İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/693 E. 2025/922 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/693
Karar No
2025/922
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2024/693 Esas KARAR NO:2025/922

DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:19/11/2024 KARAR TARİHİ:19/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 18.09.2022 tarihli Müşteri Sözleşmesi imzalandığı, davalı şirket sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili şirket ticari ilişkiden kaynaklı cari hesaba dayalı 24.143,40-TL alacağı bulunduğunu, alacağın tahsili için davalı aleyhine ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu, haksız itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağıda olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; Dava, taraflar arasında akdedilmiş olan hizmet sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalı aleyhine tahakkuk ettirilmiş olan fatura bedellerinin tahsili istemiyle başlatılmış olan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeden kaynaklı cari hesap alacaklarının tahsili amacıyla davalı aleyhine 24.143,40 TL asıl alacak istemiyle başlatılmış olan ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına davalının yapmış olduğu itirazın iptali ile davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemiyle işbu davanın açılmış olduğu görülmüştür. İtirazın iptali davalarında alacaklının, İİK m.67 uyarınca borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazının, kendisine tebliği tarihinden itibaren bir sene içerisinde genel mahkemelere yapacağı başvuru üzerine genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre hak düşürücü nitelikte olup sürenin başlaması için borçlunun itirazının alacaklıya tebliği zorunludur. İşbu dava dosyasının temelini teşkil eden icra dosyasında yapılan kontrolde borçlunun süresi içerisinde icra dosyasına yapmış olduğu itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür. Bu nedenle davacının açmış olduğu davasının süresinde olduğu kabul edilmekle yargılama yapılmıştır. Davalı tarafça öncelikle icra dairesinin yetkisine itiraz edilmiş olması sebebiyle mahkememizce bu husus öncelikli olarak incelenmiş olup; İcra takiplerinde yetki hususu, 2004 sayılı İİK’nın 50. maddesi yollaması ile usul Kanunu hükümlerine göre yapılmaktadır. İİK’nın 50. maddesi; "(Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itirazla birlikte yapılır. İcra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati surette karara raptolunur. İki icra mahkemesi arasında yetki noktasından ihtilaf çıkarsa Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 25 inci maddesi hükmü tatbik olunur." düzenlemesini içermektedir. HMK 17.maddesi “Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.” hükmünü haizdir. Somut olayda tarafların basiretli tacir olarak aralarında akdetmiş oldukları sözleşmede Çağlayan Mahkemeleri ve İcra dairelerini yetkili kılmış olmaları sebebiyle davalının icra dairesinin yetkisine yapmış olduğu itirazın reddine karar verilerek yargılamaya devam olunmuştur. Yargılama esnasında celp edilmiş olan BA- BS formları, tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde 1 mali müşavir bilirkişisinden alınan kök ve ek raporda özetle; Davacı şirketin 2023 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e-defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterlerinin zamanında tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davacı şirket ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davalı şirketin 2023 Yılında ticari defterlerini TTK 64/3 hükümleri doğrultusunda e- defter uygulaması ile tuttuğu, dönem beratlarının zamanında alındığı, envanter defterlerinin zamanında tasdik ettirildiği, defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı davalı şirket ait 2023 Yılı ticari defterlerin HMK 222/2 hükümlerine göre delil teşkil ettiği, Davacı şirketin, davalı şirkete 2023 yılında KDV dahil 72.155,30.-TL tutarında 9 adet, e- ticari fatura düzenlediği, faturalarda yapılan iş ve işlemlerin açık olarak belirtildiği gibi aynı zamanda irsaliye yerine geçtiği, e- ticari faturaların; Gelir İdaresi Başkanlığı e- fatura portalı üzerinden davalı şirkete gönderildiği, davalı şirketin ise 3.408,48.-TL bedelli 3 faturaya karşılık davacı şirkete 10.225,44.-TL tutarından iade faturası düzenlendiği bu faturaların davacı şirket ticari defterlerinde yer aldığı, davalı şirketin 2023 yılında davacı şirkete yaptığı 37.786,46.-TL ödeme neticesinde, davacının davalıya düzenlendiği ancak ödemesini alamadığı, 28.02.2023 tarih, ... numaralı 18.064,94.-TL bedelli, 10.04.2023 tarih, ... numaralı 2.669,98.-TL bedelli, 21.04.22023 tarih, ... numaralı 3.408,48.-TL bedelli, toplam 3 faturanın da davalı şirket tarafından herhangi bir itiraza uğramadığı, Kozyatağı Vergi Dairesi Müdürlüğü 23.05.2025 tarih 657222 Sayılı yazısına ekli davacı şirkete ait karşılaştırmalı BS-BA formlarına göre; davacı şirketin, davalı şirkete 2023 Yılında 6 belge karşılığı KDV hariç 50.075,20.-TL, mal/hizmet faturası düzenlediği, Zincirlikuyu Vergi Dairesi Müdürlüğü 10.01.2025 tarih, 48993 Sayılı yazısına ekli davalı şirkete ait karşılaştırmalı BS-BA formlarına göre; davalı şirketin, davacı şirketten 2023 Yılında 6 belge karşılığı KDV hariç 50.075,20.