İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/676 E. 2024/1015 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/676
- Karar No
- 2024/1015
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2022/676 Esas KARAR NO :2024/1015
DAVA:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:04/08/2022 KARAR TARİHİ:18/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı yan arasındaki anlaşma gereği davalı yanın üzerinden davacı şirketin oteline konaklama için rezervasyonlar alındığını, davalı şirketin “tatil.com” olarak bilindiğini ve davacı şirket tarafından verilen hizmet kapsamında davalı yana fatura düzenlendiğini, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalardaki bedellerin davalı yan tarafından davacıya ödenmediğini, davacı tarafından verilen hizmetlerin karşılığının aylar boyunca davalıdan tahsil edilemediğini, davacı şirketin tüm iyi niyetli girişimlerine rağmen fatura bedellerinin daval tarafından ödenmemesi üzerine 207.729,59 TL.lik faturaya dayalı alacak bakımından .... İcra Dairesi ... E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının borca haksız olarak itiraz ettiğini ve bu sebeple takibin durduğunu, İtiraz edilen icra takibinin borçluya kesilen faturalar ve cari hesaba dayanmakta olup takibe konu borcun davacı ve davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında sabit olduğunu, davalının kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ettiğini, zaman kazanmaya çalıştığını, borca da bu nedenle itiraz ettiğini, icra inkar tazminatı talep etme zorunluluğu hasıl olduğunu, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi neticesinde davalarının haklılığının ortaya çıkacağını, bu nedenlerle davanın kabulüne, .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasına davalı tarafından yapılan haksız ve yasal dayanaktan yoksun itirazın iptali ile icra takibinin devamına, talep edilen miktar yönünden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görüldü. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin yurtdışında ve Türkiye'de turizm sektöründe faaliyet göstermekte olan, Türk ticari hayatının köklü şirketlerinden olduğunu, davalı şirketin iştigal konusu olan turizm ve otelcilik alanında dünyada büyük başarılara imza atmış olup, tüm dünyada ve özellikle Türkiye'de sektörel anlamda adından söz ettirdiğini, davalı şirketin her zaman müşteri memnuniyeti ve en güvenilir hizmeti verme anlayışı içerisinde hizmet verdiğini, hal böyleyken davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediği yönündeki beyanların ancak ve ancak itibar zedelemek niyetiyle söylenmiş olacak olup daha ötesine gidemeyeceğini, bilindiği üzere COVID-19, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihinde pandemi ilan edilmiş olup, dünya çapında hala hızla yayıldığını, bu bağlamda COVTD-I9 salgın hastalığının mücbir sebep teşkil ettiğinin söylenebileceğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararında “Mücbir sebep, sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, genel bir davranış normunun veya borcun ihlâline mutlak ve kaçınılmaz bir şekilde yol açan, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olaydır. Deprem, sel, yangın, salgın hastalık gibi doğal afetler mücbir sebep sayılır.” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/90 K. 2018/1259 T. 27.6.2018) demek suretiyle salgın hastalıkların mücbir sebep olduğunu kabul ettiğini, tarafların yaptıkları sözleşme uyarınca üstlendikleri edimlerin ifasının, mücbir sebep olarak nitelendirilen bu salgın hastalık ve salgın hastalıkla mücadele ederken devletlerin aldığı önlemler sebebiyle doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmiş ve bazen de imkansızlaştığını, ülkede ilk etapta eğlence yerleri ve kahvehanelerin kapatılmasıyla başlayan önlemlerin gün geçtikçe sıkılaştığını, şehirler arası ulaşımın yasaklanması ve devamında sokağa çıkma yasağı uygulamasına kadar genişletildiğini, bu durumun hayatın olağan akışını etkilediğini ve birçok sektörün özellikle de turizm sektörünün oldukça zarar görmesine sebep olduğunu, turizm sektöründe krizin, turizmle ilgili işletmelerin olağan faaliyetlerini tehdit eden, turistik bölgenin güvenli olmadığı izlenimi yaratan, turistleri yörenin turistik çekicilikleri ve rahatlığı konusunda olumsuz etkileyen ve bölgeye yönelik turizm talebinin ve harcamalarının azalması nedeniyle yerel turizm işletmelerinin faaliyetlerini yerine getirememeleri ya da varlıklarını devam ettirememelerine ve turizm talebinin azalmasına neden olan olaylar şeklinde tanımlandığını, pandeminin turizm ekonomisi için eşi görülmemiş bir kriz olarak nitelendirildiğini, davalı şirketin pandemi nedeniyle ve izah etmiş oldukları üzere turizm talebinin ve harcamalarının oldukça azalması ile aşırı ifa güçlüğüne