İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/804 E. 2026/594 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/804
- Karar No
- 2026/594
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/804 Esas KARAR NO : 2026/594
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/10/2024 KARAR TARİHİ : 11/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında uzun yıllara dayanan toptan mal alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, davalının çalışma prensibi gereği fatura bedeli tamamen ödenmeden mal teslimi yapmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkiye ait tüm faturaların aynı zamanda sevk irsaliyesi yerine geçtiğini ve üzerlerinde davacı şirketin teslim kaşe ve imzasının yer aldığını, davacı şirketin 2024 yılı Mart ayı içerisinde davalı plasiyerinin yönlendirmesiyle zamlardan etkilenmemek adına Mayıs ayında teslim edilmek üzere muhtelif tarihlerde 4 adet sipariş verdiğini, bu siparişlere istinaden tanzim edilen toplam 561.168,83 TL tutarındaki 4 adet açık faturanın bedelini teslim öncesinde tamamen ödeyerek davalıdan borcu yoktur belgesi aldığını, buna karşın davalının zam farkı adı altında gayriresmi olarak elden ek ödeme talep ettiğini, davacının bu haksız talebe itiraz ederek farkı banka havalesi ile ödeme teklifinin de davalıca reddedildiğini, neticede bedeli tamamen ödenen malların teslim edilmediği gibi tahsil edilen ücretin de iade edilmediğini, davacının sözlü ihtarlarının sonuçsuz kaldığını, KEP üzerinden gönderilen ihtarın ise davalının KEP adresini kapatması sebebiyle tebliğ edilemediğini, yürütülen arabuluculuk müzakerelerinden de bir sonuç alınamadığını, ayrıca davalının arabuluculuk sürecinde davacıyı cezalandırmak kastıyla piyasadaki diğer büyük toptancılara talimat vererek davacıyı "kara listeye" aldırdığını ve ticaret yapma özgürlüğünü haksız şekilde engellediğini, davalının bedeli ödenen malları teslim etmeyerek sözleşmeye aykırı davrandığını ve arabuluculuk son tutanak tarihi itibarıyla temerrüde düştüğünü belirterek; sözleşmeye aykırılık ve sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca ödenen bedelin ticari temerrüt faiziyle birlikte iadesini, menfi, müspet ve beklenen kazanç kaybından doğan zararlarının tazminini talep ettiklerini tüm bu nedenlerle; müvekkili tarafından davalıya ödenen ve karşılıksız kalan bedel için fazlaya vesaire ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'lik kısmının arabuluculuk son tutanağının taraflarca imza altına alındığı 16/07/2024 tarihinden itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin merkez yerleşim yerinin Beylikdüzü/İstanbul olması sebebiyle HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkemenin Büyükçekmece Mahkemeleri olduğunu belirterek öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, alacak iddiasına konu miktarın faturaya dayalı ve belirlenebilir olmasına rağmen belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığını ve bu durumun dava şartı noksanlığı oluşturduğunu, esas yönünden ise davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin davaya konu dört adet faturada belirtilen tüm gıda ürünlerini davacı tarafa eksiksiz ve hukuka uygun şekilde teslim ettiğini, teslimat olgusunun davacı şirketin imza ve kaşesini taşıyan sevk irsaliyeleri ile faturalarla sabit olduğunu, davacının teslim evraklarını imzalayarak malları aldığını kabul ettiğini, ilgili vergi dairesinden celp edilecek BA/BS formlarındaki bildirimlerin de Yargıtay içtihatları uyarınca mal teslimine karine teşkil edeceğini belirtmiştir. Davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu mutabakat metninin gerçeği yansıtmadığını, müvekkili tarafından maktu olarak imzalanıp gönderilen metin üzerine "561.688,83 TL karşılığı muhtelif mal alacağımız vardır" ibaresinin müvekkilinin bilgisi dışında sonradan el yazısıyla eklendiğini ve bu hususta evrakta sahtecilik suçundan suç duyurusunda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, ayrıca davacının TTK'nın 21/2. maddesi gereğince tebliğ aldığı faturalara yasal 8 günlük süre içerisinde itiraz etmeyerek fatura içeriğini kesinleştirdiğini ileri sürerek; Davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, Mahkemeniz aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Mahkememiz dosyasına SMM bilirkişi ......'ten rapor aldırılmış, bilirkişi sunmuş olduğu 15/05/2025 tarihli raporunda özetle; " a) Davaya konu faturaların, her iki taraf yasal defterlerinde kayıtlı olması, ödemelerinin açık hesap kapsamı içerisinde yapılmış olması ve faturalara yasal süre içerisinde yapılmış bir itirazın bulunmaması göz önüne alınarak ve ayrıca davalının cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu belgelerin, malın teslimine ilişkin olduğu ve bu belgelere göre, davaya konu faturalardaki malın, davacıya teslim edildiğinin kabulü durumunda, davalının davaya konu faturalar yönünden