katip ... E-imzalı
Hakim ... E-imzalı