İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/393 E. 2025/187 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/393
- Karar No
- 2025/187
- Karar Tarihi
T.C. ...3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/393 Esas - 2025/187 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/393 KARAR NO : 2025/187
DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararının iptali. DAVA TARİHİ : 18/09/2024 KARAR TARİHİ : 22/05/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2025
TALEP: Davacı vekili 18/09/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2022/165031 sayılı "... imza" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun TÜRKPATENT Resmi Markalar Bülteninde yayınlanması üzerine davalı şirketin 2019/136466, 2021/158140 sayılı "...", "..." ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin TÜRKPATENT'in... .... .... .... .... .... .... .... Ticaret A.Ş. tarafından gerçekleştirildiğini, .... .... .... yevmiye numaralı, 16/08/2024 tarihli sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, bu şekilde halihazırda müvekkilinin tesciline sahip olduğu “...” ibareli çok sayıda markasının ve tasarımının bulunduğunu, müvekkili markasının 30. sınıf emtiaları kapsadığını, “...” ibaresinin uzun yıllardır çikolata ve şekerleme sektöründe kullanıldığını, bu ibarenin “...” markasından hem görsel hem işitsel hem de kavramsal olarak farklı olduğu, halk arasında ... markasının çikolata ve hediyelik ürünlerle özdeşleştiği, buna karşılık ... markasının esas itibariyle yerli otomobil markası olarak halk zihninde yer ettiği, markalar arasında çağrıştırıcı bir benzerlikten söz edilemeyeceğini, başvuruya konu 30. sınıf mallar ile davalı markasının tescilli olduğu otomotivle ilgili 12., 35., 36., 37., 38. ve 42. sınıfların birbirinden tümüyle farklı olduğunu, mal ve hizmetlerin benzer olmaması nedeniyle iltibas ihtimalinin zaten bulunmadığını, ... markasının sektörel bilinirliği sebebiyle de davalı markasıyla karıştırılmayacağını, markaların birlikte var olmasında kamu yararına aykırı bir durumun bulunmadığını, markaların farklı ticari alanlara hitap ettiğini, tüketici algısı açısından da ... ve ... ibarelerinin fonetik olarak kısa ve sert telaffuzlara sahip olmaları nedeniyle karıştırılmalarının söz konusu olmayacağını, müvekkilinin kazanılmış hakkı olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2024-M-9589 sayılı kararının iptaline ve müvekkili marka tescil başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle: YİDK tarafından verilen kararın usule ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik unsurunun bulunduğunu, kapsamlarında bulunan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkilinin “...” tanınmış markasının sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkili markası ile karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, markalar arasında sadece bir harf farkı olduğunu, başvuru kapsamındaki 30. sınıf malların müvekkilinin 45. sınıftaki markası kapsamındaki mallar ile aynı olduğunu, müvekkili markasının tanınmış olması nedeniyle de korunması gerektiğini, otomobil sektöründe tanınmış olması, diğer sektörler bakımından mal ve hizmetler bakımından faaliyet göstermediği anlamına gelmediğini, davacının müvekkilinin markasının sahip olduğu tanınmışlıktan haksız bir şekilde yararlanacak olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Davanın; davacı başvurusu olan 2022/165031 sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak TPMK tarafından alınan 2024-M-9589 sayılı kararın iptali isteminden ibaret olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler TÜRKPATENT'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin 2022/165031 başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, TÜRKPATENT'in 2024-M-9589 sayılı YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen YİDK kararının davacıya 19/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 18/09/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ 2022/165031 başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; dava konusu "... imza" ibaresinin 30. sınıf emtialarda tescili amacıyla 02.11.2022 tarih ve 2022/165031 sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 14.11.2022 tarih ve 408 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmasına karar verildiği görülmüştür. Anılan karara karşı davalı şirket tarafından itiraz edildiği, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 03.11.2023 tarihli kararı neticesinde itirazları 2019 136466 / "..." ve 2021 158140 / "..." sayılı dayanak markalar bakımından haklı bulduğu ve başvuruyu reddettiği anlaşılmıştır. Söz konusu karara karşı bu defa başvuru sahibi tarafından itiraz edilerek verilen ret kararının kaldırılması talebinde bulunulduğu, itirazları inceleyen Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun 18.07.2024 tarih ve 2024-M-9589 sayılı kararı ile SMK m. 6/1 uyarınca nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.