davacıya herhangi bir borcunun olamayacağı, b) Diğer yandan, davalının cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunduğu belgelerde, teslim eden ve teslim alan başlığı altındaki isim ve imzaların ispata muhtaç olduğu, davacının, söz konusu belgelerdeki imza ve kaşeye yönelik itirazları da dikkate alınarak, davaya konu faturalardaki malın, davacıya teslim edilmediğinin kabulü durumunda ise, davacının, davaya konu (4) adet fatura için ödeme yapmış olduğu ve karşılığında teslim yapılmamış olması sebebiyle bedelsiz kaldığı, dolayısıyla toplam: (561.168,83.TL) tutarında alacaklı olduğu, taraflar arasında düzenlenen 16.07.2024 tarihli arabuluculuk tutanağına göre davalının bu tarihte temerrüde düştüğünün kabulü durumunda, temerrüt başlangıç tarihinden (16.07.2024) dava tarihine (12.10.2024) kadarki 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun “nun 2.maddesi'” uyarınca T.C. Merkez Bankası değişenoranında reeskont avans faizinin 70.015,42.TL tutarında olabileceği, öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 26.maddesi uyarınca, davacının (1.000,00.TL) tutarındaki alacağı üzerinden hesaplanan reeskont avans faizinin 124,77.TL tutarında olabileceğini" belirtmiştir. Dava, ticari satımdan kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, davaya konu faturalara konu ürünlerin davacıya teslim edilip edilmediği, davacının teslim edilmediğini iddia ettiği fatura konusu ürünlere karşılık olarak ödeme yapıp yapmadığı, ödeme yapılmış ise faturalara konu ürünlerin tesliminin gerçekleştirilmemiş olması sebebiyle davacının ödenen bedellerin iadesini isteyip isteyemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Somut olayda tarafların kendilerine verilen süre içerisinde ticari defter ve kayıtlarını dosyaya sundukları, sunulan defterlerin usulüne uygun tutulmuş olması sebebiyle sahipleri lehine delil vasfını taşıdığı, davaya konu dört adet faturanın tarafların ticari defterlerinde kaydının bulunduğu, davacının içeriğindeki ürünlerin teslim edilmediğini savunduğu bu faturalara ilişkin olarak süresi içerisinde usulüne uygun şekilde itiraz etmiş olduğuna yönelik herhangi bir delilin dosya içerisinde bulunmadığı, tarafların defter ve kayıtları itibariyle alacak-borç bakiyelerinin birbiri ile uyumlu olup, her iki tarafın defter ve kayıtlarına göre de davacının dava tarihi itibariyle davalıya 1.819,37-TL borçlu olarak görüldüğü, tarafların BA/BS formalarının karşılıklı olarak birbiriyle uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ..... Esas, ...... Karar sayılı kararında; "6762 sayılı TTK’nın 84. maddesi uyarınca hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterinde kayıtlı olması faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine karine oluşturur. Bu karinenin aksini bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu davalı ispatlamalıdır." denilmiştir. Bu kapsamda somut olayın değerlendirilmesinde davaya konu edilen faturaların davacı defterinde kayıtlı olduğu, bu bakımdan fatura konusu ürünlerin davacıya teslim edildiğinin karineten kabul edilmesi gerektiği, faturalara konu ürünlerin teslim edildiği noktasında diğer bir ispatlayıcı hususun da tarafların BA-BS formlarının birbiri ile uyumlarının oluşturduğu, davacı tarafın aksi yönde herhangi bir delili dosya sunamadığı anlaşılmıştır. İfade olunan bu hususlar çerçevesinde, teslim noktasındaki davalı lehine sabit olan karine durumu dikkate alınarak artık eldeki uyuşmazlık bakımından mal teslimine yönelik evraklardaki imzalara davacı tarafça itiraz edilmesi de davacı lehine herhangi bir sonuç doğurmayacak olup, bu bakımdan imza itirazına konu edilen evrak bakımından imza incelemesi yaptırılmasına yer olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Tarafların defter ve kayıtlarına göre alacak-borç durumunun birbirleriyle uyumlu olduğu ve bu uyum doğrultusunda davacının takip tarihi itibariyle davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığı tespit edilmiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; somut olayda takibe konu edilen alacağın varlığını ispat yükünün davacı taraf üzerinde olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Yukarıda özetlendiği üzere davacının davaya konu ettiği alacağın varlığına dair delil sunamadığı, davalı tarafça faturalara konu ürünlerin teslim edilmiş olduğunun kabulünün gerektiği, bu kapsamda da davacının ispat yükünü yerine getirmemiş olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş, bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 732,00- TL ilam harcından peşin alınan 427,60-TL harçtan mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen 90,00-TL posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine, 7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine, Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 11/06/2026
Katip .... ¸e-imzalıdır Hakim ..... ¸e-imzalıdır