İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/772 E. 2024/796 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/772
Karar No
2024/796
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/772 Esas - 2024/796 TÜRK MİLLETİ ADINA

ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/772 Esas KARAR NO : 2024/796

BAŞKAN :..... ÜYE : ..... ÜYE : ..... KATİP : ..... KONKORDATO TALEP EDENLER : 1- ..... 2-..... VEKİLİ : Av. .....

DAVA : Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) DAVA TARİHİ : 20/11/2024 KARAR TARİHİ : 20/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 20/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP Konkordato talep edenler vekili talep dilekçesi ile özetle; müvekkili şirketin kurulduğu tarihten günümüze kadar hiçbir şekilde borç ödeyememe gibi bir durumla karşılaşmadığını, şirketin kuruluşundan itibaren dürüst ve kanunlara uygun bir şekilde yönetildiği, vergi, ... ve özel borçları, isçi ücretleri her daim düzenli ve eksiksiz bir şekilde ödediğini, ancak son dönemlerde yaşanan ulusal ve uluslararası piyasalardaki dalgalanmalar, reel piyasalarda oluşan daralmalar, özellikle döviz kurlarındaki olağandışı artış ve yaşanan enflasyon sebebiyle müvekkili şirketler borçlarını ödeyememe tehlikesi ile karşı karşıya kaldığını, müvekkili şirketlerin yapısı, geçmişi ve faaliyetleri göz önünde tutulduğunda konkordato projesinin başarıya ulaşma şansı kuvvetle muhtemel olduğunu, konkordato projesinin başarıya ulaşması halinde hem alacaklılar alacaklarına kavuşacağı ve mağdur edilmeyeceği hem de olası iflasın önüne geçilerek kamusal anlamda da fayda sağlanmış olacağını belirtilmiştir. Müvekkili davacı şirketlerin yatırımları ve ticari faaliyetleri kapsamında oluşan toplam borçlar içerisinde yer alan çek senetler ve Banka Genel Kredi Sözleşmelerinde müvekkili şirketlerin yetkilisi ve şirket müdürü olan işbu davanın davacılarından ...’nın şahsi kefaleti de bulunduğunu, şirketlerle birlikte müteselsil kefil olarak şirket borçlarına kefil olduğunu, dolayısıyla şirket yetkili ... ile müvekkil şirketlerin birbirinden ayrılması mümkün olamayacağı, bu nedenle şirketle birlikte davacı ... için de konkordato talebinde bulunulduğunu bildirilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE HMK’nun harç ve avans ödenmesi başlıklı 120. maddesinde; "(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl ..... çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı, dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. (2) Avansın yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması hâlinde, mahkemece, bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir.” hükmü getirilmiştir. Anılan maddenin gerekçesinde ise: “Madde ile, dava açılırken yargılama harçlarının mahkeme veznesine yatırılması zorunluluğu düzenlenmiştir. Maddede ayrıca, 1086 sayılı Kanunda yer almayan, yeni bir düzenleme yapılarak, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirilmiştir. Bu avansın yetmemesi durumunda ise tamamlanması için davacıya kesin süre verileceği hususu hüküm altına alınmıştır. Avans miktarının, davanın türü ve özelliklerine göre her yıl ..... ilân edilecek tarifeye göre belirleneceği, maddede yer almıştır. Maddede yapılan bu düzenlemeyle, gerekli masrafların zamanında yatırılmamasından dolayı davaların gecikmesinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır” ifadelerine yer verilmek suretiyle, her türlü tebligat ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderleri karşılayacak tutarın, avans olarak davacı tarafından dava açarken yatırılması zorunluluğu getirildiği vurgulanmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun delil ikamesi için avans başlıklı 324 maddesinde ise “(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3)Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.” hükmü getirilmiştir. Anılan madde gerekçesinde de: “Harç ve avans ödenmesi” başlıklı 125 inci maddede davacının dava masraflarının karşılığı olarak avans ödemesi öngörülmüştür. Bu avans, davacının delillerinin toplanması için yapılması gereken harcamaları da kapsar. Bu maddede ise daha çok davalının delillerinin toplanması için ödenmesi gereken avans düzenlenmiştir. Öte yandan davacının avansı yönünden “Dava şartları” başlıklı 119 uncu maddede hüküm getirilmiştir. Davacının avansı yatırmış olması dava şartlarındandır. Şu hâlde davacı avansının yargılamanın devamı sırasında yetersiz kalması hâlinde, uygulanacak hüküm, bu maddeden ziyade 125 inci madde hükmüdür…” ifadelerine yer verilmek suretiyle, gider avansının davacının dava masraflarının karşılanması amacıyla delil avansının ise daha çok davalının delillerinin toplanması amacıyla getirildiği vurgulanmıştır. 03.04.