İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/52 E. 2024/52 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/52
- Karar No
- 2024/52
- Karar Tarihi
T.C. ... 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/52 Esas - 2026/93 T.C. ... TÜRK MİLLETİ ADINA 6.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/52 Esas KARAR NO : 2026/93
DAVA : Menfi Tespit (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 13/12/2018 KARAR TARİHİ : 10/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/03/2026 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle: davalı ...A.Ş'nin müvekkillerinin murisi ... aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğünün ...esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlattığını, daha sonra davalı ... Bankası'nın dosya alacağını diğer davalı ... A.Ş'ye temlik ettiğini, İcra takibine konu alacağın ...Etimesgut şubesince ...'a verilen zirai krediden kaynaklandığını, davacılar murisi ... aleyhine kefil sıfatıyla icra takibi yapıldığını, muris ...'ta ilgili yapılan icra takibinin hukuka aykırı olduğunu, kefilin borçtan sorumlu olması ancak kefalet akdinden sonra borçlunun iflas etmesi veya hakkında takip yapılıp alacaklının hatası olmaksızın karşılıksız kalması veya borçlu aleyhine takip yapılmasının imkansız hale gelmesi ile mümkün olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarının da bu yönde olduğunu, .... .... .... K sayılı kararlarında değinilen nedenlerle ve BK'nın 486. Maddesi uyarınca davalı tarafın müvekkilinin hakkında başlatmış olduğunu takipte haksız ve kötü niyetli olduğunu, beyanla müvekkillerinin aleyhine ... 5. İcra Müdürlüğü'nün ...esas nolu icra takip dosyası üzerinde yapılan takibin hukuki şartları oluşmadan yapıldığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmeden kaynaklanan davalarda yetkili mahkeme 6100 HMK 'nın 10. Maddesine göre sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesi olduğunu, bu meyanda, somut olayda yetkili mahkemenin ... ... Adliyesi Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu, ayrıca zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, husumet ve derdestliğe ilişkin itirazları bulunduğunu, davacıların takip konusu alacak miktarı üzerinden nispi harç yatırması gerektiğini, davacıların takip konusu borca ilişkin müteselsil kefil sıfatıyla borçlu olduklarını, müteselsil kefalet durumunda alacaklının doğrudan müteselsil kefile başvurma hakkı bulunduğunu, davacıların mirası reddetmemiş olması sebebiyle borçlu konumunda olduklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ...cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili banka ...'tan alacaklı olduğu için .... .... .... esas sayılı icra dosyası üzerinden borçluya karşı icra takibi başlatmak zorunda kaldığını, vefat etmiş olan .... .... .... ise sağlığında ...'a ait kredi borcuna kefil olduğunu, müvekkili Banka, icra takibine konu alacağı 15.09.2015 tarihinde -BK'da belirtilen şartlara uygun olarak ... .... .... Sağlık Tur. Eğit. Hizm. Ve İnş. Ltd. Şti.ye temlik ettiğini, Müvekkili Banka, alacağını temlik ettiğinden söz konusu alacakla hiçbir bağlantısı kalmadığını, Banka'nın bu dava ve yapılan takipte taraf olması mümkün olmadığını, müvekkili aleyhine açılmış olan haksız davanın reddine ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkillerinin murisinin dava konusu borca kefil olmadığını, sözleşme üzerindeki imzanın müvekkillerinin murisine ait olmadığını, bu hususların tespitine ve davalarının kabulüne karar verilerek müvekkilleri aleyhine ... 5.İcra Müdürlüğü'nün ...Esas nolu icra takip dosyası üzerinde yapılan takibin hukuki şartları oluşmadan yapıldığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmesini, aralarında hukuki ve fiili bağlantı olan ... 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/52 E., sayılı dava dosyası ile mahkemeniz dava dosyasının HMK m.208/3, m.163, m.164 ve m.166 hükümleri gereğince birleştirilmesine karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesini talep etmiştir. Eldeki (asıl) davanın ilk olarak ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/698 Esasına kayden açıldığı, ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce 2018/698 Esas 201/34 Karar sayılı ve 21/01/2021 tarihli kararda özetle; davada ... ... Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verildiği, işbu yetkisizlik kararının istinaf edilmeksizin kesinleşmesi ve gönderme talebi üzerinde dosya gönderilmekle ... ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2021/183 Esas kaydını aldığı, ... ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesince 2021/183 Esas, 2021/189 Karar sayılı 15/06/2021 tarihli kararda özetle, karşı yetkisizlik kararı verildiği, böylece olumsuz yetki uyuşmazlığı meydana geldiğinden dosyanın merci tayini için istinafa gönderildiği, ... BAM 13. Hukuk Dairesi'nin 2021/1280 Esas, 2021/1236 Karar sayılı ve 19/10/2021 tarihli kararında özetle; ... 5. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yargı yeri olarak belirlendiği, dosyanın ... 5. Asliye hukuk Mahkemesi 2021/740 Esas kaydını aldığı, ... 5. ASHM 2021/740 esası üzerinden yapılan yargılama sonucunda özetle; alacaklı (temlik eden banka, temlik alan şirket) borcun tahsili için tüm borçlulara aynı anda başvuru yapabileceğinden takip tutarındaki borcun tamamından muris müteselsil kefil ...'un sorumluluğunun bulunduğu, takip tutarının tamamı üzerinden sorumluluk hesaplandığı, adi kefalet olmadığından borcun ayrımının yapılmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verildiği görülmüştür. Karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... BAM 21 HD. 2023/1742 Esas, 2023/1828 Karar sayılı ve 20/12/2023 tarihli kararda özetle; Genel Kredi Sözleşmesi'ne dayalı davaların TTK'nın 4. maddesi kapsamında ticari dava niteliği bulunduğundan ve TTK'nın 7. maddesinde ki kefalete ilişkin düzenlemede gözetildiğinde görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu gerekçesiyle; ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak dosyanın ... Ticaret Mahkemelerine tevzi edilmesine dair karar verildiği anlaşılmıştır. Anlatılan safahat üzerine dosyanın mahkememize tevzi edilmekle 2024/52 Esas kaydını aldığı görülmüştür. Mahkememizin 2024/52 Esas kaydı üzerinden yapılan yargılamanın devamında davacılar tarafından aynı davalılar aleyhine, aynı icra takibine yönelik bu kez imza inkarına(sahtelik iddiasına) dayalı olarak ... 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/440 Esasına kayden menfi tespit davası açıldığı, anılan davanın işbu 2024/52 Esas sayılı davamız ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Asıl ve Birleşen davalar; ticari krediden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinden ötürü borçlu bulunmadığının tespiti ve takibin iptali istemine ilişkindir. Asıl davanın dava dilekçesindeki ileri sürülüş ve dayanılan içtihatlar gözetildiğinde, asıl davanın hukuki dayanağı olarak borcun tüketici kredisinden kaynaklandığı ve BK'nın 486. Maddesi uyarınca adi kefalet çerçevesinde asıl borçluya başvurulmadan kefilden borcun ifasının istenemeyeceği iddiasına dayanıldığı; birleşen davanın ise imza inkarına dayalı olduğu anlaşılmıştır. Asıl davada yargılamanın ileriki safhasında davacı vekilinin imza itirazı ileri sürerek imza incelemesi talebinde bulunduğu, bu talebin mahkemece reddedilmesi üzerine birleşen davanın ikame edildiği anlaşılmış olup öncelikle bu hususa değinmek gereklidir. Asıl dava, basit yargılama usulüne tabi olup, dava dilekçesinde imza inkarı/sahtelik iddiası ileri sürülmeyip aksine akdi ilişki inkar edilmeksizin yalnızca asıl borçluya başvurulmadan kefilden borcun ifasının istenilemeyeceği hukuksal sebebine dayanıldığı, yine dosya asliye hukuk mahkemesi nezdinde iken sunulan cevaba cevap dilekçesinde kefalet ilişkisinin kabul edildiği ancak kefaletin adi kefalet olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür. Mahkememizce asıl dava kapsamında; taraflar arasındaki davaya/icra takibine konu alacağın tarımsal kredi sözleşmesinden kaynaklandığı, davacıların murisi ...'un sözleşme kapsamında kefaletinin bulunduğu ve alacağın davalı ...tarafından diğer davalı ... AŞ'ye temlik edildiği hususlarında ihtilaf bulunmadığı değerlendirilerek; Uyuşmazlığın; alacağa dayanak kredinin tüketici kredisi mi ticari kredi niteliğinde mi olduğu ile yine davacılar murisinin kefaletinin müteselsil kefalete mi yoksa adi kefalaete mi ilişkin olduğu hususlarında toplandığı ayrıca davalılardan ...yönünden taraf sıfatı(husumet) bakımından da uyuşmazlık bulunduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; kural olarak sahtelik iddiası her zaman ileri sürülebilir ise de, somut olayda asıl dava kapsamında başlangıçta akdi ilişki kabul edilerek yalnızca kefaletin hukuksal niteliği ihtilaf konusu yapıldığından, artık davada ileri sürülen iddianın genişletilmesi veya dayanılan maddi vakıaların değiştirilmesi bakımından herhangi bir ıslah yapılmadığına göre asıl dava yönünden kefalet ilişkisinin varlığının ve dolayısıyla imzanın aidiyeti hususunun uyuşmazlık konusu olmadığı anlaşılmakla aşamalarda imza incelemesi yaptırılması talebi yerinde görülmemiştir. Nitekim davacı vekili yargılamanın devamında 21/01/2021 tarihli celsede imzanın davacılar murisine ait olmadığını ileri sürmüş ise de bu husus somut dosya bakımından iddianın genişletilmesi niteliğinde olup davalının açık muvafakati bulunmadığından ve bu hususta ıslah yapılmadığından dikkate alınmamıştır.(Aynı yönde bkz. Y.19. HD. 2017/2475 E., 2019/607 K.) Bununla birlikte davacılar vekili tarafından imza inkarına dayalı yeni bir dava açılarak birleştirilmesi sağlanmakla anılı husus uyuşmazlık konusu haline getirildiğinden; birleştirme akabinde yürütülen yargılamada imza incelemesi yapılmıştır. İmza incelemesi hususunda grafoloji bilirkişi tarafından tanzim edilen 08/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "İncelemeye konu sözleşmede (her iki nüshasında) adına atılı bulunan imzaların, ... eli ürünü olduğu" hususları belirtilmiştir.
Diğer yandan yine öncelikle ele alınması gerekli bir diğer husus husumet(taraf sıfatı) meselesidir. Bilindiği üzere dava konusu sübjektif hak(dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkinin varlığı medeni usul hukukumuzda "sıfat" olarak tanımlanmaktadır ve bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin o dava ile ilgili kimseler olması zorunludur. Taraf sıfatı(husumet) ve sıfat yokluğu, davada taraf olarak görünen kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itiraz niteliğindedir ve yargılamanın her aşamasında, isteme gerek kalmaksızın mahkemece kendiliğinden gözetilmesi zorunludur. Aynı yönde Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün, 2013/439 Esas ve 2013/1595 Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatına ilişkin anlatılanlar doğrultusunda, öncelikle taraf sıfatı(husumet) yönünden yapılan değerlendirme sonucunda eldeki davaya konu alacağın ve takip dosyasının davalı ...tarafından alacağın temliki suretiyle dava tarihinden önce diğer davalı ...'e devredildiği(temlik edildiği) sabit olup tarafların da kabulündedir, yine temlik olgusunun davacı tarafından da bilinmekte olduğu dava dilekçesi içeriğinden de anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca eldeki davada davalı ...AŞ'nin pasif husumeti bulunmadığı anlaşılmakla adıgeçen davalı yönünden aslı ve birleşen davalerın sıfat yokluğu sebebiyle reddi gerekmiştir.(Aynı yönde bkz. Y. 19 HD. 2018/1888 E., 2019/2162 K., 01/04/2019 T.) Diğer davalı ... AŞ yönünden taraf sıfatında eksiklik bulunmadığı pasif husumetinin varlığı anlaşılmakla uyuşmazlığın esası değerlendirilmiştir. İmza inkarı/aidiyeti hususunda mahkememizce grafoloji bilirkişi marifetiyle yapılan inceleme kapsamında hükme esas alınan 08/10/2025 tarihli rapora göre sözleşmede davacılar musrisi ... adına bulunan imzaların yine davacılar murisi ... .... .... eli ürünü olduğu anlaşılmıştır. Raporun bilimsel metotla oluşturulduğu ve denetime elverişli hazırlandığı toplanılan imza örneklerine ve delillere uygun düştüğü görülmüş bu nedenlerle rapor hükme esas alınarak rapora yönelen soyut itirazlar yerinde görülmemiştir. Asıl dava yönünden; ileri sürülen vakıa ve olguların ele alınmasına, davada özetle takibe dayanak borcun tüketici kredisinden kaynaklandığı, kefaletin adi kefalet niteliğinde olduğu, kefaletin müteselsil kefalet olacağına yönelik kayıtların hükümsüz olduğu ve BK'nın 486. Maddesi uyarınca asıl borçluya başvurulmadan kefilden borcun ifasının istenemeyeceği ileri sürülerek takibin iptali talep edilmiş ise de; taraflar arasındaki uyuşmazlığa konu alacağın tarımsal krediden kaynaklandığı, dolayısıyla tüketici kredisi niteliğinde olmadığı, yine sözleşme tarihine göre uyuşmazlığın 818 Sayılı BK hükümleri kapsamında ele alınması gerektiği anlaşılmıştır. Konuya ilişkin 818 Sayılı BK'nın 487. Maddesi; "Kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıile veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasınıderuhde etmişise alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir. Bu babın hükümleri, bu nevi kefalete de tatbik olunur." şeklindedir.
