Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1189 E. 2024/1577 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/1189
Karar No
2024/1577
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/1189 Esas

KARAR NO: 2024/1577

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 06/04/2021

NUMARASI: 2019/544 Esas, 2021/205 Karar

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 19/12/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; fuar katılım bedelinin tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında akdedilen Alan Kiralama Formunda, kiralanacak alanın özellikleri 80 m2, standsız ve 2 tarafı açık olarak belirlenmesine rağmen bu özellikleri taşımayan davacı tarafça temin edilen alanın müvekkilinin malzemelerinin yarısını bile almayacak kadar küçük ve dar olduğunu, bu nedenle davacının kiralama formunda belirlenen ücreti almaya hak kazanamadığını, davacı sözleşme gereği edimini ifa etmeden müvekkilinden ücret ediminin ifasını talep edemeyeceğini, ayrıca davacının kur farkı yansıtarak belirlenen bedelin 1.500,00 TL üzerinde bir talepte bulunduğunu belirterek haksız ve hukuka aykırı icra takibi sebebiyle davacı aleyhinde icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; 30/11/2017 tarihinde 10-13 Ocak 2018 tarihlerinde yapılacak 34. Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı'na katılım hususunda taraflar arasında sözleşme imzalandığı, iki tarafı açık standsız 80 m2 alanın ... kısmında davalıya tahsis edileceği ve sözleşme bedeli olarak davalının ilk taksidi 30.12.2017 tarihinde olmak üzere 5 taksitte toplam 35.000 TL ödeyeceği hususlarının kararlaştırıldığı, davalının fuara katıldığının sabit olduğu, davalı tarafından sözleşmede kararlaştırılan m2 kadar fuar alanının tahsis edilmediği vakıası ileri sürüldüğünden eldeki esas uyuşmazlığın davacının sözleşmeye uygun olarak yer tahsis edip etmediği noktasında toplandığı, davalı tarafından, kendilerine ayrılan alanın istenilen özelliklerde olmadığının davacı yana fuar başlangıcında ihbar edilmediği, her ne kadar davalı eldeki davada uygun alan tahsis edilmediğinden bahisle ücrete hak kazanılamayacağı savunmasında bulunuluyor ise de, fuarın yapıldığı 10-13 Ocak tarihinden önceki 30/12/2017 tarihli ilk taksidin dahi davalı yanca ödenmemiş olduğu, bilirkişi raporlarında ...'e 50 m2 stand alanı bildirilmiş olması sebebiyle 50 m2 üzerinden alternatif olarak hesaplama yapılmış olmakla, davacı tarafından ...'e yapılan bu bildirimde tüm katılımcılara ilişkin fuar alanının en fazla 50 m2 olduğunun bildirildiği, 50 m2'yi aşan bir bildirimin bulunmadığı ve nitekim tablo başlığında "uygun bulunan m2" ifadesinin kullanıldığı, ... İyileştirme Geliştirme Destek Programı Uygulama Esaslarının 6. ve 7. maddeleri uyarınca fuar organizasyonlarında en fazla 50 m2 alanın destekleneceği görüldüğünden bu bildirimden yola çıkılarak davalıya gerçekte 50 m2 tahsis edildiğinden bahsedilemeyeceği, aksi düşüncenin tüm liste kapsamı dikkate alındığında hayatın olağan akışına aykırı olduğu, zira davalıya tahsis edilen alanın ... firmasının yazısında 112 m2 olarak belirtildiği, davalının fuar alanının aslında kararlaştırılandan daha küçük olduğu hususunu ispatlayamadığı, ayrıca davalının kur farkına ilişkin savunmalarının sözleşmede "TL" cinsinden ödeme yapılacağının kararlaştırılmış olması ve davacı tarafından "TL" üzerinden talepte bulunulmuş olması karşısında yerinde olmadığı, davalı takipten önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin de yerinde olmadığı gerekçelerine istinaden itirazın iptali ile takibin asıl alacak üzerinden devamına ve davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davanın konusunun kiralanan alanın bedeline ilişkin olması sebebiyle kira ilişkisinden doğan bu uyuşmazlık bakımından Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, müvekkiline teslim edilen fuar alanının Alan Kiralama Formunda belirtilenden daha küçük olduğunu, bu nedenle müvekkilinin herhangi bir borcunun bulunmadığını, ayrıca kur farkı yansıtılarak kararlaştırılan bedelin 1.500,00 TL üzerinde ücret talep edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, fuar katılım alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.Davacının, davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 34.999,98 TL asıl alacak ve 595,48 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 35.595,46 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, Mahkemece yapılan yazışmaya ödeme emrinin tebliğine yönelik mazbatanın bulunamadığından bahisle cevap verilmesi sebebiyle itirazın süresinde olduğunu değerlendirmek gerektiği, davacının ise yasal süresi içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Bilirkişi tarafından sunulan 15/09/2020 tarihli raporda; davacı tarafından incelemeye sunulan ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve delil niteliği taşıdığı, davalının fuara katıldığı, kararlaştırılan