İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/860 E. 2025/751 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/860
- Karar No
- 2025/751
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2024/860 Esas KARAR NO :2025/751
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:30/12/2024 KARAR TARİHİ:21/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; müvekkili şirket tarafından .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı icra dosyası ile davalı aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin davalıya 03/06/2024 tarihinde tebliğ edildiğini, davalının ödeme emrine konu borca itiraz etmiş olduğunu, davalının itirazının yasal bir dayanağı bulunmadığının ve alacağının varlığının açıkça sabit olduğunun, davalının zaman kazanmak amacıyla kötü niyetli ve haksız olarak itiraz ettiğini, davalı şirketin alacağının %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, arz ve izah olunan nedenlerle, öncelikle takibin durdurulması talebinin kabulü ile; Davalının yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazın iptali ile takibin devamına, Davalı hakkında İtirazın haksız olması sebebiyle alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkil şirket lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masraf ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalının iddia ve savunma vermediği görüldü. Dava, cari hesap ilişkisinden ve faturalardan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir.” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın onu teslim alan kişiyi borç altına sokabilmesi için taraflar arasında borç doğurucu bir ilişkinin varlığı ve faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olması onu borç altına sokmaz. Ancak TTK 21/2 maddesi uyarınca , faturalara 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde faturadaki gösterilen bu bedeli kabul edilmiş sayılır. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Faturalarda belirtilen mal veya hizmetin davalı alıcıya teslim edildiği iddiasını davacı ispatla yükümlüdür. Fatura içeriğindeki mal veya hizmetin davalıya teslimi dayanak belgelerle kanıtlanmadığı sürece ticari defterler tek başına malın teslim edildiğini ispata yeterli değildir. Bu açıklamalar ışığında tarafların sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmış, icra dosyası getirtilerek incelenmiş, tüm deliller toplandıktan sonra alanında uzman mali bilirkişiden rapor alınmıştır. .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde, davacının davalı aleyhine 44.917,74-TL fatura alacağı, 5.832,94-TL takip öncesi faiz olmak üzere toplam 50.750,68-TL ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin borçluya 03/06/2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 07/06/2025 tarihinde süresi içerisinde itiraz ettiği görülmüştür. Bilirkişinin düzenlediği 08/08/2025 tarihli 7 sayfadan ibaret raporunda özetle; Davacı taraf davalıdan, alacağını tahsil edemediği gerekçesi ile 28.05.2024 tarihinde .... İcra dairesinin ... dosya numarası ile 44.917,74.-TL asıl alacak üzerinden ve 5.832.94..TL işlemiş faiz olmak üzere toplamsa 50.750,68 .TL üzerinden ilamsız takibe geçtiği, davalının, icra takibine, itiraz ettiği, bu itiraz üzerine davacının davalı aleyhine yaptığı takibin 50.750,68 .TL üzerinden devamı için huzurdaki davayı açtığı, Davacının ibraz edilen ticari defterleri kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış tasdikleri yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olduğu görülmüş olup, mevcut tespitlere göre davacının ibraz edilen ticari defterlerinin kendi lehine delil vasfı taşımakla birlikte nihai karar sayın mahkemeye ait olduğu, Davalı taraf ticari defter belgeleri takdir ve değerlendirmesi hakkında nihai kararın sayın mahkemeye ait olduğu, Davacının ibraz edilen ticari defterine göre; davacı tarafından davalı adına tanzim edilen ve icra ve dava konusu yapılan faturaların davacı ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu, icra ve dava konusu yapılan fatura tutarlarında dolayı icra takip tarihi itibariyle davalıdan 41.161,50 -TL alacağı olduğunun tespit edildiği, İcra ve dava konusu yapılan faturaların biçimsel yapısı incelendiğinde icra ve dava konusu faturaların e- fatura olduğu, e- fatura kullanıcılarının 213 sayılı VUK tebliğ hükümleri çerçevesinde fatura uygulamasına dâhil olan mükelleflerin, elektronik fatura uygulamasına kayıtlı olan diğer mükellefler tarafından gönderilen elektronik faturaları e-belge portalı üzerinden almaları zorunlu olduğu, bu durumda davacı tarafından icra ve dava konusu yapılan e-faturaların davalı tarafından tebliğ alındığı, alınan e-faturalara yasal süresi içinde herhangi bir itiraz gelmediği, yasal süresi içinde dava ve icra konusu faturalar itiraz etmediğine göre icra konu faturaların davalı tarafından kabul edildiğine karine getirmek gerektiği, Davalı taraf davacı tarafından tanzim edilen faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediği gibi faturalarda yazılı malları teslim almadığı yönünde yasal süresi içinde herhangi bir itirazı da olmadığı, Dava dosyasında bu yönde herhangi bir bilgi ve belge ibraz edilmediği, fatura içerikleri yasal süresi içinde itiraz edilmediğine göre fatura içeriklerinin davalı tarafından kabul edildiğini karine getirildiği, Dava dosyasına ve tarafımıza ibraz edilen bilgi ve belgelere göre davalının; .... icra dairesinin ... E dosya numarası ile aleyhine yapılan icra takibi dolaysıyla, icra takip dosyasına yaptığı itirazın 41.161,50-TL kısmının ispata muhtaç olduğunun değerlendirildiği, davacının ise icra takip dosyasındaki 41.161,50 .-TL üzerindeki talebinin ispata muhtaç olduğunun değerlendirildiği, Tarafların mahkeme masrafları, vekâleti ücreti, icra ve benzeri taleplerinin Mahkememizin takdiri içinde kaldığı, sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının alacağın tahsili istemiyle icra dosyasında takip yaptığı, davalının yasal süresi içerisinde yaptığı itiraz üzerine takibin durmasına karar verildiği, mahkememizce tüm delillerin toplandığı, dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, mahkememizce öninceleme duruşmasında taraf defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalıya işbu duruşma tutanağının ihtaratlı olarak tebliğ edildiği, inceleme gün ve saatinde davalı hazır olmadığı gibi mazeret de bildirmediği, incelemenin sadece davacı defterleri üzerinden yapıldığı, davacının alacağına dayanak olan faturaların e- fatura olarak davalıya tebliğ edildiği, faturaya itiraz olmadığı, davacının ticari defterlerini usulüne uygun tutulduğu ve faturaların defterinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça usulüne uygun olarak ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarının sunulmadığı, bu nedenle davacı tarafın usulüne uygun tutulan ticari defterlerindeki kayıtlar HMK md. 222/3 gereği davacı lehine delil olarak kabul edilmiştir. Davalı taraf davacı lehine delil olan davacının defterlerindeki kayıtların aksini senet veya diğer kesin delillerle de ispatlayamamıştır (Md. 222/3 son). Buna göre davacının davaya konu faturalar nedeniyle 44.917,74 TL alacağının bulunduğu, davalı tarafça 3.756,24 TL ödeme yapıldığı, sonuç olarak davacının davalıdan 41.161,50 TL alacağının bulunduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar icra takibinde davacının işlemiş faiz talebi olsa da, işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürülmediği, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilmediği, o halde davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığından işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği kanaatiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İcra İnkar Tazminatı yönünden; dava konusu fatura alacağının önceden belirlenebilirlik, bilinebilirlik, hesap edilebilirlik vasfı ve dolayısıyla likit alacak niteliği taşıdığı, bu haliyle İİK'nın 67. maddesindeki koşullar gerçekleştiği görülmekle, davacının icra inkar tazminatı kabulü ile, alacağın % 20 si oranında icra inkar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tahsis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına davalı tarafından yöneltilen itirazının kısmen iptaline, takibin 41.161,50 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, 2-Alacak niteliği itibari ile likit ve belirlenebilir olduğundan %20 oranında hesaplanan 8.232,30 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar ve ilam harcı 2.811,74-TL nin peşin alınan 612,95-TL den düşümü ile kalan 2.198,79-TL bakiye ilam harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan 1.040,55-TL peşin ve başvuru harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşmamaları nedeniyle 6325 sayılı Kanunun 18/A-10 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 3.600,00-TL'nin kabul edilen miktar oranlanarak 680,20-TL'sinin davacıdan, ret edilen miktar oranlanarak 2.919,80-TL'sinin davalıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına, 6-Davacı tarafından yapılan 5.880,00-TL yargılama giderinin kabul edilen miktar oranlanarak takdiren 4.769,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı taraf kendisini dava ve duruşmalarda vekili ile temsil ettirdiği anlaşılmakla AAÜT gereğince, kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davacının gider avansından artan bakiyesinin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır