İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/577 E. 2026/481 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/577
- Karar No
- 2026/481
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/577 Esas KARAR NO : 2026/481
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 11/09/2025 KARAR TARİHİ : 19/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkili ...ve Loj. Hiz. Tic. Ltd. Şti.'nin freight forwarder olarak davalı ...'ne ait emtianın Avusturya'dan Türkiye'ye taşınmasını gerçekleştirdiğini, bu taşıma ilişkisine dayalı olarak 24.10.2024 tarihli ve 1.645,00 EUR bedelli navlun faturası düzenlenip davalıya tebliğ edildiğini, davalının kısmi ödeme yapmış olmakla birlikte bakiye navlun borcunu tamamen ödemediğini, mail yazışmaları, taşıma belgeleri ve ticari defter kayıtlarına göre davalının 983,76 EUR asıl alacak ile 37,66 EUR işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.021,42 EUR borçlu bulunduğunu, davacı, bu alacak için .... İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borcu olmadığı iddiasıyla haksız şekilde itiraz ettiğini, Arabuluculuk sürecinin de anlaşmama ile sonuçlandığını belirterek, itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, takip tarihinden itibaren en yüksek kamu bankası EUR faizi uygulanmasına, alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine en az %20 icra inkâr tazminatına ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretine hükmedilmesini dava ile talep etmiştir. Davalı tarafın dosyaya cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. DELİLLER : .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı icra dosyası, Arabuluculuk son tutanağı, Faturalar, Ticari defter kayıtları, Bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. .... İcra Dairesi'nin 2024/... esas sayılı takip dosyası celp edilmiş, incelenmesinde, davalı borçlu hakkında 983,76-€(euro) asıl alacak ve 37,66 euro işlemiş faiz alacağının tahsili amacıyla ilamsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlunun süresi içinde (30.12.2024) borca, faize ve faiz oranına itiraz ettiği, itiraz ile birlikte 31.12/2024 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında alınan 27/04/2026 tarihli bilirkişi raporu sonuç kısmında özetle; davacı ...Ve Loj. Hiz. Tic.Ltd.Şti. ile davalı ... arasında 2024 yılı içerisinde ticari hizmete dayalı bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından takibe dayanak olarak gösterilen ve davalıya düzenlenen faturanın usulüne uygun şekilde düzenlendiği ve bu faturanın davacı şirketin yasal ticari defter ve kayıtlarına işlendiği, davacı şirketin 2024 yılına ait ticari defterlerinin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine uygun olarak tutulduğu, e-defter beratlarının süresi içinde onaylandığı ve defterlerin davacı lehine delil vasfını haiz olduğu, davalı tarafından, kendisine tebliğ edilen söz konusu faturalara karşı TTK'nın 21/2. maddesinde öngörülen yasal süre içerisinde herhangi bir yazılı itirazda bulunulmadığı, fatura bedellerine ilişkin iade faturası, ihtarname veya ödeme yönünden bir çekinceye dair dosyada herhangi bir belgeye rastlanılmadığı, ayrıca takibe sunulan itirazda faturayı konu mal/hizmetin alınmadığı yönünde bir itirazının bulunmadığı, davalının bilirkişi incelemesine katılmadığı ve ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, bu hususun delil değerlendirmesinde Mahkememizin takdirinde olduğu, taraflar arasındaki ticari ilişkininin döviz cinsinden olduğu, ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya 5 adet faturanın düzenlendiği ve buna karşılık davalı tarafından iade faturası ve ödemelerinin gerçekleştirildiği, davacı defterlerine göre davacının davalıdan 983,76 Euro alacaklı durumda olduğu tespit edilmiş olup, huzurdaki davada talebin münferit bir fatura alacağından değil cari hesap bakiyesinden kaynaklandığı anlaşıldığından, taleple bağlılık ilkesi gereği alacağın 1.645,00 Euro bedelli faturaya göre değil, 983,76 Euro tutarındaki cari hesap bakiyesine göre değerlendirilmesinin uygun olacağı, bu tutarında takip tarihi itibariyle TL karşılığının (983,76 Euro x 36.4162) 35.824,80 TL olduğu, davacı tarafından icra takibinde talep edilen işlemiş faiz yönünden; rapor içerisinde tespitler ışığında talep edilebilecek faiz tutarı 6,15 Euro olabileceği, bu tutarında takip tarihi itibariyle TL karşılığının (6,15 Euro x 36.4162) 223,96 TL olduğu sonuç ve kanaatine varıldığı görülmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, İİK'nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, yapılan ilamsız icra takibine karşı davalının itirazının iptali ve icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması istemine ilişkindir. Mahkememiz ve icra dairesi taraflar tacir olduğundan görevli ve ticari ilişki sebebi ile HMK 10 ve TBK 89 gereği yetkilidir. Tarafların incelenen icra dosyasına göre taraf ve dava ehliyeti vardır. İtirazın iptali davasının yasal