Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1035 E. 2024/2130 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1035
- Karar No
- 2024/2130
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2022/1035
KARAR NO: 2024/2130
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 17/02/2022
NUMARASI: 2020/314 E. - 2022/34 K.
DAVANIN KONUSU: Endüstriyel Tasarım (Endüstriyel Tasarımın Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 19/12/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin TPMK nezdinde ... tescil numaralı tasarımın sahibi olduğunu, davalı yanın tescil ettirdiği tasarımın müvekkilinine ait olan kozmetik ambalajları tasarımı ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, müvekkilinin tasarımını kopya edilerek üretildiğini, davalının tasarımının yeni ve ayırt edici özelliklerine sahip olmadığını, müvekkilinin tescilli tasarımı ile elde ettiği ticari başarısından sonra davalı ve başka şirketlerin müvekkili adına tescilli "kuru kafa ambalajını" kullanmaya başladığını ve somut olaydaki gibi tescil ettirdiğini, müvekkilince davalının tasarımına TPMK nezdinde itiraz edildiğini, itirazlarının reddedilmesi sonucu huzurdaki davayı açtıklarını ve davalının bu tasarım tescilinin ve eyleminin müvekkilinin tasarımdan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, davalı adına tescilli ... tescil numaralı tasarım belgesinin hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili şirketin kozmetik sektöründe özgün fikirleri ile faaliyetlerini yürüttüğünü, piyasada saygın ve köklü bir firma olduğunu, davacı tarafça müvekkiline ait ... tescil numaralı tasarımın iptaline yönelik başvurunun YİDK tarafından reddedildiğini ve tasarımlarının tescil edildiğini, müvekkiline ait tasarımın harcı alem statüsünde kabul edilen bir kuru kafa tasarımından ilham alındığını, davacıya ait tasarım ile müvekkiline ait tasarımın teknik açıdan ciddi farklılıklara sahip olduğunu, müvekkiline ait tescilli tasarımın bilgilenmiş kullanıcı gözünde ayırt edicilik unsuruna sahip özgün bir tasarım olduğunu, bu nedenle de davacı yanın iddialarının haksız ve mesnetsiz olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...Davacının davasının KABULÜNE, davalı adına tescilli ... (1) ve (2) tescil nolu tasarımların yeni ve ayırt edici niteliği bulunmadığından hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, " karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Mahkemenin 08.07.2021 tarihli inceleme duruşma zaptının 3 numaralı ara kararında davacı vekiline bilirkişi avansı yatırmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş olup davacı vekilinin verilmiş olan kesin süre içinde bilirkişi avansını yatırmadığını, 04.11.2021 tarihli celsesinde tekrar süre verildiğini, 09.11.2021 tarihli beyan dilekçesi ile "..Davacı vekili tarafından kesin süre içerisinde yatırılmayan bilirkişi ücretinin davacı vekiline tekrar süre verilerek yatırılmasına muvaffakatimiz bulunmamaktadır..." şeklinde beyanlarını sunduklarını, HMK'nın 324. Maddesinde de yer aldığı üzere delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmaması dayanılan o delilden vazgeçmiş sayılacağı anlamına geldiğini, Davacı vekili de süresi içinde bilirkişi avansını yatırmadığı için artık bu delile dayanamayacak ve dosya içinde yer alan mevcut deliller ile karar verilmesi gerekeceğini, -Usule açıkça aykırı olarak bilirkişiye tevdi edilen işbu dosyanın da 22.12.2021 tarihinde raporun taraflarına tebliğ edildiğini ve ilgili raporun lehlerine geldiğini, Mahkeme tarafından 28.12.2021 tarihli celsede dosya 1 numaralı ara karar gereğince başka bir dosyada yer alan belgeler ve deliller ile birlikte yeniden inceleme yapılmasına karar verildiğini, Mahkeme