İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/69 E. 2024/724 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/69
- Karar No
- 2024/724
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/69 Esas KARAR NO : 2024/724
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 25/01/2024 KARAR TARİHİ : 14/11/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'un dava dışı ... ile genel kredi sözleşmesi imzaladığını, müvekkili ...'un ise iş bu sözleşmeye kefil sıfatıyla imza attığını, krediye karşılık ... adına kayıtlı ... İli, ... İlçesi ... Mah. ... ada ... parselde kayıtlı ... no'lu bağımsız bölüm üzerine banka lehine ipotek ipotek tesis edildiğini, keşidecileri davacılar, lehtarı banka olan bir adet bononun teminat olarak verildiğini, dava dışı bankanın teminat senedine dayalı olarak Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, takipten sonra alacağın ... tarihli sözleşme ile davalı ... ne temlik edildiğini, senedin kambiyo vasfını kaybettiğini bu sebeple takibin iptalini gerektirdiğini, ipotek tesis edilen taşınmazın cebri icra yolu ile satıldığını ve bedelinin ipotek alacaklısı olarak bankaya ödendiğini ancak icra dosyasına tahsil bildiriminde bulunulmadığını belirterek tedbir talebinin kabulü ile icra takibinin tedbiren durdurulmasına, Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası üzerinden borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, bu talebin kabul görmediği takdirde ise gerçek borç miktarının tespiti ile bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP :Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yasal dayanağı 2004 Sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi olup, kanunun Menfi tesbit ve istirdat davaları başlıklı 72. maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.(f.1) Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur. (f.son)" şeklinde düzenleme yapılmıştır. 4721 Sayılı TMK’nın 6. maddesi, 6100 Sayılı HMK'nın 190. maddesi hükümleri, doktrinde ve gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Ayrıca, ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-821 Esas 2019/58 Karar 05.02.2019 tarihli ilamında, Dava, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. Bono bağımsız borç ikrarı içeren bir senet olup, senette bedel kaydının mevcut olması hâlinde ispat yükü kaydın aksini savunan tarafa aittir. Olayda ise her iki yanın bononun mal karşılığı olmadığına dair beyanları karşısında senedin her iki tarafça da talil edildiğinin kabulü zorunludur ve bu durumda uyarınca; ispat yükünün davacı senet borçlusunda olduğu yolundaki genel kuralın yer değiştirmeyeceği ve davacının senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği kabul edilmelidir. Takibe konu senet teminat olarak değil, tahsil olunduğunda kredi borcundan mahsup edilmek üzere temlik cirosuyla temlik eden banka tarafından devralındığını, Yerleşik Yargıtay kararları gereği, teminattır ibaresi yazması dahi tek başına senedi teminat senedi haline getirmezken, davacının takibe konu senedi teminat senedi olduğu yönündeki iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesi ile de takip konusu senedin teminat senedi olduğu yazılı belge ile ortaya konulamamış olduğundan ispat edilemediğinden ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep ettiklerini, yukarıda açıklanan ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle haksız ve yersiz davanın esastan reddine, haksız dava nedeniyle davacı aleyhine alacak miktarının %20 'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Davacı taraflar, davacı ... dava dışı ... Şubesi ile genel kredi sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmeye diğer davacının kefil olduğunu, kredi sözleşmesinin teminatı olarak davacı borçlu ... adına kayıtlı ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kaim ... nolu bağımsız bölüm üzerine banka lehine ipotek tesis edildiğini, hatta ek olarak keşidecileri davacılar olan bir adet ... keşide tarihli, ... vade tarihli, ... TL bedelli lehtarı dava dışı kredi veren banka olan emre muharrer bononun da sözleşmenin teminatı olarak düzenlendiğini, dava dışı bankanın kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağı karşılığında ne ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ne de kredi sözleşmesine dayalı olarak takip başlatmadığını, sözleşme borcunun teminatı niteliği ile verilen teminat senedine dayalı olarak Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. (Eski esas no Antalya ... İcra Md. ...) sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, takipten sonra alacağın ... tarihli sözleşme ile davalı ... ne temlik edildiğini, ipotek kayıtlı taşınmazın icra dosyası nezdinde cebri icra yoluyla satıldığını, davalı şirket ve dava dışı bankanın taşınmazın satışını hiç bir şekilde dikkate almadığını, icra dosyasına tahsil bildiriminde bulunulmadığını iddia etmekle davalıya borçlu olunmadığının tespitini talep etmektedir. Davalı taraf cevap dilekçesi ile “takibe konu senet teminat olarak değil, tahsil olunduğunda kredi borcundan mahsup edilmek üzere temlik cirosuyla temlik eden banka tarafından devralındığını” savunmakla dava konusu olan bononun davacı asıl borçlu ...’un kredi sözleşmesi borçlarına binaen verildiği davalı tarafından kabul edildiği değerlendirilmiştir. Dolayısıyla taraflar arasında dava konusu bononun teminat senedi olup olmadığı konusunda uyuşmazlık olmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca dava konusu bononun keşide tarihi ile kredi ve kefalet sözleşmesinin aynı olması, keşideciler ve lehtar ile kredi sözleşmesinin taraflarının da aynı olması dava konusu olan bononun davacı asıl borçlu ...’un kredi sözleşmesi borçlarına binaen verildiğini güçlü delil teşkil etmektedir. Dava dışı bankanın dolayısıyla davalının bononun teminatı olduğu kredi çerçeve sözleşmesinden dolayı dava dışı bankaya, dolayısıyla davalıya borçlu olup olmadığının tespiti için bilirkişi raporu alınmıştır. ... tarihli bilirkişi raporundan: davacı asıl borçlu ile dava dışı banka arasında ... tarihli ... TL limitli kredi çerçeve sözleşmesi imzalandığı, diğer davacının sözleşmeye aynı tarihli kefalet sözleşmesi ile kefil olduğu, kat ihtarnamesi düzenlenme ve tebliğ tarihine göre ... tarihinde temerrüt halinin gerçekleşmiş sayılacağı, kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi ikame edildiği, dosya kapsamında davacı asıl borçluya ait ... İli ... İlçesi ... Mahallesi ... ada ... parselde kaim ... nolu bağımsız bölümün satılarak paraya çevrildiği, taşınmazın satışından icra dosyasına ... tarihinde ... TL, ... tarihinde ... TL ve ... tarihinde ... TL olmak üzere toplam ... TL tahsilat yapıldığı, harç kesintisi sonrasında ipotek alacaklısı temlik eden ... na ... TL'nin ... tarihinde dosyadan ödendiği, takip dosyasındaki talep edilen faiz oranının mevzuata göre belirlenen faiz oranları ile uyumlu olduğu, fazladan talep edilen bir faiz oranı bulunmadığı, her ne kadar raporda dava tarihi ... tarihi olarak tespit edilip alacak buna göre hesap edilmişse de dava tarihinin ... olması nedeniyle mahkememizce yeniden buna göre yapılan sonuç hesaplamaya göre dava tarihi itibariyle ... TL asıl alacak, ... TL temerrüt faizi alacağı bulunduğu anlaşılarak, bilirkişi raporunun yargı ve mahkeme denetimine açık olduğu değerlendirilerek hükme esas alınmıştır. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın kısmen kabulü ile Antalya Genel İcra Müdürlüğü ... E. (Eski esas no Antalya ... İcra Md. ...) sayılı takip dosyasında ... tarihinde dosyaya kaydedilen ... tarihli kapak hesabında davacıların ... TL asıl alacağın ... TL’sinden; ... TL işlemiş faizin ... TL’sinden sorumlu olmadığının tespitine, takibin bakiye kalan alacak yönünden kaldığı yerden devamına, 2-Davacı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesine göre alınması gereken(dava değeri ... TL) ... TL nisbi harçtan davacının yatırdığı ... TL peşin harç, ... TL peşin harç olmak üzere toplam ... TL’nin mahsubu ile kalan ... TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödeneceği öngörüldüğünden; arabuluculuk gideri olan ... TL’nin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 5-Davacı tarafından yatırılan toplam peşin harç ... TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 6-Davacı tarafından yapılan ve UYAP sisteminde dökümü bulunan toplam ... TL masrafın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, artan gider avansının resen HMK 333. maddesi gereğince karar kesinleştikten sonra masrafı kendisine ait olmak üzere davacının göstereceği bir IBAN/hesap numarasına yatırılmasına ancak hesap numarası bildirilmemiş veya bildirilmez ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmesine, 7-Davacı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 8-Davalı kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT ye göre hesaplanıp takdir olunan ... TL nisbi vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren HMK'nin 345/1 maddesi gereğince iki hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı kabil kalmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14/11/2024
Katip ... ¸e-imzalıdır
Hakim ... ¸e-imzalıdır