İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2024/382 E. 2025/152 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2024/382
- Karar No
- 2025/152
- Karar Tarihi
T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/382 Esas - 2025/152 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR VERMEYE YETKİLİ T.C. ... 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/382 KARAR NO : 2025/152
DAVA : Marka ile ilgili Kurum kararının iptali. DAVA TARİHİ : 13/09/2024 KARAR TARİHİ : 29/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
TALEP: Davacı vekili 13/09/2024 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde ... sayılı "... ..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun TÜRKPATENT Resmi Markalar Bülteninde yayınlanması üzerine davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markasını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kabulüne karar verilerek başvurunun reddedildiğini, bu ret kararına karşı müvekkilinin yeniden inceleme taleplerinin TÜRKPATENT'in ... sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile nihai olarak reddedildiğini, söz konusu kararın haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira; müvekkili markasını oluşturan marka ve işaretlere bakıldığında farklılıkların görülebileceğini, söz konusu farklılıkların da ortalama tüketici nezdinde ayırt edilebilirlik sağlayacağını, müvekkili yan markasında ilaveten yer alan kelime dizilimleri, faaliyet gösterdiği alana yönelik olarak yer alan diş logosu, logonun içerisinde yer alan M ve Z ibareleri ile farklı renk unsurlarının varlığı dikkate alındığında, dava konusu markalar arasında bütünsel izlenim itibariyle görsel ve anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığını ileri sürerek, YİDK'in ... sayılı kararının iptaline ve müvekkili marka tescil başvurusunun tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde özetle: Başvuru ile redde mesnet gösterilen markanın bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduğunu, redde konu hizmetlerle aynı veya aynı tür ya da benzer malların/hizmetlerin redde mesnet markanın kapsamında yer aldığını, başvuru ve redde mesnet marka arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Dava dilekçesi davalı şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
MUHAKEME: HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1'e dayalı taraf markalarının benzemediği iddiası temelinde; davacı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak TÜRKPATENT YİDK tarafından alınan ... sayılı kararın iptali istemlerine ilişkindir. Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler TÜRKPATENT'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş, 06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davalı şirketin itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, TÜRKPATENT'in ... sayılı YİDK kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. İptali istenen YİDK kararının davacıya 13/07/2024 tarihinde tebliğ edildiği, 13/09/2024 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı Patent ve Marka Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ ... başvuru sayılı markanın dosya örneği incelendiğinde; dava konusu ... sayılı marka başvurusu, 39. sınıf için tescil talebiyle 22.09.2022 tarihinde yapılmıştır. Dava konusu marka başvurusu, 12.10.2022 tarih ve 406 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlanmıştır. Davalı şirket tarafından dava konusu markanın yayımına “aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerlik”, “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “Paris sözleşmesi kapsamında tanınmışlık”, “tanınmışlık” ve “kötü niyet” gerekçeleri ile itiraz edilmiş olup, dayanak gösterilen markalar; 2003/20322, 2004/44966, 2006/62017, 2011/106295, 2012/01683, ..., 99/018268, 2001/03969 sayılı markalardır. Davacı tarafından itiraza karşı görüş bildirilmiştir. Davalı şirket itirazı, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 26.07.2023 tarih ve 230487718 sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Kararda dava konusu marka başvurusu ile benzer görülen marka; 2017 45580 sayılı markadır. Davacı şirket, Markalar Dairesi Başkanlığı kararına itiraz ederek marka başvurusunun tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket tarafından itiraza karşı görüş bildirilmiştir. İtiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 03.07.2024 tarihli ... sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.
