İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/443 E. 2025/332 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/443
- Karar No
- 2025/332
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/443 KARAR NO : 2025/332
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ : 30/06/2024 KARAR TARİHİ : 17/04/2025
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız ---- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasında dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ DAVA/TALEP; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket, kargo taşımacılığı sektöründe faaliyet göstermekte olup, tüm Türkiye çapında şubeleri bulunduğunu, ----mülkiyetindeki ----- plakalı aracın; ---- plakalı aracın sebep olduğu kaza neticesinde maddi hasar ve değer kaybına uğradığını, 16/09/2023 Tarihinde -------adresinde ---- adına olan şantiyede; ------. adına beton dökümü yapan --- adına kayıtlı ---- plakalı aracın pompa borusunun patlaması neticesinde, davacı şirket ----adına kayıtlı --- plakalı ----- model araçta ağır maddi hasar meydana geldiğini, söz konusu olaya sebebiyet veren araç maliki şirket tarafından gerekli önlemlerin alınmaması neticesinde; davacının şirketin aracının ön ve arka camları kırılmış olmakla birlikte aracın üzerinde ve kopartasında da ağır hasar oluştuğunu, bu nedenle davacı şirkete ait araç, 16/09/2023 tarihinde yıkama işlemi işlemi için servise götürülmüş olup; 18/09/2023 tarihinde ise onarım işlemleri için yetkili servise teslim edildiğini, söz konusu araç, onarımda kalmış olduğu süre boyunca kullanılamamış olmakla birlikte; ilgili aracın onarım kaldığı süreçte, işbu aracın yerine ulaşım ihtiyacını karşılamak üzere başka bir araç kiralandığını, ilgili araç kiralama bedelinden ise, davaya konu olayın gerçekleşmesinde kusurlu olan davalı şirket sorumlu olup; söz konusu araç kiralama bedelinin ödenmesi için, davalı şirket aleyhine-----. İcra Müdürlüğü'nün -----sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmışsa da işbu icra takibine davalı tarafından itiraz edilmiş olmakla birlikte ilgili icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, ancak davalı şirket tarafından icra takibine yapılan itiraz, haksız ve kötü niyetli olmakla birlikte; söz konusu itirazın iptali ve ilgili takibin devamına ilişkin olarak son çare arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını, açıklanan nedenlerle ve Mahkemece resen göz önüne alınacak diğer nedenlerle, fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla; davanın kabulü ile; davalı şirketin ----İcra Müdürlüğü'nün -----. sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve ilgili takibin devamına, davalı borçlunun, asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere üst sınırdan icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, davalı şirketin mal kaçırma ihtimaline ve müvekkilin daha fazla zarara uğramasına binaen davalı şirketin taşınır, taşınmaz malları ile bankalardaki hak ve alacakları olmak üzere tüm hak ve alacakları üzerine öncelikle teminatsız bir şekilde, Mahkeme aksi kanaatte ise uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati tedbir konulmasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada her ne kadar davalı şirkete husumet yöneltilmişse de bunun hukuki dayanağı açıklanmadığını, söz konusu kazada davalı şirketin herhangi bir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, davacı tarafından isnat ve iddia edilen kusura ilişkin yükümlülükler davalı şirkete değil, adı geçen şirketlere ait olup, davacı tarafından iddia edilen bu yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini açıklayacak olan taraf da adı geçen bu şirketler olduğunu, kabul anlamına gelmemesi kaydıyla davacının talepleri dava tarihi itibariyle zamanaşımına uğradığını, bu nedenle kabul anlamına gelmemek kaydıyla; davacının taleplerine karşı zamanaşımı def'inde bulunduklarını, her ne kadar dava dilekçesinde kazaya ilişkin tüm önlemlerin davalı şirket tarafından alınması gerektiği ve alınmadığından bahisle sorumlunun davalı şirket olduğu belirtilmişse de, iddia olunan zararlandırıcı vakıa tamamen davacı tarafın kendi kusuru neticesinde meydana geldiğini, davalı şirket, kendisine ait olan aracı hukuka uygun şekilde kullanmakta, üzerine düşen yükümlülükleri titizlikle yerine getirdiğini, meydana geldiği iddia edilen kaza bakımından, kazaya