düştüğünü, davacının icra inkar tazminatına ilişkin taleplerinin haksız ve usule aykırı olduğunu, yerleşik yargıtay karalarında kimi alacakların likit olmadığının kabul edildiğini, aksi iddiaların kabulü anlamına gelmemekle birlikte, davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği bedellerin likit alacak olamayacağını, Yargıtay kararlarına istinaden likit olmayan alacaklara, itiraza uğrayan faturadan kaynaklanan alacak, henüz tazmin edilmemiş bulunan teminat mektubu bedelinin depo edilmesi talebi, kaybedilen teminat mektubunun tazmini talebinden kaynaklanan alacak, kaçak elektrik, su ve doğalgaz kullanımından kaynaklanan alacaklar, sebepsiz zenginleşmeden doğan alacak, haksız fiilden doğan alacak, trafik kazasından doğan tazminat alacağı, sözleşmede kararlaştırılmamış bulunan faiz alacağı, munzam zarar alacağı, kat karşılığı eser yapım sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart ve kira mahrumiyeti alacağı, bilirkişi raporuyla tespit edilme ihtiyacı olan alacak; sigorta tazminatına konu olan alacak vs. örnek olarak gösterilebileceğini, kaldı ki icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için bazı şartlar gerekmekte olup, mezkur hadisede hiçbir şartta gerçekleşmemiş bulunduğunu, bu yaptırımın uygulanabilmesi için borçlunun itirazının haksız olması gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleriyle vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, haksız ve kötü niyetli takip başlatıldığından davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ettiği görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dava dilekçesi, cevap dilekçesi ve sair tüm evraklar hep birlikte incelenmiştir. Dosyamıza getirtilen .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 207.729,59-TL üzerinden icra takibi yapıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu, itirazın süresinde ve usulüne uygun yapıldığı, buna göre davanın, İİK.67.maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememiz 11/01/2023 tarihli duruşmasının 3 nolu ara kararı gereğince, davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelenerek rapor hazırlanması hususunda Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine talimat yazılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından 19/07/2023 tarihli raporda özetle; "1- Davacı ... Aş. Tarafından Sunulan 2021-2022 Yevmiye Defteri-Defter-i Kebir Defterlerinin Açılış Ve Kapanış Onaylarının (Türk Ticaret Kanunu'nun 64' uncu madde hükümlerinde belirlenen sürelerde yapıldığı, 2- Davacı ...Aş. Tarafından Sunulan 2021-2022 Yevmiye Defteri-Defter-i Kebir Defterlerinin TT Kanun'un 65. Maddesi hükümlerine uygun olarak tutulduğu, 3- Ticari defter Kayıtlarında Dava Tarihi (04.08.2022) İtibari İle Davacı ... Aş.'nin — Davalı ... Şirketi” den 206.809,59 TL Alacaklı Olduğu," şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Mahkememiz 11/10/2023 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı gereğince iddia ve toplanan deliller kapsamında davalının da ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle birleştirici rapor tanzimi hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve bilirkişi sunmuş olduğu 21/04/2024 tarihli raporunda özetle; "- T.C. .... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında başlatılan 13.12.2021 tarihli icra takibinde davacı şirket tarafından davalı şirketten 207.729,59 TL toplam fatura alacağının talep edildiği, -04.08.2022 tarihli dava esas değerinin 207.729,59 TL olarak belirlendiği, icra takibinde takip öncesi işlemiş faiz talep edilmediği, -İcra takip ödeme emrinde talep edilen e 16,75 reeskont avans faiz oranının takip tarihinde TCMB verilerine göre geçerli oran olduğu, -Davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarının incelendiği Bilirkişi Raporuna göre icra ve dava konusu alacağın davacı şirket tarafından davalı şirkete düzenlenen toplam 42 adet e-faturadan kaynaklı olduğu, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, sadece bir kez iade faturası düzenlendiği ve davalının cari borcundan tenzil edildiği, -Davacı şirketin ticari defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporuna göre gerek icra ve gerekse dava tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten 207.729,59 TL alacaklı olduğu, icra takibi ile istenilen ana para alacağının davacının ticari defter ve kayıtları ile uyumlu olduğu, -Davacı şirketin ticari defterlerinin incelendiği Bilirkişi Raporuna göre davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarını elektronik ortamda kayıt ettiği, Bilirkişi Raporunda 2021 ve 2022 yıllarının incelendiğinin belirtildiği, ancak 2021 yılı incelemesinin ilk fatura tarihi olan Mayıs 2021 ayından başlatıldığı, Ocak 2021 ayı ve beratı incelenmediği halde davacının 2021 yılı