tarafından davacı tarafından delil olarak daha önce tarafına verilen kesin mehillerde sunulmayan kesinleşmemiş bir dava dosyasının rapora konu edilerek yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiğini, HMK'nın 145. Maddesi gereğince tarafların kanunda belirtilen sürelerden sonra delil göstermesinin yasak olduğunu, Davacı tarafın kendi aleyhine sonuçlanan davayı lehe çevirmek amacıyla dava ve delil dilekçelerinde sunmamış olduğu delili son bir çare olarak kötü niyetli bir şekilde dosyaya sunduğunu, Müvekkilinin tarafı dahi olmadığı, kesinleşmemiş olan ve üçüncü bir kişinin lehine tanzim edilen bilirkişi raporunun işbu dosyaya konu ederek rapor tanzim edilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, -Davacı tarafça müvekkiline ait ... numaralı tasarımın iptali açısından yapılan başvuru YİDK tarafından ''Yapılan inceleme ve değerlendirmede; ... ve 2 sıra numaralı tasarımlar ile itiraza gerekçe gösterilen ... ve ... sıra numaralı tasarımlar genel izlenim itibariyle farklı görülmüş olup itiraz konusu tasarımlar yenilik ve ayırt edici niteliğe" sahip bulunduğunu, Davacı yanın özgünlük iddiası ile açtığı iş bu davaya konu tasarımın müvekkili tarafından da tescil edilmiş olan ve ''...'' formundan esinlenen bir kozmetik şişesi olduğunu, kuru kafa tasarımı şişeleme aracı olarak bir çok marka tarafından uzun yıllardır kullanılmakta ve artık harcı alem statüsü kazanmış olduğunu, 22.12.2021 tarihli raporda "... Tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda Davalı tarafa ait 06.08.2019 başvuru tarihli ... numaralı tasarım tescili ile hükümsüzlüğe dayanak olarak sunulan geçmiş tarihli tasarım tescilleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, sonucuna varılmıştır...", "... Tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda Davalı tarafa ait 06.08.2019 başvuru tarihli ... numaralı tasarım tescili ile hükümsüzlüğe dayanak olarak sunulan geçmiş tarihli tasarım tescilleri arasında bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunduğu, bu sebep ile farklı olarak algılandıkları, sonucuna varılmıştır..." Sonuç kısmında; "... Davalı tarafa ait ... ve 2 numaralı tasarım tescillerinin başvuru tarihi olan 06.08.2019 tarihi itibarı ile koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olduğu..." sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu, ilgili Bilirkişi Raporunda da müvekkili tasarımları ile davacı tasarımları birbirinden farklı olduğu, müvekkili tasarımları yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine haiz olduğunun açık olduğunu, lehlerine rapor tanzim edilen dosyanın tekrar bir usuli hata ile tarafı dahi olmadıkları başka bir kesinleşmemiş dosya ile yine aynı bilirkişiden ek rapor alınmak üzere tevdi istenildiğini, ilgili dosyada hukuken hakkı korunması gereken taraf ... Dış San. Tic. Ltd. Şti. değil, yine sayın mahkemenin 2019/284 E. 2021/255 K. Numaralı dosyasının davacı tarafı olduğunu, bilirkişi tarafından müvekkilinin tarafı dahi olmadığı, kesinleşmemiş olan ve üçüncü bir kişinin lehine tanzim edilen raporun işbu dosyaya konu edilerek rapor tanzim edilmesi ve sayın mahkemenin bu rapora itibar ederek hüküm tesis etmesinin kabul edilemeyeceğini, her ne kadar usule aykırı bir şekilde tanzim edilmiş olsa da iki rapor arasında açıkça çelişki mevcutken sayın mahkeme tarafından bu çelişkilerin giderilmesi için farklı bir bilirkişiden yeni bir rapor alınması gerekirken bu yola başvurulmadan hüküm tesis edildiğini, kararın bu nedenlerle kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Tasarım, Patent ve faydalı model belgelerinin hükümsüzlüğü ile ilgili davalar kamu düzeni ile ile ilgili olup yeni ve ayırt edicilik iddilarının tam ve eksiksiz olarak incelenmesi gerektiğini, hüküm kurmaya elverişli rapor ile hüküm kurulduğunu, davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava davalı yana ait ... tescil numaralı tasarımın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini taleplidir. Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, dava konusu ... (1) ve (2) tescil numaralı tasarımın, 06/08/2019 tarihinden itibaren 5 yıl müddetle davalı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır. Davalı vekilinin istinaf dilekçesinde; mahkemenin 08/07/2021 tarihli duruşmasında davacı tarafa bilirkişi avansı yatırması için kesin süre verildiği, davacının kesin süreye rağmen bilirkişi avansını yatırmadığı, 04/11/2021 tarihli duruşmada tekrar süre verilmesinin yerinde olmadığını, muvaffakatlarının bulunmadığını ileri sürmüştür. Mahkemenin 08/07/2021 tarihli duruşma ara kararının incelenmesinde, bilirkişi avansı yatırılması için davacı vekiline kesin süre verilmişse de; kesin sürenin sonuç doğurması için, HMK 94/2 maddesinde düzenlendiği şekilde, usulüne uygun olarak verilmiş olması, tayin edilen kesin süreye konu işlemin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklanması ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının tutanağa geçirilerek ihtar edilmesinin gerektiği anlaşılmaktadır. HMK 94/3 maddesinde kesin süre içerisinde yapılması gereken işlemin süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkının ortadan kalkacağı düzenlenmiştir. Mahkemece duruşma ara kararında; dosyada yatırılmış gider avansı bulunup bulunmadığı, varsa mevcut avansın yatırılması gerekten avanstan mahsup edilerek yatırılması gereken miktarın belirlenmesi ve sonuçlarının ihtarı gerekirken, kesin sürenin sonucu olarak ".. aksi halde bililrkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının" ihtar edildiği, oysa HMK 94/2 maddesinde süreye uyulmamasının yasal sonucu olarak işlemin yapılamayacağının düzenlendiği, mahkemece davacı tarafa, eksik avans miktarı belirlenerek, kesin süre içerisinde bilirkişi avansı yatırılmadığı taktirde, dosya kapsamındaki mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarı gerektiği, verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi yapıldığına yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bilirkişinin hazırlamış olduğu 17/12/2021 havale tarihli raporda sonuç olarak, davalı tarafa ait ... (1) ve (2) tescil numaralı tasarımın, başvuru tarih olan 06/08/2019 tarihi itibariyle koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olduğu belirtilmiştir. Davacı vekilinin rapora itirazı üzerine dosyada, Mahkemenin 2019/284 Esas sayılı dosyasındaki delil ve görsellerin de değerlendirilmesi suretiyle itirazları karşılar surette önceki bilirkişiden ek rapor tanzimi istenilmiş olmakla, bilirkişi hazırlamış olduğu 18/01/2022 havale tarihli ek raporda sonuç olarak, dava dosyasına sunulan yeni deliller ve tasarımcının seçenek özgürlüğü kapsamında, davalı tarafa ait ... (1) ve (2) tescil numaralı tasarımın başvuru tarih olan 06/08/2019 tarihi itibariyle koruma şartı olan yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadığı belirtilmiştir. 6769 sayılı Kanunun 56. maddesi uyarınca, bir tasarımın tescil edilebilmesi için, tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması, bir başka deyişle mutlak yenilik koşulu kabul edilmiştir. Mutlak yenilikten söz edilebilmesi için de tasarım tescil başvurusu yapılan ürünün görünümünün dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulan tasarımlardan yararlanma ve benzetme serbestisi ilkesi sınırları içinde kalmak kaydıyla küçük ayrıntıların ötesinde farklı özelliklere sahip olması gerekli ve yeterlidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24.04.2017 