İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/421 E. 2025/329 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/421
- Karar No
- 2025/329
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/421 Esas - 2025/329
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/421 KARAR NO : 2025/329
DAVA : Marka ... Sayılı ... Kararı İptali-Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 09/10/2024 KARAR TARİHİ : 10/09/2025 Yazım Tarihi : 03/10/2025
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davalı şahsın ... başvuru sayısı ile 29 ve 35. Sınıflara giren emtialarda tescil ettirmek istediği “...” markasının tesciline SMK m. 6/1, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine ve “...” esas unsurlu markalarına dayalı olarak davacının yapmış olduğu itirazın, diğer davalı ... tarafından bütünüyle ve nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, davalının markasında geçen “...” ibaresinin bir coğrafi yer adı olması nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, dolayısıyla davalının markasında esas unsurun “...” ibaresi olduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca taraf markalarının aynı emtialarda kullanılacağını, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğunun kabulünün gerektiğini, davacının 2005 yılından günümüze kadar ....’deki fabrikasında “...” markası altında birinci sınıf zeytin, zeytinyağı ve zeytinden imal edilen ürünlerin üretimini yapmakta olduğunu, davacının ürünlerinin geniş bir tüketici kitlesine ulaştığını ve çok beğenildiğini, “...” markasının ilgili sektörde güçlü bir tanınırlığa sahip olduğunu, her ne kadar dava konusu edilen ... kararında davacının markalarının ciddi kullanımının ispat edilemediği ileri sürülmüş ise de, dava dilekçesinin ekinde sunulan ihracat belgelerinden, yurt dışı fuar katılım sertifikalarından, fuar fotoğraflarından, ...., .... gibi önde gelen e-ticaret sitelerinden ve davacının ....uzantılı web sitelerinden alınmış çıktılardan davacının “...” markasının ciddi kullanımının ve tanınmışlığının anlaşılabileceğini, zaten de .... uzantılı alan adının 12.05.2005 tarihinden beri davacıya tahsis edilmiş olduğunu, ayrıca davacının markalarının tanınmışlığı ve taraf markaları arasındaki benzerlik gözetildiğinde dava konusu edilen markanın kullanımı halinde davalının davacının markalarının tanınmışlığından haksız bir fayda elde edeceğini, davacının markalarının itibarını zedeleyeceğini, davalının kendisine marka olarak davacının tanınmış markalarıyla bu derecede benzer bir ibareyi seçmiş olmasının davalının kötü niyetinin açık bir tezahürü olduğunu iddia ederek, ... ...’nın 09.08.2024 tarihli ve ... sayılı kararının iptalini ve ... sayılı markanın tümden hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davalının 2017 yılından bu yana sahibi olduğu zeytin bahçelerinde ... bünyesindeki .... de kayıtlı olarak zeytin üreticiliği yapan ve zaman içerisinde üretimini arttıran bir kişi olduğunu, hem ...’de üretimini yapması hem de ürettiği zeytinlerinden çıkan zeytinyağının "natürel sızma zeytinyağı" olarak adlandırılan kalite sınıfında olması sebepleriyle dava konusu edilen markayı seçtiğini, davacının davalının markası henüz tescil edilmeden markanın hükümsüzlüğünü istemesinin hukuken dinlenebilir olmadığını, davacının “...” markalarının tescile bağlanmamış olduğunu, davacının ticaret unvanında geçen “...” ibaresine dayalı olarak huzurdaki uyuşmazlıkta hak iddia edemeyeceğini, zira bu ibarenin dava dışı birçok firmanın da ticaret unvanında geçiyor olduğunu, zaten de bu ibarenin ilgili sektörde “natürel sızma zeytinyağı” anlamına gelen bir kalite ölçüsü ifadesi olarak kullanılmakta olduğunu, böyle bir ibarenin markasal kullanımının davacının tekeline verilemeyeceğini, zaten de taraf markalarının benzer olmadığını, davacının markalarının tanınmışlığını da somut delillerle ispat edememiş olduğunu, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır. DELİLLER ve DEĞERLENDİRME: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı şahsın ... başvuru sayılı "..." ibareli markası ile davacı firmanın "..." ibareli tescilli markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas / karıştırılma / benzerlik ihtimali oluşup oluşmadığı, davacı tarafın itiraz mesnedi markalarından .... sayılı markalar açısından SMK 19/2 maddesi kapsamında kullanımın ispatlanamadığı değerlendirmesinin yerinde ve doğru olup olmadığı, davacı tarafın SMK6/5 Maddesine göre itiraz mesnedi markalarının tanınmışlığı, SMK 6/9 maddesine göre davalı şahsın başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin , davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 12/08/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 09/10/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır. ... ...'nun ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ....sayılı "...." ibareli markalar gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Öncelikle .... sayılı markalar çeşitli nedenlerle işlemden kaldırıldığından bu markalar işbu itirazın incelenmesinde dikkate alınmamıştır. Başvuru sahibinin yayına itiraza cevaben sunduğu karşı görüş dilekçesinde, 6769 s. SMK'nın 19(2) maddesi hükmü kapsamında, itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markaların tescil kapsamındaki tüm mal ve hizmetlerde kullanımının ispatını talep ettiği tespit edilmiştir. Kullanımın ispatlanması gereken süreç 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında "... itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye'de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir." hükmü ile düzenlenmiştir. Marka mevzuatında "ciddi biçimde kullanma" kavramına ilişkin açık bir düzenleme yer almamasına rağmen, söz konusu kavramla; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir. Bu anlamda, marka tarafından sağlanan hakların elde tutulması amacıyla markanın sembolik (göstermelik) kullanıma konu edilmesi ciddi kullanım olarak değerlendirilmemektedir. Dolayısıyla ciddi kullanım kriteri, sembolik kullanmaya ilişkin hareketlerle marka hakkının haksız biçimde devamını ve rekabet açısından işletmelerin hareketlerini kısıtlayıcı tavırları engellemektedir. Bu noktada, marka sahibinden beklenen davranış, şüphe yaratmayacak biçimde, düzenli ve kurallara uygun ve mümkünse süreklilik arz eden bir kullanımda bulunmasıdır. İtiraz sahibi, 26/05/2022- 27/05/2017 tarihleri arasındaki kullanımını kanıtlamalıdır. Bu kapsamda, itiraz sahibi tarafından 20/02/2023 tarihinde Kuruma sunulan belge, markaların ciddi kullanım teşkil edecek şekilde kullanıldığı yönünde yeterli kanaat oluşturmaya elverişli olmadığından itiraz gerekçesi markaların kullanımının ispatlanamadığı sonucuna ulaşılmıştır. İtiraz gerekçesi markaların kullanımı ispatlanamadığından, "İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir." hükmünü içeren SMK m. 19(2) uyarınca, SMK m. 6(1) kapsamında yapılan itirazın reddi gerekmiştir. Bununla birlikte, muterize ait markanın tanınmış olduğu ve işbu başvurunun başvuru kapsamında yer alan mal ve hizmetler için tescili veya kullanımı halinde 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller, argüman ve savlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu yöndeki itiraz kabul edilmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötüniyet iddiasının kabulü için bir kanıt teşkil etmediğinden (....) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir. KARAR; İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir. 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. (5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.", Madde 19 /2" 6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ; Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması, Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır. Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır. SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir. Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Kullanılmama def'i; 10/01/2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU'nda 6/1 maddesine göre marka başvurularında, 25.nci maddeye göre hükümsüzlük davasında ve de 29.ncu maddesindeki tecavüz davalarında iltibasa dayalı itiraz gerekçesi mesnet marka ( ya da markaları) yönünden kullanılmama def'i imkanı getirilmiştir. Buna göre kendisine ispat yükü düşen taraf ileri sürdüğü davaya konu başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde mesnet (dayanak) marka/markaların kapsamındaki mal veya hizmetler bakımından markasını Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlamalıdır. Aksi takdirde itiraz yapılmamış veya açmış olduğu davasını da ispat edememiş sayılması sonucu ortaya çıkacaktır. ... davalarında, 6769 sayılı SMK'nın Uygulanması Yönetmeliği 29/1-2 maddede belirtilen kullanımın ispatına dayanan taraf yayına itiraza ilişkin görüşünü sunması gereken süre içinde kullanımın ispatına ilişkin talebini açıkça ve yazılı olarak ve de kullanımın ispatı istenilen markaların tescil numaralarının açıkça belirtmesi gerekmektedir. Aksi halde talep yapılmamış sayılacaktır. 3'üncü fıkrası ise; "Başvuru sahibinin talepte bulunması halinde Kurum, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması için itiraz sahibine bir aylık süre verir. İtiraz sahibi tarafından süresi içinde delil sunulmaması veya sunulan delillerin itirazla ilgili olmaması halinde ve ayrıca başka bir itiraz gerekçesi veya itiraza gerekçe gösterilen başka bir marka da yoksa Kurum itirazı reddeder." hükmünü içermektedir. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı başvuru Markası Davacı Markaları .... ....