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde: “(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder. (2)Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır. (3)Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir. (4)Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin 45. maddesinde gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup, gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır. Bir davanın açılmasıyla başlayan yargılama faaliyetinde, karara ulaşmak bakımından, mahkeme ve taraflarca yapılması gereken belirli işlemler bulunmakta olup, her işlemin belli bir zaman aralığında yapılması gerekmektedir. Usul hükümleri ile normatif bir değer kazanan bu zaman aralıklarına süre denilmektedir. Böylece usul işlemlerinin yapılması zamansal olarak tarafların ya da mahkemenin arzularına, inisiyatifine bırakılmamış olmaktadır. ..... Dairesi'nin 19/10/2022 tarih, ..... sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin süreye ilişkin ara kararının verilmesiyle karşı taraf lehine usulü kazanılmış hak doğmaktadır. Bu ilkenin doğal sonucu, yargısal kesin süreyle sadece tarafların değil, hakimin de bağlı olduğu, dolayısıyla hakimin bu tür bir ara kararından dönmesinin hukuken geçersiz bulunduğudur. Kısaca; ister kanun, ister hakim tarafından tayin edilmiş olsun, kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin, bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesi olanaklı değildir. Öte yandan, 6100 sayılı HMK'nun 94. maddesi uyarınca kesin süreye ilişkin ara kararının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık olması taraflara yüklenen yükümlülüklerin, yapılması gereken işlerin neler olduğunun ve her iş için yatırılacak ücretin hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde açıklanması gerekir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip, gerektiğinde davanın reddedileceğinin açıkça bildirilmesi suretiyle ilgili tarafın uyarılması gerektiği her türlü duraksamadan uzaktır. Bazı hallerde kesin sürenin kaçırılması, o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, davanın kaybedilmesine neden olmaktadır. Böyle bir durumda, geciken adaletin adaletsizlik olduğu düşünülerek, davaların uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere getirilen kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Bu cümleden olarak, kesin sürenin amacına uygun olarak kullanılması ve yeterli uzunlukta olmasının yanı sıra, tarafların yargılamadaki tutumları ile süreye konu işlemin özelliğinin de göz önünde bulundurulması gerekir. (Benzer ilkelere ...’nun 18.02.1983 gün ..... gün .....5; 13.10.2010 gün.....; 28.04.2010 gün ..... ve 28.03.2012 gün ..... sayılı kararlarında da değinilmiştir.) Bu yasal düzenlemeler göstermektedir ki, taraflar; dinlenmesini istedikleri tanık ve bilirkişinin veya yapılmasını istedikleri keşif ve sair işlemlerin masraflarını, mahkeme veznesine yatırmaya mecbur olup, hakim tarafından verilen sürede gerekli masrafı vermeyen tarafın talebinden sarfınazar ettiği kabul edilir. Hakimin, bu masrafların yatırılması konusunda verdiği sürenin kesin olduğunu usulünce karara bağladığı hallerde, kesin süreye uymayan tarafın bu delile dayanma olanağı kalmaz. Kesin süre tarafların yanında hakimi de bağlayacağından uyulmaması halinde, gereğinin hakim tarafından hemen yerine getirilmesi gerekir. Mahkememizin 28/11/2024 tarihli ara kararı ile " 724.939,00-TL gider avansının İİK.'nun 285/4. maddesi ve HMK'nun 114., 115/2. maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde talep edence karşılanmasına aksi halde talebin usulden ret edileceğinin ihtarına " şeklinde karar verildiği, Konkordato talep eden vekiline mahkememiz ara kararının tebligat mazbatasındas 29/11/2024 tarihinde tebliğ evrakının teslim alındığı ve 04/12/2024 tarihinde otomatik olarak okundu sayıldığının belirtildiği ve 04/12/2024 tarihinde tebliğ edildiği, kesin sürenin ise HMK'nun 92 ve 94. maddelerine göre 18/12/2024 tarihinde sona erdiği ve kesin süreye ilişkin ara kararda belirtilen ihtarata rağmen kesin süre içerisinde belirtilen gider avansının ödenmediği anlaşılmakla İİK'nun 287. maddesi gereğince konkordato talebinin reddine karar vermek gerekmiş; keza konkordato talep eden vekilinin kesin sürenin sona ermesinden sonra 19/12/2024 tarihli dilekçe ile 28/11/2024 tarihli ara kararında belirtilen sürenin uzatılması talebinde bulunduğu, ancak verilen kesin sürede gider avansının yatırılmadığı ve verilen kesin süre bitiminden sonra ara kararda belirtilen masraf ödeme süresinin uzatılması talebinde bulunulduğu anlaşılmakla konkordato talebinin ve sürenin uzatılması talebinin ayrı ayrı reddine karar vermek ve aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir. KARAR : Ayrıntılı gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere, 1-Konkordato talep eden vekilinin 28/11/2024 tarihli ara kararda belirtilen masraf ödeme süresinin uzatılması talebinin reddine, 2-Konkordato talebinin USULDEN REDDİNE, 3-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 5- Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. maddesine uygun şekilde davacıya iadesine, Dair, tarafların yokluğunda, İİK 308/a maddesi uyarınca davacı yönünden kararın tebliğinden, itibaren iki hafta içinde ..... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 20/12/2024

Başkan ..... ¸¸ Üye ..... ¸¸ Üye ..... ¸¸ Katip ..... ¸¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/772, K. 2024/796, T. 20.12.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-772-e-2024-796-k-b4c525e0d97c