karışan davacı araç sürücüsünün hiçbir şekilde kusurunun bulunmaması ihtimali açıkça hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesi hususunda kusurunun bulunup bulunmadığı, başta yukarıda anılan hususlar göz önünde bulundurulmak üzere değerlendirilmesi gerektiğini, böyle bir değerlendirme yapılmaksızın, iddia edilen kazadan kaynaklı kusurun tamamının hatalı şekilde davalı şirkete yükletilmesi hukuka aykırı olduğunu, söz konusu kazada davalı şirketin hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, kusurun eksiksiz ve objektif tespiti, maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından büyük önem taşıdığını, meydana gelen zararın tazmini talebinin, üçüncü kişiye yöneltilmesi için; üçüncü kişinin fiili ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, nedensellik bağının belirlenmesi için yapılacak olan incelemelerin objektif olması, uyuşmazlığın adilane çözümü için zaruret olduğunu, huzurdaki davaya konu kazanın meydana gelmesi bakımından herhangi bir kusuru bulunmadığını, davacı tarafça kusur iddiaları kendisi tarafından tutulan tutanağa dayandırılmakta ise de, ilgili kaza tespit tutanağının denetime elverişli olmadığı hususunda kuşku bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, iddia olunan kazaya istinaden davacı tarafından talep edilen kiralama bedeli fahiş olduğunu, arz ve izah edilen ve Mahkemenizce re’sen nazara alınacak nedenlerle; haksız, mesnetsiz usul ve yasaya aykırı davanın usulden ve esastan reddine, davanın ------ve dava sigortacısı şirkete ihbar edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.
DELİLLER : Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı dosyası,16/09/2023 tarihli Hasar Tespit Tutanağı, Olay yeri ve Hasarlı Araç Fotoğrafları, ----- Noterler Birliği Trafik Tescil kayıtları, Ekspertiz Raporları, Faturalar, Dosyadaki Diğer Bilgi ve Belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, davacının maliki/işleteni olduğu hususi nitelikteki aracında maddi hasarlı trafik kazası sonucunda meydana gelen hasara bağlı olarak hasar onarım süresince oluşan ikame araç bedeli zararının ; TBK'nin 49 vd ile 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince malik/işleten tarafından tazmin edilmesi için başlatılan ----İcra Dairesinin ------ Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine karşı davalıca yapılan itiraz üzerine; 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi kapsamında açılmış itirazın iptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken dava şartı zorunlu arabuluculuk ve HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartlarının incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla sebep, süreç ve sonuçları açıklarak tercihen tarafların uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeleri konusunda teşvik ve teklif edilmesine karşın duruşmada hazır bulunan taraf vekillerinin beyanlarına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine tahkikata geçilerek delillerin toplanması ve incelenmesi tamamlanarak tahkikat bitirilmiş ve karar duruşmasında hazır bulunan taraf vekillerinin son sözleri de dinlenip zapta yazılmak suretiyle yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır. Somut olaya geçmeden önce dava konusu olayın hukuki temeli ve uyuşmazlığın çözümüne etki edecek yasal düzenlemelere kısaca değinmekte yarar vardır. Bilindiği üzere haksız fiil öğretide; Hukuka aykırı zarar verici fiil olarak tanımlanmaktadır. Haksız fiilin unsurları ise eylem, hukuka aykırılık, zarar, kusur ve illiyet bağı olarak gösterilmektedir. Buna göre haksız fiilden bahsedebilmek için hukuka aykırı bir eylem bulunmalı, bu eylemden bir zararın doğmalı, zararlandırıcı eylemde bulunan kişinin kusurlu bulunması ile zarar ile kusur arasında illiyet bağının olması gerekmektedir. Bu beş unsurun varlığı halinde zarar veren kişi eylemden dolayı zarara uğrayan kişi ya da kişileri maddi ve manevi zararlarını karşılamak durumundadır. Türk Medeni Kanunu’nun 6 ve 6100 Sayılı HMK'nin 190. maddelerinie göre haksız fiilin unsurlarını ispat etme yükü davacıdadır. Davacı zararı, haksız eylemi ve zarar ile haksız eylem arasındaki illiyet bağını ispat etmek durumundadır. 6098 Sayılı TBK'nin 50.maddesine göre de zarar gören ,zararını ve zarar verenini kusurunu ispat yükü altındadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur” aynı Yasa'nın 85/1. Maddesinde“bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiştir. 