yevmiye ve defter-i kebir beratlarının süresinde verildiğinin beyan edildiği, aslında 2021 yılı açılış ayı olan Ocak ayının incelenmediği ve tespitte bulunulmadığı, ayrıca mevzuatımız gereği henüz elektronik ortamda tutulmayan envanter defterlerinin de incelenmediği, -Davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelemeye sunulmadığından ayrıca farklı bir değerlendirme yapma imkanı olmadığı," şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Mahkememiz 22/05/2024 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararı gereğince, birleştirici rapor gözetilerek, birleştirici raporda davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının incelendiği talimat raporunda eksik olduğu bildirilen davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarının eksiksiz olarak incelenmesi için Antalya Asliye Ticaret Mahkemesine yeniden talimat yazılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından sunulan 12/08/2024 tarihli raporda özetli; "1- Davacı ... Aş. Tarafından Sunulan 2021-2022 Yevmiye Defteri-Defter-i Kebir Envanter Defterlerinin Açılış Ve Kapanış Onaylarının ,Türk Ticaret Kanunu'nun 64' uncu madde hükümlerinde belirlenen sürelerde yapıldığı, 2- Davacı ... Aş. Tarafından Sunulan 2021-2022 Yevmiye Defteri-Defter-i Kebir-Envanter Defterlerinin TT Kanun'un 65. Maddesi hükümlerine uygun olarak tutulduğu, 3- Kök Raporda Olduğu Şekliyle Ticari defter Kayıtlarında Dava Tarihi (04.08.2022) İtibari İle Davacı ... Aş.'nin Davalı ... Şirketi'den 206.809,59 TL Alacaklı Olduğu," şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür. Bu kapsamda somut olaya bakıldığında; taraflar arasında hizmet sözleşmesi uyarınca oluşan cari hesap alacağına ilişkin davalı aleyhine takip yapıldığı, davalının takibe itirazı üzerine duran takibe devam edilebilmesi amacıyla itirazın iptali istemli işbu davanın açıldığı, davacının ticari defter ve kayıtlarının iddia ve savunma kapsamında incelendiği, davalının defter ve kayıtlarını ibraz etmediği anlaşılmaktadır. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen ve dosya kapsamına göre denetime elverişli bulunan talimat kök ve ek bilirkişi raporunda davacının usulüne uygun tutulmuş ve lehine delil olma vasfına haiz olan ticari defter ve kayıtlarına göre 206.809,59 TL alacak yönünden kayıtların örtüştüğü tespit edilmiştir. İki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri Yasa'da belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır. Davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesinde davacının davalıdan 206.809,59 TL alacaklı olduğu, davalının ihtaratlı kesin süre verilmesine rağmen ticari defterlerini sunmaktan kaçındığı, davalı tarafından cevap dilekçesi ve 28/08/2024 tarihli son bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde esasen hizmetin verildiğine dair bir itirazda bulunulmadığı, covid 19 salgın hastalığının mücbir sebep oluşturduğundan bahisle aşırı ifa güçlüğüne dayanıldığı da gözetildiğinde davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 206.809,59 TL alacaklı olduğu bu miktar yönünden takibin yerinde olduğu, davalı tarafça borcun ödendiğine ilişkin ispata elverişli delil sunulmadığı anlaşılmakla, davanın kısmen kabulüne ve kabul edilen miktar bakımından alacak likit olduğundan davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi edilmiştir.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda ayrıntılı olarak izah edildiği üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; davalı tarafından .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 206.809,59 TL üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Alacağın %20'si oranında hesap olunan 41.361,92 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 14.127,16-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.508,86-TL harcın mahsubu ile geriye kalan 11.618,30-TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafça başlangıçta yapılan 2.601,06-TL gider ile yargılama aşamasında yapılan 6.429,00-TL olmak üzere toplam 9.030,06-TL yargılama giderinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 8.990,33-TL yargılama gideri ve peşin yatan harç gideri 2.508,86-TL'nin toplamı olan 11.499,19-TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, geriye kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, 6-Davacı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 33.089,53 -TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 7-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 920,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 8-1.560,00-TL Arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.553,14-TL'nin davalıdan geriye kalan miktarın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/12/2024
Katip ... E-İmzalıdır
Hakim ... E-İmzalıdır