İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/48 E. 2024/419 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/48
Karar No
2024/419
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/48 Esas - 2024/419

T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2024/48 KARAR NO : 2024/419

DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü DAVA TARİHİ : 05/02/2024 KARAR TARİHİ : 17/10/2024 KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 31/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde ve sair beyanlarında özetle; müvekkili bankanın, sektöründe öncü, sunduğu hizmetler ve hizmetlere bağlı markaları ulusal ve uluslararası düzeyde tanınmış olup, ... ve ... esas unsurlu bir çok tanınmış ve tanınmış marka serilerinde yer alan markaların sahibi olduğunu, müvekkil banka kredi kartı programlarından biri olan "... Kart"ın lansmanı 28 Mayıs 2001 tarihinde gerçekleştirilmiş olup ... Kredi Kartı Kartlı Ödeme Sistemleri Pazarı'nda ilk 3 banka arasında yer aldığını, müvekkil banka ... sayılı “...” Tanınmış markası ile işbu markadan türetilmiş olan "..." esas unsurlu seri markaların sahibi olduğunu, "..." ‘nin ... Kart kullanıcıları için geliştirilen müvekkil banka hizmetlerinde kullanılan yapay zeka ve doğal dil işleme teknolojileri sayesinde her geçen gün kendini geliştiren müşteri asistanı olarak tanımlanmış olup, ... veya ... Mobil'den kullanıcılarına sunulan bir hizmetin adı olduğunu, 17 Ekim 2018’de lansmanı yapılan yapay zeka teknolojisi ve doğal dil işleme yeteneğine sahip kişisel asistan hizmeti ..., 29 Kasım 2018’de müvekkil banka müşterileri kullanımına sunulduğunu, davaya konu markanın itiraza mesnet markalar ile aynı olduğunun tartışma konusu olmadığını, davaya konu marka başvurusunda "..." kelimesi müvekkil banka ... seri markaları ile fonetik, anlamsal ve görsel benzerlik bulunduğunu, müvekkil bankanın tanınmış markası olan "..." markasından oluşturulan ... seri markaları ile davaya konu markanın karıştırılacağının sabit olduğunu, "..." kelimesinin ayırt ediciliğinin olmadığı ve buna karşılık müvekkil banka tarafından yaygın şekilde ... markalarının kullanıldığını, söz konusu markanın tanınmış marka olan ... markasından türetilmiş olduğunu ve ... esas unsurlu bir çok markanın tescilli olduğu ve seri marka oluşturmuş olduğu gerçeği karşısında davaya konu kararın hatalı olduğunun açık olduğunu, davalı Kurum'un davaya konu kararının önceki kararları ile çeliştiğini, idari bir kurumun kararlarının yeknesaklığı hukuk devleti ilkesinin bir gereği olduğunu, davalı kurum daha önceki kararlarında "...", "..." gibi ana unsuru "..." kelimesi olan diğer marka başvurularını reddettiğini, davalı Kurum kararlarının yeknesaklığı gereği de işbu kararın iptali gerektiğini, davalı marka başvurusu kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin 07 / 09 / 35 / sınıflar olduğunu, müvekkil banka marka başvurularının da aynı markaları kapsamakta olduğu gibi müvekkil bankanın ana faaliyet alanına konu hizmetler olduğunu, “tanınmışlık seviyesine ulaşan marka” ile “tanınmış marka” kavramlarının esasen aynı kavramlar olduğunu, müvekkil banka adına tescilli tanınmış ... markası ile iş bu markadan türemiş olan ... esas unsurlu seri markalarının tüm sınıflar bakımından koruma altında olduğunun tartışmasız olduğunu, davalı marka başvurusundan önce tanınmışlık düzeyine ulaşan markalar da aynı şekilde tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma altında olduğunu, davalı markası ile müvekkil banka markalarının karıştırılma ihtimalinin varlığının sabit olduğunu, davalı şirketin başvurusu ve müvekkil banka markaları arasında ilişkilendirilme, seri markalarından biri olarak algılanma ihtimali müvekkil banka itibarından haksız kazanç elde etme ve müvekkil banka itibarına zarar verme ihtimalleri olduğunu, davalı markasının tescili haksız yararlanmaya neden olacağını, müvekkil bankaya ait markaların, SMK 7/2/c maddesince de koruma altında bulunuyor olması sebebiyle söz konusu marka başvurusunun kullanılmasının önlenmesini talep ettiklerini, marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ifade ederek davalı ... 