dayanağını oluşturan İİK.nun 67/1. maddesinde; takip talebine itiraz edilen alacaklının, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebileceği öngörülmüştür. İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı). Davacı alacaklı taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla faturaya dayalı icra takibi başlatmış olup; ödeme emri davalı borçluya tebliğ edilmiştir. Davalı borçlu yasal süresi içinde ödeme emrine itiraz ettiğinden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. İtirazın iptaline yönelik olarak açılan iş bu dava hak düşürücü yasal süresi içerisinde açıldığından işin esasına girilerek inceleme yapılmıştır. Uyuşmazlık, taraflar arasında taraflar arasındaki ticari ilişki ve faturadan kaynaklı alacak istemine dayalı olarak icra takibine davalı tarafça yapılan itirazın haklı olup olmadığı, alacağın tespiti halinde miktarı, icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı taraflar arasındaki taşıma hizmet sözleşmesi kapsamında temin ettiği hizmetlerden doğan 24.10.2024 tarihli ve 1.645,00 EUR bedelli navlun faturasından kaynaklanan alacağı için icra takibi başlattığını ve davalının takibe haksız olarak itiraz ettiği belirtmiş, bu kapsamda toplanan delillerden sonra alınan bilirkişi raporu, sunulan deliller üzerinde yapılan incelemeler sonucu; davacının incelenen defter ve kayıtlarına göre ticari ilişkilerinin bulunduğu, davalının verilen kesin süreye rağmen defter ve kayıtlarını sunmadığı, davacı yanın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, dolayısıyla yasal defterlerin tarafların lehine delil olarak kullanılabileceği, taraflar arasındaki ticari ilişki gereği oluşan ticari kayıtlarda yapılan bilirkişi incelemesi ile yapılan tespitler sonucunda davacı şirket tarafından davalı şirkete takibe konu e-faturaları düzenlediği, davacı ve davalı şirketin e-fatura mükellefiyeti oldukları, davacı tarafın alacak talebine konu faturayı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ ettiği, faturalara itiraz edildiğine dair bir kayıt bulunmadığı, dava konusu faturaların davalı tarafa teslim edildiği ve davalının 8 gün içerisinde itiraz etmediğinin tespiti edildiği faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği ancak bu yönde ispata yarar bir delil sunulmadığı, davalı şirket verilen kesin süreye rağmen defterlerini ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edilebileceğinden mahkememizce verilen kesin süreye rağmen kayıtlar sunulmadığından davacı kayıtları davalı kayıtları ile uyumlu olduğu mahkememizce kabul edilmiş ayrıca incelenen BA-BS formlarından da davaya konu faturanın davacı ve davalı tarafından vergiğ dairesine bildirildiği görülmüş olup davalının, davacıya 983,76-€(euro) asıl alacak ve 6,15-€(euro) işlemiş faiz tutarı yönünden borçlu olduğu, dosya kapsamına uygun, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre davacı tarafın başlattığı takibe vaki itirazın kısmen iptaline, takibin takip talebinde belirtilen şartlarda kaldığı yerden aynen devamına, ayrıca alacağın likit olması nedeniyle takibe haksız itiraz eden borçlu davalı aleyhine asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.(kabul oranı:%96,91 ) HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Gerekçelerle; 1-Davanın Kısmen KABULÜ ile; davacı tarafın başlattığı .... İcra Dairesi'nin 2024/... Esas sayılı icra dosyasında borçlu davalı tarafından yapılan itirazın Kısmen İPTALİNE, takibin 983,76-€(euro) asıl alacak ve 6,15-€(euro) işlemiş faiz üzerinden takip tarihinden itibaren euro döviz cinsine kamu bankalarınca uygulanan en yüksek yıllık mevduat faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TCMB efektif satış kuru üzerinden ödenmek üzere kaldığı yerden devamına, 2-Asıl alacağın (983,76-€(Euro)x36,4162TL=35.824,80TL'nin) %20'si oranında icra inkar tazminatının borçlu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken toplam 3.270,36-TL harçtan peşin olarak alınan 657,04-TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.613,32-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00TL'nin 4.457,86TL sinin davalıdan, 142,14TL sinin davacıdan tahsil edilerek hazineye gelir kaydedilmesine, 5-Davacı tarafça yatırılan 657,04TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 6-Davacı taraf yargılama sırasında kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, 7-Davacı tarafından yapılan toplam 11.432,90TL yargılama giderinin kabul oranına göre 11.079,62TL sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, artan kısmının üzerinde bırakılmasına, 8-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 9-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa resen iadesine,
Dair; gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize veya bulunulan yer asliye ticaret mahkemesine dilekçe ile başvurmak koşuluyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 19/06/2026
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır