İlk Derece Mahkemesi · İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/317 E. 2024/982 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/317
Karar No
2024/982
Karar Tarihi

T.C.

İZMİR

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/317 Esas

KARAR NO : 2024/982

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 16/04/2024

KARAR TARİHİ : 27/11/2024

Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.

İDDİA VE TALEP:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı müvekkil çeşitli medikal ürünlerin ticari anlamda satımı işi ile iştigal ettiği, müvekkilinin davalı borçluya aralarındaki cari hesap gereğince bir takım medikal ürünleri teslim ettiği, ancak davalı borçlu tarafından ticari satım gereğince ödenmesi gereken satım bedeli ödenmediği, davalı şirket ile haricen yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığı, bu nedenle borcun tahsili için İzmir... İcra Müdürlüğü ... esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı ancak davalı borçlu tarafça icra dosyasına itiraz edildiği ve takibin durduğunu belirterek davalının itirazın iptali ile takibe konu asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP VE SAVUNMA:

Davalıya dava dilekçesi tebliğ edilmiş davalı davaya cevap vermemiştir.

DAVA:

Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

DELİLLER:

-İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosya sureti,

-Bilirkişi ...r'ın 26/08/2024 tarihli raporu.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.

İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i) İlamsız takip yapılmış olması,

ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,

iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-1663 E., 2021/1070 K. sayılı kararında da değinilmiştir.

Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü, Kanun’da özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalar göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde; davacının, davalı aleyhinde İzmir ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında ticari satımdan kaynaklanan cari hesap alacağına istinaden 30.319,30 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlattığı, ödeme emrinin davalı borçluya 27/01/2024 tarihinde tebliğ edildiği, davalı borçlunun 24/01/2024 tarihinde yasal süresi içerisinde yetkiye, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine davacının iş bu itirazın iptali davasını bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde ikame ettiği, davalı ile aralarında satım sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme kapsamında davalıya takibe dayanak cari hesaba konu malın teslim edildiği, davalının cari hesap bakiyesini ödemediği, itirazın haksız olduğunu iddia ettiği ve davalı tarafından takibe yapılan itirazın iptalini talep ettiği, davalının davaya cevap vermediği, davacının iddialarını inkar etmiş sayıldığı, taraflar arasında satım sözleşmesi bulunup bulunmadığı, takibe dayanak cari hesaba konu mal ve hizmetin davalıya teslim edilip edilmediği, bedelinin ödenip ödenmediği, davacının cari hesap nedeniyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacaklı olduğu miktarın ne kadar olduğu ve takibe yapılan itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda uyuşmazlık olduğu anlaşılmıştır.

Her iki tarafı tacir olan ve tarafların ticari işletmesini ilgilendiren, ticari satımdan kaynaklanan nispi ticari dava niteliğindeki uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olduğu belirlenmiştir.

Mahkememizce taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ilişki var ise bu ilişkinin ticari defterlere ne şekilde yansıdığı ve takibe konu alacağın varlığı ve miktarına ilişkin olarak taraf defterlerinin bilirkişi tarafından incelenmesine karar verildiği, bu kapsamda 19/07/2024 tarihli celsede davalıya 2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak veya bulunduğu yeri bildirmek üzere 2 haftalık kesin süre verildiği, bu kapsamda duruşmada hazır bulunmayan davalıya meşruhatlı davetiye çıkartıldığı ve tebliğ edildiği ve kesin sürenin sonuçlarının ihtar edildiği, davalının kendisine yapılan usulüne uygun ihtara rağmen ticari defter ve kayıtlarını sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, davacı vekilinin ise ticari defter ve kayıtların bulunduğu adresi bildirdiği, mahkememizce davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde mahalinde inceleme yapılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişinin 26/08/2024 tarihli raporunda, davacının davaya konu uyuşmazlık dönemine ilişkin defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının kendi defterlerine göre cari hesaptan kaynaklı olarak takip tarihi itibariyle davalıdan takip konusu asıl alacak tutarı olan 30.319,30 TL tutarında alacaklı olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirildiği görülmüştür.

6100 sayılı HMK'nun 222.maddesine göre ticari defterlerin delil olarak kabul edilebilmesi için kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamasının şart olduğu, ayrıca bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerin sahibi veya halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunların aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmemesi yahut defter ve kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ile ispatlanmamış olması gerektiği, diğer tarafın anılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi halinde ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtların birbirinden ayrılamayacağı, açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtları birbirini doğrulamayan ticari defter ve kayıtların sahibi aleyhine delil olacağı, somut uyuşmazlıkta davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacının defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendisi lehine delil vasfına sahip olduğu, davacının takip tarihi itibariyle 30.319,30 TL tutarında davalıdan alacaklı olduğu, davalının ise usulüne uygun ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmadığı ve bulunduğu yeri bildirmediği, 6100 sayılı HMK'nın 222/3. maddesi uyarınca usulüne uygun yapılan ihtarata rağmen defter ve kayıtlarını sunmayan davalının davacının defter kayıtlarının aksini yani taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını, takip ve davaya dayanak cari hesap içeriğine konu mal veya hizmetin kendisine teslim edilmediğini veya mal veya hizmet bedelinin ödendiğini ispat etmesi gerektiği, davalının dosya kapsamı itibariyle herhangi bir ispat vasıtası sunmadığı, bu halde davalının karşı ispat yükümlülüğünü yerine getirmediği, buna göre davacının taraflar arasındaki temel ilişki ile takip ve dava konusu asıl alacağının varlığını ispat ettiğinin kabulü gerektiği, temel ilişki ispatlandığından İİK'nun 50, TBK'nun 89 ve HMK'nun 10.maddeleri uyarınca davacının yerleşim yeri olan İzmir icra dairelerinin takipte yetkili olduğu, davalı tarafından takibe yetki yönünden yapılan itirazın da yerinde olmadığı, davalının takip ile temerrüde düştüğü, tarafların tacir olmasına göre davacı tarafından talep edilebilecek faizin avans faizi olduğu, ayrıca uyuşmazlığa konu alacak miktarı likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal şartlarının oluştuğu, mahkememizce alınan bilirkişi raporunun usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olduğu, iddia ve savunmanın ileri sürülüş biçimi, mahkememizce yapılan incelemenin niteliğine göre başkaca araştırma yapılmasına lüzum bulunmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle:

1-Davanın KABULÜ ile İzmir... Müdürlüğü'nün... esas sayılı takip dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen DEVAMINA,

2-30.319,30 TL alacak üzerinden %20 oranında hesaplanan 6.063,86 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,

3-Alınması gerekli 2.071,11 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.643,51 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDEDİLMESİNE,

4-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvuru harcı, 427,60 TL peşin harç, 3.000,00 TL bilirkişi ücreti, 80,00 TL müzekkere-tebligat-posta giderinden oluşan toplam 3.935,20 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili davacıya ÖDENMESİNE,

5-Davacı kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/1-4. maddesi uyarınca takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,

6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansından bakiye miktarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara İADESİNE,

7-İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun...sayılı arabuluculuk dosyasında suçüstünden karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-11-13. maddesi uyarınca davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAD KAYDINA,

Dair, karar HMK 341vd maddeleri gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Mahkememize veya aynı nitelikteki başka yer Mahkemesine verilecek dilekçe ile İzmir Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/11/2024

Katip ... Hakim ...

E-İMZA E-İMZA

Atıf: İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/317, K. 2024/982, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-317-e-2024-982-k-5319701602a6