İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/443 E. 2025/354 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/443
Karar No
2025/354
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/443 Esas - 2025/354

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R

ESAS NO : 2024/443 KARAR NO : 2025/354

DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 25/10/2024 KARAR TARİHİ : 22/09/2025 Yazım Tarihi: 14/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE:müvekkilin 1969 yılından bu yana tüketicilerin başta kişisel bakım, bebek bakım, ev bakım ve ev dış tüketim ürünleri olmak üzere muhtelif ihtiyaçlarını karşılayan, ihdas ettiği ve uzun yıllar büyük yatırımlar yaparak tanınmış hale getirdiği markaları ile sektörünün lider firması olduğunu, geniş bir ürün portföyüne sahip müvekkili şirket oluşturduğu "...", "..." ve "..." esas unsurlu seri markaları ile 60’dan fazla ülkeye ihracat yapmakta, birçok ülkede en çok tercih edilen, ilk akla gelen markalar arasında yer aldığını, davalı adına tescil başvurusunda bulunulan "..." ibareli markanın müvekkil şirket adına tescilli ayırt edicilik seviyesi yüksek "...", "..." ve "..." ibaresini haiz seri ve tanınmış markalarla, işitsel, görsel ve kavramsal anlamda iltibasa yol açacağı, ihtilafa konu marka ile müvekkil şirket markaları arasında tam sınıfsal benzerliğin varlığı da göz önünde bulundurulduğunda, davalı markası ile hem sınıfsal benzerlik şartının, hem de markaların benzerliği şartının sağlandığının şüpheye mahal vermeyecek şekilde açık olması sebebi ile, hukuka aykırı olarak tesis edilen ... kararının iptali ile davalıya ait "..." ibareli markanın tescil edilmesi halinde 16 ve 35. sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ettiğini, davalıya ait "..." ibareli markanın, müvekkil şirkete ait "...", "..." ve "..." ibaresini havi seri markalarla iltibas oluşturacak derecede benzer olduğunu, davalı taraf markasını oluştururken müvekkil şirket markalarına ayniyet derecesinde benzer bir marka kompozisyonu kullanarak müvekkil şirketin yıllardır süregelen hizmet kalitesinin tüketici nezdinde oluşturduğu haklı güven duygusundan haksız ve kötü niyetli bir şekilde yararlanmayı amaçladığını, davalıya ait "..." markasının, müvekkil şirket adına tescilli markalar ile görsel, esas unsur ve sesçil manada birebir aynı mahiyette olduğunu, davaya konu markada beyaz bir zemin üzerinde siyah yazı karakterleri ile "..." ibaresine yer verildiği, markanın tali unsuru olan ve ürün cinsini belirten "..." kelimesi ise daha silik olacak biçimde sarı yazı karakterleri ile yazıldığını, başvurudaki kelime unsurlarına ek olarak sarı bir dikdörtgen ve siyah hatlardan oluşan iç içe geçmiş dikdörtgenler formu oluşturan çizgilerin kullanıldığını, mevcut hali ile davalının marka başvurusundaki asli unsurun "..." ibaresi olduğu, bu ibarenin müvekkil şirket markalarından yeterli ölçüde farklılaştırılmadığını, davalının markasının, özellikle müvekkil şirkete ait "..." markasından (1) harf çıkartılarak oluşturulmuş olması karşısında davalı markasında yer verilen "..." asli unsurunun müvekkil şirketin "...", "..." ve "..." kök ve seri markaları ile ilişkilendirilmesinin ve hatta karıştırılmasının kaçınılmaz olduğunu, davalının huzurdaki davaya konu ettiği marka başvurusunun hem başlangıç kısmının müvekkil şirket markaları ile karıştırılma ihtimali yaratacak ölçüde benzer, hem de kelimenin ikinci ve son hecesinin birebir aynı olduğunu, 6769 sayılı SMK m. 6/5 ve 7-2(c) hükümleri uyarınca da ... numaralı ... kararının iptali ve davaya konu markanın tescili isteminin reddi gerektiğini, "..." markasının ... nezdinde ... numarası ile tanınmış marka olarak da tescilli olduğunu, ... numaralı “...” marka başvurusunu kötü niyetle ve özellikle müvekkil şirket markalarının ulaştığı tanınmışlık düzeyinden haksız yararlanmak gayesi ile gerçekleştirdiğini, marka başvurusu sahibi tarafından kötü niyetle gerçekleştirildiğini, ....'nun ... sayılı kararında m. 5/1-a, b, c, ç ve d bentlerindeki mutlak ret nedenlerine ilişkin itirazlarımız hakkında "Başvurunun 5/1-a, b, c, ç, d bentleri kapsamında reddini gerektirecek yeterli bilgi ve belgeye itiraz ekinde yer verilmediği tespit edildiğinden" bahisle hiçbir değerlendirme yapılmadığını, yalnızca bu husus dahi ... sayılı kararın eksik ve hatalı incelemeye dayalı, usul ve yasaya aykırı bir karar olduğunu ispat etmekte olduğundan haklı davasının kabulüne karar verilmesi gerektiğini ifade ederek davanın kabulü ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun’nun 6/1, 6/5, 6/9 ve 5/1-a, b, c, ç, ve d fıkra hükümleri gereği 06.12.2022 tarih ve ... başvuru numaralı "..." ibareli markanın yayımına yapılan itiraza istinaden tesis edilen ... ’nun 23.08.2024 tarih ve ... sayılı itirazın reddi kararının başvuru kapsamındaki tüm sınıf ve alt sınıflar yönünden iptaline, davaya konu markanın tescil edilmesi halinde ... başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, her türlü masraf ve yargılama gideri ile avukatlık ücretinin davalı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın;davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesneti markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, diğer yönden davacı tarafın davalının marka başvurusuna karşı SMK 5/1-a-b-c-ç-d maddelerini mesnet göstermek suretiyle başvurunun mutlak ret sebebi oluşturduğu iddiasının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin, markanını tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği ( ayrıca kurum itiraz sürecinde ileri sürülmeyen dava dilekçesinde belirtilen davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının hükümsüzlük talebi açısından yerinde ve doğru olup olmadığı) noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 26/08/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 25/10/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında;"... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "...."..... ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve tanınmışlık gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi ve 5/1 (a), (b), (c), (ç), (d) uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır. Başvurunun 5/1-a, b, c, ç, d bentleri kapsamında reddini gerektirecek yeterli bilgi ve belgeye itiraz ekinde yer verilmediği tespit edildiğinden, muterizin belirtilen bentler kapsamında başvurunun reddi talebi kabul edilmemiştir. Muterizin md. 6/5 gerekçeli itirazı, karıştırılma ihtimaline ilişkin yukarıda yapılan değerlendirme ve sunulan bilgi ve belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır. Belirtilen gerekçeler ile itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük tarihli) 5.nci maddede ise "a) 4 üncü madde kapsamında marka olamayacak işaretler. b) Herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretler. c) Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. ç ) Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetlerle ilgili olarak tescil edilmiş ya da önceki tarihte tescil başvurusu yapılmış marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler d) Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler. ( mutlak red sebebi ) marka olarak tesçil edilemez. Buna göre; SMK 5/1-a maddesi yönünden; 4.ncü maddede sayılan ve marka tanımına uygun olmayan işaretlerin marka olarak tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. SMK 5/1-b maddesi yönünden; Markanın en önemli fonksiyonu markanın ayırt edici bir işaret olmasıdır. Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini başka bir teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yaradığından, bir işaretin marka olma kabiliyetini haiz olması, o işaretin ayırt edicilik fonksiyonuna sahip olmasına bağlıdır. Bir işaretin bu fonksiyona sahip olup olmadığının tespiti önce soyut olarak yapılmalıdır. Yani marka olma niteliğine bakılmalıdır. Bir işaretin soyut ayırt edicilik niteliğinin varlığı tespit edildikten sonra, o işaretin marka olabilmesi açısından, ayrıca sicilde gösterilebilir olması ve üzerinde kullanılacak mal veya hizmetler açısından somut ayırt edicilik özelliğini haiz olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, işareti gören ortalama tüketici kitlesinin, tescil kapsamındaki mallar veya hizmetler yönünden bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin mal ve hizmetlerini tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mal ve hizmetlerinden ayırt edildiğini algılaması zorunluluğu bulunmaktadır. SMK 5/1-c yönünden ; Marka başvurusundaki ibare ortalama tüketici nezdinde yukarıda belirtilen "Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten "tanımlayıcı, vasıf bildirici özellikleri varsa marka olarak tesçili mümkün bulunmamakta ve mutlak red engeline takılmaktadır. Marka hakkı münhasır olarak sahibine tekel / inhisari hak bahşettiğinden tanımlayıcı bir işaret bir kişiye verilirse ticari rekabet sağlanamaz. Buna göre, bir malın ya da hizmetin cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak gibi özelliklerine (iyi / güzel / süper / büyük / vb.) atıf yapan tanımlayıcı işaretlerin marka olarak tescil edilebilmesi mümkün değildir. Marka başvurusundaki ibare içerdiği emtia sınıfındakilerden ne kadar uzak ise tanımlayıcı, vasıf bildirici halinden de uzaklaşmış sayılır. SMK 5/1-ç yönünden ; Buradaki “ayniyet” olgusuyla, “bir markanın tamamen taklit edilmesi” kast edilmektedir. “Ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” olgusuyla ise başvuru konusu markanın tescilli markanın birebir aynısı olmamakla birlikte, “ilk bakışta fark edilemeyecek derecede aynı” olan ve bu hususun ispatına dahi gerek duyulmayan, ancak çok dikkatli bir inceleme sonucu farkın anlaşılabileceği ibare ve şekilleri taşıyan işaretler kast edilmektedir (....). SMK 5/1-d yönünden ; Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adlar ve işaretler markanın esas unsuru olarak alınamazlar. Maddenin lafzından, bu tür ibarelerin markalarda yardımcı unsur olarak alınabileceği anlamı çıkmaktadır. Banka, finans, ekonomi, para, döviz, kambiyo, borsa, sarraf, market, bakkal gibi kelimelerin tescili mümkün değildir. Ancak, bunların önüne veya arkasına ayırt edici bir işaret konulduğunda, bu tasvir edici ibarelerin kullanılması mümkündür. Örneğin, ‘’...’’ gibi. (....) Bu kelimeler ve simgeler, söz konusu alanda herkes tarafından kullanılabilecekleri için bir kişinin tekeline verilemezler. Bu sebeple örnek gösterilen işaretler bir markanın içinde yer alabilir, onun bir parçasını oluşturabilir, ancak tek başına marka olamayacakları gibi, bir markanın esaslı unsurunu da teşkil edemezler. SMK Madde 6 (Marka tescilinde nisbi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin, farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, itiraz üzerine ret edilir. Tanınmış marka kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları ...+... ..., ...

