İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/1169 E. 2026/283 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/1169
Karar No
2026/283
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/1169 Esas KARAR NO : 2026/283

DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 12/12/2025 KARAR TARİHİ : 08/04/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ; TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile 1.04.2025 tarihinde Müvekkiline ait ..... plakalı araçta tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kaza sonucunda müvekkiline ait araç ağır hasar almış olup pert işlemi gördüğünü, gerçek zararın belirlenmesi mümkün olmadığından, öncelikle müvekkilinin aracının hasarsız piyasa rayiç değerinin tespiti ve temerrüde düştüğü tarihten itibaren avans faizle birlikte davalıdan talep edilmekte olup, yargılama esnasında yapılacak bilirkişi incelemesinde daha yüksek bir miktar ortaya çıkması durumunda fazla talepler de saklı tutulduğunu, bu nedenlerle Müvekkiline ait araçtaki bakiye pert farkı bedeli için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve dava değeri belirlenebilir hale geldikten sonra artırılmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL'nin kaza tarihinden itibaren işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilerek davanın kabulüne, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile müvekkili şirkete yapılan başvuru neticesinde gerekli değerlendirmeler yapılarak başvurucuya ait aracın değeri 800.000,00 TL olarak tespit edişmiş ve sovtaj bedeli olan 435.500,00 TL düşülerek geriye kalan tutar olan 364.500,00 TL hasar bedeli ödemesi 03.06.2025 tarihinde yapılmıştır. Ancak davacı taraf bakiye talep ile ilgili işbu dava ikame edilmiştir. Müvekkil şirket tüm sorumluluklarını yerine getirmiş olup davacı tarafın talepleri haksız ve mesnetsizdir. Müvekkili şirketçe yapılan pert bedeli tespiti doğru olup bağımsız eksper aracılığı ile bu işlem yapılmış ve bedel takdir edilmiştir. Bu bakımdan davacı yanın talebi haksızdır. Haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeniyle maddi tazminat talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda; davacı ile davalı sigorta şirketi arasında ..... plakalı araç için kasko sigorta poliçesi imzalanmıştır. Davacı gerçek kişi olup açılan dava ticari dava niteliğinde değildir. Davacı gerçek kişi 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3. Maddesi k bendi kapsamında tüketici olduğundan uyuşmazlığın çözümünde tüketici mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince davanın usulden reddine, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna ilişkin yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA, 3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA, 5- Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 08/04/2026

Katip ..... e-imzalıdır

Hakim ..... e-imzalıdır

"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/1169, K. 2026/283, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-1169-e-2026-283-k-fd096d673b38