İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/564 E. 2025/973 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/564
Karar No
2025/973
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/564 Esas KARAR NO : 2025/973

DAVA : Ticaret Sicil Memurunun Kararına İtiraz DAVA TARİHİ : 24/09/2024 KARAR TARİHİ : 29/12/2025

Taraflar arasında görülen davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İDDİA VE TALEP : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kimlik bilgileri kimliği belirsiz şahıslar veya bir terör örgütü tarafından ele geçirildiğini ve kimlik bilgileri kullanılarak ... ... Sanayi Ticaret Limited Şirkete ortak olarak gösterildiğini, müvekkilinin ismi geçen şirketle hiçbir alakası olmamakla birlikte, ne bir ortaklığı ne de bir temsilcilik görevi bulunmadığını, müvekkilinin kimlik bilgilerini kullanarak mağdur eden şahıslar hakkında Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına hem de ... Cumhuriyet Başsavcılığına sırasıyla ... soruşturma sayılı dosyaları ile suç duyurusunda bulunulduğunu, ayrıca .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... sayılı dosyası ile müvekkilinin, ...nde kuruluşundan bu yana ortak olmadığının tespitine karar verildiğini, açıklanan nedenlerle davanın kabulüyle, kimlik bilgileri çalınarak ...nin şirket ortağı ve şirket müdürü olarak gözüken müvekkili hakkında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin... sayılı kararıyla şirketin kuruluşundan bu yana müvekkilinin ortak olmadığının tespitine ilişkin verilen kararın, davalı ... Sicil Müdürlüğü tarafından yerine getirilerek tescil edilmesini, hisselerinin ve müdürlük görevinin kime devredileceğinin tespit ve tescili ile şirket ortağı ve şirket müdürü olarak gözüken ...'ın ticaret sicil kaydının silinmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA VE KARŞI TALEP : Davalı ... Sicili Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Ticaret Sicili Müdürlüğü, ticaret siciline tescil konusundaki talepleri, ilgili yasanın kendisine verdiği yetki ve görev alanı içinde değerlendirdiğini ve sonuca bağladığını, yargı merci gibi hareket edemeyeceğini, bu hususun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.32’de ifade edildiğini, davacı tarafından, Müdürlüklerine bildirilen dilekçe ve ekindeki kesinleşmiş ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/... Esas sayılı dosyasında, davacının, dava konusu şirketin kuruluşundan bu yana ortak olmadığının tespitine ilişkin kararın tescili için, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.31/f.1 gereğince, ortaya çıkacak değişikliklerin tescili zorunlu olduğundan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.33 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m.36 gereğince, davalı şirkete ihtar gönderildiğini ve söz konusu Mahkeme kararının gereğinin şirket tarafından alınacak genel kurul kararı ile yerine getirilmesinin ihtar olunduğunu, anılan mahkeme hükmü tespit kararı mahiyetinde olup, davacının ortak olmadığının tespitine ilişkin kararın tesciline mahkeme tarafından hükmedilmediği gibi zaten ortak olmadığı tespit edilen ortağın payına ilişkin hüküm kurulmadığından, hem ortak olunmadığının tescili hem de bu payın akıbetine ilişkin olarak şirketin karar alması zorunlu olduğunu, açıklanan nedenlerle, mevzuata uygun işlem yapan ve davanın açılmasına sebep olmayan müvekkili yönünden davanın reddi ile müvekkilinin yargılama giderleri ile vekalet ücretinden sorumlu tutulmamasına karar verilmesi talep etmiştir. Davalı ...ne usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmış olup davalı tarafından süresi içerisinde dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği anlaşılmakla HMK M.128 hükmü uyarınca davalının dava dilekçesinde ileri sürülen vakıaları inkar etmiş sayılmasına karar verilerek yargılama yapılmıştır.

DELİLLER : Deliller; Dosya mevcudu, cevap dilekçesi, müzekkere cevapları ve bilirkişi raporudur. Mahkememizin 07/04/2025 tarihli ön inceleme duruşma tutanağı ara kararı ile İstanbul Ticaret Sicil Memurluğuna müzekkere yazılarak; davalı şirketin kuruluşundan beri tüm sicil kayıtlarını gösterir evrak örneklerinin ikmal olduğunda dosyanın Ticaret Sicili Şirketler Hukuku uzmanı bilirkişiye tevdii ile, uyuşmazlık noktaları hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir. Mahkememiz dosyasına 16/10/2025 tarihli bilirkişi raporu ibraz edilmiştir. Raporda özetle;" İnceleme ve Değerlendirme ; Aşağıdaki değerlendirmeler, sunulan cevap dilekçesi ve tarafınızca belirtilen somut olay (kimlik hırsızlığı, imza incelemesi, ... tespit kararı ve sicil müdürlüğünün red kararı) çerçevesinde, Ticaret Kanunu (TTK) hükümleri ve Ticaret Sicili Müdürlüğünün görev ve yetkileri dikkate alınarak yapılmıştır. Sicil Müdürlüğü Cevap Dilekçesinin Değerlendirilmesi Ticaret Sicili Müdürlüğü, davaya cevap dilekçesinde, TTK m. 32 ve Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 34 çerçevesinde hareket ettiğini, yargı mercii gibi hareket edemeyeceğini ve tescili zorunlu bir değişikliğin olması halinde dahi, mahkeme kararının sadece tespit niteliğinde olduğunu, tescile ilişkin hüküm içermediğini ve payın akıbetine ilişkin şirketin karar alması gerektiğini ileri sürmüştür. Bu savunma, temelde üç ana noktaya dayanmaktadır: a) Sicil Müdürlüğünün tescil incelemesi yetkisinin sınırı (TTK m. 32) b) Kesinleşmiş bir tespit kararının tescil için yeterli olup olmadığı. e) Şirketin, ortağın çıkarılmasına ilişkin iç karar alma zorunluluğu. Bu iddialar, hukuki durum ve olayın niteliği (dolandırıcılık/sahtecilik) göz önüne alındığında aşağıdaki şekilde değerlendirilmelidir: a) Ticaret Sicili Müdürlüğünün İnceleme Yetkisi ve Görevi ; Sicil müdürü, TTK m. 32 hükmü uyarınca tescil talepleriyle karşılaştığında, kanuni var olup olmadığını incelemekle yükümlüdür. Bu inceleme, özellikle tüzel kişilerin tescilinde, şirket sözleşmesinin emredici hükümlere aykırı olup olmadığını ve kanunun bulunmasını zorunlu kıldığı hükümleri içerip içermediğini kapsar. Ayrıca tescil edilecek hususların gerçeği tam olarak yansıtması ve kamu düzenine aykırı olmaması şarttır. Somut olayda, bir kişinin kimlik bilgileri çalmarak ve imzası taklit edilerek Limited Şirkete ortak olarak kaydedilmiştir. Bu durum, şirketin kuruluş aşamasında kurucu ortakların iradelerinin açıklanması ve imzaların noterce onaylanması şartlarının, sahtecilik ve dolandırıcılık yoluyla sakatlanmış olduğu anlamına gelir. Esas itibarıyla, bir kişinin ortaklık sıfatının sahtecilikle kurulduğunun tespit edilmesi, sicildeki kaydın yolsuz (hukuka aykırı) olduğunu kanıtlar. Ticaret Sicili Müdürlüğü, gerçeği tam olarak yansıtmayan, kamu düzenine ve emredici hükümlere aykırı olan tescilleri düzeltmek veya reddetmekle yükümlüdür. Yolsuz kayda (tescile) güvenerek iyiniyetli üçüncü kişilerin hak iktisabının korunmadığı da genel bir ilkedir. b) ... 