06.12.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptali ile davalı marka başvurusunun reddine, diğer davalı adına ... nezdinde 18.08.2021 başvuru tarihli ... başvuru numaralı şekil markasının tescil başvurusunun tescil işlemlerinin tamamlanması halinde hükümsüz sayılmasına ve Markalar Sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı yanın taleplerine gerekçe olarak, hak sahibi olduğu markalar ile iptali istenen marka arasında görsel veya anlamsal herhangi bir benzerlik bulunmadığı gibi, standart bir kullanıcının veya tüketicinin bu markalar arasında bir benzerlik olduğunu düşünmesi, yanılgıya düşmesi, müvekkil şirketin bu durumdan menfaat elde etmesi gibi bir durum da söz konusu olmadığını, ''...'' kelimesinin kökeni İngiliz Dilinde ''büyük'' anlamına gelen, bu nedenle ülkemizden ziyade, tüm dünya çapında kullanımı bulunan, genel geçer bir kelime olup, ayırt ediciliği bulunan, davacının tekelinde olan bir ibare olmadığını, müvekkil şirkete ait ''...'' markası da, ''...'' ibaresinden bağımsız, davacının sahibi olduğu markaları anımsatmayan ve en önemlisi, davacının ana faaliyet alanları dışında tescili ve kullanımı olan bir marka olduğunu, müvekkile ait ''...'' markası, tescili bulunan faaliyet alanlarında, yani davacının faaliyet alanları dışında markasını kullanmakta olup, bugüne kadar bu kullanımdan dolayı da davacının iddia ettiği gibi, davacıların markalarının bilinirliğinden faydalanılmasının söz konusu olmadığını, olmasının da mümkün olmadığını, ortalama bir tüketiciden ziyade, tüm kullanıcılar açısından davacının iddia ettiği gibi bir algı oluşmasının söz konusu olmadığını, dilekçe ekinde sunmuş olduğu, müvekkile ait markanın kullanımını gösteren broşürler ve ekran görüntülerinde görüldüğü üzere, davacının maliki olduğu markaları yakından uzaktan anımsatmasının söz konusu olmadığını, ekran görüntüsüne konu müvekkil şirket ürününün kullanımına dair linklere de aşağıda yer verildiğini, ..., müvekkile ait markanın logosu ile davacının maliki olduğu markalara ait logolar arasında da bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenlerle davacının davasının ve tüm taleplerinin reddi gerektiğini, emsal karara yer vererek verilen emsal Yargıtay kararlarına konu olan yargılamalarda da, dava konusu ile benzer markalar yargılamaya konu olmuş, yerel mahkemeler tarafından davalı kurumun kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü taleplerinin reddine karar verilerek, kararın Yargıtay tarafından onandığını, mezkur davanın da reddi gerekmekle birlikte, mahkeme tarafından gerekli görülmesi halinde, alanında uzman bilirkişilerden oluşan heyetten bilirkişi raporu aldırılmasını talep etiğini, alınacak bu uzman görüşü ile de davacının iddialarının yerinde olmadığının anlaşılacağını ifade ederek davacının davasının ve tüm taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMA: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ...’nun 06.12.2023 tarih ve ... sayılı kararının iptali ile davalı marka başvurusunun reddine, diğer davalı adına ... nezdinde 18.08.2021 başvuru tarihli ... başvuru numaralı şekil markasının tescil başvurusunun tescil işlemlerinin tamamlanması halinde hükümsüz sayılmasına ve markalar sicilinden terkinine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. ...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... sayılı "..." ibareli marka başvurusu, 07, 09 ve 35. sınıflar için tescil edilmek üzere 18.08.2021 tarihinde yapılmıştır. ... tarafından incelenen başvurunun 13.12.2021 tarih ve 386 sayılı ... yayınlanmasına karar verilmiştir. Davacı şirket tarafından dava konusu markalar gerekçe gösterilerek, Karıştırılma ihtimali (6/1), Eskiye Dayalı Kullanım (6/3), ... Sözleşmesi Kapsamında Tanınmışlık (6/4), Tanınmışlık (6/5), Diğer fikri haklar veya Kişi Hakları (6/6) ve kötü niyet (6/9) gerekçesiyle tüm mal ve hizmetlerin reddedilmesi için itiraz edilmiştir. ...’nın 30.12.2022 tarihli kararı ile markalar benzer bulunmadığı gerekçesiyle yapılan itirazın reddedilmesine karar verilmiştir. Davacı taraf red kararına itiraz ederek ... (“...”) nezdinde yayına itirazın yeniden incelenmesi talebinde bulunmuştur. İtirazın değerlendirmesi sonucunda aşağıda belirtilen dava konusu 06.12.2023 tarih ve ... ... kararı ile; “... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun "..., "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali, tanınmışlık, kötüniyet, diğer gerekçelerle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda "... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir" hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı kanaatine varıldığından itiraz gerekçesi yerinde bulunmamıştır. Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir. Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Bunun yanında, itiraza konu ibare üzerinde muterizin 6769 s. SMK'nın 6/3 bendi kapsamındaki hak sahipliği yönünde yeterli kanaate ulaşılamadığından, bu iddianın kabulü mümkün olmamıştır. Diğer taraftan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.'' gerekçesiyle '' İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir. Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir. Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1-Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan emtialar ile davacı yanın önceki tarihli dayanak markaları kapsamında yer alan emtiaların aynı ve/veya benzer olduğu, 2-Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel, kavramsal açılardan ve genel görünümleri itibariyle benzer olmadığı, 3-Buna göre dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, 4-Davacı tarafın “önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği” iddialarının davalı markasının tesciline bir etkisinin olamayacağı, 5-Davacının tanınmışlık iddialarının davalının markasının tesciline bir etkisinin olamayacağı, 6-Dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu yönündeki iddiaların Mahkemenin takdirinde olduğu, bildirilmiştir. Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle: 1. Taraf markalar arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında görsel ve işitsel açıdan çok düşük düzeyli benzerlik taşıdıkları ve kavramsal açıdan benzerlik taşımadıkları, 2. Taraf markaların aynı/benzer/ilişkili emtia kapsamına sahip oldukları, 3. Taraf markaların hitap ettikleri tüketici kitlesi bakımından karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı ve SMK 6/1 maddesi koşullarının oluşmadığı, 4. SMK 6/3 maddesi koşullarının oluşmadığı, 5. SMK 6/4 maddesi koşullarının oluşmadığı, 6. SMK 6/5 maddesi koşullarının oluşmadığı, 7. SMK 6/9 maddesinde belirtilen kötü niyet iddialarını ispatlayacak yeterli delil dava dosyası kapsamında bulunmadığı için takdirin Mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir. Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır. GEREKÇE: Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir. “Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise; (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. (4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. (7) Ortak markanın veya ... markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya ... markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir. (9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir. Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir. Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir. Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, ..., kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (...). Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davacı tarafın ... sayılı mesnet markalarının hükümden düştüğü tespit edildiğinden değerlendirmeye alınmamıştır. Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;

Davalı Markası Örnek Davacı Markaları

...

Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalı tarafa ait marka 07 ve 09. Sınıfa ait mallar ile 35. Sınıfta 01-04. alt sınıflarda bulunan hizmetler ile 35.05. Alt sınıfında 07 ve 09. Sınıfa ait malların satış hizmetlerini kapsadığı, davacı tarafa ait markaların tamamının 09. Sınıfta bulunan mallar ile 35. Sınıfta 01-04.alt sınıfta bulunan hizmetler için tescilli olduğu, taraf markalarının 09. Sınıfa ait mallar ile 35. Sınıftaki 01-04.alt sınıftaki hizmetler ile 35.05 alt sınıfında 07 ve 09. Sınıfa ait malların satışı hizmetleri bakımından aynı, benzer emtiaları kapsadığı; davacı yana ait markaların büyük bir kısmı 35.05 alt sınıfında 09. Sınıfa ait malların satış hizmetlerini kapsadığı, davacı yana ait markaların 07.sınıfta bulunan mallar için tescilli olmadığı ancak 35.05.alt grubunda 07. Sınıfa ait malların satış hizmetleri için tescilli olduğu, 35. sınıf 05 alt grubunda 07. Sınıfa ait malların satış hizmetlerine konu mallar, dava konusu başvurudaki 07. Sınıf mallar ile benzer olduğu, bahsi geçen emtialar ile bunların perakendeciliği hizmetleri arasında tamamlayıcılık ilişkisi bulunduğu, bu mal ve hizmetler tüketici nezdinde benzer olduğu, neticeten başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetlerin, davacı yana ait markalar kapsamındaki mal ve hizmetler ile aynı, benzer ve/veya ilişkili olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir. Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu marka başvurusu, stilize yazım şekli ve yeşil renkte kalın harflerle ''...'' ve ''...'' ibarelerinin arasına boşluk bırakılmadan yazılmasından oluştuğu, markada her bir harfin üzerine farklı konumlara beyaz papatya figürü yerleştirildiği, ''...'' ibaresinin İngilizce ''...'' ibaresinin kısaltması olup “..... vb” manalarına geldiği, ''...'' ibaresinin Türkçe bir kelime olup ...Sözlükte “ 1. isim Bir durumdan başka bir duruma geçme; şekil değiştirme, tahavvül, transformasyon, 2. isim, biyoloji Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme 3. isim, ruh bilimi Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi; transformasyon.” manalarına geldiği, ''...'' ibaresi İngilizce olmasına rağmen Türkçe’ye de geçmiş ve yaygın kullanılan basit bir ibare olmasından dolayı anlamı kolaylıkla anlaşılabilecek türden bir ibare olduğu, marka bir bütün olarak “Büyük Değişim” manasına gelen bir tamlama olduğu, davaya konu marka yazıldığı şekilde /.../ şeklinde okunduğu, tüm unsurlar aynı fontta ve aynı yazım stiliyle yazıldığı, dava konusu markayı oluşturan unsurlar anlamı olan basit ibareler olup ayırt edici niteliği oldukça düşük olduğu, markanın bir bütün olarak algılandığı ve markanın esaslı unsurunu bir bütün olarak ''...'' ibaresi oluşturduğu, anlaşılmaktadır. Davacının markalarının incelenmesinde; davacı tarafın birebir ... ibareli markası renkli ve stilize yazım karakteri kullanılarak oluşturulduğu, davacı tarafın birebir ... ibaresini içeren markaları ..., ... ibareli markaları stilize yazım karakteri ve şekil unsuru eklenerek oluşturulduğu, davacı tarafa ait tüm diğer markaların bu ibarelere eklenen ilave kelime, önek, son ek, slogan, bileşik kelime, tamlama ve/veya şekil unsuru ile oluşturulan karma markalar olduğu; davacı tarafa ait markaların bir kısmına ... çatı markası ve logosu ilave edilerek oluşturulduğu, '' ...'' ibaresinin önüne “...” gibi ibareler getirilen oluşturulan markalar “...” bir bütün olarak algılandığı, "...'' gibi markalar ilave kelime unsuru eklenerek tamlama şeklinde oluşturulmuş ve bir bütün olarak algılanan markalar olduğu, davacı tarafın ''...'' ibaresinin banka kartı şeklinde farklı renk ve desen kombinasyonu ile tescilli markaları görsel algıları itibariyle şekil unsurları baskın karma markalar olarak algılandığı; davacı adına tescilli ... markası da benzer şekilde ekler getirilerek seri markaları oluşturulduğu, ... ibaresine “...” gibi ilave kelimeler ... ibaresine araya boşluk bırakılmadan eklendiği, bileşik kelime markası olarak oluşturulan bu ibareler bir bütün olarak farklı bir marka versiyonu olarak algılandığı, bir bütün olarak algılanan bu markalarda markanın esaslı unsurunu markanın tüm ibareleri oluşturduğu, ..... şeklinde oluşturulan markalarda ... ibaresi bütünün bir parçası şeklinde algılandığı, ... ibaresi ayırt edilmediği, bazı markalarında ... ibaresine ek kelime ve/veya hece getirilerek ibarenin yapısı değişmiştir ve yeni bir kelime haline dönüşmüş olduğu (... vs); davacı tarafın ... ibaresi ile arasına boşluk bırakılarak “...” gibi kelimeler eklenerek oluşturulan markaları tamlama şeklinde oluşturulduğu, bu tür tamlama şeklinde oluşturulan markalarda ... ibaresi kolaylıkla ayırt edilebildiği anlaşılmaktadır. Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde; dava konusu marka başvurusu ile davacı tarafa ait ... ibaresi ile arasına boşluk bırakılarak oluşturulan “... v.b.” şeklindeki markaları arasında taraf markaların ... ibaresi ile başlamasından dolayı düşük düzeyde görsel bir benzerlik oluşsa da taraf markalarının oluşturulma tarzları, kullanılan renkler ve ... ibaresine eklenen ilave kelimeler arasındaki bariz farklardan dolayı oluşan benzerliğin bertaraf edileceği zira taraf markalarının bir bütün olarak görsel hafızada bıraktığı izin farklı olduğu ve taraf markalarının görsel olarak benzer olmadığı; davalı tarafa ait markanın okunuşunda /.../ şeklinde kulakta ilk duyulan sesin ... olacağı, davacı tarafa ait /.../ ibaresi ile başlayan /... ” gibi iki ayrı ibare şeklinde algılanan markalarında da ilk sesin aynı olmasından kaynaklı baskın olmayan işitsel bir benzerlik oluşsa da ... sesinden sonra gelen seslerin hepsinin kavramı herkes tarafından bilinen, anlamı olan ayırt edici niteliği yüksek olmayan ibareler olmasından ve taraf markalarının ... ibaresinden sonraki ibareler arasında herhangi bir işitsel ve/veya kavramsal benzerlik olmamasından dolayı oluşan işitsel benzerliğin karışıklığa neden olmayacağı ve ayırt ediciliği düşük bir ibarenin karıştırılma ihtimaline neden olabilmesi için sonraki seslerin benzer olması gerektiği ancak davacı markalarına eklenen ibareler ile dava konusu markanın bütünsel olarak kulakta bıraktığı iz ile davacı markaları arasında bir benzerlik olmadığı, dolayısıyla taraf markaları arasında işitsel benzerlik olmayacağı; ... ibaresinin “uzun, büyük” manasına gelen genel bir ibare olmasından dolayı birlikte kullanılan ibareye göre kavramının değiştiği, dava konusu “...” ibaresinin “büyükdönüşüm” olarak anlaşılacağı ancak davacı markalarının ... ibaresinden sonra genellikle finans ve bankacılık ile ilgili “para, cep, cell, barkod, pazarama, puan vb” ibareler olmasından kaynaklı taraf markaları arasında kavramsal benzerlik oluşmayacağı; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı; Davacı yan markaları ile dava konusu marka arasında herhangi bir benzerlik ilişkisi kurulmadığı, davacı yanın, dava konusu marka ile dava konusu markanın başvuru tarihinden daha evvel markasal kullanımlarda bulunduğunu gösterir delillerin ise dosyada mevcut olmadığı, dolayısıyla davacı yanın “...” esas unsurlu markalarına ilişkin önceye dayalı kullanımlarının var olup olmamasının davacı lehine SMK m. 6/3 kapsamında bir hak sağlamayacağı; İltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 4 ve 5 numaralı fıkralarının uygulama alanı bulmayacağı; SMK 6. maddesinin 6 numaralı fıkrasının uygulanma şartlarının bulunmadığı, Somut uyuşmazlıkta davacı yanın kötü niyet iddialarının benzerlik iddiasına dayandırdığı görülmekle birlikte benzerlik iddiasının kötü niyet takdiri için yeterli görülmesinin mümkün olamayacağı zira zaten işaretler arasında bir benzerlik olmadığı gibi davacı kurumsal kimliğine işaret eden herhangi bir unsurun da dava konusu markada yer almadığı, dosya kapsamında davalının, haksız kazanç, yedekleme, şantaj, spekülasyon vb. amaçlı tescil başvurusunda bulunduğunu gösterir herhangi bir belge bulunmadığı, davalının kötü niyetli bir başvuruda bulunduğu iddiasının ispatlanamadığı, SMK 6/9 maddesi koşullarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere: 1-DAVANIN REDDİNE, 2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333), Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/10/2024

Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/48, K. 2024/419, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-48-e-2024-419-k-ddba5b40e965