İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/696 E. 2025/1153 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/696
- Karar No
- 2025/1153
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/696 KARAR NO : 2025/1153
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20.09.2024 KARAR TARİHİ : 23.12.2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davalı------Şirketi ile aralarında ticari satış ilişkisi bulunduğunu, bu kapsamda 27.03.2024 ile 23.05.2024 tarihleri arasında toplam altı adet fatura düzenlediğini, müvekkilinin söz konusu faturaların toplam bedelinin 386.144,55-TL olduğunu, bu tutarın ödenmemesi üzerine -----. İcra Müdürlüğü'nün ------ esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, davalı borçlunun bu takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, itiraz üzerine arabuluculuk başvurusu yapıldığını, ancak taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine eldeki davanın açıldığını, sonuç olarak müvekkilinin davalının icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini ve davalının haksız itirazı nedeniyle %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından 386.144,55-TL tutarında başlatılan icra takibine haksız yere ödeme emri düzenlendiği gerekçesiyle itiraz edildiğini, akabinde davacı tarafından itirazın iptali davası açıldığını, öncelikle dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, ayrıca dava konusu faturaların dayanağı olan malların davacı tarafından teslim edildiğine dair herhangi bir belge sunulmadığını, sevk irsaliyelerinde teslim alan kısmında imza bulunmadığını, bu sebeple faturaların tek başına alacağın varlığını ispat etmeye yeterli olmadığını, faiz yönünden davacı tarafın fatura tarihinden itibaren reeskont ve avans faizi talebinde bulunduğunu, taraflar arasında bu yönde herhangi bir sözleşme hükmü bulunmadığını, bu talebin hukuka aykırı olduğunu, bunun yanında talep edilen alacağın likit olmadığını, borcun miktarının ayrıca mutabakatla belirlenmesi veya bilirkişi incelemesi gerektirdiğini, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi gerektiğini, müvekkilinin, davacının haksız ve kötü niyetli bir şekilde takip başlattığını belirterek İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2. maddesi uyarınca davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, faturaya dayalı alacak sebebiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd. maddeleri gereğince iptali talebine ilişkindir.Tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilmesi sonucunda; uyuşmazlığın davacının takip tarihi itibari ile davalıdan muaccel faturaya dayalı alacağının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı ile bu kapsamda davacı tarafından alacağın tahsili için başlatılan ----. İcra Dairesi'nin----- Esas sayılı dosyasına davalı tarafın yapmış olduğu itirazın iptalinin gerekip gerekmediği ve icra inkar tazminatı ile kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır. ----İcra Dairesi ---- Esas sayılı İcra Dosyası UYAP üzerinden celp edilerek dosya içerisine alınıp incelenmiş, ------ Vergi Dairesinden tarafların BA-BS kayıtları celp edilmiş, tarafların ticaret sicil kayıtları dosya içerisine alınmış, 03.09.2025 tarihli bilirkişi raporu alınmış ve dava sonuçlandırılmıştır. İtirazın iptali istemine konu, ----. İcra Dairesi --- Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; 10.07.2024 tarihinde başlatılan ve yetki itirazı nedeniyle -----. İcra Dairesine gönderilen takibin alacaklısının mahkememiz dosyası davacısı, borçlunun davalı olduğu; takibin toplam 386.144,55-TL alacağın tahsiline yönelik yapılan icra takibi olduğu; ödeme emrinin borçluya 16.07.2024 tarihinde tebliğ edildiği, borçlunun 23.07.2024 tarihli borca ve fer'ilerine yönelik itiraz dilekçesi sunduğu, dilekçenin davacı tarafa tebliğine ilişkin dosya kapsamında bilgi ve belge bulunmadığı, davanın 20.09.2025 tarihinde 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde 386.144,55-TL (harç daha sonra tamamlatılmıştır) alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır. Teknik bilgi gerektirmesi nedeniyle mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, incelenen davacı ticari defter ve kayıtlarından davacı tarafından ibraz edilen 2024 yılına ilişkin ticari defterlerin; açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olarak yaptırıldığı ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, ticari defterlerinin kayıt nizamı bakımından uygun olduğu davacı şirket lehine veya aleyhine delil kabiliyetlerinin mahkemeniz takdirinde olduğu, tarafların tacir olduğu ve taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, takip tarihi itibariyle davacının davalıdan kaydi olarak 360.544,75.-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalı ise ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre; Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.Eldeki dosyada davacı taraf kendi ticari defter ve belgeleri ile alacaklı olduğunu ispat etmiş davalı ise yapılan usulüne uygun ihbara rağmen defter ve kayıtlarını ibraz etmemiştir. Bu nedenle davacının defter ve kayıtlarından çıkan sonuca katlanmak zorundadır. Ayrıca davacının takibe konu ettiği faturaların, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalının BA formundan anlaşıldığı üzere, işbu faturaların davalı şirkete elektronik ortamda tebliğ edildiği, işbu faturaların davalı tarafından imzalı bilgi fişiyle teslim alındığı, işbu faturalar için davalının ödeme yapmadığı, işbu faturalara davalının yasal süresi içinde itiraz etmediği, iade faturası düzenlemediği ve ayıp ihbarından bulunmadığı anlaşılmış, davalının takip öncesinde geçerli bir ihtarla temerrüde düşürülmediği ve faiz borcunu doğuran açık bir sözleşme hükmünün bulunmadığı dikkate alındığında, alacaklının işlemiş faiz talebinde bulunamayacağı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile; davalının----.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 360.544,75-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, işlemiş faizi ilişkin itiraz iptali talebinin reddine karar verilmiştir. İcra inkar tazminatı yönünden; İİK’nın 67 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmünce; icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması yasal koşullardan değildir. İnkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz edip duran ve işin itirazla çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı öngörülmüş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlarının bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda değil ise, alacağın likit ve muayyen olmadığından icra inkar tazminatına hükmedilemez. Eldeki davada alacak satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklandığından likittir. Bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 360.544,75-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Davanın kısmen kabulü ile; 1-Davalının -----.İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibe 360.544,75-TL asıl alacak üzerinden takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, işlemiş faizi ilişkin itiraz iptali talebinin reddine, 2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 360.544,75-TL'nin %20'si üzerinden hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli karar harcı 24.628,81-TL'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 4.226,49-TL harçtan ve icra dosyasına yatırılan 1.930,72-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 18.471,60-TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça yatırılan toplam 6.157,21-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 60,80-TL vekalet harcı, 121,00-TL tebligat ve müzekkere gideri, 6.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.609,40-TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 6.146,74 TL'sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 7-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 57.687,16-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-8-Davanın ret edilen kısmı için davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 25.599,80-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzene karşı davalı tarafın yokluğunda, karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.