tarih, 2015/13749 Esas, 2017/2336 Karar sayılı kararında da açıkladığı üzere bir tasarımın mutlak yenilik kriterini haiz olup olmadığı resen gözetilmelidir. Bu nedenle dava konusu olan bir tasarımın, yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıyıp taşımadığı, davaya konu tasarım tescil belgesindeki ürün tasarımı ile söz konusu ürünün piyasada mevcut, bilinen tasarımlarla arasında belirgin bir farklılığın bulunup bulunmadığı, davaya konu tasarımın yeni mi, yoksa harcı alem bir tasarım mı olup olmadığı hususlarında tasarımın ilgili olduğu alanda uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. 6769 sayılı Kanunun 56. maddesinde düzenlenen tasarımın ayırt edicilik unsuru ise yeni olan bir tasarımı ortak özelliklerinin dışında ve bilgilenmiş kullanıcı gözüyle kıyaslanan diğer tasarımlardan farklı kılan ve böylece yeni olan bir tasarıma aynı 6769 sayılı Kanunun 58. maddesi ile sağlanan hukuki korumanın da kapsamını belirleyen özelliktir. (Yargıtay 11. H. D'nin 05.03.2014 tarih 2013/11345 E, 2014/420 K). Dosyada alınan bilirkişi raporunda, çelişki bulunduğu ileri sürülmüş ise de, değerlendirilen delillerin farklı olduğu, esas raporda davacı tasarımları ile karşılaştırma yapıldığı, ek raporda ise sunulu görsel ile karşılaştırma yapıldığı, bu nedenle çelişki olduğunun ileri sürülemeyeceği, davalıya ait tasarımlar ile dava dışı tasarımların karşılaştırılarak bilgilenmiş kullanıcı nezdinde yapılan incelemeler sonucunda, hükümsüzlüğü istenen tasarımın ayırdedici niteliğe sahip olmadığı, yeni olmadığının belirtildiği, tasarım insan kafatasının yorumlanışı olup, genel biçimi, yüzey özellikleri ve oranları ile farklılaşmakta ve ayırt edici nitelik kazanmakta olup, ... numaralı tasarım tescili üst yüzeyi silindir biçiminde yukarı ilerleyen üstü açık ve dışında tek sıra helezonik vida kanalı olacak biçimde iken, diğer tasarımlarda helezonik vida kanallı kısa şişe ağzı olacak biçimde olduğu. karşılaştırılan tasarımlarda yer alan kafatası ön yüzünü tanımlayan yüzey biçim, oran ve yerleşimlerinin bir miktar farklı olduğu, zemin ile birleştiği alt çene yapılarının benzer oranlarda olduğu, yan görünüşlerinde yüz profilinin yüzey özellikleri bir miktar farklı, arka boyun yapıları, benzer oran ve biçimde olduğu, tasarımların ortak noktası insan kafatasını ana biçim olarak kabul etmeleri olup, kafatasını oluşturan ve yukarıda tanımlanan öğelerin bütüncül algı içinde benzer biçim, oran ve yerleşimde olduğu tespitine göre, yasal mevzuata uygun şekilde tasarımların bilgilenmiş kullanıcı gözüyle inceleme yapılan bilirkişi raporu dayanaklı, denetime elverişli ve bilimsel olup rapora itibar edilerek davalıya ait dava konusu tasarımların yeni ve ayırtedici olmadığı gerekçesiyle hükümsüzlüğüne karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Hemen belirtilmelidir ki yenilik ve ayırt edicilik incelemesi, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir husus olması nedeniyle bilirkişi marifetiyle yapılması gerekmekte olup, hükümsüzlük davası yönünden resen delil olarak da araştırma yapılabileceğinden sonradan sunulan delilin değerlendirilmesinde aykırılık bulunmadığı, bilirkişi avansının geç yatırılmış olmasına ilişkin istinaf sebebinde ise, Mahkemenin 08/07/2021 tarihli ara kararında bilirkişi avansının yatırılmamasının sonuçlarının açıklanmadığı, buna göre yeniden süre verilmesinde aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek davalı vekilinin istinaf isteminin, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 17/02/2022 tarih ve 2020/314 E., 2022/34 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına, 5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.19/12/2024