İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/73 E. 2024/860 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/73
- Karar No
- 2024/860
- Karar Tarihi
T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/73 KARAR NO : 2024/860
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/01/2024 KARAR TARİHİ : 26/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin, -------, ekte faturalarda sunulan beyaz eşyalar satıldığını ve akabinde de fatura düzenlendiğini, düzenlenen faturalarda bulunan için mallar davalı'nın şirket ortağı olmasından dolayı teslim belgesi düzenlenmediğini, ilgili fatura bedelleri tahsil edilemediğini, müvekkilinin alacaklarının tahsili amacı ile --- İcra Müdürlüğü'nün ------ Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini ve takibin durduğunu beyanla; fazlaya ilişkin her türlü hak, dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, davanın kabulü ile itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine %20.den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin kendisi hakkında açılan bu davadan e-devlet üzerinde yaptığı inceleme sonucunda 01/03/2024 tarihinde haberdar olduğunu, dosyada yapılmış olan tebliğat kaydı incelendiğinde posta memurunun tebliğatı bizzat yaptığına dair şerh düştüğünü müvekkile bizzat yapılan bir tebliğat bulunmadığı gibi tebliğ şerhindeki imza da müvekkiline ait olmadığını, bu sebeple dosyadaki tebliğatın usulsüzlüğü nedeniyle iptalini ve 01/03/2024 tarihin tebliğat tarihi sayılmasını talep etiklerini, davanın Tüketici Mahkemesinde açılması gerekir iken Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olması görev itirazında bulunduklarını, davacının dava ve talep hakları zamanaşımına uğramış olup bu aşamada ve davanın her aşamasında zamanaşımı itirazında bulunduklarını, Açılmış olan davada müvekkil hakkında usulüne uygun bir arabuluculuk süreci yürütülmediğini, Usulüne uygun dava şartı zorunlu arabuluculuk süreci işletilmediğinden davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, müvekkilinin davacı firmaya hiçbir borcu bulunmadığını, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları incelendiğinde müvekkilden hiçbir alacağının bulunmadığı açıkça görüleceğini, davacının tüm alacak iddialarını reddettiklerini, davacı tarafın takibe ve davaya konu faturalarda yer alan malların teslimine ilişkin belge bulunmadığını beyan ettiğini ve bunu da müvekkilin şirket ortağı olmasına bağladığını, davacı tarafın basiretli bir tacir olup teslim belgesinin bulunmayışını müvekkilinin şirket ortağı olmasına bağlayamayacağını, davacının davaya konu ettiği faturalarda yer alan malları müvekkile teslim ettiğini ispat etmek zorunda olduğunu, faturanın tanzim edilmiş olması malın veya hizmetin teslim edildiği anlamına gelmeyeceğini, davacı taraf mal veya hizmet teslimini ayrıca, açıkça ispat etmek zorunda olduğunu, davacının takip dayanağı olarak gösterdiği faturalar ile talep ettiği miktarın uyuşmadığını beyanla; Fazlaya ilişkin tüm dava ve şikayet hakları saklı kalmak kaydı ile; davanın görevsizlik nedeniyle reddine dosyanın görevli Nöbetçi Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, davanın usulüne uygun bir arabuluculuk süreci yürütülmediğinden dava şartı yokluğundan reddine, esasına girilmesi halinde açıkladığımız sebepler ve zamanaşımı nedeniyle davanın esastan reddine, kötü niyeti sebebiyle davacının %20 oranında tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle, ----. İcra Müdürlüğünün ----- sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----İcra Müdürlüğünün ----- esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde buludğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından Borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Bilirkişi tarafından alınan raporda ," Davalı tarafın incelemeye defterlerini sunmadığını, davacı tarafın 2022 yılına ait ticari defter ve belgelerinin incelendiğini, defter ve belgelerin yasalara uygun olarak tutulduğunu ve sahibi lehine delil teşkil ettiğini, davacı şirket ticari defter/muhasebe kayıtlarında, davalı şirket ile olan ticari ilişkinin ---- Alıcılar Hesabının, ----- alt hesabında kayıt altına alındığı, yapıla tespitler sonucunda, davacı şirketin dava konusu yaptığı alacak tutarı ile ilgili kesin bir sonuca ulaşılamadığını, Dava konusu faturaları e.arşiv faturasıdır. E.arşiv faturası tebliğleri gereği; Mükellefler, e-Arşiv Uygulaması kapsamında elektronik belge biçiminde oluşturdukları faturayı bu Tebliğin 7.1 ve 7.2 bölümünde belirtilen istisna haricinde alıcısına kâğıt ortamında teslim ederler. e-Arşiv Uygulaması kapsamında düzenlenen faturanın kâğıt ortamında teslim edilmesi esastır. Ancak, ilgili tebliğe rağmen davacı tarafından düzenlenmiş dava konusu faturaların, davalı tarafa kağıt ortamında teslim edildiğine ilişkin ispatlayıcı bilgi ve belge görülmediğinden, dava konusu faturaların davalıya tebliğinden söz edilemeyeceği, bu nedenle borçlandırma da yapılmayacağı, davalının borçlu olduğu sonucuna varılmayacağı, tespit edilmiştir." şeklinde rapor sunulmuştur. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan faturalar davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz(Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, ----- Esas ve ---- Karar Sayılı İlamı). Davada ispat külfeti faturalar nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacının üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir(Yargıtay ------ Hukuk Dairesi'nin 22/02/2016 Tarih, ----- Esas ve ----- Karar Sayılı İlamı). Ticarî defterlerin ibrazı ve delil niteliği, HMK’nın 222. maddesinde düzenlenmiş olup maddenin 1. fıkrasında mahkemenin, ticarî davalarda tarafların ticarî defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebileceği ve aynı maddenin 2. fıkrasında ise ticarî defterlerin, ticarî davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması gerektiği düzenlenmiştir. Ticarî defter kayıtları ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan tarafın, ticarî defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticarî defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir (HMK m. 222/3). Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticarî defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olurlar. (HMK m. 222/4). Öte yandan taraflardan birinin diğer deliller yanında karşı tarafın ticarî defterlerine dayanmasıyla karşı taraftan ticarî defterlerin ibrazının istenilmesi, ancak ticarî defterlerin ibrazından kaçınılması durumunda, HMK’nın belgelerin ibraz mecburiyetini içeren 219 ve devamındaki hükümler uygulama alanı bulacaktır. Bu çerçevede HMK’nın 220/3. maddesinde düzenlenen belgenin ibraz yükümlülüğüne aykırı davranışın sonucunda, HMK’nın 222/5. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak hâkime takdir hakkı tanınmış olup hâkim, ibraz edilmeyen belgenin/ticarî defterin içeriği hakkında, somut durumun niteliğine uygun düştüğü ölçüde yapacağı değerlendirme sonrasında ibrazı isteyen diğer tarafın beyanının kabul edilip edilemeyeceğine karar verecektir (----- sayılı kararı )Somut olayda mahkemece usulüne uygun ihtara rağmen davalı taraf ticari defterlerini mahkemenin incelemesine sunulmadığı, davacı tarafın defterlerinin incelendiği, davacının takibe konu faturaları BS formu ile vergi dairesine bildirmediği, davacı defterlerindeki alacak kaydının davalı lehine alacak kaydı yapılarak kapatıldığı, davacının borcu kaptma işleminin usulsüz olarak muhasebecileri tarafından yapıldığının iddia edildiği ancak buna ilişkin somut bir delil sunulmadığı gibi muhasebeci hakkında suç duyurusunda da bulunulmadığı, dosya kapsamında davalıya mal teslimi yapıldığına ilişkin irsaliye veyahut da başkaca delil bulunmadığı, bu hali ile davacının davalıdan alacaklı olduğu hususunu ispat edemediğine kanaat getirilmiştir. Kural olarak ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse son çare olarak yemin deliline başvurulması gerekmektedir. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap layihasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline dayandığı görüldüğünden davacı tarafa yemin delili hatırlatılmış, davacı tarafından yemin metni sunulmuş ise de davalı tarafından yemin içeriğinin ters olması sebebiyle yemin metnine itiraz edilmiştir. Yemin metni içeriği mahkememizce olayın oluşuna göre düzenlenmiştir. Yemin metni içeriğine itiraz dilekçesi ile cevap dilekçesi arasında çelişki bulunması sebebiyle davalı taraf öncelikle isticvap edilmiş ve kendisine mal tesilim yapılmadığı beyan etmiştir. İsticvabın ardından davalı taraf 26.11.2024 tarihli celse de davacıdan malları teslim almadığına ilişkin olarak yemin etmiştir. Hal böyle olunca ispat külfeti üzerinde davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. İcra ve İflas Kanununun 67 maddesinin 2.fıkrasına göre; “ Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.” Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır. Bu nedenle de davalı tarafın kötüniyet tazminatının da reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davalının kötü niyet tazminatının reddine, 3-Karar harcı 427,60-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.649,11-TL harcın mahsubu ile artan 1.221,50-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, 7-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde --- Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.