86/1. Maddesi “işletenin, mücbir sebepten veya zarar görenin ya da üçüncü kişinin ağır kusurundan, zararlı sonucun ileri geldiğini ispat etmesi şartıyla sorumluluktan kurtulacağı" hükümlerini içerdiği, aynı yasanın 88. maddesinde ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi ile motorlu araçların işletilmesi neticesi üçüncü kişinin zarar görmesi durumunda o aracın işleteni, aracın sürücüsü ve varsa teşebbüs sahibinin müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, ayrıca birden fazla kişinin zararı tazminat ile yükümlü olması durumunda zarar görene karşı müteselsil sorumlu oldukları belirtilmiştir. Bu haliyle Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazaları neticesi doğacak zarar sorumluluğunda müteselsillik esasını benimsemiştir. Yine 6098 Sayılı TBK'nin 61. maddesinde “Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” demekle birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple ya da çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Buna göre, araç işletenin sorumluluğunun dayanağı 2918 sayılı KTK'nin 85. maddesi ve sürücünün sorumluluğu ise TBK'nin 49. maddesidir ve aralarındaki ilişki, aynı zarardan çeşitli nedenlerden dolayı sorumlu olma halidir. Buna göre zarar gören, zarar miktarının tamamının veya bir kısmını zarara sebebiyet veren sürücü, işleten ve trafik sigortacısından talep edebilir. Bunlar 6098 sayılı TBK. madde 61. gereğince maddi zarardan müteselsilen sorumludur. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (TBK 163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(TBK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (TBK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (TBK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Alacaklı diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirirse, bunun sonuçlarına katlanır (TBK 168/2). Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemen ifasını, dilerse borçluların tamamından, dilerse yalnız birinden isteyebilecektir.İkame/kira araç bedeline gelince; Davaya konu kaza nedeniyle davacının aracında oluşan hasarın onarımı için gerekli makul sürede, davacının ikame araç temin etmek ve suretle masraf yapmak zorunda kalacağı, bu zararının da tazmininin gerektiği, davalılardan istenen araç mahrumiyet zararını yönünden talep edilen araç mahrumiyetine ilişkin zararın belirlenmesinde hasara uğrayan aracın markası, özellikleri ve model yılı ile aracın gördüğü hasarın ağırlığı ve hasara uğrayan bölgeleri, hasarın giderilmesinde kullanılan parçaların niteliği dikkate alınarak objektif olarak hasara uğrayan aracın onarımı için gerekli süre ve emsal aracın ikamesinin kullanımı için ödenecek ücret ile bu aracın kullanılamadığı süre içerisinde elde edilen yararlar dikkate alınarak söz konusu zararın kapsamı belirlenmesi gerekmektedir. Sonuç itibarıyla araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay ---- HD------ sayılı ilam), Bu anlamda dava dilekçesindeki anlatım ve aşamalardaki davacı vekilinin beyan ve işlemleri, olaya özgü hususlar ve özellikle davacı şirketin zaten araç kiralama şirketi olaması hasebiyle talebin ikame araç zararın ilişkin olduğu kabul ve takdir edilerek uyuşmazlık izale edilmiştir. Yukarıda yapılan açıklamalar, toplanan deliller ve yapılan yargılamaya göre somut olaya gelince ; davacı şirket tarafından ---- İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu şirket hakkında haksız fiil niteliğindeki trafik kazası sonucunda malik -işleteni olduğu araçta meydana gelen hasar onarım süresinde ikame araç için düzenlenen faturaya dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da maddi hasarlı trafik kazasında kusur, hasar ve hasar onarım süresince ikame araç bedeli zararının belirlenmesi suretiyle çözülmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen tüm deliller ve olaya özgü bilgi belgeler toplanmıştır. Olayın temeli dosyada bulunan 16/09/2023 tarihli tutanak ve fotoğraflardan açıkça anlaşıldığı, tarafların da kabulünde olduğu üzere-----adresinde davanın ihbarı istenen ---adına olan şantiyede yine ihbar olunan----- adına beton dökümü yapan davalı---- adına kayıtlı --- plakalı aracın beton döküm pompa borusunun patlaması neticesinde, davacı ----- adına kayıtlı ---- plakalı ----model ------ model araçta maddi hasar