İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/468 E. 2026/147 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/468
- Karar No
- 2026/147
- Karar Tarihi
T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/468 Esas KARAR NO : 2026/147
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/05/2024 KARAR TARİHİ : 17/02/2026 K.YAZIM TARİHİ : 02/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayından dolayı uğradığı maddi zararların sigorta kapsamında değerlendirilmesini ve karşılanmasını. Hırsızlık rizikosunun poliçe kapsamında olduğunu, iş yerinde bulunan malların çalınmasıyla oluşan zararın sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, aksi yöndeki değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğunu. Ayrıca müvekkilinin uğradığı zararın en yüksek banka mevduat faiziyle birlikte ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesini. Bunun yanında, müvekkilinin adli yardım kapsamında değerlendirilmesi ve masrafların üst sınırdan ödenmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı taraf, davacının iş yerinde gerçekleştiği iddia edilen hırsızlık olayının gerçekte meydana gelmediğini, yapılan araştırma ve incelemelerde gerçek bir hırsızlık vakasına rastlanmadığını. Bu nedenle, sigorta kapsamında herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığını. Eksper raporları ve araştırma sonuçlarına göre, iş yerinde bulunan malların çalındığına dair yeterli ve güvenilir delil olmadığını, sunulan belgelerin de çelişkili ve tutarsız olduğunu. Ayrıca, sigorta poliçesi gereği hırsızlık rizikosunun gerçekleşmediği kanaatine varıldığını, bu nedenle davacının zararının sigortadan talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını. Davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davacının taleplerinin reddedilmesi gerektiğini. Bununla birlikte, mahkemenin aksi yönde kanaat getirmesi halinde, ancak dava tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, bunun dışında davacının taleplerinin kabulünün hukuka aykırı olacağını. Sonuç olarak, davanın tümden reddi ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Huzurda görülen dava sigorta poliçesine dayalı hasarın tahsili istemine ilişkindir. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. HMK'nın 320/2. maddesi uyarınca taraflar arasındaki uyuşmazlık konularının; davacıya ait iş yerinde hırsızlık meydana gelip gelmediği; hırsızlık meydana gelmiş ise davalının taraflar arasında imzalanan sigorta sözleşmesi kapsamında sorumlu olup olmadığı; sorumlu ise miktarı ile faiz başlangıcı ve türü hususlarında toplandığı tespit edildi. Mahkememizce hasar dosyası celp edilmiştir. Davacı tanıkları mahkememizce dinlenilmiştir. Mahkememizin 24/12/2024 tarihli celsesinde dinlenilen tanık ...... ifadesinde; ben 2019 yılından beri davacının yanında çalışıyorum, 2021 yılında pandemi nedeniyle çalıştığım restoran kapalıydı ancak ben paket servis yapıyordum, patronum ...... beni akşam saat 21:00 gibi iş yerine gelmemi söyledi, iş yerine gittiğimde patronum polis memurları ve AVM yönetiminden 2,3 kişinin oturduğunu gördüm, kapıda zorlama izi vardı, patronum bana mutfakta çalınan bir şey olup olmadığını kontrol etmem için beni mutfağa gönderdi, mutfakta çalınan bir şey yoktu ancak canlı müzik ekipmanları ile dış alanı ısıtan sobaların çalındığını gördüm, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için ancak bu kadar hatırlıyorum, çalıştığım iş yerine ait dış alanda bulunan televizyonlar AVM güvenliği tarafından kolaylıkla görülebilir bir yerdeydi, televizyonlar açık alanda olduğu için düşmeye karşı çok sıkı bir şekilde duvara montajlanmıştı bu nedenle televizyonların çalınmadığını düşünüyorum, beyanında bulunmuştur. Mahkememizin 24/12/2024 tarihli celsesinde dinlenilen tanık ...... ifadesinde; olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için olayı tam olarak hatırlayamıyorum ancak hırsızlık olayının meydana geldiğini biliyorum, AVM'de bir güvenlik zafiyeti her zaman vardı, eskiden cafe'de ben de