TÜRKPATENT YİDK'in 2024-M-9589 sayılı kararında; "2022/165031 başvuru numaralı "... imza" ibareli başvurunun 2019 136466, 2021 158140 sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve "..." markasının tanınmışlığı gerekçeleriyle 6769 s. SMK'nın 6/1 ve 6/5 maddeleri uyarınca reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. ... Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz, belirtilen genel ilkeler ve benzer nitelikteki uyuşmazlıklar hakkında verilmiş olan 2023-M-16267, 2023-M-16002 sayılı YİDK kararları göz önünde tutularak incelenmiştir. Yapılan incelemede, "..." ve "..." ibarelerinin "t-o-g-*" şeklinde olmak üzere kelimenin başlangıcında aynı harfleri aynı sıralama dahilinde içermelerinden dolayı markaların görsel ve işitsel yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer oldukları görüşüne varılmıştır. İlaveten, başvuru ile ret gerekçesi markaların kapsamında aynı/aynı tür malların bulunduğu belirlenmiştir. Bu hususlar çerçevesinde, başvuruya konu marka ile ret gerekçesi markalar arasındaki görsel ve işitsel yönden benzerliğin yanı sıra, markaların aynı/aynı tür malları kapsaması hususu da dikkate alındığında, ilgili tüketici kesimi nezdinde malların aynı ticari kaynak tarafından üretildiği veyahut marka sahipleri arasında iktisadi yönden bir bağlantı bulunduğu yönünde bir izlenim oluşabileceği, diğer bir ifade ile başvuru ile ret gerekçesi markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimalinin bulunduğu sonuç ve kanaatine varılmıştır. Başvuru sahibinin müktesep hak iddiası, söz konusu iddiaya mesnet olan 2009 23609 sayılı marka bakımından müktesep hak koşulları oluşmadığından haklı bulunmamıştır. Diğer yandan, başvuru konusu "... imza" ibareli markanın 30. sınıfta yer alan gıda ürünleri bakımından tescili veya kullanımı halinde, 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesinde sayılan koşulların ortaya çıkacağına ilişkin olarak, yayına itirazda, otomobil sektöründe tanınmışlığı ileri sürülen "..." markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak vakıalar, deliller veya argümanlar sunulmadığından, Kurul'da da bu yönde bir kanaat oluşmadığından, başvurunun 6769 s. SMK'nın 6/5 maddesi uyarınca reddini gerektirecek haklı ve geçerli bir sebep bulunmadığı görüşüne varılmış ve bu kapsamdaki ret kararı isabetli görülmemiştir. Dolayısıyla, SMK m. 6/5 hükmünün, başvurunun ret gerekçeleri arasından çıkartılması gerekmiştir. Öte yandan, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi haklı bulunmamıştır. Sonuç itibariyle, SMK m. 6/1 bakımından verilen ret kararı isabetli görüldüğünden ve SMK m. 6/5 kapsamındaki ret kararının kaldırılması, herhangi bir malın başvuruya iadesi sonucunu doğurmadığından başvuru sahibi tarafından yapılan itirazın reddi gerekmiştir. KARAR 6769 s. SMK'nın 6/5 fıkrasının başvurunun ret gerekçeleri arasından çıkartılmasına, ancak SMK m. 6/1 uyarınca verilen ret kararı yönünden itirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Başvuru Markası "... imza" (2022/165031) 30. sınıf.
Davalı Markaları "...", "..." (2019/136466, 2021/158140) 30. sınıf.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 28/03/2025 havale tarihli raporda özetle; "- Dava konusu başvuru kapsamında yer alan emtialar yönünden taraf markalarının kapsamları aynı olmakla birlikte, rapor içeriğinde açıklanan gerekçeler nedeniyle “...” ve “...” esas unsurlu markaların nihai algılarının, ilgili tüketiciler nezdine iltibas ihtimali yaratmayacak olduğu, heyet görüşünün YİDK kararının aksi doğrultuda olduğu," ifade edilmiştir.