-TL tutarında mal/hizmet faturası aldığı, Davacı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davacı şirketin davalı şirkete 2023 yılında 9 adet belge karşılığı KDV dahil 72.155,30.-TL tutarında fatura düzenlediği, davalının 3.408,48.-TL tutarında 3 adet toplam 10.225,44.-TL tutarlı faturayı davacı şirkete iade ettiği, aynı dönemde davacı şirkete 2023 yılından düzenlenen faturalardan dolayı 37.786,46.-TL ödeme yaptığı, bu ticari iş ve işlemler neticesinde davacının davalıdan ödeme emri tarihinde 24.143,40.-TL alacağının olduğu, bu alacağın davacı şirketin davalı şirkete düzenlenmiş olduğu, 28.02.2023 tarih, 18.064,94.-TL, 10.04.2023 tarih, 2.669,98.-TL ve 21.04.2023 tarih 3.408,48.-TL olmak üzere toplam 24.143,40.-TL toplam tutarlı 3 adet faturadan kaynaklandığı, (21.04.2023 Tarihli fatura davalı şirket tarafından iade edildiğinden en son 16.05.2023 tarihinde davacı tarafından tekrar düzenlenmiştir.) Davalı şirket ticari defterleri ile dava konusu muhasebe hesap ve kayıtlarına göre; davalı şirketin ödeme emri tarihinde davacı şirkete 24.143,40.-TL cari hesap borcunun olduğu, Davaya konu faturaların iade edildiğine yönelik itirazlar kapsamında cari hesap kayıtlarında iade faturalarına ilişkin herhangi bir veri olmadığı, 21.04.2023 tarihli, ... numaralı, 3.408,48 TL bedelli fatura açısından da; kök raporda gerekli izahın yapıldığı, her ne kadar bu fatura davalı şirket tarafından iade edilse de 16.05.2023 tarihinde davacı tarafından düzenlenen ...-CRC numaralı 3.408,48.-TL bedelli fatura davalı şirket tarafından kabul edilip hesaplarına alınmak suretiyle davacıya 24.143,40.-TL borçlu olunduğu kendi ticari defter kayıtlarıyla da kabul edilmiştir. Şeklinde tespit yapıldığı görülmüştür. Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre fatura emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır (229. md.). Fatura malın teslimi veya hizmetin yapıldığı tarihten itibaren azami "yedi gün" içinde düzenlenir. Bu süre içerisinde düzenlenmeyen faturalar hiç düzenlenmemiş sayılır (231/5. md.). 6102 sayılı TTK'da da fatura konusunda hükümler vardır. Ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer taraf, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir” (6102 Sayılı TTK 21/1) Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir (Bknz. ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2020/297 Esas, 2020/327 Karar Sayılı, 04/06/2020 Tarihli İlamı). Benzer mahiyette bulunan Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. ... Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. ... bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." şeklindeki ilamı bir bütün olarak incelendiğinde davacı tarafından düzenlenmiş olan davaya konu faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça iade faturasının düzenlenmediği gibi davacının düzenlemiş olduğu faturaları itiraz etmeksizin defterine kaydetmiş olduğu görülmüş olup bu hali ile ispat yükünün davalının üzerine geçmiş olduğu anlaşılmış olup davalının aksini ispatlayamadığı kanaatine varılmakla davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline karar vermek gerekmiştir. Davacının dava dilekçesi ile borçlunun %20'den aşağıda olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine hükmedilmesi yönündeki talebi değerlendirildiğinde İİK m. 67 hükmü uyarınca davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksızlığına karar verilmiş olması ve alacağının likit olması gerekmekte, kural olarak davalı borçlunun kötü niyetli olması şartı aranmamaktadır. Somut olayda davacının davasında haklı olduğu, dava konusu asıl alacağın fatura alacağından kaynaklı olması sebebiyle likit olduğu ve davalının haksız olarak takibe itiraz etmiş olduğu anlaşılmakla davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmekle icra dosyasında asıl alacak tutarı olan 24.143,40 TL 'nin %20'si oranında olan 4.828,68 TL'nin icra inkar tazminatı olarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davacının DAVASININ KABULÜ ile; davalının ....İcra Müdürlüğü'nün 2024/... Esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile; takibin kaldığı yerden devamına, 2-Davalının haksız itirazları nedeniyle mahkememizce kabulüne karar verilen asıl alacak tutarı olan 24.143,40 TL 'nin %20'si oranında olan 4.828,68 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli olan 1.649,23-TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 1.221,63-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarf edilen dava açılış gideri: 1.091,00-TL (başvurma, vekalet harcı ve peşin harç) davetiye, posta gideri: 130,00-TL, bilirkişi ücreti: 5.000,00-TL olmak üzere toplam: 6.221,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden AAÜT uyarınca hesap ve takdir olunan 24.143,40 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların dava şartı olan arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, arabuluculuk son tutanağı aslından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanun'un 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 3.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, HMK madde 341 hükmü uyarınca KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2025

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/693, K. 2025/922, T. 19.12.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-693-e-2025-922-k-18442573cb85