İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/745 E. 2025/841 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/745
Karar No
2025/841
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 20.....Esas - 20.... T.C. SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 20.... KARAR NO : 20....

BAŞKAN : KATİP : DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 11/11/2024 KARAR TARİHİ : 17/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/02/2025

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında 23/07/2024 tarihinde yapılan satış işlemine ilişkin düzenlenen 31.050,00-TL bedelli faturanın ödenmemesi üzerine Sakarya ... İcra Müdürlüğü'nün 20....esas sayılı icra takibinin başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını belirtilerek itirazın iptalini takibin devamını ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemiş, vakıaları inkar etmiş sayılmıştır. Taraflar arasındaki anlaşmazlık: Davalının davacıya takibe dayanak fatura sebebiyle borçlu olup olmadığı, itirazın iptali ve icra inkar tazminat koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarındadır. İcra dosyası ve arabuluculuk dosyası ilgili dosya olarak eklenerek Uyap ortamında incelenmiştir. Mahkememizce Sakarya Gelir İdaresi Başkanlığı'ndan ve Ali Fuat Cebesoy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden dava konusu edilen faturalara ilişkin karşılaştırmalı fatura analizleri getirtilmiştir. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterleri sunması hususunda kesin süre içerir muhtıranın tebliğ edilmiş, davalı tarafça istenen ticari defter ve kayıtların dosyaya sunulmadığı ve yerinin bildirilmediıği anlaşılmıştır. Davalı taraf muhtıranın tebliğine rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığından davacının sunduğu ticari defter ve kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişiden icra takibine konu faturanın davacı kayıtlarına nasıl yansıdığı, bu fatura bedelinin ödenip ödenmediği, davacının alacaklı olup olmadığı, taraflar arasında TTK 1530 Md. Uygulamasını gerektirir tedarik ilişkisinin bulunup bulunmadığı, var ise TTK 1530 Md. kapsamında temerrüt tarihi ile takip tarihi arasında işlemiş ticari reeskont faizinin miktarı hususlarında rapor düzenlenmesi istenmiştir. Muhasebeci Bilirkişisi ......20/10/2025 Tarihli Bilirkişi raporunda özetle; "Davacı .....A. Ş. Nin incelemeye konu defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu, davalı şirket adına düzenlenen 31.050,00-TL tutarlı 23/07/2024 Tarih ve INL2024000004791 Numaralı faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacı tarafın yasal ticari defter kayıtlarına göre taraflar arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, fatura bedelinin ödendiğine ilişkin bir muhasebe kaydının bulunmadığını, buna göre davalı tarafın davacı tarafa 31.050,00-TL borçlu olduğunu, Maliye Bakanlığı Vergi İdaresinin Ba - Bs kayıtlarına göre davalının fatura bedeline ilişkin KDV tutarını KDV beyannamesinde indirim konusu yaptığını, dava konusu 23/07/2024 Tarih ve INL2024000004791 fatura bedeli için ticari reeskont faizinin 3.712,81-TL olup, toplam borç tutarının 34.762,81-TL olduğunu" bildirmiştir. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, rapora karşı beyanda bulunulmamıştır.

