İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/698 E. 2026/201 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/698
- Karar No
- 2026/201
- Karar Tarihi
T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ... Esas - ... T.C. KONYA . ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : KARAR NO:
HAKİM : KATİP :
DAVACI : DAVALI : VEKİLİ : DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : KARAR TARİHİ : KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ :
Davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı şirket vekili 02/09/2024 tarihli dava dilekçesinde özet olarak; davalı ... Tekstil Gıda Sanayi ve 0Ticaret Ltd. Şti. ile müvekkili firma arasında 2023 yılı içerisinde birçok ticari alım-satım işlemi yapıldığını, bu işlemlerin tümünün fatura numaraları ile beraber kayıt altına alındığını, uygulamada "cari hesap" olarak adlandırılan muavin defterine kaydedildiğini, yıl sonunda davalı firma ile müvekkili firma arasında bu cari hesabın gözden geçirildiğini ve 26.12.2023 tarihinde her iki tarafça bakiye borç miktarı olan 204.486,16 TL üzerinde mutabık kalındığını, buna binaen davalı firmadan bakiye borç meblağı talep edildiğini ancak davalı firmanın herhangi bir gerekçe dahi göstermeksizin bu talebi yerine getirmekten kaçındığını, bu nedenle davalı firmaya karşı Konya .İcra Dairesinde ... Esas numaralı bir icra takibi yapıldığını, ancak bu icra takibinin davalı firmanın haksız ve mesnetsiz itirazı neticesinde durdurulduğunu, arabuluculuk dosyası kapsamında anlaşılmaya çalışıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını belirterek davalının haksız ve kötü niyetli olarak gerçekleştirmiş olduğu itirazın iptaline, davalının alacağın yüzde 20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraftan tahsiline karar verilmesini vekaleten talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili 17/09/2024 tarihli cevap dilekçesinde özet olarak; tarafların arasındaki ticari iş ve güven ilişkisine binaen anlaşma yapıldığını ve 30.12.2022 tarihinde "2023 yılı bayi sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin taraflarca kabul edilerek eklenen 12. maddesinde " sözleşmeye konu ürünlerin fiyatları alınan ödeme karşılığı 07.10.2022 tarihli fiyat listesi ile gönderilecektir ve 6 adet ... (basic) benzinli ticari araç kampanyası içermektedir." şeklinde anlaşmanın mevcut olduğunu, buna göre müvekkili şirket 04.01.2023 tarihinde 5.650.000 TL ve 2.025.000 TL olmak üzere toplamda 7.675.000 TL ödeme yaparak sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirdiğini, buna rağmen müvekkilinin ödemesini yapmış olduğu ürünlerin davacı tarafça anlaşmaya uygun gönderilmediği gibi sözleşmede vaat edilen arabaların da müvekkiline teslim edilmediğini, davacı tarafın mal ve hizmetlerin eksiksiz gönderildiğine ilişkin somut bir delil ileri süremediğini, müvekkil firma aleyhine başlatılan icra kovuşturmasına ve işbu davaya konu edilen cari ekstre dayanağı faturalara konu ürünler/ emtiaların teslim edilmediğini, tarafların almış olduğu mal ve hizmetler ile karşı tarafa yapılan ödemeler detaylı incelendiğinde müvekkili şirketin borçlu değil aksine davacı taraftan alacaklı olduğunun görüleceğini davacı tarafın açmış olduğu davanın somut hiç bir dayanağının bulunmadığını belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, davacının kötü niyeti olması nedeniyle %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet - icra inkar tazminatına ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleriyle avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. Dilekçeler aşaması tamamlanmış, taraflara duruşma gününü bildirir davetiye tebliğ edilerek duruşma açılmıştır. Dosyamız kapsamında delillerin toplanması amacıyla Konya Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak cevabi yazılar dosyamız arasına alınmış ve incelenmiştir. Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından tanzim edilen 07/02/2025 tarihli rapora göre; davalı ... Teks. Gıda San. Tic. Ltd.