6. Ticaret Mahkemesinin Tespit Kararının Tescile Etkisi Sicil Müdürlüğü, ... kararının sadece tespit niteliğinde olmasını ve tescil kararı içermemesini reddin gerekçesi olarak göstermiştir. Ayrıca şirketin bu payın akıbetine ilişkin bir genel kurul kararı almasını da istemiştir. Limited şirketlerde ortaklık sıfatının tescili, şirketin kuruluşu sırasında kurucu etkiye sahip olan sözleşme hükümleri arasındadır. Ortaklık sıfatının kazanılması ve kaybedilmesi sicile tescili gereken hususlardandır. Mahkeme, bir kişinin en başından itibaren (kuruluştan bu yana) ortak olmadığını kesin bir şekilde tespit ettiğinde, bu karar, o kişinin sicildeki kaydının yolsuz bir kayıt olduğunu gösterir. Limited şirketlerde anonim şirket genel kurul kararlarının hükümsüzlüğüne (butlan ve iptal) ilişkin hükümler kıyasen uygulanır (TTK m. 622). Genel kurul kararının kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla iptal edilmesi veya butlanının tespiti halinde, iptal hükmünün sicil dairesine bildirilmesi üzerine kararın derhal terkin edilmesi gerekir. Ortaklık sıfatının hiç oluşmadığının tespiti, şirketin kuruluşuna ilişkin kararın (ve buna dayanan tescilin) yokluk/butlan hükümsüzlüğünü andıran, hatta daha güçlü bir hukuki sonucu doğurur. Mahkeme, sahtecilik yoluyla gerçekleşen bir ortaklık tescilinin geçersizliğini tespit etmişse, sicil müdürünün görevi, tespiti yapılan bu hukuki gerçeği sicile yansıtmaktır; yani davacı adının sicilden terkinini sağlamaktır. Bu düzeltme (terkin) işlemi için ayrı bir icrai tescil hükmüne gerek olmadığı, tespit kararının mahkeme kararı ile sabit olan hukuki durumu yansıtmak bakımından yeterli olduğu kabul edilmelidir. c) Ticaret Sicil Müdürlüğünün Çıkarmaya İlişkin Talebinin Değerlendirilmesi Sicil Müdürlüğünün, şirketten çıkarılmaya ilişkin bir genel kurul kararı alınmasını istemesi hukuken hatalıdır. Çünkü şirket ortağının çıkarılması (TTK m. 638) veya ayrılması kurumları, fiilen var olan bir ortaklık ilişkisinin haklı sebeplerle sona erdirilmesini düzenler. Sahtecilik sonucu hiç ortaklık sıfatı kazanmamış bir kişi hakkında "çıkarma" prosedürünün uygulanmasını talep etmek, tespit edilen hukuki gerçeğe aykırı bir yol izlemekte ısrar etmektir. Mahkeme, bu kişinin ortak olmadığını tespit etmiştir; dolayısıyla zaten şirket içi bir karar alınması gereken bir ortaklık ilişkisi hiçbir zaman doğmamıştır. Ticaret Müdür TTK m. 33 uyarınca şirkete ihtar gönderme görevini yerine getirmiştir. Bu maddeye göre, tescili zorunlu bir hususun yerine getirilmediğini haber alan müdürlük, ilgiliyi kanuni zorunlulukları yerine getirmeye çağırır. Ancak, davacının itirazı, şirketin kararına değil, red kararına karşıdır. Davacının talebi, müdürlüğün red kararının ortadan kaldırılarak, kesinleşen mahkeme kararındaki hukuki gerçeğin (ortak olmama durumunun) sicile tescil edilmesi yönündedir. Sicil Müdürlüğünün, tescil edilecek hususun gerçeği tam olarak yansıtıp yansıtmadığını incelemekle yükümlü olduğu, kesinleşmiş mahkeme kararı ile sicildeki mevcut kaydın (davacının ortak olduğu kaydının) gerçeği yansıtmadığının tespit edilmiş olduğu, bu durumda Sicil Müdürlüğü tarafından, gerçeğe aykırı olan bu kaydın terkin edilmesi gerektiği, Sicil Müdürlüğünün, sahtecilikle hiç ortak olmayan bir kişi için ortaklıktan çıkarma (TTK m. 638) prosedürünü uygulanmasını talep etmesinin hukuken yanlış olduğu, zira çıkarma işleminin, mevcut bir ortaklık ilişkisini sona erdirdiği; oysa mahkeme kararıyla zaten ortaklık ilişkisinin hiç doğmadığının tespit edilmiş olduğu, Mahkemece: verilen kesinleşmiş tespit kararının, ortaklık statüsünün sahtecilik nedeniyle hükümsüzlüğünü ifade etmesinden dolayı, sicildeki yanlış kaydın terkinini sağlamak için yeterli olduğu, Sicil Müdürlüğünün bu kararı dikkate almaktan imtina etmesinin TTK m. 32'de belirtilen gerçeği yansıtma ve kamu düzenine uygunluk şartlarının ihlaline zımnen izin vermesi anlamına geldiği " değerlendirme ve tespitleri yapılmıştır.