TÜRKPATENT YİDK'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvurunun 2017 45580 sayılı "..." ibareli marka ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi uyarınca reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı, başvuru hakkındaki ret kararının kaldırılması talebiyle başvuru sahibi tarafından yapılan itiraz incelenmiştir. Yerleşik içtihada göre, halkın malların veya hizmetlerin aynı işletmeden veya ticari ya da idari olarak bağlantılı bir işletmeden geldiğine inanması riski karıştırılma/ilişkilendirme olasılığını ortaya çıkartır. Karıştırılma ihtimali incelemesinde mal/hizmet benzerliği, işaret benzerliği, benzerliğe gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücü ve hedef tüketici kitlesinin bilgi ve dikkat düzeyi ele alınır. Bu unsurlardan birinin zayıf olması diğer unsurların güçlü olması ile telafi edilebilir. Örneğin markalar arasında işaret benzerliği zayıf ise yüksek dereceli mal/hizmet benzerliği ve benzerliğe gerekçe olarak gösterilen markanın ayırt edici gücünün yüksek olması durumunda markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunabilir. Öte yandan markalar arasında işaret benzerliğinin bulunmaması ya da mal/hizmet benzerliğinin bulunmaması durumunda, diğer unsurları incelemeye gerek duyulmaksızın markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığına karar verilir. Ayrıca, karşılaştırılan malların/hizmetlerin aynılığı durumunda markalar arasındaki görece daha düşük bir benzerlik markalar arasında ilişkilendirme/karıştırma ihtimali bulunması sonucunu doğurabilir. Ortalama tüketicinin markalar arasında direkt karşılaştırma yapma şansına nadiren sahip olduğu, aksine genellikle markaların akıllarında kalan kusursuz olmayan hatırasına dayanarak bir değerlendirme yapabildiği dikkate alınmalıdır (AB Adalet Divanı, 22/06/1999, Lloyd Schuhfabrik). İlaveten, kelime ve şekil unsurunu birlikte içeren markalar söz konusu olduğunda, kelime unsurunun akılda daha kalıcı olan kısım olduğu gerek doktrinde gerekse yargı kararlarında kabul görmektedir. Önceki markanın ayırt edici gücü arttıkça, karıştırılma ihtimalinin o derece artacağı ve piyasada edinmiş olduğu tanınmışlık nedeniyle yüksek ayırt ediciliğe sahip olan önceki markaların, daha düşük ayırt ediciliğe sahip markalara göre daha geniş bir korumadan yararlanacağına ilişkin ilkeler içtihat hukukunda benimsenerek önceki markanın ayırt edici gücünün karıştırılma ihtimali incelemesindeki rolüne açıklık getirilmiştir. Sonuç olarak, bir bütün olarak önceki markanın ayırt edici gücü markanın koruma kapsamının genişliğini belirler ve karıştırılma ihtimalinin incelenmesinde göz önünde bulundurulmalıdır. Markaların ortak unsurlarının ayırt edici olmadığı durumlarda işaret benzerliği incelemesi ortak olmayan unsurlara odaklanılır. Karşılaştırma konusu markalarda ayırt edici olmayan unsurların ortak olması durumunda karıştırılma ihtimali yoktur sonucuna ulaşılır. Markaların düşük ayırt edici niteliği haiz unsurlarının ortak olduğu durumlarda işaret benzerliği incelemesinde ortak olmayan unsurlar ve genel izlenim dikkate alınır. Diğer bir ifadeyle, markalar düşük düzeyde ayırt ediciliği olan bir unsuru paylaşıyorsa, karıştırılma ihtimali değerlendirmesinde örtüşmeyen bileşenlerin markaların genel izlenimi üzerindeki etkisine odaklanılacaktır. Bu değerlendirme ortak olmayan unsurların benzerliğinin ve ayırt edici niteliğinin araştırılması şeklinde olacaktır. Örtüşmeyen bileşenlerin benzerlikleri/farklılıkları ve ayırt edicilikleri ele alınacaktır. Karşılaştırılan işaretlerde, düşük seviyede ayırt ediciliği olan bir unsurun ortak olarak yer alması, karıştırılma ihtimalini azaltıcı yönde etki eden bir husustur. Yapılan inceleme sonucunda, başvuru ile redde mesnet gösterilen markanın bağlantı kurulması ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Ayrıca redde konu hizmetlerle aynı veya aynı tür ya da benzer malların/hizmetlerin redde mesnet markanın kapsamında yer aldığı tespit edilmiştir. Bu nedenle başvuru ve redde mesnet marka arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunduğu anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle itiraz hakkında Markalar Dairesi Başkanlığınca verilen ret kararı yerinde görülmüş ve iş bu itirazın reddi gerekmiştir. KARAR İtirazın ve başvurunun reddine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davacı Başvuru Markası "... ..." (...) 39. sınıf.
Davalı Markası "..." (...) 03 / 04 / 05 / 07 / 08 / 09 / 10 / 13 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 32 / 33 / 34 / 35 / 36 / 38 / 39 / 40 / 43 / 44 / 45. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 28/02/2025 havale tarihli raporda özetle; "1. Dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan hizmetlerin, davalı şirketin redde mesnet kabul edilen markası kapsamında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, 2. Taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, 3. Taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunduğu, 4. İşbu raporda varılan sonucun, YİDK kararı ile aynı doğrultuda olduğu," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davacı başvurusunun 39'uncu sınıfta reddedilen tescil kapsamı aşağıdaki gibidir: "39: Kara, deniz ve hava taşımacılığı hizmetleri ve kara, deniz ve hava taşıtlarının kiralanması hizmetleri, tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama, kurye hizmetleri. Araba parkları hizmetleri, garaj kiralama hizmetleri. Tekne barındırma hizmetleri. Boru hattı ile taşıma hizmetleri. Elektrik dağıtım hizmetleri. Su temin hizmetleri. Taşıt ve malları kurtarma hizmetleri. Malların depolanması, paketlenmesi ve sandıklanması hizmetleri. Çöplerin depolanması ve taşınması hizmetleri, atıkların toplanması ve taşınması hizmetleri." İtiraza dayanak ... sayılı davalı markasının kapsamında ise 03 / 04 / 05 / 07 / 08 / 09 / 10 / 13 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 22 / 23 / 24 / 25 / 26 / 27 / 28 / 32 / 33 / 34 / 35 / 36 / 38 / 39 / 40 / 43 / 44 / 45. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Davalı şirkete ait redde mesnet kabul edilen ... sayılı marka, hali hazırda 39. Sınıf hizmetler bakımından tescillidir. Taraf markaları kapsamında yer alan ve ayniyet taşıyan hizmetler aynıdır. Dolayısıyla, dava konusu marka kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan tüm hizmetler bakımından, taraf markaları arasında “emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması” şartının sağlandığı tespit edilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut uyuşmazlığa bakıldığında dava konusu marka kapsamında yer alan 39. Sınıf hizmetler bakımından ilgili tüketicilerin, normalden fazla dikkat ve özenle bu hizmetleri tercih edecekleri, satın alma ve yararlanma için ayıracakları sürenin uzun olacağı, alıcı ve yararlanıcı kitlesinin yetişkin ve belli bir seviyede bilgi ve dikkat seviyesine sahip kişilerden oluştuğu değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır. Dava konusu marka başvurusu, “... ...” ibaresi ile bu ibarenin üstünde yer alan “diş” şeklinden oluşan karma nitelikte bir markadır. “... ...” ibaresini oluşturan kelimeler, aynı satırda aynı punto ile yazılmış, “...” ibaresinin “D” harfi, standart bir yazı karakteri yerine, stilize bir şekilde oluşturulmuştur. Fakat yine de ibare, “...” olarak algılanmakta ve okunmaktadır. “...” ibaresi, İngilizce’de “dentist (diş hekimi)” kelimesinin kısaltması olarak kullanılmaktadır. Yine İngilizce’de “çökme, çentik, göçük, ezik, oyuk” gibi anlamlara gelmektedir. Türkçe'mizde de de diş hekimliği ile ilgili alanda, sektör ile ilgili terimlerin öneki olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Dava konusu marka kapsamında yer alan “şekil” unsuru da, “...” kelimesine atıf yapan “diş şekli”nden oluşmakta olup, orijinal bir şekil değildir. Dava konusu markada yer alan “...” ibaresi ise, Türk Dil Kurumu sözlüğünde “Bir kimsenin herhangi bir belgeyi yazdığını veya onayladığını belirtmek için her zaman aynı biçimde kullandığı işaret. İmzalamak işi. Herhangi bir alanda ün yapmış kimse.” olarak tanımlanmıştır. Dava konusu marka başvurusunda, “...” ve “...” kelimelerinin birlikte yazılması ile ortaya yeni bir anlam çıkmamıştır. “...” ibaresi de “...” ibaresi de, anlamı olan ibareler olmakla birlikte, her iki ibare de, davanın konusunu oluşturan 39. Sınıf hizmetler bakımından anlam ifade eden ibareler değildir. Birlikte yazılarak ortaya yeni bir anlam çıkarmadıkları gözetildiğinde, “...” ve “...” ibaresi ayrı ayrı, dava konusu markanın esas unsuru konumunda olduğu kanaatine varılmıştır. Bununla birlikte, “...” ibaresinin bir kısaltma olduğu gözetildiğinde, “...” ibaresi, “...” ibaresine nazaran daha ön plandadır. Dava konusu marka başvurusu, “...” ve “...” ibarelerini esas unsur olarak içermekte iken, davalı şirket markası, “...” ibaresini esas unsur olarak içermektedir. Esasen “...” ibaresi, davalı şirket markasının tek unsuru konumundadır. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “...” ibaresi, marka içerisinde bağımsız bir esas unsur olarak yer almakta olup, diğer kelime ile kaynaşmamış, ortaya yeni bir anlam çıkmamıştır. Davalı şirkete ait marka, dava konusu marka kapsamında aynen kullanılmıştır. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan “...” ibaresi her ne kadar 39. Sınıf hizmetler bakımından anlamlı bir ibare değil ise de, bir kısaltma/ön ek olması nedeniyle, markaların farklılaşması için yeterli bir ayırt etme gücüne sahip değildir. Dava konusu marka başvurusunda “...” ibaresinin bağımsız bir unsur olarak yer alması ve bu ibarenin hali hazırda davalı şirket adına kayıtlı bir marka olması nedeniyle, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik oluştuğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, dava konusu marka başvurusu ile davalı şirkete ait redde mesnet markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: 1-Davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile 187,80 TL bakiye karar harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiği için AAÜT uyarınca 40.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Tarafların yatırdıkları gider avanslarından kalan tutarın HMK 333/1 uyarınca karar kesinleştiğinde iade işlemi yapılmak üzere tebliğden itibaren 15 gün içinde, banka hesap numarası bildirildiğinde hesaba aktarılmasına, aksi halde PTT aracılığı ile adreste ödemeli olarak gönderilmesine, Dair verilen karar, taraf vekillerinin yüzüne karşı 6100 sayılı HMK'nun 341. ile 345. Maddelerine göre tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde ... Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun Yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 29/04/2025