4721 sayılı TMK'nın (6) ve 6100 sayılı HMK'nın 190-(1) maddeleri uyarınca; ispat yükü, özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine HMK'nın 200-(1) maddesi uyarınca; eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdî bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdî ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdî ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdî ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticarî defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır.” şeklindedir. 7251 sayılı Kanunu’nun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile 6100 sayılı Kanun’un 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir; “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz.” (Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2023/1937 Esas 2025/597 Karar) HMK’nın 220. maddesindeki düzenlemeye göre, mahkemece, ibrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna kanaat getirilirse ilgili tarafa bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verilmesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise kendisine yemin teklif edilmesi gerekir. Kendisinden ibraz istenilen tarafın bu hususta kendisine verilen kesin süreye rağmen bu süre içerisinde makul bir mazereti bulunmaksızın belgeyi ibraz etmemesi, belgenin kendisinin elinde bulunduğunu inkarı halinde ise bu hususta teklif olunan yemini kabul ve icra etmemesi halinde mahkemece, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilecektir. HMK’nın 222. maddesinde ise, münhasıran ticari defterlere ilişkin olarak, ticari defterlerin ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için; Kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmaları, açılış ve kapanış onaylarının yaptırılması ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamaları gerekmekte olup bu şartlara uygun biçimde tutulmuş defter kayıtlarının, sahiplerinin lehine delil olarak değerlendirilmesi ise diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması şartlarına bağlı bulunmaktadır. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları ise ancak sahibi aleyhine delil teşkil eder. Ayrıca söz konusu maddenin son fıkrası uyarınca, davadaki taraflardan birinin kendi defterlerine dayanmaksızın, münhasıran diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtmesine rağmen karşı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması halinde ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacaktır. Taraflardan ticari defterleri ibrazlarının ne şekilde isteneceğine ilişkin HMK’nın 222. maddesinde doğrudan bir düzenleme bulunmamakta ise de, ticari defterlerin de aynı zamanda bir belge niteliği itibariyle bu hususta HMK’nın 220. maddesinin uygulanması gerekmektedir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 20....Esas 20....Karar sayılı kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 20...-... Esas 20... Karar sayılı kararı) Yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; Davacının davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında 23/07/2024 tarihinde yapılan satış işlemine ilişkin düzenlediği 31.050,00-TL bedelli faturayı düzenleyerek davalıya gönderdiği, faturanın ödenmemesi üzerine Sakarya ... İcra Müdürlüğü'nün 20...esas sayılı icra takibini başlattığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığı, davalının yargılama sırasında muhtıra ile verilen ve sonuçları izah edilen kesin süreye rağmen ticare defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı, davacının sunduğu kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması itibariyle lehine delil olma vasfını taşıdığı, takibe dayanak faturanın davacı kayıtlarında yer aldığı ve ödemeye ilişkin bir veri bulunmadığı, bilirkişi raporunda davacının davalıdan bu fatura sebebiyle 31.050,00-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, yine bilirkişi tarafından hesaplanan reeskont faiz miktarının 3.712,81-TL olduğu, icra takibinde daha az faiz istenmiş olduğundan taleple bağlılık kuralı gereği bu rakamdan fazlasına hükmedilemeyeceği, taraflar arasında TTK 1530 maddesinin uygulanmasını gerektirir tedarik ilişkisinin bulunduğu, reeskont faiz işletilmesinin yerinde olduğu davalının icra takibine yaptığı itirazın haksız olduğu anlaşılmakla, itirazın iptaline takibin devamına ve alacak kayıtlarla sabit olup likit alacak niteliği taşıdığından koşulları oluşmakla icra inkar tazminatı ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. 6100 sayılı HMK nun ek madde 1/2 gereği dava tarihindeki kesinlik sınırı nazara alındığında karara karşı istinaf yolu açıktır. Hüküm: Gerekçesi Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın kabulüne, Sakarya .... İcra Dairesinin 20....esas sayılı dosyasına borçlu davalı şirket tarafından yapılan itirazların iptaline, takibin devamına, 2-Koşulları oluşmakla hüküm altına alınan alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 6.904,15-TL icra inkar tazminatının davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine, 3-Hükmolunan değer üzerinden alınması gereken 2.358,11-TL karar harcından peşin alınan 589,53-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.768,58-TL karar harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT uyarınca belirlenen 34.520,79-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvuru harcı, 589,53-TL peşin harç, 7.500,00-TL bilirkişi gideri ve 131,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 8.648,13-TL yargılama giderinin davalı borçludan alınarak davacıya verilmesine, 6-Ara buluculuk dosyasından yapılan ve bakanlık bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL ara bulucu ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 7-Gerekçeli kararın HMK 321/2 maddesi gereği talep aranmaksızın taraflara tebliğine, 8-Karar tebliğ giderleri düşüldükten sonra artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, Dair, davacı vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda, 6100 sayılı HMK nun Ek 1/2 maddesi gereği, kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. 17/12/2025

Katip e-imza

Başkan e-imza

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/745, K. 2025/841, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-745-e-2025-841-k-c8bf6589b100