GEREKÇE : Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Dava; ... ATM ... gereği, davalı şirketin kuruluşundan bu yana davacının davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine ilişkin hükmün tescili, hisselerinin ve müdürlük görevinin kime devredileceğinin tespit ve tescili ve şirket müdürü olarak gözüken davacının isminin Ticaret Sicil kaydından silinmesi talepli dava olduğu, davalılardan İTO'nun cevap verdiği, davanın reddini talep ettiği görülmüştür. Dava dosyasındaki bilgi belgeler ve dosyaya ibraz edilen rapor birlikte değerlendirildiğinde; davacının ikame etmiş olduğu, ... ATM 2014/... Esas sayılı dosyasından verilen ve kesinleşen ... sayılı karar sayılı dosyada, davacının bilgisi ve rızası olmaksızın kimlik bilgileri kullanılarak dava dışı şirket kuruluşunda ortak ve müdür olarak gösterildiğine dair işlemlerde sahtecilik (ortak ve müdür olarak davacıya izafe edilen imzaların dava eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile tespiti ile) yapılarak Ticaret Sicil Memurluğunda tescil işlemlerinin yapıldığının anlaşılması üzerine, davalı şirketin kuruluşundan bu yana davacının ortak olmadığının tespitine karar verildiği, mahkemece verilen kesinleşmiş tespit kararının, ortaklık statüsünün sahtecilik nedeniyle hükümsüzlüğünü ifade etmesinden dolayı, sicildeki yanlış kaydın terkinini sağlamak için yeterli olduğu, sicilde asıl olanın gerçek durumu yansıtmak olduğu, sahtecilik sonucu oluşmuş gerçeği yansıtmayan kaydın terkini sonrası sicilde oluşacak organ boşluğunun giderilmesinden davacının sorumluluğundan bahsedilemeyeceği bilirkişi raporunun denetime uygun hüküm kurmaya elverişli olduğu göz önüne alınarak, Davanın kabulü ile .... Asliye Ticaret mahkemesi ... sayılı 04/01/2017 karar tarihli ve 16/06/2017 kesinleşme tarihli; Davalı şirketin kuruluşundan beri davacının davalı şirketin ortağı olmadığına ilişkin kararının, davalı sicil müdürlüğü nezdinde tesciline, davacının davalı şirketin kuruluşundan beri davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğuna ilişkin, davalı sicil müdürlüğü nezdindeki ticaret sicil kaydının terkinine, davacının, davalı şirketi ortağı ve müdürü olduğuna dair sözleşme ve işlemlerde davacı kimlik bilgileri kullanılmak sureti ile sahtecilik yapıldığı, davacıya izafe edilen imzaların, davacı eli ürünü olmadığı .... Asliye Ticaret mahkemesi ... sayılı 04/01/2017 tarihli kararı ile tespit edildiğinden, sahtecilik ile oluşmuş görülen ortaklık ve müdürlük sıfatları yok hükmünde olup devir konusu yapılamayacağından, davacının hisselerini ve müdürlük görevini kime devredileceğinin tespiti ve tescili talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklanmış olduğu üzere; 1-Davanın kabulü ile .... Asliye Ticaret mahkemesi ... sayılı 04/01/2017 karar tarihli ve 16/06/2017 kesinleşme tarihli; Davalı şirketin kuruluşundan beri davacının davalı şirketin ortağı olmadığına ilişkin kararının, davalı sicil müdürlüğü nezdinde tesciline, 2-Davacının davalı şirketin kuruluşundan beri davalı şirketin ortağı ve müdürü olduğuna ilişkin, davalı sicil müdürlüğü nezdindeki ticaret sicil kaydının terkinine, 3-Davacının, davalı şirketi ortağı ve müdürü olduğuna dair sözleşme ve işlemlerde davacı kimlik bilgileri kullanılmak sureti ile sahtecilik yapıldığı, davacıya izafe edilen imzaların, davacı eli ürünü olmadığı .... Asliye Ticaret mahkemesi ... sayılı 04/01/2017 tarihli kararı ile tespit edildiğinden, sahtecilik ile oluşmuş görülen ortaklık ve müdürlük sıfatları yok hükmünde olup devir konusu yapılamayacağından, davacının hisselerini ve müdürlük görevini kime devredileceğinin tespiti ve tescili talepleri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4- Alınması gerekli olan 615,40 TL karar ilam harcından dava açılırken başlangıçta peşin olarak alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye eksik kalan 187,80 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T (madde-13 İkinci Kısım İkinci Bülüm) göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan ( 488,40 TL ilk masraf + 427,60 TL peşin harç + 2.127,50 TL posta masrafı + 8.000 TL bilirkişi ücreti olmak üzere) toplam 11.043,50 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansın arta kalan kısmı karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,

Dair, Davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/12/2025

Katip ... ¸e-imzalıdır

Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/564, K. 2025/973, T. 29.12.2025, www.arakarar.com/karar/istanbul-18-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-564-e-2025-973-k-07d388622deb