Bilirkişi heyeti raporunda ÖZETLE; "1) Davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanım ispatı talebi karşısında davacı taraf marka işlem dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğundan, davacının, ... kararının iptali talepli davada, itirazlarına mesnet aldığı ve hüküm ifade eden markalarına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamında bir koruma talep edemeyeceği, 2) Karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, 3) Dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtialar ile davacının markalarının tescilli olduğu emtiaların aynı/benzer/türdeş olduğu, 4) Davalının markasının kapsamına giren emtialardan gıda ile ilintili olanların hitap ettiği tüketici/alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/bilgi seviyesinin yüksek olmadığı, diğerlerinin ise yüksek olduğu, 5) Yukarıdaki değerlendirmelerden dolayı, hükümsüzlük talepli dava özelinde, karşılaştırılan markalar arasında, davalının markasının kapsamına giren emtialar yönünden karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, 6) Davacının “tanınmışlık” iddiasının dava konusu edilen markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olmayacağı, 7) Davacının “kötü niyet” iddiasının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği, 8) Dava konusu edilen 09.08.2024 tarihli ve ... sayılı ... Kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu, 9) Davacının hükümsüzlük isteminin, (5) nolu bentteki değerlendirme ile çelişmediği/uyumlu olduğu" şeklinde ifade edilmiştir. Davacı taraf vekilinin yeniden rapor veya ek rapor alınması yönündeki talebi HMK 30. Maddesi kapsamında değerlendirilerek dosyaya sunulan rapor denetlenebilir olduğu, içeriğinin ise İhtisas Mahkemesi Hakimliğimizce olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir nitelikte olduğundan yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir. GEREKÇE; Daha önce başvurusu yapılmış veya tescil edilmiş bir marka ile sonraki başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle; ... kararı iptali talebinde ; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının ... sürecinde ileri sürdüğü "...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunsa da; SMK 19/2 maddesine göre davalı şahsın ileri sürdüğü "kullanmama def" üzerine bu konuda ispat külfetinde olan davacının başvuru markasınının kapsamında olup da itiraz mesnedi bu markaları açısından marka işlem dosyasına sunulan delil ve belgelere göre yaygın kullanım ispatını yerine getirmediğinden (bilirkişi heyet raporunda bu husus " Davalının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanım ispatı talebi karşısında davacı taraf marka işlem dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğundan, " şeklinde izah da edildiği) SMK 19/2 maddesi göndermesi ile 6/1 maddesindeki iltibas koşulundan yararlanamayacağı, kanundaki deyimi ile "itiraz yapılmamış " şeklinde değerlendirme yapılması gerektiğinden bu markalara bağlı davacının SMK 6/1 maddesindeki iltibasa dayalı iddiası kabul görmediği; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Tüm bu gerekçelerle bilirkişi raporu da benimsenerek ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Hükümsüzlük talebinde ise ; Davalının "... " ibareli marka başvurusu ile davacının "...." ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu; Diğer yönden taraf markaları arasında emtia benzerliği de oluştuğu ( bilirkişi raporunda " Dava konusu edilen markanın kapsamına giren emtialar ile davacının markalarının tescilli olduğu emtiaların aynı/benzer/türdeş olduğu" şeklinde de izah edildiği) (Hükümsüzlük konusunda cevap dilekçesinde açıkça kullanmama def'i ileri sürülmediği ) İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının ".... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...." ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, benzerlik nedeniyle her iki taraf markasında yanılgı yaşayabileceği; ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşabileceği, bu açıdan SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunduğu kanaati oluştuğu; Diğer yönden ; SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ; Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı; Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan iltibası ortadan kaldırmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-... kararının iptaline yönelik açılan davanın REDDİNE, 2-Hükümsüzlük talepli açılan davanın KABULÜ ile, ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde ... müzekkere yazılmasına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davalı şahıstan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına, 4-... kararı iptali yönünden; AAÜT uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine, (2 davalı olduğundan) 5-Hükümsüzlük yönünden; AAÜT uyarınca 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalı şahıstan tahsiliyle davacıya verilmesine, 6-Davacının yaptığı; 13.000,00 TL bilirkişi ücreti, 355,00 TL tebligat gideri, 427,60 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 13.782,60 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 1/2 olan 6.891,30 TL yargılama davalı şahıstan tahsiliyle davacıya verilmesine, (kabul kısmı yönünden) 7-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı firma yetkilisi ile vekilinin, davalı kurum vekilinin, davalı şahıs vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 10/09/2025
Katip .... Hakim .... E İmzalıdır. E İmzalıdır.