Davalı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "... imza" ibareli ve 2022/165031 başvuru numaralı davacı başvurusunun 30'üncü sınıftaki kapsamı aşağıdaki gibidir: "30: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez." İtiraza dayanak 2019/136466, 2021/158140 sayılı davalı markalarının kapsamında ise (1 ilâ 45) 30. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Bu durumda; taraf markaları 30. Sınıf emtiaları birebir kapsamakta olup ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmalarına gerek bulunmamaktadır. Bu bağlamda taraf markalarının benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer, rekabet ilişkisi içerisinde bulunan mahiyetteki emtiaları kapsadıkları değerlendirmesi yapılmıştır.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, taraf markaları kapsamında yer alan 30. sınıftaki gıda ürünleri, toplumun geneline hitap eden türden en sık ve düzenli olarak tüketimi yapılan, genellikle her gelir ve yaş grubundan bireylerin kolayca ulaşabileceği ürün grupları arasında yer almakta olup ilgili tüketicilerin ortalama zeka ve dikkat düzeyine sahip herhangi bir kimse olabileceği değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Dava konusu başvurunun "... imza" şeklinde “...” ve “imza” şeklinde iki sözcükten oluşan bir marka olmakla birlikte markadaki “imza” ibaresi alt kısımda daha küçük puntolarla yazılmışken, “...” ibaresi markanın hakim unsuru olacak şekilde ve stilize bir biçimde yazılmış olup bu durumda algının esasen “...” ibaresi üzerinde yoğunlaşacağı, bu ibarenin “to-go” şeklinde okunacağı, telaffuzunun doğrudan yazımı ile aynı şekile yapılabileceği gibi İngilizce’de yaygın kullanılan “to-go” (paket servis anlamında) ifadesini de çağrıştırabilecek şekilde telaffuzunun mümkün olacağı, ...” ibaresi, bir ülke ismi olarak da bilinirken, yukarıda belirtilen İngilizce karşılığı ile “to-go” ile de algılanma ihtimali bulunduğu gibi tamamen anlamsız bir sözcük olarak da algılanması – ilgili tüketici kesiminin genişliği gözetildiğinde – ihtimal dahilindedir. Dava konusu başvurunun asli unsuru nihai olarak “...” kelimesidir. Davalı yanın redde gerekçe markaları ise düz yazımdan ibaret "..." markası ile "..." şeklindeki şekli unsur da ihtiva eden markadır. Davalı yanın "..." şeklindeki markasında mavi iki üçgenin bir elmas şeklini oluşturduğu grafik unsuruna yer verildiği, bunun dışında her iki markasında da “...” kelimesinin kullanıldığı, bu kelimenin herhangi bir anlamının bulunmadığı, tüketicinin markanın son kısmındaki tekrarlayan “g” harflerini tek olarak telaffuz edeceğinden markanın “...” şeklinde telaffuz edileceği, her iki markada da asli sözcük unsurunun bu kelime olduğu değerlendirilmiştir. Bu bağlamda tespiti gereken husus taraf markaları arasında aynı ya da benzer ilgili tüketicilerin, işaretler arasında ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırma ihtimaline yol açacak bir benzerlik kurup kurmayacaklarıdır. Dava konusu "..." markası ile davalı yanın "..." ve "..." markaları görsel anlamda kıyaslandıklarında, gözleme dayalı ilk algıda bir benzerlik taşımadıkları, farklı kurumsal kimlikleri işaret eder şekilde farklı şekil unsurları/yazım biçimlerine sahip oldukları, bununla birlikte markaların asli/hakim sözcük unsurları olan “...” ve “...” kelimelerinin, dört harften oluşan kelimeler oldukları, ortak olarak “T-O-G” harflerini ihtiva ettikleri, bu harflerin aynı dizilim içerisinde markaların ilk üç sesini oluşturduğu, dava konusu markada son sesini “-o” sesli harfi olduğu, davalı markalarında ise tekrarlayan “gg” harflerinin yer aldığı, dört harften oluşan bu düzeyde kısa sözcük markalarında yaratılan bu farklılığın, kelimelerin görsel anlamda farklılaşmalarına yol açtığının kabulü gerekeceği değerlendirilmiştir. Bu bağlamda dava konusu “... imza” markasının, stilize yazımı, baskın “...” ibaresiyle birlikte “imza” kelimesinin özgün fontta altına konumlandırılması, harflerin eğimli biçimde sunulması ile tipografik bir bütünlük taşıdığı, “...” markasının ise düz font, küçük harf şeklinde veya ve üst kısmında geometrik elmas biçimi oluşturan şekil unsuru ile birlikte tescilli olup, görsel algı açısından bütünüyle farklı bir algıya sahip olduğu, markalar arasında görsel açıdan doğrudan bir benzerlik bulunmadığı kabul edilmelidir. Keza mezkûr farklılık dava konusu markanın “TO-GO” şeklinde iki heceli olarak telaffuzuna yol açarken, davalı markaları direkt olarak tek hecede ve “...” olarak telaffuz edilecektir. Bu iki telaffuz arasında belirgin bir işitsel farklılık mevcuttur. Zira davalı markalarının “g” sesiyle bitiyor oluşu, dilimizde “g” sesinin yarattığı fonetik algı ve bu sesinin kelimelerin son harfi olarak yer almasının yarattığı algının, “to-go” şeklindeki bir okumadan belirgin biçimde daha farklı olacağı değerlendirilmiştir. Taraf markaları arasında kavramsal olarak karşılaştırma yapıldığında ise bir kısım tüketicinin dava konusu markayı bir ülke adı veyahut “to-go” (paket servis anlamında) şeklinde algılaması mümkünken, davalı markasının hiçbir kavramsal karşılığı yoktur. İlgili tüketici grubu gözetildiğinde bu çerçevedeki markalar açısından kavramsal bir karşılaştırma yapma eğilimlerinin olmayacağı gözetildiğinde, kavramsal açıdan bir benzerlik kurulması ihtimali de yine mümkün olmayacaktır. Karıştırılma ihtimali incelenirken, markaların görsel, işitsel ve kavramsal özelliklerinin tamamı gözetilerek bütünsel anlamda bıraktığı intiba üzerinden bir değerlendirme yapılması gerekmekte salt markaların ortak harf dizilimleri taşıyor olmaları nedeniyle işaretlerin benzer görülmeleri doğru ve isabetli bir değerlendirme biçimi olmayacaktır. Dolayısıyla somut uyuşmazlık kapsamında taraf markaları arasındaki benzerlik ilişkisinin iltibas ihtimaline neden olup olmayacağı değerlendirmesinde görsel, işitsel ve kavramsal unsurların her somut olayda eşit öneme sahip olmadığının göz ardı edilmemesi gerektiği, özellikle görsel ve işitsel farklılık ve hatta bir kısım tüketici açısından oluşacak kavramsal farklılığın, tüketicilerce derhal algılanabilecek düzeyde olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim her ikisi de dört harften oluşan taraf markalarının kısa sözcük markaları gibi kabul edilmeleri gerekmekte olup kısa sözcük markalarında tek bir harf farkının dahi çoğu zaman kelimelerin farklı işitsel, görsel ya da kavramsal algılar edinmesine yol açabileceği, somut olayda da “o-g” harflerinin yarattığı görsel ve fonetik farklılığın, işaretleri yeterli düzeyde birbirinden uzaklaştırdığının kabulünün gerekecek olduğu düşünülmüştür. Dolayısıyla 3-4 harften oluşan sözcük markalarının her birinin, salt ortak harf dizilimine haiz olduğu gerekçesiyle birbiri ile karıştırılabilecek sonuçlara yol açacak bir benzerlik ilişkisinde olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir. Kaldı ki taraf markalarının harf dizilimlerinde, son sıralarındaki oluşan farklılık, sadece görsel anlamda değil işitsel olarak da derhal algılanabilir bir fark yaratmış ve yeni bir hece oluşturmuştur. Dava konusu markadaki “o” harfinin varlığı markanın iki heceli şekilde telaffuzuna yol açarken, davalı markalarındaki tekrarlayan “-g” harfinin varlığı, tek heceli, kalın, sonu kesik ve daha tok bir telaffuza yol açmaktadır. (Avrupa Adalet Divanı ve EUIPO nezdinden verilen muhtelif kararlarda da bu ilkenin benimsendiği bilinmektedir. Örneğin 11.09.2013 tarihli R 1441/2012-1 – BRAS / BRASA kararında aynı sınıflarda tescil edilmek istenilen “BRAS” ve “BRASA” markalarında, sonraki tarihli “BRASA” başvurusunda, sözcüğün sonunda yer verilen A harfi nedeniyle oluşan yeni hecenin ve ayrıca tek başına A harfi görselinin markaları hem görsel hem de fonetik açıdan farklılaştırdığını ve bu nedenle markalar arasında iltibas ihtimalinden bahsedilemeyeceğine karar vermiştir.) Nitekim emsal ... .... .... K, sayılı ilamı ile “Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve dosya kapsamına göre; davacı adına tescilli “KİPA” ibareli markalar ile davalı şirketin “KIWA” başvuru markası arasında ortalama tüketici kitlesinin umumi bakış açısı ve markanın bütüncül intibası uyarınca karıştırılma ihtimaline yol açacak ölçüde bir benzerlik bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu çerçevede somut uyuşmazlıkta dava konusu marka kapsamında yer alan emtiaların, doğrudan davalı markalarında yer almasına rağmen, taraf markalarının bütünsel algılarında birbiri ile karıştırılma veyahut ilişkilendirilme ihtimallerinin bulunmadığı, ilgili tüketicilerin, ortalama zeka ve gördüğünü algılama kabiliyeti olan tüketiciler oldukları, bu bağlamda her iki tarafa ait markalar altında sunulan malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin bulunmayacağı, aksinin hayatın olağan akışına ve normal hayat tecrübelerine de aykırı olacağı, esasen gerçekçi bir yaklaşım da olmayacağı, zira kurumsal kimlikleri ve bütünsel algıları yeterli düzeyde farklılaşmış kısa sözcük markaları açısından bu iki işareti karıştıracak olan kişilerin ortalama tüketici olarak dahi nazara alınmasının olanaksız olduğu, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, nihayetinde taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerliğin mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır.