çalıştığım için bu durumu biliyorum, televizyonlar duvara monte edilmişti, çok yüksekteydi bu sebeple çalınmamış olabilir, televizyonların olduğu kısım gerek AVM güvenliği tarafından gerek diğer insanlar tarafından kolaylıkla görülebilecek yerdeydi, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için hangi eşyaların çalındığını bilmiyorum, beyanında bulunmuştur. Mahkememizin 24/12/2024 tarihli celsesinde dinlenilen tanık ..... ifadesinde; ben dava konusu hırsızlık olayının meydana geldiği yerde çalışmakta iken 2021 yılında hırsızlık meydana geldi, pandemi nedeniyle çalışmama ara verilmişti, hırsızlıktan sonraki gün iş yerine gittiğimde kapının zorlanmış olduğunu gördüm, canlı müzik ekipmanları ile ısıtıcıların çalındığını gördüm, iş yerine ait televizyonlar yukarıda ve duvara monte edilmiş olup açık alandaydı, televizyonlar açık alanda herkesin görebileceği bir yerdeydi, bu nedenle çalınmamış olabilir, beyanında bulunmuştur. Dosyaya 22/09/2025 tarihinde bilirkişiler ...... ve ..... tarafından sunulan bilirkişi raporunda; Teknik Bakımdan; Alış faturaları ibraz edilememekle birlikte, sayın Mahkemece çalındığı beyan edilen ürünlerin varlığının kabulü ve sigorta mevzuatı bakımından talep hakkının bulunduğuna kanaat getirilmesi halinde,talep edilebilir. tutarın hesaplanması şu kabullere dayanmaktadır. Elektrik/elektronik malzemeler için 18.480,00 TL bedel üzerinden %10 değer kaybı uygulanarak 16.632,00 TL; diğer kıymetler için 126.850,00 TL bedel üzerinden %25 yıpranma indirimi uygulanarak 95.137,50 TL. Bu varsayımlar altında davacı tarafça talep edilebilecek toplam tutar 16.632,00 TL * 95.137,50 TL — 111.769,50 TL olarak değerlendirilmiştir. Yani fiyat seviyesi piyasaya rayicine göre kabul edilebilir olup, tartışmanın daha çok belgelendirme ve Mülkiyet/edinim ispatı üzerinde yoğunlaşmakta olduğu anlaşılmaktadır. Mali Sonuç; Davacının 2020-2021 yılında elektronik ortamda işletme defteri tutmakta olduğu, defterin açılış-kapanışlarının yasal süre içerisinde defter beyan sistemine yüklendiği, davanın esasını kapsayan işletme defterinin gider kısımları usulen uygun tutulduğu, defterlerin üzerinde davanın esasıyla ilgili kısımları denetim ve tespit yapılmaya uygun olduğu, defterlerin kesin delil niteliği taşıma hususu Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu, Davacının sigortacıya göndermiş olduğu yangın esnasında çalınan mallara ait gider pusulalarının işletme defterinde kayıtlı olduğu, Çalınan mallara ait belgesiz diğer malların işletme defterinde malzeme-ürün- gider açıklaması olmadığı için tespitinin yapılamadığı, Sigorta Yönünden Sonuç: Yukarıda IV.C.3. maddesinde belirlenen somut veriler kapsamında TTK1409 maddesinde Davalı Sigortacıya verilen rizikonun teminat dışı olduğunun ispat ediminin Davalı Sigortacı tarafından ifa edilip edilmediği, buna bağlı olarak talebin poliçe kapsamında kalıp kalmadığı Sayın Mahkemenizin taktirinde olduğu, Saygıdeğer Mahkemenin Davalı Sigortacının, rizikonun teminat dışı olduğunun ispat edimini ifa edemediğinin sonucuna ulaşması halinde, zararının poliçe teminatı dahilinde olabileceği, Bu halde Davacının 'inin 7,8 ve 9 numaralarında 11.700.TL * 11.000 .TL * 17.600.TL olarak kayıtlı üç ürün için 40.300.TL talep edebileceği, Saygıdeğer Mahkemenin aksi bir düşüncede olması halinde bu kez Davacının teknik kısımda belirlenen 111.769,50 — TL * nin talep edilebileceği, Davalının temerrüt tarihinin 08.07.2021 olabileceği ve davacının tacir sıfatı nedeni ile uygulanabilecek faiz oranının Ticari Reeskont faizi olabileceği, hususları tespit edilmiştir. Davacı vekili tarafından 27/12/2025 tarihli dilekçe ile dava değeri 111.769,50 TL olarak ıslah edilmiştir. Islah dilekçesinin davalı vekiline tebliği üzerine davalı vekili tarafından ıslaha karşı zamanaşımı definde bulunulmuştur. Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı ve davalı arasında 08/06/2020-08/06/2021 tarihlerini kapsar şekilde İşyerim Sigorta Poliçesi düzenlenmiştir. Davacı tarafından 2021 yılının Mayıs ayı içerisinde sigortalı adreste hırsızlık meydana geldiği, hırsızlık nedeni ile 22/05/2021 tarihinde sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu ancak sigorta şirketi tarafından zararının karşılanmadığı iddiası ile huzurda görülen dava açılmıştır. Huzurda görülen dava kısmi dava olarak açılmış olup davalı tarafından süresi içerisinde sunulan cevap ve ıslaha karşı itiraz dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmuştur. TTK'nın 1427. maddesinin 2. ve 4. fıkralarında ''(2)Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez. (4)Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' denilmektedir. TTK'nın 1446. maddesinin 1. fıkrası ise "(1)Sigorta ettiren, rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir." şeklinde düzenlenmiştir. Mal sigortalarında TTK'da ayrı bir hüküm olmadığından sigorta hukuku genel hükümlerdeki bu madde mal sigortalarında da uygulanır. (Aynı yönde karar için bknz; İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2021/1551, K. 2025/418 sayılı kararı; İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi'nin E. 2022/210, K. 2025/1273 sayılı kararı) Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda zamanaşımı hükmü ile sigorta sözleşmelerinden doğan istemlerde zamanaşımı sürelerini düzenleyen Türk Ticaret Kanunu hükümleri, farklı sorumluluk türlerine ilişkin düzenlemelerdir. TBK'da failin sorumluluğundan kaynaklanan istemlere ilişkin zamanaşımını düzenlenirken, TTK'da ise sigorta ilişkisinde sigortacının sorumluluğuna ilişkin istemlere dair zamanaşımını düzenlenmiştir. Somut olayda taraflar arasında sigorta poliçesine dayalı olarak sigortacı ve sigortalı ilişkisinin bulunduğu, bundan ötürü TBK'nın haksız fiile ilişkin zamanaşımı hükümlerinin taraflar arasında fail-mağdur ilişkisi bulunmadığından uygulanma imkanının bulunmadığı açıktır. (Aynı yönde karar için bknz; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin E. 2023/3709, K. 2024/2416 sayılı kararı) Huzurda görülen dava, yukarıda da açıklandığı üzere TTK'nın 1420. maddesindeki düzenlemeye göre alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Ayrıca Hırsızlık Sigortası Genel Şartları'nın C.10. maddesinde, sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zamanaşımına uğrayacağı düzenlenmiştir. Zarar sigortalarında tazminatın muaccel olacağı tarihin belirlenmesinde TTK'nın 1446 ve 1427. maddeleri dikkate alınır. Buna göre sigortalının sigortacıya yapacağı ihbardan 45 gün sonra alacak muaccel hale gelecektir. Davacı tarafından sigorta şirketine 22/05/2021 tarihinde başvurulmuş olup alacak 45 günlük sürenin dolduğu 06/07/2021 tarihinde muaccel hale gelmiştir. Bu nedenle 2 yıllık zamanaşımı süresinin hesaplanmasında bu tarihin esas alınması gerekir. 07/07/2021 tarihinde 2 yıllık zamanaşımı süresi başlamış olup arabuluculuk sürecinin yürütüldüğü 17/05/2023-03/07/2023 tarihleri arasında 48 gün zamanaşımı süresi durmuştur. 2 yıllık zamanaşımı süresine 48 gün eklenerek zamanaşımı süresinin hesaplanması gerekir. Davacı tarafından zamanaşımı süresi dolduktan sonra 24/05/2024 tarihinde huzurda görülen dava açılmıştır. Davalı sigorta şirketi tarafından davaya ve ıslaha karşı süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulduğundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-AÇILAN DAVANIN ZAMANAŞIMI NEDENİYLE REDDİNE, 2-Dava açılırken yatırılmayan ve alınması gerekli 732,00 TL başvurma harcı, 732,00 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.464,00 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 276,00-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına, 6-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatırılan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333. Maddesi uyarınca yatıranlarına iadesine, 7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı asil, davacı vekili, davalı vekili ve ihbar olunun vekillerinin yüzlerine karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/02/2026
Katip ...... e-imzalı Hakim ..... e-imzalı