Yine mülga 818 sayılı Yasa'nın kefaletin geçerlilik şartlarına ilişkin 484. Maddesi ise; Kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mes 'ul olacağı muayyen bir mikdar iraesine mütevakkıftır. şeklindedir. Görüleceği üzere 818 Sayılı BK, 6098 sayılı TBK ile getirilen bir takım ek şekil şartlarını (kefilin kendi el yazısı/tarih, eş rızası vs) öngörmemiştir. Somut uyuşmazlıkta BK'ya göre kefaletin geçerli olduğu davacılar murisinin müteselsil kefil sıfatı taşıdığı, bu itibarla asıl borçluya müracaat edilmeksizin kefile başvurulabileceği anlaşılmıştır.(Bkz. Y. 19 HD. 2012/7362 E., 2012/14732 K.) Hal böyle olunca asıl dava yönünden somut olay bakımından uygulanması gereken 818 sayılı BK’nun 487.maddesi uyarınca alacaklı, asıl borçluya müracaat etmeden önce müteselsil kefil aleyhinde icra takibine girişebileceğinden ve mirası reddetmemiş olan mirasçı davacıların krediden kaynaklanan kefalete dayalı borçtan sorumlu oldukları anlaşıldığından asıl davanın reddi gerekmiştir, birleşen dava yönünden ise yukarıda açıklandığı üzere imza incelemesi çerçevesinde imza inkarı yerinde görülmediğinden davanın reddi gerekmiştir. Sonuç olarak asıl ve birleşen davada davalı ...... AŞ yönünden, sübut bulmayan davanın esastan reddine dair ve davalı TC ...AŞ. yönünden ise husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. Bununla birlikte İİK'nın 72. Maddesi uyarınca koşulları oluşmadığından davalı yanın tazminat istemi yerinde görülmemiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; A)Asıl Dava Yönünden: 1-Davacılar tarafından davalı ... .... .... Turizm Eğitim Hizmetleri Ve İnşaat Taahhüt AŞ. aleyhine açılan DAVANIN REDDİNE, 3-Davalı yanın İİK'nın 72. Maddesine dayalı tazminat isteminin reddine, 4-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının, önceden alınan 35,90 TL Peşin harç ile 3.062 TL tamamlama harcı toplamı 3.097,90 TL harçtan mahsubu ile fazla 2.365,90 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 5-Davacıların karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davalı ......AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... .... .... Turizm Eğitim Hizmetleri Ve İnşaat Taahhüt AŞ.'ye verilmesine, 7-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, B)Birleşen ... ... .... .... .... ... .... .... Eğitim Hizmetleri Ve İnşaat Taahhüt AŞ. aleyhine açılan DAVANIN REDDİNE, 3-Alınması gereken 732,00 TL maktu karar ve ilam harcından 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacıların karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı ......AŞ kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı ... ... Sağlık Turizm Eğitim Hizmetleri Ve İnşaat Taahhüt AŞ.'ye verilmesine, 6-Gider avansından sarf edilmeyen miktarın 6100 Sayılı HMK'nın 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde iadesine, Dair, davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, diğerlerinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ... Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/02/2026
Katip 304092
Hakim 215864
BU BELGE GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞTIR