İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/378 E. 2024/1147 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/378
Karar No
2024/1147
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/378 Esas KARAR NO : 2024/1147

DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 26/04/2024 KARAR TARİHİ : 12/11/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/12/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin uluslararası hava taşıma hizmeti vermekte olup davalı tarafa da aralarındaki cari hesap ilişkisine istinaden vermiş olduğu taşıma hizmeti sonucu keşide edilen faturadan; 31.10.2023 tarihli 6.131,03-TL, 06.11.2023 tarihli 1.194,17-TL,13.11.2023 tarihli 2.091,74-TL, 20.11.2023 tarihli 1.851,77 TL, 27.11.2023 tarihli 1.543,95-TL, 11.12.2023 tarihli 1.826,51 TL, 18.12.2023 tarihli 1.857,30 TL, 25.12.2023 tarihli 4.396,88-TL, 31.12.2023 tarihli 936,66-TL, 08.01.2024 tarihli 965,79-TL, 28.02.2024 tarihli 1.087,18-TL tutarlı 11 adet fatura borcu ödenmemiş olduğunu, davalı tarafın cari hesapta yer alan yukarıdaki fatura bedelini ödememesi sebebiyle faturadaki son ödeme tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle davalı hakkında Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü ...... E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatılmış olduğunu, davalı tarafın kendisine gönderilen ödeme emrinde belirtilen borca ve ferilerine, itiraz ederek borcu olmadığı bahisle icra takibini haksız ve kötü niyetli bir şekilde durdurmuş olduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itirazlar yerinde olmayıp reddi gerektiğini, müvekkili şirketin davalı yan ile aralarında oluşan cari hesap ilişkisine istinaden davalı yana yasa ve uluslararası kurallar çerçevesinde hizmet vermiş ve haklı olarak da verilen hizmetle ilgili olarak oluşan bedelin ödenmesini talep etmiş olduğunu, davalı tarafın yapmış olduğu itirazlar yerinde olmayıp reddi gerektiğini, 397 sayılı VUK Genel Tebliğ ve diğer mevzuat hükümlerine uygun olarak faturalar gönderilmiş olduğunu, yasal süresi içerisinde itiraz edilen/iade edilen fatura söz konusu olmadığından yerleşik Yargıtay kararları ve TTK 21/2 uyarınca davalı tarafça fatura içeriğini kabul etmiş sayılmakla birlikte davalı yana taşıma hizmetinin yapıldığına ilişkin konşimento örneğinin de ekte sunulmuş olduğunu, davalı tarafa verilen hizmet neticesinde, faturalardan oluşan borcun ödenmemesi üzerine, müvekkilİ şirketçe takibe konu faturaların ödenmesi için ihtarname gönderilmiş olduğunu, ticari dava şartı arabuluculuk sürecinde de anlaşma sağlanamamış olduğunu beyanla; takibe kötü niyetli bir şekilde itiraz eden davalının takibe konu itiraza uğrayan 23.882,98- TL asıl alacak ve 3.093,46-TL işlemiş faiz olmak üzere toplamda 26.976,44 -TL alacaklarından dolayı ilgili borca, faiz ve feri’lerine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına, takip sonrası asıl alacağa avans faizi uygulanması ile alacağın tahsiline, haksız itiraz için alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere inkar tazminatı ödemesine ve yargılama masrafları ile ücret-i vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacının faturaya dayandırdığı alacak talebi ile ilgili takip yapmış ve itirazları sonucunda itirazın iptali davası açılmış olduğunu, açılan davanın hukuka aykırı olduğunu, reddini talep ediyor olduklarını, davacının faturaların tek taraflı düzenlediği cari hesapta kayıtlı olduğunu belirtmiş olduğunu, dilekçesinde fatura gereğince hizmet vermiş olduğunu, faturalara itiraz edilmediğini, kabul edilmiş olduğunu, anlaşmaya göre faizin kabul edilmiş olduğunu fatura içeriğindeki hizmetin yerine getirildiğini belirtmiş olduğunu, düzenlenen faturaların usulüne uygun olmadığını, faturaların kabul veya reddinin söz konusu olabilmesi için karşı tarafa usulüne uygun bir bildirim yapılması gerektiğini, aksi takdirde faturanın kabulü veya reddi söz konusu olmadığını, faturanın her zaman düzenlenebilecek belgelerden olduğunu, faturaya itiraz edilmemesi kuralının yanında Yargıtay (Y. 11. HD., T. 01.06.2009, E. 2240, K. 6610) itiraza uğramayan fatura içeriğindeki malın teslim edildiğini, işin görüldüğünü vs. göstermediği belirtilmiş olduğunu, davacının faturaya itiraz edilmediğini belirtmiş, ancak fatura içeriğine göre kendi edimini yerine getirdiğini ispatlayamamış olduğunu, davacının faturaların vadesinde ödenmemesi halinde aylık %3 veya yasal ticari faizden hangisi büyükse o oranda gecikme zammı uygulayacağına ilişkin sözleşmedeki madde nedeniyle gecikme faizi de talep edildiğini belirtmekte olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte ödenmeyen faturalara ilişkin ticari veya yasal faiz zaten işlemekte olduğunu, ancak ticari faiz kadar hatta daha fazla oranda faiz bedeli yüklenmesinin faize faiz uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, diğer yandan davacının bahsettiği maddenin borçlar kanunu anlamında genel işlem şartlarından olduğunu, bu maddenin müvekkiline özel olarak düzenlenmemiş, müvekkilinin onayına sunulmadan tek taraflı olarak düzenlenmiş olduğunu, hatta matbu bir sözleşme olup tüm sözleşmelerde bulunan madde olduğunun açık olduğunu, Kanunumuza göre genel işlem şartlarının geçerli olabilmesi için bu maddelerin düzenleyen kişiler tarafından açıkça karşı tarafa açıklanmalı, bu maddenin içeriğinin ne olduğunun açıkça bilgilendirilmiş olması ve bunun kabulünün açıkça yapılmış olması gerektiğini, sözleşmeye atılan imzanın TBK md 6 anlamında susma - kabul olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, takipte istenilen gecikme zammının hukuka aykırı olduğunu beyanla; davacının davasının reddine, itirazın iptali isteminin reddine, %20 kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, hava taşıması sözleşmesine bağlı fatura tahsili amacıyla başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacının davalı tarafa ait malları taşıması nedeni ile davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacı alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, takipte talep edilen işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı, olması halinde miktarı, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarındadır. Mahkememizce icra dosyası ve alacağın ait olduğu döneme ait tarafların vergi dairesine vermiş oldukları BA-BS kayıtları dosya arasına alınmıştır. Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü ..... E. sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 26.976,44 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı takip borçlusunun vekili aracılığıyla takibe itiraz ettiği anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, davacının davalı tarafa ait malları taşıması nedeni ile davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacı alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, takipte talep edilen işlemiş faiz talebinin yerinde olup olmadığı, olması halinde miktarı, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı hususlarının tespiti için tarafların Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 29/07/2024 günü saat 15:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, SMMM bilirkişi ..... 29/08/2024 tarihli raporunda özetle; taraflardan davacı tarafın duruşma salonunda yapılan incelemeye gelmiş ve yerinde inceleme talep etmiş olup davalı tarafın ise incelemeye gelmemiş olduğunu, davacı şirketin 6102 sayılı T.T.K. nun ilgili maddeleri ile ilgili 222. md.ne göre 2023-2024 yıllarına ait Ticari defterlerinin tasdik bilgileri incelenmiş olduğunu, 2023 yılı ticari defterlerinin açılış ve kapanış onaylarını zamanında yaptırdığı, 2024 yılı açılış onayları zamanında yaptırıldığı, 2024 yılı kapanış onaylarının süresinin henüz gelmediği, süresi gelmeyen onay nedeni ile davacı sorumlu tutulamayacağından dolayı T.T.K.'nun amir hükümlerine göre, davacı şirketin ticari defterlerinin lehine delil teşkil ettiği kanaatine varılmış olup, takdirin mahkememize ait olduğunu, davacının ticari defter katılarına göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 23.882,98 TL borçlu olduğunun tespit edilmiş olduğunu, davacı ..... AŞ 2023 yılı BS beyanı ile 47 belge ile (KDV HARİÇ) 222.428,97 TL tutarında BS (satış) beyan etmiş olduğunu, davalının ise 58 adet belge ile (KDV HARİÇ) 243.337,54 TL tutarında BA (alım) beyan etmiş olduğunu, davalı tarafın davacı iddiası 2023 yılı faturaların tamamını BA beyanı ile beyan ettiğinin tespit edilmiş olduğunu, davacının takipte toplam 3.093,46 TL işlemiş faiz talep etmiş olduğunu, davacının talep edebileceği işlemiş faiz miktarı 573,03 TL olarak hesaplanmış olduğunu, en nihayetinde yapılan inceleme ve hesaplamalar neticesinde davacının 23.882,98 TL asıl alacak ve 573,03 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 24.456,01 TL davalıdan takipte talep edebileceği alacağının olduğunun tespit edilmiş olduğunu, nihai takdirin mahkememize ait olduğunu bildirmiştir. Ticari defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticari davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticari defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticari defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticari defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (Pekcanıtez, Özekes, Akkan, Korkmaz, s. 1834).