2) MÜKTESEP HAK İDDİASI BAKIMINDAN DEĞERLENDİRME Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 19.08.2008 gün ve 7547 E. 10251 K. sayılı ve 14.11.2008 gün ve 11505 E., 12839 K. sayılı kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Buna göre bir kazanılmış haktan söz edilebilmesi için; ✓Kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi, ✓Bu markaya dayalı olarak yapılan başvurunun da, kazanılmış hak teşkil eden markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması (zira, önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise, bu artık yeni bir marka olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu gibi kabul edilemez), ✓Sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi, ✓Son olarak da, müktesep hak iddialarına mesnet alınan markanın fiilen kullanılıyor olduğunun ispat edilmiş olması, şartlarının tamamının bulunması aranmaktadır. Ayrıca, müktesep hakka ilişkin ilkeler uygulanırken, başvuru sahibinin, son başvurusuna konu işaretin, davalı veya bir başkasına ait tescilli markalara yanaşmaması ve onlarla iltibas oluşturma çabasına girmemesi gerekir. Yani; önceki tarihte tescilli olan markaların serisi niteliğindeki bir ibarenin marka olarak tescil olunabilmesi için, aynı veya benzer olarak başkası adına tescil olunmuş marka ile yakınlaşma ve benzeştirme amacı taşımaması, bir başka deyişle haksız rekabet ve iltibas tehlikesine yol açılmaması gerekir (Yargıtay 11.HD.’nin 11.04.2016 tarih E.2015/9050 K. 2016/3902 sayılı kararı). Nitekim, Yargıtay’ın bu husustaki diğer bir emsal kararında (Yargıtay 11.HD.’nin 07.07.2009 tarih E.2007/13744 K. 2009/8377 sayılı kararı) da; “.....başlangıçta karşı çıkılmaması nedeniyle farklı kişiler adına tescil edilmiş mükerrer markaların varlığı halinde, işaretler arasında benzeştirme, yakınlaştırma (iltibas tehlikesi) amacını taşımayan sonraki tarihli seri markaların da tescili mümkün olacaktır. Bir işletme ile özdeşleşmiş temel markaların zaman içindeki değişiklik ve gelişmelere uyum sağlaması ve temel vasfını koruyarak seri markalar yoluyla kendini yenilemesi ve bir anlamda çoğalması zorunlu ve gerekli olabilir...” hususlarına hükmedilmiştir. Davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı 2009/23609 sayılı markasının tescil tarihine bakıldığında, 09/12/2010 olduğu ve bu durumun yukarıda yer verilen birinci kriter ile uyumlu olduğu görülmektedir. Aynı şekilde; bu markanın tescili kapsamına giren emtialar 30 Sınıfa giren, yani davacının huzurdaki davaya konu edilen markasının reddedildiği emtialar ile aynı emtialar olduğu görüldüğünden, davacının bu markasının, yukarıda yer verilen üçüncü kriter ile de uyumlu olduğu görülmektedir. Ayrıca davacı taraf; “...”lu markalarını, 30. sınıfta fiilen kullandığına ilişkin delilleri de dava dosyasına sunmuştur. Böylelikle, müktesep hak koşullarının davacı lehine oluştuğu tespit edilmiştir. Dava konusu edilen YİDK kararında müktesep hak iddiası bakımından şartların oluşmadığı belirtilmiş ise de kararda hangi sebeple şartların oluşmadığına ilişkin olarak herhangi bir gerekçe bulunmadığı görülmüştür.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olmadığı kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Davanın KABULÜNE, 2-TÜRK PATENT YİDK'nun 2024-M-9589 sayılı kararının iptaline, 3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar harcın davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan aşağıda dökümü gösterilen 15.791,00 TL yargılama giderlerinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ...Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/05/2025
Davacı Masraf Dökümü: İlk Masraf 916,00.-TL Posta Masrafı 875,00.-TL Bilirkişi Ücreti 14.000,00.-TL Toplam 15.791,00.-TL