şti.’nin 2023 ve 2024 yılı ticari defterlerinin TTK.’na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, 2023 yılında e-defter uygulamasına geçmiş olması sebebiyle yevmiye defteri ve defter-i kebirin noter tasdik şerhlerinin bulunmadığı, defter beratlarının elektronik defter genel tebliğinde yer alan usül ve esaslar çerçevesinde oluşturulduğu, davalı tarafın 2023 ve 2024 yılı ticari defter kayıtlarının kendi içerisinde birbirini doğruladığı, mevcut haliyle davalı tarafın ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma niteliğini taşıdığı, tarafların tacir olduğu (TTK m.12) davaya konu edilen faturaların ve karşılıklı imzalanan sözleşmenin mündericatında belirtilen ürünlerin satışından kaynaklanan bir ticari ilişkiden dolayı cari hesap ilişkisinin var olduğu, taraflar arasında 30.12.2022 tarihinde karşılıklı olarak bayilik sözleşmesi imzalandığının dava dosyası mündericatından tespit edildiği, tespit edilen bayilik sözleşmesinin ise 6 adet ... (basıc) benzinli araç vermek üzere düzenlendiği, davacı tarafça 30.12.2022 tarihinde düzenlenen ... kampanyası alım kalemleri ve hak ediş listesinde ‘’alınacak siparişlerin teslim tarihleri en geç ithal ürünlerde 30.05.2023’ e kadar; yerli ürünlerde 30.04.2023’e kadar teslim edilecektir. Verilen ödeme doluncaya kadar 07.10.2022 tarihli fiyat listesi ile sevk edilecektir. Altı (6) adet ... (basıc) benzinli ticari araçların teslim tarihi en geç 28.02.2023 tarihinde yapılacaktır.’’ İbaresinin yer aldığı fakat sözleşmede belirtilen ürünlerin taahhüt edilen tarihlerde teslim edilip edilmediğinin tespit edilemediği, ticari defter kayıtlarına göre; dava konusu faturalar ve cari hesap ilişkisinden kaynaklı dava takip tarihi itibariyle; karşılıklı düzenlenen fiyat farkı faturası ve iade faturaları neticesinde davalı tarafın davacı taraftan 361.620,89 TL alacaklı olduğunun tespit edildiği, 2024 yılı ticari defterlerinde görünen bakiye tutarının da bu şekilde olduğu hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyasında 07/02/2025 tarihli rapor tanzimini yapan bilirkişiye yeniden tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 03/07/2025 tarihli ek rapora göre; davacı tarafla yapılan görüşmede defter ve kayıtların bulunduğu şirketin yerleşkesinde meydana gelen yangında tüm ticari defter kayıtlarının ve yedeklerinin yandığının belirtildiği, davalı şirketin yerleşkesinde meydana gelen yangın olayını doğrular nitelikte 04.07.2023 tarihli İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İtfaiye Daire Başkanlığı, Avrupa Yakası İtfaiye Şube Müdürlüğünce hazırlanan İtfaiye Olay Raporunun incelenmesi neticesinde söz konusu firmada bu nedenle herhangi bir inceleme yapılabilecek kayda rastlanılmadığı hususunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Mahkememiz dosyasında 07/02/2025 tarihli rapor tanzimini yapan bilirkişiye yeniden tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen 27/10/2025 tarihli ek rapora göre; davacı tarafından mahkeme dosyasına sunulan USB bellekte yer alan cari hareket dökümünden yapılan inceleme neticesinde davaya ve takibe konu 204.486,14 TL alacağın bulunduğu, USB bellekte defter-i kebir ve yevmiye defterlerine ilişkin beratların bulunduğu ve başkaca bir bilgi veya belgenin bulunmadığı, bu sebeple defter tasdik şerhleri üzerinde bir inceleme yapılamamış olup, sadece beratlar ve cari hareket dökümü üzerinden inceleme yapıldığı, envanter defterine ilişkin bir bilginin yer almadığı, Davacının 2023 yılı Ticari defterlerinin TTK.’na göre usulüne uygun olarak tutulduğu, 2023 yılında e-defter uygulamasına geçmiş olması sebebiyle yevmiye defteri ve defter-i kebirin noter tasdik şerhlerinin bulunmadığı, e-defter Beratlarının Elektronik Defter Genel Tebliğinde yer alan usül ve esaslar çerçevesinde oluşturulduğu, davacının 2024 yılı ticari defterleri ibraz edilemediğinden dolayı TTK.’na göre usulüne uygun olarak tutulup tutulmadığının ve tasdik şerhlerinin bulunup bulunmadığının tespitinin yapılamadığı, Davacı tarafın 2023 yılı ticari defter kayıtlarının kendi içerisinde birbirini doğruladığı ve 6102 sayılı TTK. 64/3 md.gereğince mevcut haliyle davacı tarafın sunduğu belgelenin sahibi lehine delil olma özelliği taşıdığı, Davacı tarafın 2024 yılı ticari defter kayıtlarının dava dosyasına ibraz edilemediğinden dolayı kendi içerisinde birbirini doğrulayıp doğrulamadığının ve 6102 sayılı TTK. 64/3md. gereğince mevcut haliyle sahibi lehine delil olma özelliği taşıyıp taşımadığının tespitinin yapılamadığı, Taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davaya ve takibe konu alacağın