(Yargıtay HGK'nın 27.01.2022 tarihi ve 2019/11-172 E. - 2022/69 K. sayılı kararı ) Davacı tarafın delillerinde tarafların ticari defter ve kayıtlarına delil olarak dayandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmamış, delil olma niteliğine sahip olduğu belirlenen davacı ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının ticari defter katılarına göre takip tarihi itibariyle davalının davacıya 23.882,98 TL borçlu olduğu belirlenmiştir. Davacı ..... AŞ'nin 2023 yılı BS beyanı ile 47 belge ile (KDV HARİÇ) 222.428,97 TL tutarında BS (satış) beyan etmiş olduğu, davalının ise 58 adet belge ile (KDV HARİÇ) 243.337,54 TL tutarında BA (alım) beyan etmiş olduğu, davalı tarafın davacı iddiası 2023 yılı faturaların tamamını BA beyanı ile beyan ettiği tespit edilmiştir. Davalı taraf ticari defterlerini incelemeye sunmadığındın ticari defterlerin TTK hükümlerince birbirini doğrulayıp doğrulamadığı, kayıtların düzgün tutulup tutulmadığı denetlenemediği gibi uyuşmazlık konusu faturalara ilişkin bir kaydın bulunup bulunmadığı da belirlenememiştir. Davacı taraf ticari defterlere diğer deliller ile birlikte dayanmış olup mahkemece de davalının ticari defterlerini ibrazı HMK 222/3 ihtarı ile birlikte davalı vekiline duruşma sırasında ihtar edilmiş olmasına rağmen ticari defterler incelemeye sunulmamıştır. Bu durumda HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uyarınca; davalının HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, ibraz edilmeyen belgenin/ticari defterin içeriği hakkında, ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilerek ticari defterlerde kayıtlı fatura konusu malların teslim edildiği ve bedelinin ödenmediği hususunun kabul edilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davalı taraf sunmuş olduğu cevap dilekçesinde faturaların usulüne uygun olmadığı ve davacı tarafın fatura içeriğine göre davacı tarafın edimini yerinde getirdiğini ispatlaması gerektiği savunmasında bulunmuş ise de davacı tarafın takip konusu yapmış olduğu faturaların davalı tarafından BA bildirimi ile vergi dairesine bildirilmiş olduğu tespit edildiğinden davalı tarafın bu yöndeki savunmalarının yerinde olmadığı, BA bildirimi ile beyanda bulunulan faturalar yönünden davalı tarafın aynı mahiyette yazılı delil sunması gerektiği ne var ki bu yönde bir delil sunulamadığı anlaşılmıştır. Davacı takip talebinde işlemiş faiz talebinde bulunduğu ve takibe dayanak sözleşmede faiz kaydının yer aldığı ve dava değerinin işlemiş faiz dahil bedel üzerinden harçlandırıldığı görülmüş olup bilirkişi tarafından yapılan hesaplama uyarınca davacının fatura tarihleri ve sözleşme hükümleri uyarınca toplamda 573,03 TL işlemiş faiz talep edebileceği anlaşılmıştır. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, satın alınan hizmet ve faturası belirli alacak likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalı tarafın Bakırköy ...... İcra Müdürlüğü'nün ...... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile takibin 23.882,98 TL asıl alacak, 573,03 TL işlemiş faiz üzerinden üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen oranda faiz işletilmesine, icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 4.776,59 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar vermek gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıda belirtildiği şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE; 1-Davalı tarafın Bakırköy ....... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE takibin 23.882,98 TL asıl alacak, 573,03 TL işlemiş faiz üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, 2- İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 4.776,59 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 1.670,59 TL harçtan peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.242,99 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.000,00 TL arabuluculuk ücretinden kabul oranı ret oranı dikkate alınarak hesaplanan 2.719,80 TL'nin davalıdan 280,20 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 855,20 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı tarafça sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 5.067,00TL yargılama giderinden kabul oranı (%90,66) ret oranı (%9,34) dikkate alınarak hesaplanan 4.593,74 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 24.456,01 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 2.520,43 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, 9-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 12/11/2024

Katip ......

Hakim ...... ¸

MADDİ HATA DÜZELTME KARARIDIR

Mahkememizin ...... Esas, ...... Karar sayılı ilamının son paragrafında sehven "Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı."... şeklinde yazılmış olduğu anlaşılmakla; Söz konusu hatanın maddi hata dava değerinin kesinlik sınırı altında olduğu, kararın kesin olması gerekirken sehven kanun yolu açıldığı anlaşılmış olup, HMK 304 maddesi kapsamında düzeltilmesi gerektiği anlaşılmakla; Mahkememizin ..... Esas, ..... Karar sayılı ilamında hükmün son paragrafının "...Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) İstinaf yasa yolu yargısal miktar sınırının altında kalmakla kesin olarak verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı...." şeklinde düzeltilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda karar verildi.

Katip ...... Hakim 194059

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2024/378, K. 2024/1147, T. 12.11.2024, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-378-e-2024-1147-k-95ed195645d9