20/06/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "1-Davacı firma unvanı ile markaların sicilde kayıtlı firma sahibi unvanlarının farklı olduğu, söz konusu farklılığın somut uyuşmazlığa etkisinin ne olduğu, hukuki değerlendirmesi yüksek bir husus olduğundan Sayın Mahkemenin takdirinde olduğu, 2-Taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK’nın 5/1-a,b, c, ç ve d maddeleri anlamında tescil engeli oluşmadığı, 3-Davalı tarafa ait marka kapsamında bulunan emtialar ile davacı tarafa ait mesnet markaların emtialarının aynı ve/veya benzer olduğu, 4-Dava konusu marka ile davacı tarafa ait mesnet markaların görsel, işitsel ve kavramsal ve bir bütün olarak benzer olmadığı ve somut olayda SMK 6/1 şartlarının oluşmadığı, 5- SMK’nın 6/5. Maddesinin uygulama şartlarının oluşmadığı, 6- Somut olay bakımından Kötü niyete ilişkin değerlendirme yapılaması koşullarının oluşmadığı" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir. GEREKÇE: Tarafların iddia ve savunması, marka başvuru kapsamı ve görseli, davacı markaları , bilirkişi heyet raporu, ... kararı ve dosyanın bütünü birlikte ele alındığında; MUTLAK RED SEBEBİ AÇISINDAN ; SMK 5/1-a ve b yönünden değerlendirme; "...+... " ibareli başvuru markası hem yazı hem ... içerdiğinden marka tanımına uyduğu; başvuru markasının kapsamında yer alan 16, 35.nci sınıftaki mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında bu işareti marka olarak, yani bir ticari işletmenin malını tanıtan ve diğer işletmelerin aynı tür mallardan ayırt edildiğini algılamasına yol açan şekilde soyut ve somut ayırt ediciliği bulunduğu; SMK 5/1-c yönünden değerlendirme: "...+... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan 16, 35.nci sınıftaki mallar/hizmetler açısından hedef kitle yani ortalama tüketici kitlesi nazarında cins, vasıf bildiren, tanımlayıcı,coğrafi kaynak belirten bir durum olarak algılanamayacağı sonucuna varıldığı; SMK 5/1-ç yönünden değerlendirme: Davalının başvuru markasının "...+... " şeklinde, davacı markasının ise " ..., ..." ve diğerleri görselini içermesi karşısında markalar arasında aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olarak değerlendirilemeyeceği, başvurunun SMK 5-1-ç maddesine göre mutlak red sebebi oluşmadığı; SMK 5/1-d yönünden değerlendirme: "...+... " ibareli başvuru markasının kapsamında yer alan 16, 35.nci sınıftaki mallar/hizmetler açısından Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret veya adlandırma olarak tanımlanması mümkün olmadığı, Dolayısıyla mutlak red sebebi oluşmadığı; NİSBİ RED SEBEPLERİ AÇISINDAN; Tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; Davalının "...+... " ibareli marka başvurusu ile davacının "..., ..." ve diğer ibareli tescilli markası arasında ortalama tüketici kesimi nazarında görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik oluşmadığı , İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar/hizmetler yönünden ayırdığı satın alma süresi içinde davalının "...+... " ibareli başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının "..., ..." ve diğer ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği ; her iki taraf markasında bir yanılgı yaşamayacağı , her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markalar olarak algılanmayacağı , taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesindeki iltibas koşulu oluşmadığı ; Diğer yönden; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı şahsın yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.22/09/2025

Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/443, K. 2025/354, T. 22.09.2025, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-443-e-2025-354-k-9feb3b80ffa9