fuar katılım bedeli için davacı tarafından düzenlenen 17/01/2018 tarihli ve 34.999,98 TL bedelli faturanın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu gibi davalı şirkete de 18/01/2018 tarihinde ... Kargo AŞ aracılığı ile teslim edildiği, tebliğ edilen faturaya TTK'nun 23. maddesi anlamında yasal süresinde itiraz edilmediği veya faturanın iade edilmediği, davalı takipten önce temerrüde düşürülmediğinden işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı bildirilmiştir.Ayrıca mahkemece fuar alanında uzman bilirkişiden de rapor alındığı görülmüştür. Öncelikle davalının, kira ilişkisinden doğduğundan bahisle uyuşmazlık bakımından Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik istinaf sebebi incelenmiştir. Buna göre taraflar arasında akdedilen "Alan Kiralama Formu" başlıklı sözleşmenin bedelinin içerisinde stand alan ücreti ile birlikte ayrıca elektrik kablolalama, kullanım ve sarf malzemeleri hizmeti ücreti ve stand denetim ücretinin de bulunduğu anlaşılmakla sözleşmenin konusunun sadece kiralamaya ilişkin olmadığı, aynı zamanda başka hizmetlerin de sözleşmeye konu edildiği dikkate alındığında işbu uyuşmazlık bakımından Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna yönelik istinaf sebebi yerinde değildir. Görevli Mahkeme tarafından davanın görülüp sonuçlandırılmasında usul ve kanuna aykırı bir yön bulunmamaktadır. Dosya kapsamından, 10-13 Ocak 2018 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi ... Fuar alanında gerçekleştirilecek 34. Uluslararası Anne Bebek Çocuk Ürünleri Fuarı ile ilgili davacı ve davalı arasında 30/11/2017 tarihinde Alan Kiralama Formu imzalandığı, buna göre kiralanan toplam alanın 80 m2 ve KDV dahil toplam ücretin ise 35.000,00 TL olarak kararlaştırıldığı, söz konusu tarihte gerçekleşen fuara davalının katılım sağladığı anlaşılmış olup davalı tarafın itirazları, teslim edilen fuar alanının taraflar arasında kararlaştırılandan daha küçük olduğu ve alacağın miktarı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda, davalı tarafın, fuar alanının Alan Kiralama Formunda belirlenenden daha küçük olduğuna yönelik iddiası hizmetin ayıplı verilmesi ile ilgili bir husustur. Her iki tarafın da tacir olması sebebiyle uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 23/1-c maddesine göre, hizmet alan tacir, açık ayıplarda 2 gün, açıkça belli olmayan ayıplarda ise 8 gün içinde bu durumu hizmet verene iletmek durumundadır. Buna göre davalı tarafından varlığı ileri sürülen ayıbın, açık ayıp niteliğinde olduğu anlaşılmakla fuar tarihinden itibaren anılan kanun maddesinde belirtilen süre içerisinde bir ayıp ihbarında bulunulduğu dosya kapsamı ve mevcut delil durumu ile ispatlanamadığından davalının bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Davalı vekilinin de hazır bulunduğu Mahkemenin 03/12/2019 tarihli celsesinde, inceleme günü tayin edilerek tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiği, ticari defter ve kayıtların ibraz edilmesi için inceleme gününe kadar kesin süre verilerek aksi halde ticari defter ibrazından kaçınılmış sayılacağının davalı vekiline ihtar edildiği, buna rağmen davalının inceleme gününde ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmediği, incelemenin davacıya ait ticari defter ve kayıtlar üzerinden yapıldığı anlaşılmıştır. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3). Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesinin 2018/2696 Esas 2018/3431 Karar sayılı ilamı).Somut olayda, usulüne uygun olarak verilen kesin süre ve yapılan ihtarata rağmen davalı taraf inceleme günü ticari defterlerini sunmamış olup davacının ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan 15/09/2020 tarihli bilirkişi raporu ile fuar katılım bedeline ilişkin davacı tarafından düzenlenen 17/01/2018 tarihli ve 34.999,98 TL bedelli faturanın davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edildiğinden artık alacağın varlığı ve miktarı ispatlanmıştır. Davalı taraf ticari defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda davacının ticari defter ve kayıtları ile alacağın varlığı ve miktarı ispatlandığından alacağın miktarına yönelik davalının itirazları yerinde görülmemiştir. Bu nedenlerle Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli olduğu gibi ayrıca davalının borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla icra inkar tazminatına hükmedilmesi de yerinde olmuştur.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/544 Esas, 2021/205 Karar sayılı ve 06/04/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davalı tarafından peşin olarak yatırılan 663,30 TL harçtan mahsubu ile bakiye 235,70 TL'nin talebi halinde davalıya İADESİNE, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.19/12/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/1189, K. 2024/1577, T. 19.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2021-1189-e-2024-1577-k-4b5c54762d5b