meydana geldiği sabittir. Bu hasarın onarım süresine göre de kiralanan araç için düzenlenen faturaya göre ikame araç bedeli talep edilmiştir. Öncelikle yukarıda gösterilen yasal düzenlemeler ve ilkelere uyarınca doğan zarardan davalı şirketin zarar veren aracın malik/ işleteni sıfatıyla müteselsil sorumluluğu bulunduğundan davalı vekilinin pasif husumet ehliyetine yönelik savunması yerinde görülmemiştir. Dosyada bulunan tutanak ve fotoğraflara göre davacının aracının nizami park kurallarına uygun olarak park edilmiş konumda olduğu, davalının maliki olduğu aracın/aracı kullananların iş güvenliği ve teknik önlemler almadan cadde üzerinde inşaat faaliyeti gösterdiği sırada beton mikseri niteliğindeki kamyonun beton dökümüne yarayan pompa borusunun patladığı ve davacının aracına zarar verdiği apaçık ortadadır. Bu haliyle olayda kusura ilişkin herhangi bir tartışma bulunmayıp kusurun tamamen davalı aracı işleten ve kullananların sorumluğunda olduğu kabul ve takdir edilmiştir. Buradan hareketle zarara gelince, dosyaya sunulun ikame araç kiralanmasına ilişkin fatura, hasara ilişkin mevzuat gereği delil niteliğindeki tarafsız ve bağımsız ekspertiz raporları ve özellikle davacı vekilinin 17/04/2024 tarihli duruşmadaki beyanları birlikte değerlendirildiğinde yukarıda ikame araç bedeline ilişkin gösterilen ilkelere nezdinde araçta oluşan hasar, hasarın niteliğine göre hasar onarım süresi, aracın marka ve modeli, kullanım şekli ve amacı gibi hususlar muvacehesinde günün piyasa koşullarına göre fatura bedelinin kadri maruf olduğu, iddianın ve delillerin birbirini teyit ettigi tespit ve tayin edilmiştir. Filhakika somut olayın özellikleri, usul ekonomisi ilkesi, kamu ve taraf menfaatleri birlikte değerlendirildiğinde başkaca tahkikatı gerektirir bir husus bulunmadığı, özellikle kusur ve zarara ilişkin bilirkişi raporu alınmasının yargılamayı uzatmaktan ve gereksiz gider yapılmasından başka bir işe yaramayacağı, itilafın mevcut deliller ışığında hakimlik bilgi ve tecrübesi kapsamında yukarıda açıklandığı gibi çözüldüğü anlaşılmıştır. (HMK,146,187,266,) Binaenaleyh; yukarıda ayrıntılı olarak yasal nedenleri ve ilkeleri gösterildiği üzere davacının yargılamaya hakim olan ilkeler nezdinde TMK'nin 6 ile HMK'nin 190. maddeleri esaslarına göre ispat edilen davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin------Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren taraflanın tacir sıfatı gereği takip tarihindeki avans faizi oranı gözetilerek yıllık % 41,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına devamına, karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1, 6 ,KTK. 3,83, 84, 85, 86, 88, 91, 109/1, TBK, 49, 50/1,51/1, 61,62,162,166, 74/1 117/1,2, Sigortacılık Kanunu, 2/1,n, 22/13, 22/17 TTK,16/1, HMK, 25,27, 30,31,33, 146, 187/1-2, 190,194,196, 198, 266,)2004 Sayılı İİK'nin 67/2 maddesine göre davacının icra inkar tazminatı talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda tazminatın yaptırım amacına göre yapılan inceleme sonucunda davaya konu olayın temelinin haksız fiil niteliğindeki trafik kazasından kaynaklanması ve buna göre uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi karşısında alacağın ve varlığı ve miktarının yargılama ve hukuki muhakeme sonucunda belirlenmesi karşısında alacağın davalı yönünden likit/muayyen olmadığı sonuç ve kanaatiyle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1 maddesi gereğince aleyhinde hüküm verilen davalı sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE, 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ----.İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile icra takibinin işbu asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık % 41,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 4.852,68 TL karar ve ilam harcından; başlangıçta alınan 857,97 TL peşin harç ile icra dosyasından alınan 355,20 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.639,51 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı 857,97 TL peşin harç, 60,80 TL vekalet harcı, 72,00 TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.418,37 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için; karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1 maddesi uyarınca hesap ve takdir edilen toplam 30.000,00 TL nispi/maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.