davacı tarafın 2023 yılı ticari defterlerinde yapılan inceleme de teyit edilmiş olduğu, takip tarihi itibariyle 204.486,14 TL davacının alacağının bulunduğu, söz konusu ürünlerin tesliminin muavin ve cari hareket dökümlerinden yapılan inceleme neticesinde kesinleştiği, taraflar arasında 30.12.2022 tarihinde düzenlenen ve karşılıklı imza altına alınan bir bayi sözleşmesinin mevcut olduğu, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesine konu araçların tesliminin sadece davalının ticari defter kayıtlarında tespit edildiğine göre gerçekleşmediği, ancak davacının 2024 yılına dair ticari defterleri sunulmadığı için defter kayıtlarına göre aracın teslimine ilişkin bir teyit yapılamadığı hususlarının tespit edildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu, Konya . İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin 204.486,14 TL asıl alacak 57.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere 261.486,14 TL üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak cari hesabın gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf; taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, davacının davalıya icra takibine konu faturada belirtilen malları teslim edip etmediği, davacının alacaklı olup olmadığı alacaklı ise takip tarihi itibariyle miktarının ne kadar olduğu hususlarından ibarettir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve ... E., ... K.; 25.11.2020 tarihli ve ... E., ... K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve (... - E K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve ... E., ... K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve ... E K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın ... E ... K sayılı ilamı) Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacı defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 27.10.2026 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu cari hesaptan dolayı, davalının takip tarihi itibarıyla 204.486,14TL borçlu olduğu tespit edilmiş, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesin de belirtilen araçların davalıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunamamıştır. Davalı tarafa defterlerinde bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 27.10.2026 tarihli bilirkişi raporu ile davacı tarafa ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, dava konusu cari hesaptan dolayı davalının takip tarihi itibarıyla 204.486,14TL borçlu olduğu tespit edilmiş, taraflar arasında düzenlenen bayilik sözleşmesin de belirtilen araçların davalıya teslim edildiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunamadığı belirtilmiştir. Bu durumda davacının cari hesaptan kaynaklı olarak davalının borçlu olduğunu ispat etmesi gerektiğinden davacıya yemin deliline başvurma hakkı hatırlatılmış ancak davacı taraf yemin deliline başvurmamıştır. Davacı tarafından davası ispat edilemediğinden davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının kötüniyet tazminatı yönünden yapılan incelemede ise davacının kötüniyetli olarak takibi başlattığına ilişkin dosya kapsamında herhangi bir delil olmadığından davalının tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının Davasının REDDİNE, 2-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihi itibariyle alınması gereken maktu 732,00 TL harçtan peşin olarak alınan 2.184,69 TL harcın mahsubu ile bakiye fazla yatan 1.452,69 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600 TL. yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, bu amaçla 492 s. Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi gereğince harç tahsil müzekkeresi yazılmasına, 5-Davacı tarafından yapılan harç ve yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı tarafından yapılan 1.300 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 7-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan A.A.Ü.T.'ye göre takdir edilen 45.000 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından arta kalan kısmının 6100 sayılı HMK 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, Dair ; davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 345. maddesi gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, ilgili BAM Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.12/03/2026
Katip Hakim